# Faizlerin tek haneye doğru gerilemesinin nedeni ne?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/faizlerin-tek-haneye-dogru-gerilemesinin-nedeni-ne-89900h/
- Yayımlanma: 2022-09-13T09:17:09+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye gösterge [tahvil faizleri](https://www.borsatek.com/tl-tahvil-faizleri-adim-adim-dolara-yaklasiyor-89631h)
son dönemde üst üste atılan adımların ardından sert geriliyor. Ancak bunun sürdürülebilir
bir şey olmadığını belirten uzmanlar, durumun bir anomali olduğunun altını çiziyor.

Merkez Bankası bankalara mevduat, kredi ve teminat uygulamalarında menkul kıymet
alımı şartı getirdi ve bunun ardından mart döneminde yüzde 28’in üzerine çıkan Türkiye’nin
10 yıllık gösterge tahvil faizleri yüzde 11,37’ye kadar indi.

[Dünya’dan Şebnem Turhan’ın haberine göre](https://www.dunya.com/ekonomi/tahvil-faizleri-hizla-tek-haneye-dogru-gidiyor-haberi-668771)
enflasyonun yüzde 80’i aştığı dönemde TL cinsi tahvil faizlerinde düşüş sürerken
Türkiye’nin 10 yıllık dolar cinsi Eurobond faizi ise yüzde 9,96 seviyesinde.

Martta Eurobond ihracı sırasında Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi CDS’leri 
570 seviyesindeyken şu an 783 aşılmış durumda.

Eş vadelerde TL ve dolar cinsi tahvil faizleri birbirine bu derece yakınsaması dikkat
çekerken ekonomistler bunun bir anomali olduğunu ve sürdürülebilir olmadığını dile
getirdi.

### Teminatta ve kredide menkul kıymet şartı

Peki neden TL cinsi tahvil faizleri bu denli düştü? Öncelikle Merkez Bankası bankaların
yüksek enfl asyonla birlikte yoğun talep gösterdikleri TÜFE endeksli devlet tahvillerine
ilgiyi azaltmak ve sabit kuponlu devlet tahvillerine yönlendirmek için haziranda
yüzde 15 olan TÜ- FE’ye endeksli kıymetlerin iskonto oranını yüzde 30’a çıkardı.
Ardından bu oran temmuz başında yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıktı ve ağustos sonunda
da yüzde 50’dan yüzde 60’a yükseltildi. Yani böylece hazirandan bu yana teminat 
oranı 45 puan yükseltilmiş oldu.

Ayrıca swap işlemlerinde uygulanan teminat blokajının minimum yüzde 50’sinin DİBS
sepetinden oluşması kararlaştırılmıştı. Hazirandan itibaren oranların yükseltilmesi
bankaların teminat sepetindeki menkul kıymet yapısında da büyük değişikliklere sebep
oldu.

Son Enflasyon Raporu’ndaki verilere göre 13 Mayıs’ta bankaların teminat sepetinde
TÜ- FE’ye endeksli tahvillerin oranı yüzde 40 iken 14 Temmuz itibariyle bu oran 
yüzde 19’a geriledi.

DİBS sepeti ise mayıstaki yüzde 19 olan payını temmuzda yüzde 46’ya yükseltti. Bu
durum da sabit kuponlu devlet tahvil faizlerinin hızla önce yüzde 20’nin altında
gerilemesine yol açtı.

Merkez Bankası ticari krediler için de getirdiği yüzde 20 zorunlu karşılık tutma
zorunluluğunu geçen ay sonunda yüzde 30 menkul kıymet tesisine çevirdi. Bunun yanı
sıra ticari kredilerin maliyeti ve büyümesi belirlenen oranların üzerinde olursa
bankalar ilave tahvil tutacak.

