# “Eylülde üretici-market fiyat farkı 3 buçuk kata ulaştı”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/eylulde-uretici-market-fiyat-farki-3-bucuk-kata-ulasti-71745h/
- Yayımlanma: 2021-10-01T09:11:54+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayında
üretici ve market arasındaki fiyat farkının 3 buçuk kata ulaştığını bildirdi. Bayraktar,
kuru soğanın 3,5 kat, maydanoz ve elmanın 3,4 kat, limonun 3,3 kat, yeşil fasulyenin
3,1 kat, kuru üzüm ve marulun 2,7 kat, sütün 2,6 kat fazlaya tüketiciye satıldığını
vurguladı ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Üreticide 62 kuruş olan kuru soğan 2 lira 19 kuruşa, 66 kuruş olan maydanoz 2 lira
26 kuruşa, 2 lira 8 kuruş olan elma 6 lira 97 kuruşa, 2 lira 25 kuruş olan limon
7 lira 42 kuruşa, 4 lira 13 kuruş olan yeşil fasulye 12 lira 63 kuruşa, 12 lira 
25 kuruş olan kuru üzüm 32 lira 80 kuruşa, 1 lira 88 kuruş olan marul 5 liraya, 
3 lira olan süt 7 lira 87 kuruşa satılmaktadır.

Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 253,23 ile 
kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat farkını maydanoz yüzde 242,42, elma yüzde
235,10, limon yüzde 229,78, yeşil fasulye yüzde 205,81, kuru üzüm yüzde 167,76, 
marul yüzde 165,96, süt yüzde 162,33 oranında izledi.

Eylül ayında markette 24, üreticide 20 üründe fiyat artışı; markette 13, üreticide
7 üründe fiyat düşüşü; markette 1, üreticide 3 üründe fiyat değişmedi.

Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette domates, üreticide sivri biber,
fiyatı en fazla düşen ürün ise markette ve üreticide limon oldu.”

**“Markette en fazla fiyat artışı domateste, en fazla fiyat düşüşü ise limonda görüldü”**

Eylül ayında markette en fazla fiyat artışının yüzde 26,89 ile domateste, en fazla
fiyat düşüşünün yüzde 27,33 ile limonda olduğunu ve yeşil mercimekte ise fiyat değişimi
olmadığını bildiren Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:
“Markette yüzde 26,89
oranındaki domateste yaşanan fiyat artışını yüzde 23,91 ile kuru fasulye, yüzde 
19,37 ile zeytinyağı, yüzde 15,96 ile pirinç, yüzde 15,33 ile kuru üzüm, yüzde 11,81
ile tavuk eti, yüzde 8,56 ile ıspanak, yüzde 6,27 ile kuru kayısı, yüzde 5,29 ayçiçek
yağı, yüzde 5 ile Antep fıstığı, yüzde 4,81 ile elma, yüzde 4,63 ile maydanoz, yüzde
4,58 ile iç fındık, yüzde 3,74 ile yumurta, yüzde 3,52 ile marul, yüzde 2,47 ile
süt, yüzde 1,65 ile beyaz peynir, yüzde 1,63 ile kuzu eti, yüzde 1,53 ile dana eti,
yüzde 1,44 ile yoğurt, yüzde 1,10 ile kaşar peyniri takip etti.Markette en fazla
fiyat düşüşü ise yüzde 27,33 ile limonda yaşandı. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde
22,43 ile salatalık, yüzde 12,70 ile havuç, yüzde 11,38 ile kuru incir, yüzde 10,37
ile kırmızı mercimek, yüzde 9 ile nohut, yüzde 7,53 ile yeşil soğan, yüzde 7,18 
ile mısırözü yağı, yüzde 4,75 ile yeşil fasulye, yüzde 4,37 ile kuru soğan, yüzde
2,50 ile patlıcan, yüzde 1,96 ile kabak izledi.”

