# Faiz emirle düşer mi? Düşer ama…

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/faiz-emirle-duser-mi-duser-ama-537yy/
- Yayımlanma: 2016-11-04T14:12:00+03:00
- Yazar: Ertuğ YAŞAR

Faiz hiç emirler düşer mi ?

Hem de politikacının emri ile ?

**Bal gibi de düşer; buz gibi de düşer…**

En azından düştü gibi görülür / düştüğü söylenir / yazılır. **Uyanıktır** bankacılar.
Türk olanları daha da uyanıktır. Hele böyle bir dönemde hiç istemezler Politikacılarla
ters düşmeyi…

Şaka gibi değil mi ?

Ama artık Türkiye’de şakalara bile inanası geliyor insanın (yazımızın sonundaki **
ŞAKA fıkramızı** okumadan geçmeyin ne olur…)

Ülkemizin en büyük beş bankasından üçü “**_yerli ve milli_**” sermayeli. Büyük kamu
bankamız **ZİRAAT**; büyük özel sektör bankamız **AKBANK** ve “hibrid” bankamız **
İŞ Bankası**. Sermayeleri, yani kredi verecekleri asıl kaynakları, bu ülkeden devşiriliyor.

Diğer bankalarımızın çoğu ise **yabancı sermayeli**… İspanyol var, Rus var, Katarlı
var, Lübnanlı var, Hollandalı var,  Amerikalı var, Alman var, Kuveytli var, … hatta
Çinli bile var. ([Türkiye’deki bankaların ortaklık yapıları şöyle](https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27deki_bankalar_listesi))

Yabancı sermayeli bankalar sermayelerini yurtdışından getirmişler; burada kazanç
elde etmeye çalışıyorlar.

Tabi bizim (_banka kendi sermayesi ile kredi verir_) kuramsal bankacılık yaklaşımımız
pratikte _patlıyor_. Çünkü bankaların kredi kaynakları çoktandır kendi sermayeleri
değil aslında. Ya **topladıkları mevduat** ya da **uluslararası piyasalardan aldıkları
krediler**.

Bu kadar mavrayı yazmamızın asıl nedeni, banka kredilerinin gerçekte ucuzlayıp ucuzlamayacağını
kaynağa bakarak anlamak. Bankaların kredi kaynakları Türkiye’den topladıkları mevduat
ve uluslararası piyasalardan aldıkları kredilerse, acaba **bunların maliyeti düştü
mü** ki bankalar verdikleri kredileri ucuzlatsınlar? Öyle ya, yoksa cepten (kazançtan)
yemek zorunda kalacaklar.

Mevduata verilen faiz zaten bankaların elinde. Eminiz ki şimdiden bankalar mudilerine
verdikleri **mevduat faizlerini aşağıda çekmeye** başlamışlardır. Nasılsa kredi 
pazarı da dar; pek kredi isteyen de yok. Eh politikacılar da “_faiz düşecek_” diyor…
Tabi ki ilk düşüş mevduat faizinden başlayacak. Burada sıkıntı yok…

Sıkıntı yok da bu kadar düşen mevduat faizi, Türk yatırımcısının parasını **yurtdışına
götürmesine** ya da başka seçenek yatırım alanlarına (altın, döviz vb…) kaymasına
neden olmasın sakın ? Yüksek faiz sayesinde bankalarda kalan para, faiz düşünce 
kaçma yollarını aramaz mı ?

***

Ya **uluslararası piyasalardan borçlanma**? Orada durum ne ola ki?

Dünyada herkeste para bol… Herkes para satmak istiyor (özellikle emeklilik fonları;
yatırım fonları; bankalar). Çünkü dünyada da genel olarak **ekonomik durgunluk ve
talep düşüklüğü** var.

Var da, bu sermaye Türkiye’ye gelir mi?

Son aylarda yaşanan _talihsiz gelişmeler_ (büyük şehirlerdeki intihar bombaları;
Atatürk havalimanına yapılan saldırı; Darbe girişimi; Suriye ve Irak sınırında yaşanan
sıcak çatışmalar; OHAL …) **yabancıları ziyadesi ile korkutmuş olmasın**?

Türkiye ekonomisi son otuz yılda hep yurtdışından gelen kaynaklar sayesinde (de)
hızlı büyüdü. Zaten ciddi bir **tasarruf eksiği** olan ülkemizde kurtarıcı, yurtdışından
ülkemize gelen paralardı. Açıkçası bu kadar belirsizlik yaşanan bir ortamda yurtdışı
para gelişinin ciddi anlamda sekteye uğramış olabileceğini düşünmek, pek de falcılık
olmaz.

Zaten birkaç haftadır hep artan döviz kuru da bunun işareti değil mi ? Dışarından
para geleceğine **içerideki para da sanki dışarı gidiyor** gibi…

***

Bütün bu öngörüler bize, **kredi faizi düşüşünün pek olası olmayabileceğini** gösterse
de, bize göre de özellikle **tüketici kredilerinin faizi düşecektir**.

Malumunuz ekonominin iki tarafı var: **Üretim ve tüketim**.

Bu satırların yazarı, **Üretim tarafına sağlanan banka kredilerinin faizinde kayda
değer bir düşüş olacağına inanmamaktadır**. İşlerin bu kadar kesat, piyasanın bu
kadar durgun, kapasite kullanımının bu kadar düşük, tahsilatın bu kadar zor ve ortamın
bu kadar belirsiz olduğu bir durumda **bankalar kurumsal risk iştahlarını artırmazlar**
ve kredi vermezler.

Ama mutlaka ve elbette **tüketici kredisi faizleri düşecektir**. Hele konut kredileri
faizleri daha hızlı düşecektir. Bu alanda risk çok daha sınırlıdır. Konutu alacak
kişi kendi özsermayesini koymak zorundadır. Maksimum borçlanma oranı bellidir (Yüzde
75). Borçlanma karşılığında ipotek alınacak bir gayrı menkul vardır. Kaldı ki Türkiye
gibi nüfusu her yıl yüzde 2 dolayında artan bir ülkede gayrı menkul fiyatlarının
düşmesi de pek gerçekçi değildir.

Ve peki konut kredi faizlerinin düşmesi piyasada **beklenen hareketi** **ve canlılığı**
yaratabilir mi?

Yok, **bizce yaratmaz**…

Çünkü zaten kredi ile pazarlanan genelde markalı konutları satın alabilecek kişiler,
son on yılda bu alımlarının çoğunlukla yaptılar. Tabii bir hareket olur; ama bu 
hareket de öyle ekonomiyi canlandıracak düzeyde falan olmaz…

Yani, şimdilik (bizce) boşa kürek çekiyoruz.

Morali yüksek tutmaya yarar faiz düşüşü; ama işte de o kadar!

***

**ŞAKA fıkramız**: Patron oldukça “**_snop_**” bir genel müdür adayı ile mülakat
yapmaktadır. Adayımız “_küçük dağları ben yarattım_” havasındadır. Görüşmenin sonuna
doğru adayımız, “_bu işi kabul edebilirim; ama 10.000 USD maaş; Audi A4 araç ve 
evimin kirasını isterim_” der.

Patron durur, “_ya öyle mi ? Halbu ki biz bu pozisyon için 20.000 USD maaş; Mercedes
230 araç ve Boğaz’da bir yalı düşünüyorduk_”.

Şaşıran aday boş bulunur ve “_şaka yapıyorsunuz!_” der.

Patronun yanıtı gecikmez: “_Evet ama şakayı önce siz başlattınız…_”