Merkez Bankası uygulamasına göre bazı ticari kredilerde maliyet yüzde 21,48’in üzerinde
ise yüzde 20 tahvil; yüzde 27,61’in üzerinde ise yüzde 90 oranında ilave tahvil 
tutulmasına karar verdi. Ticari kredilerde büyüme sınırı ise yüzde 10 olarak belirlendi.
Yine 30 Aralık 2022 itibarıyla 29 Temmuz 2022 tarihine göre yüzde 10 kredi büyüme
oranını aşan kredi tutarı kadar menkul kıymetin bir yıl boyunca tesis edilmesine
karar verildi.

### Menkul kıymet tesisi gerekli

Ayrıca Merkez Bankası bu kararların yanı sıra kur korumalı mevduat karşılığı krediler
için ek tahvil yükümlülükleri de getirdi. Bu ticari kredilere uygulanırken geçen
ay sonunda bankalara gönderdiği yazı ile Merkez Bankası KKM dönüşümlü olarak kullandırdıkları
ihracat ve yatırım kredilerinin KKM bakiyesine kadar olan kısmı için menkul kıymet
tesis etmelerine karar verdi.

Geçen cuma günü de bir yine bankalara bir yazı göndererek Merkez Bankası zorunlu
karşılık ve kredi karşılığı tahvil düzenlemesinde cezai şart olarak yer alan 3 katı
kadar dolar cinsi mevduat tutulmasının bankalar için bir seçenek olamayacağını, 
bankaların menkul kıymet tesisini yerine getirmelerinin gerekli olduğunu bildirdi.

Tüm bu adımlar tahvil faizlerini 24 Mart’ta görülen yüzde 28,15 seviyesinden haziranda
önce yüzde 20’nin altına ardından da ağustos ortasında yüzde 13 seviyelerine düşmesini
sağladı. Son olarak ise 10 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 11,37’ye kadar indi.
Marta göre tahvil faizinde yaklaşık 17 puanlık düşüş oldu.

### Tek haneli tahvil faizi yolunda

Uzmanlar TL cinsi tahvil faiziyle dolar cinsi Eurobond tahvil faizinin yakınsamasının
yıllardır görünmeyen bir durum olduğuna dikkat çekerken normal şartlarda yüksek 
enflasyon ortamında TL cinsi tahvil faizinin düşmesinin değil nereye kadar yükselebileceğinin
tartışılması gerektiğine işaret etti. Düzenleyici kurumların bankacılık sistemini
uzun vadeli tahvil almaya teşvik edici düzenlemeler getirmesinin yurtiçinde tahvil
faizinin düşüşüne yol açtığını vurgulayan uzmanlar ekonomik görünümden bağımsız 
olarak önümüzdeki dönemde de, bankaların tahvil talebinin sürmesi ile muhtemelen
tahvil verim eğrisinde önemli bir bölümünde tek haneli faiz görüleceğini vurguladı.

Mevcut politikalar sürdürüldüğü sürece görece risk olmadığını belirten uzmanlar 
sert bir faiz artışı ya da enflasyonun daha hızlı artması gibi senaryolarda banka
bilançolarında tahribatın kaçınılmaz olacağına dikkat çekti.

### EKONOMİSTLER TAHVİL FAİZLERİNDE YAŞANAN YAKINSAMAYI NASIL YORUMLADI

**NORMAL PİYASA FİYATLAMASINI YANSITMIYOR**

**Prof. Dr. Hakan Kara:**

Şu anda 2 yıllık TL cinsi tahvil faizi Hazinenin ihraç ettiği vadesine 2 yıl kalmış
dolar tahvil faizinin sadece 3 puan üzerinde. Normalde piyasa fiyatlamalarının iktisadi
temelleri yansıttığı ekonomilerde yerli para cinsi ve dolar cinsi tahvillerin arasındaki
temel farkı döviz kurundaki beklenen değişimin belirlemesi beklenir. Yani TL’nin
ABD Dolarına karşı değer kaybetmesi bekleniyorsa TL cinsi tahvillerin faizi ABD 
Doları cinsi tahvil faizinden daha yüksek olur. OVP’ye göre bile önümüzdeki iki 
yıl boyunca TL’nin dolara karşı yılda ortalama yüzde 17 değer kaybetmesi beklendiği
bir ortamda 2 yıllık TL cinsi tahvil faizi ile dolar cinsi tahvil faizi arasındaki
farkın oldukça yüksek olması gerekir.