**“Üreticide en fazla fiyat düşüşü limonda, en fazla fiyat artışı ise sivri biberde
oldu”**

Eylül ayında üreticide yüzde 56,05 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürünün limon,
fiyatı en fazla artan ürünün ise yüzde 58,97 ile sivri biber olduğunu belirten Bayraktar,
şu bilgileri verdi:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,33 ile kuru soğan, yüzde 
15,33 ile salatalık, yüzde 14,49 yeşil fasulye, yüzde 5,45 ile elma, yüzde 3,85 
ile iç fındık izledi.Antepfıstığı, yeşil soğan ve ıspanak fiyatında ise bir değişim
yaşanmadı.Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 58,97 ile sivri biberde görüldü.
Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 46,08 ile domates, yüzde 45,07 ile patates,
yüzde 35,71 ile kuru kayısı, yüzde 31,58 ile havuç, yüzde 29,66 ile marul, yüzde
19,35 ile yumurta, yüzde 15 ile patlıcan, yüzde 10 ile maydanoz, yüzde 9,09 ile 
kabak, yüzde 8,91 ile yeşil mercimek, yüzde 6,67 ile kuru incir, yüzde 5,54 ile 
pirinç, yüzde 3,46 ile kırmızı mercimek, yüzde 2,08 ile kuru üzüm, yüzde 1,29 ile
zeytinyağı takip etti.”

**“Yeni sezon ürünlerin çıkması ve fiyatların geçen sene depoya alınan ürünlere 
oranla hesaplanması fiyat düşüklüğüne sebep olmaktadır”**

Eylül ayında üretici ve markette fiyatı en fazla düşen ürünün limon olduğunu hatırlatan
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, limon fiyatının yeni sezona ait olup, fiyat düşüşünün
geçen sezona ait depodaki ürün fiyatıyla kıyaslandığından kaynaklandığını belirterek
açıklamasına şöyle devam etti:
“Yeni sezon limon hasadı başlamasına rağmen, üreticilerimiz
ürününü pazarlamada sıkıntı yaşıyor ve ürünü satacak alıcı bulamıyor, bulsa da çok
düşük fiyata satmak zorunda kalıyor.Kuru soğanda kışlık ürünlerin hasadı başladı.
Rekoltenin artması ve talebin de yavaş olmasına bağlı olarak pazarlama sorunları
fiyatlarda düşüşe yol açtı. Bir önceki yıl ihracatın kapatılmasıyla yaşanan pazar
kaybı tüccar alımlarını etkiledi. Üreticide soğan fiyatları düşük seyretti. Yaklaşık
kilogram maliyeti 1 lira civarında olan soğanda, hasadın yoğunlaşmasıyla birlikte
fiyatlar 62 kuruş seviyesine kadar indi ve ürünler tarlada bekliyor. Üreticilerimiz
kuru soğanı tarladan toplatacak işçilik maliyetini bile karşılayacak durumda değil.
Fiyat istikrarı için kuru soğanda ivedi olarak geçen yıl olduğu gibi TMO alım yaparak
müdahale etmelidir. Belediyeler ile kamu kurumları alım konusunda harekete geçmelidir.
Sivri biber ve domateste arzdaki azalma fiyatların artmasına sebep oldu. Patateste
ise okulların açılmasıyla talepteki artış fiyatları yükseltti. Kuru kayısıda TMO’nun
alımları fiyat artışında etkili oldu. Kuru incirde rekoltedeki azalma ve TARİŞ’in
fiyat açıklaması fiyatı artırdı. Yumurtanın fiyat artışına ise üretimdeki azalma
ve artan maliyetler etkili oldu. Hasat öncesi arzda yaşanan azalma ve havaların 
soğumasıyla birlikte talebin artmasıyla havuçta da fiyat artışı meydana geldi.Elmada
üretici fiyatları yeni sezonda, geçen dönemin ortalama fiyatlarından düşük seyretmektedir.
Fiyatın düşük seyretmesinin en önemli nedeni, geçen yıl pandemiden dolayı getirilen
kısıtlamalar nedeniyle elma alan tüccar ve ihracatçılar ellerinde kalan elmaları
düşük fiyattan meyve suyu fabrikalarına satmak zorunda kaldı. Bu sezon ihracatçı
ve tüccarlar aynı sıkıntıyı yaşamamak için ihtiyaçları kadar elma alıyorlar, bu 
da fiyatların düşük oluşmasına neden oluyor. Piyasadaki bu tedirginliği kaldırmak
için üreticilerimize depo desteği verilmelidir. Ayrıca daha fazla milli gelir elde
edilmesi adına ortalama 225 bin ton olan elma ihracat miktarımızı artırmak için 
ihracat desteği sağlanmalıdır.Pirinçte yaşanan fiyat artışları yeni sezona ait olup,
artış geçen sezonla kıyaslamadan kaynaklanmaktadır. Maydanoz, kabak, patlıcan ve
marulda hasat edilen ürün miktarındaki azalma fiyatlara yansımıştır.”

