# Faiz indi, peki sonra?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/faiz-indi-peki-sonra/
- Yayımlanma: 2026-10-22T22:26:54+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Merkez Bankası ekim ayında politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdi. Yüz
baz puanlık indirim, ocak ayından bu yana yapılan ilk indirim oldu. Piyasa bu kararı
büyük ölçüde bekliyordu. Dolayısıyla açıklama geldiğinde çok şaşırtıcı bir durum
ortaya çıkmadı. Şimdi asıl merak edilen, Merkez Bankasının önümüzdeki toplantılarda
nasıl bir yol izleyeceği.

Faiz indirimini konuşuyoruz ama Türkiye ekonomisinde asıl mesele hâlâ enflasyon.
Fiyat artışları istenen ölçüde gerilemeden faizlerin ne kadar düşürülebileceği önemli
bir soru. Merkez Bankası karar metninde enflasyonun ana eğilimindeki gelişmelere
ve iç talepteki yavaşlamaya dikkat çekiyor. Bunlar indirim için gerekçe oluşturabilir.
Ancak enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler de risk olmaya devam ediyor.

Burada biraz durmak gerekiyor. Çünkü enerji fiyatlarında yaşanacak bir artış yalnızca
akaryakıt fiyatlarını ilgilendirmiyor. Üretimden taşımacılığa, gıdadan sanayi maliyetlerine
kadar pek çok alan etkileniyor. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Dolayısıyla
petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, cari denge üzerinde de baskı yaratabilir.
Böyle bir ortamda enflasyonla mücadele zorlaşırsa Merkez Bankasının faiz indirimlerine
devam etmesi de kolay olmayacaktır.

Şirketler açısından bakınca yüksek faizlerin yarattığı sıkıntı zaten ortada. Özellikle
borçla çalışan, sürekli işletme sermayesine ihtiyaç duyan şirketler için finansman
maliyeti ciddi bir sorun. Yatırım kararları erteleniyor, yeni kredi kullanmak zorlaşıyor.
Faizlerin düşmesi elbette bu şirketlere bir miktar rahatlama sağlayabilir. Ancak
politika faizindeki bir puanlık indirim, bankaların kredi faizlerini aynı ölçüde
düşüreceği anlamına gelmiyor. Üstelik şirketler yalnızca kredi maliyetine bakmıyor.
Talebin ne olacağını, satışlarını ne kadar artırabileceklerini ve maliyetlerin nereye
gideceğini de hesaplamak zorundalar.

Dünyada da merkez bankalarının işi kolay değil. Fed’in ekim toplantısı öncesinde
ABD’de enflasyon ve enerji fiyatları yakından izleniyor. Piyasada faizlerin sabit
tutulması beklentisi öne çıkarken, sonraki toplantılarda nasıl bir karar alınacağı
konusunda belirsizlik sürüyor. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası
da enflasyonla ekonomik faaliyet arasındaki dengeyi gözetmek zorunda. Enerji fiyatlarındaki
gelişmeler bu hesapları yeniden değiştirebilir.

Türkiye açısından küresel faizlerin önemi büyük. ABD’de faizlerin yüksek kalması,
gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım kararlarını etkileyebilir. Yabancı yatırımcı
parasını hangi ülkede değerlendireceğine karar verirken yalnızca faiz oranına bakmıyor.
Kur riski, enflasyon beklentileri, ekonomik programın devamlılığı ve piyasaların
öngörülebilirliği de önemli. Türkiye’de faizlerin düşmesi tek başına yabancı sermaye
girişini hızlandırmaya yetmeyebilir.

Şirketlerin finansman giderlerinin azalması da özellikle borçluluğu yüksek işletmeler
için olumlu olabilir. Fakat buradan hareketle borsada ki bütün hisselerin yükseleceğini
düşünmek doğru değil. Kârlılığı zayıflayan, borçlarını çevirmekte zorlanan veya 
satışlarını artırmakta güçlük çeken şirketler için faiz indirimi tek başına yeterli
olmayacaktır.

Bir de beklenti meselesi var. Piyasa, beklenen bir kararı önceden fiyatlayabiliyor.
Bu nedenle faiz indirimi açıklanmasına rağmen borsada güçlü bir yükseliş görülmeyebilir.
Hatta yatırımcılar sonraki adımlar konusunda daha temkinli davranırsa satışlar da
yaşanabilir. Bunu yalnızca faiz kararıyla açıklamak mümkün değil. Şirket bilançoları,
yabancı yatırımcı işlemleri ve küresel piyasalardaki gelişmeler de izlenmeli.

Benim dikkat çekmek istediğim nokta şu: Merkez Bankasının faiz indirimine başlaması
önemli ama bundan sonraki adımların aynı hızla geleceğini söylemek için henüz erken.
Enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmesi gerekiyor. Karar metninde de indirimlerin
zamanlaması ve büyüklüğünün enflasyon görünümüne göre belirleneceği ifade ediliyor.

Önümüzdeki dönemde yalnızca politika faizine odaklanmak yeterli olmayacak. Enflasyon
beklentileri gerçekten geriliyor mu, döviz piyasası nasıl tepki veriyor, kredi maliyetleri
ne kadar düşüyor? Bunların hepsi önemli. Bir de vatandaşın günlük hayatında hissettiği
fiyat artışları var. Resmî enflasyondaki gerilemenin hane halkının harcamalarına
ne zaman yansıyacağı da ayrı bir mesele.

Piyasalar şimdi Merkez Bankasının bir sonraki kararını bekleyecek. Ancak yatırımcıların
asıl görmek istediği, faizlerin hangi seviyeye ineceğinden çok, bu sürecin enflasyonla
mücadeleyi zayıflatmadan yürütülüp yürütülemeyeceği. Çünkü faiz düşebilir ama enflasyon
beklentileri bozulursa ekonomik kararlar almak yine zorlaşır. Önümüzdeki aylarda
belirleyici olacak konu da tam olarak bu.