Fakat fark sadece 3 puan. Mevcut konjonktürde ABD Doları cinsinden tahvil faizi 
ile TL tahvil faizinin birbirine bu kadar yaklaşması normal bir piyasa fiyatlamasını
yansıtmıyor. Büyük ölçüde düzenlemelerin etkisinden kaynaklanıyor. TCMB bankalara
zorunlu karşılık yerine TL tahvil tutma yükümlülüğü getirince TL cinsi tahvillere
ciddi talep oldu. Bu da piyasa koşullarından bağımsız olarak TL tahvilin faizini
aşağı yönlü bastırdı. Aradaki farkın düşmesinin temel sebebi bu.

**FAİZİN FİYATLAMASI SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL**

**Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu:**

Dolar cinsi ile TL cinsi tahvil faizlerinin bu denli yakınsaması geçmişte de çok
rastladığımız bir durum değil. Faizin içinde iki tane bilgi olur, biri tanesi risk
diğeri beklenen enflasyondur. Dolar cinsi tahvil faizleri, CDS primi ile ABD 10 
yıllık tahvil faizlerinin üzerinde oluşuyor ve en az 11 – 12 seviyelerini buluyor.
ABD ya da diğer gelişmiş ülke faizleri de 12 aylık beklenen enflasyonun üzerinde
dengeleniyor. Ve sıkı para politikası uygulanıyor. Bizde de TL cinsi faizlerinde
normal koşullarda risk primi ve beklenen enflasyon bilgisi olmasını bekleriz. Şu
anda beklenen enflasyon 12 aylıklarda bile TCMB piyasa katılımcıları anketine göre
yüzde 40’ların üzerinde seyrediyor.

Buna göre çok çok düşük faiz var. Faizin fiyatlamasında sıkıntı var görünüyor ve
çok sürdürülebilir gibi de görünmüyor. TL faizlerin artması durumunda, bono tahvil
fiyatlarında ciddi düşüşlere yol açabilir ve portföylerde sıkıntı yaratabilir. Riskler
de içeriyor. Ama mevcut durumda yabancı ağırlığı olmayan, kamu ağırlıklı piyasada
faizlerin oluştuğunu görüyoruz.

**FAİZLERİN EŞİT OLMASI BİR ANOMALİDİR**

**Doç. Dr. Atılım Murat:**

Hazine tahvil faizlerinin yüzde 11-12’lere düşmesi hazirandan beri açıklanan makro
ihtiyati tedbirlerin sonucudur. Önce teminat koşulları değişti. Bankalar sabit getirili
tahvillere yöneldiler. Ardından karşılık politikasının değişmesi, tahvillere ekstra
talep getirdi. Tabii kredi faizleri düşüyor ancak bankalar önlerini göremediklerinden
altı ayın üzerinde kredi fiyatlaması yapmıyorlar. Tahvil tarafında yabancı yatırımcı
pek kalmadı. Eurobond piyasasında yabancılar işlem yapıyorlar.

Türkiye’nin risk primi (CDS) yüksektir ki bu Londra’daki işlemlerle belirleniyor.
Özetle; mikro yönetimle tahvillere talep yaratılıyor. Yüksek enflasyon ortamında
faizler suni biçimde düşüyor. Öte yandan, yabancılar Türkiye’ye yönelik risk algısını,
eurobond ve CDS piyasalarında gösteriyorlar. Hazine’nin tahvil faizlerinin neredeyse
eurobond faizlerine eşit olması bir anomalidir. Faizlerin bir noktada artacak olması,
zorunlu olarak tahvil alan bankacılık sektörünün en büyük riskidir.