**“Gübre Fiyatları Beklenenin Çok Üzerinde Astronomik Hızla Artıyor”**

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal üretimin 
en önemli girdilerinden olan gübrede son dönemlerde yaşanan ve üreticiyi ciddi anlamda
olumsuz etkileyen fiyat artışları konusunda da açıklama yaptı.
“Üretici önünü göremiyor,
başta gübre olmak üzere adeta füze gibi yükselen girdi fiyatlarını endişeyle izliyor.
Acil tedbirler alınmalı!” diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:“24 Eylül 2021
tarihinde yapılan zamlarla azotlu gübre fiyatlarında önemli artışlar yaşandı. Amonyum
sülfat gübresinde yüzde 21 artış olurken, amonyum nitrat gübresi yüzde 16 ve üre
gübresi yüzde 14 arttı. Aynı tarihte DAP gübresi yüzde 3 ve 20.20.0 kompoze gübresi
yüzde 2 oranında arttı.Böylece son bir yıllık artış DAP gübresinde yüzde 146 ve 
üre gübresinde yüzde 145 olurken, amonyum sülfat gübresinde yüzde 157’lik, amonyum
nitrat gübresinde yüzde 135’lik ve 20.20.0 gübresinde yüzde 117’lik bir artış yaşandı.
Yeni üretim sezonuna hazırlanan ve kuraklık endişesi taşıyan üreticilerimiz önünü
göremiyor. Bu artışların devam etmesi halinde nasıl bir üretim yapacağını kestiremiyor.
Kuraklıktan dolayı rekolte kayıpları yaşayan, geliri azalan ve borcunu borçla kapatıp
yeni kredi alamayan çiftçi bu fiyatlarla gübre alamaz ve gübre kullanamazsa verimde
ve kalitede kayıplar meydana gelecek, bitkisel üretim düşecek, bu üretimi hammadde
olarak kullanan hayvancılık sektörü de bundan darbe yiyecektir.”

**“Acilen önlem alınmazsa tarımsal üretimde düşüş kaçınılmazdır”**

Bayraktar, “Bakanlığımızın verilerine göre, yapılan çalışmalarda usulüne uygun gübrelemenin
bitkisel üretimdeki artışa etkisi yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişmektedir”
dedi. Bayraktar açıklamasına şöyle devam etti:
“Türkiye’de saf madde olarak gübre
kullanımı 2,2 milyon tondur. Bu miktar 3 buçuk milyon ton civarında olan potansiyel
ihtiyacın altında kalıyor. Dolayısıyla ülkemizde üreticilerimizin gübre kullanımı
zaten yetersiz düzeydedir. Bu duruma bir de astronomik fiyat artışları eklenince,
yeterli gübre kullanılamaması sonucu, üretim düşüklüğü sebebiyle yeterli arz sağlanamayacaktır.
Bu yaşananlara son yıllarda etkisi giderek artan tarımsal kuraklıkta eklenince verimde
ve üretimde sert düşüşler görülecek. Üretimi düşen üreticimiz zarar edecek, ürün
fiyatlarında artış olacak, tüketiciler de yüksek fiyattan ürün tüketmek zorunda 
kalacaktır. Bu da ülke ekonomisine daha yüksek enflasyon olarak geri dönecektir.
Yurtdışı fiyatlarının ve döviz kurlarının yüksekliği bahane edilerek üreticiye yüksek
fiyatla gübre satmak, düşen talep nedeniyle gübre ithalatçılarını ve üreticilerini
de vuracaktır. Bu nedenle ithalatçı ve üreticiler de ellerini taşın altına sokmalıdır.
Üretimi devam ettirebilmek için devletimizin de en kısa sürede tarımsal girdi fiyatlarını
düşürecek tedbirleri alması an itibariyle en önemli konuların başında geliyor.”

**“Tarım sektörü ihmal edilmeye gelmez, faturası çok ağır olur”**

Bir ülkenin kalkınmasında imalat, inşaat, enerji ve diğer sektörlerin önemli olduğunu
belirten Bayraktar, “Ancak tarım sektörü çok daha önemlidir, çok daha hayatîdir,
bu sebeple çok daha öncelikli olmak durumundadır” dedi. Bayraktar, açıklamasını 
şöyle sürdürdü:
“Şu gerçeği asla unutmamalıyız; etkilerinden halen kurtulamadığımız
pandemi sürecinin hemen başlangıcından itibaren insanların büyük bir talep patlamasıyla
koşa koşa yöneldikleri ürünler ne ev ürünleri ne elektronik eşyalar ne tekstil ürünleri
ne de başka ürünler oldu. İnsanlar tamamen ‘gıda ve tarım ürünlerine’ yöneldiler.
Bu nedenle, ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne daima pozitif ayrımcılıkla bakması
ve imkânların bu şartlarda sunulması gerektiğinin bir kez daha altını çizerek hatırlatmak
gerekiyor.Çünkü tarımsal ürünlerin ikame edilmesi çoğu zaman imkânsızdır veya çok
pahalıya mal olur. Tarım ürünleri arzındaki istikrar ve devamlılık, gündelik kaygıların
ağır bastığı, plansız programsız, ucu açık ithalat politikalarıyla sağlanamaz.Üreticilerimize
ödenen tarımsal desteklerin de yeterli olmadığı ortadadır. Bu desteklerin piyasalardaki
fahiş girdi fiyatları titizlikle incelenerek mutlaka güncellenmesi ve makul düzeylerde
artışların yapılması gerekmektedir.‘Fark ödemesi’ destekleri doğru düzgün hesaplanmalı
ve gereği yapılmalıdır. Tarımsal destekleme ödemeleri çiftçimizin derdine çare olacak
şekilde, tam zamanında, geciktirilmeden ödenmesi de tarım sektörümüzün bekası açısından
çok önemlidir.Gübrede verilen destekler yetersizdir. Mazotta olduğu gibi fiyatın
yarısı oranında gübre desteklenmelidir. Devletimiz geçmişte olduğu gibi bir aracı
kurum vasıtasıyla ucuz gübre tedarik edip üreticiye doğrudan satmalı veya ‘Türkiye
Zirai Donatım Kurumu’ benzeri gibi kâr amacı gütmeyen bir ‘Piyasa Düzenleyici Kurum’
oluşturularak piyasayı regüle etmelidir.”

**“Gübre sektörü ithalat bağımlılığından kurtulamadığı sürece gübre ucuzlamaz”**

“Gübre fiyatlarındaki döviz kuruna bağlı değişkenlik, astronomik fiyat artışı ve
aşırı dalgalanmanın en önemli nedeni kabul edilebilir” diyen Bayraktar, devletimizin
2005 yılında gübre sektöründen çekildiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
 “Üretim
büyük oranda 7 firma tarafından gerçekleştiriliyor. Sektör temsilcileri, pazarın
büyük bir kısmının da 6 veya 7 firmanın kontrolünde olduğuna dikkat çekiyor.Yerli
üretimin gübre tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 65 olduğuna göre geriye kalan yüzde
35’lik pay ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Ancak yerli üretim hammadde açısından
yüzde 80-85 oranında dışa bağımlıdır. Dolayısıyla son yıllara ait bu verilere göre
gübrede dışa bağımlılık oranı gerçekte yüzde 87 dolayındadır.Diğer yandan, son bir
yılda besi yemi yüzde 53, süt yemi yüzde 55, sertifikalı tohumluk fiyatları yüzde
40-63 arasında ve elektrik fiyatları ise yüzde 56 arttı.Destek verilmeyen karma 
yem ve bitki koruma ürünlerine destek getirilmeli, tarımsal sulamada kullanılan 
elektrikte vergi ve fonlar kaldırılmalı fiyatta düşüş sağlanmalı ve sertifikalı 
tohumluk desteği artırılmalıdır.”
