# Fed ve Brexit virajları öncesinde…

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/fed-ve-brexit-virajlari-oncesinde-524yy/
- Yayımlanma: 2016-06-15T17:28:00+03:00
- Yazar: Enver ERKAN

Gözlerin küresel Merkez Bankaları’nın açıklamalarına çevrildiği bir periyodun içinde
bulunmaktayız. Piyasalar açısından “oyunu değiştirebilecek” etkiye sahip olacak 
diğer gelişmeler de elbette bir belirsizliğe sürüklenmemize neden olmakta ve böyle
bir dönem de risk iştahının azalmasına ve yatırım çevrelerinin hisse senedi ve para
piyasası getirilerine güvenmemelerine yol açmaktadır.

Haziran ayı yurtiçi piyasalar ve Türk varlıkları için son derece hareketli geçecek
ve pek tabii birçok küresel anlamda belirleyici etkisi olacak gelişmeyi de içerecek
olması dolayısıyla da bir hayli riskli olacaktır. Özellikle Fed’in faiz kararı, 
23 Haziran’da gerçekleşecek olan İngiltere AB referandumu ve 26 Haziran’daki İspanya
erken genel seçimleri küresel risk iştahı üzerinde çok derin bir etkide bulunacaklar.
Fed, İngiltere ve Japonya Merkez Bankası’nın toplantılarının yanı sıra ABD’nin enflasyon
verilerini izliyor olacağız.

Bu akşam Fed’in faiz artırmasının zor olduğunu düşünüyoruz. Ancak Fed’in faiz artırımı
yapıp yapmamasından çok politika açıklamasının içeriği önemli olacaktır. Temmuz 
ayında faiz artışının masada olacağına dair çok şahin bir sinyal de gelebilir. Bu
da dolar endeksinin değerlenmeye devam etmesi demek olacaktır, içeride de Türk varlıklarına
baskı yapabilir.

Yellen, faiz artırımının ekonomi izin verirse önümüzdeki aylarda olabileceğini söyledi,
ancak Mayıs tarım dışı istihdam verisinin endişe verici olduğu cümlesini de metnine
ekledi. Bu da faiz söyleminin yumuşaması demektir. Son gelişmeler ekonomistlerin
Haziran faiz artırımı beklentisini neredeyse 0’a indirirken; Temmuz beklentileri
de azalmıştır. Ancak Fed beklenti yönetimine devam eder ve her toplantıda; faiz 
artışı olmasa bile bir sonraki toplantıyı masada tutar. 15 Haziran’da da buna benzer
bir açıklama bekliyorum. Ancak yaz aylarında faiz artışı gerçekleşmezse, bu iş belirttiğim
şekilde yıl sonuna kadar da uzayabilir.

FOMC ve PPK birbirinin peşi sıra gerçekleşecektir. Bunların arasına Brexit referandumunu
da koyduğumuzda otaya çok bilinmeyenli bir denklem çıkmaktadır. Bu konjonktürde 
Fed’in faiz artırımı yapmaması, TCMB’nin beklentilerin dışına çıkmayarak küçük oranda
bir faiz indirimi yapması ve İngiltere’nin AB’de kalması piyasalar açısından en 
iyi senaryo olur.

Fed 2015 yılı boyunca beklenti ve algı yönetimi yaptı. Bana kalırsa yeniden benzer
bir beklenti ve algı yönetimi yapılacak ve etkisi iyice nötrlenmeden bu faiz artışı
yapılmayacak. Bu da Fed’in doların değerini istediği gibi yönetmesine imkan verecek.
Çünkü birinci konu Fed olduğu sürece, söylem ve verilerin etkileri daha derinden
hissediliyor. Cuma günü gelen istihdam verisinin doları zayıflatması veya daha önce
gelen iyi verilerin güçlendirmesi gibi.

Nitekim eyalet Fed başkanlarının faiz artırımına destek veren her cümlesi de yine
doların gücünü korumasına yardımcı olmıştu. Fed elinde böyle bir güç varken, gündemin
en önündeki sırasını kaybetmek istemez. Doların gücü üzerinde de Çin’in veya başka
bir faktörün belirleyici olmasını istemez. Doların aşırı değerlenmesinin Fed’in 
istemediği bir durum olduğunu biliyoruz, çünkü ihracatta zora düşecekler.

Geçen hafta Yellen açıklamalarından sonraki zamana yayılan süreçte dolar, Fed faiz
artırım beklentilerinin hafiflemesi sonucunda zayıfladı ve dolar/TL’de de bunun 
etkilerini gördük. Ancak 2,90 aşağısındaki seyrin kalıcılaşmaması nedeniyle yukarı
yönlü tepkilerin geldiğini; azalan risk iştahının da en başta gelişmekte olan ülke
piyasalarını etkilemesi yüzünden yükseliş olduğunu gördük. Yellen’in şahin bir tutum
takınması durumunda da 3 lira seviyesi üzerinde bir dolar/TL görmemiz sürpriz olmaz.

Fed eğer ki çekingen davranır ve bu işi yılın son bölümüne erteler görünürse, o 
zaman da gelişmekte olan ülke kurlarında 2-3 gün iş gününe yayılabilecek bir ralli
olur ve sonrasında İngiltere’nin AB’deki geleceğini belirleyecek referanduma bakarız.
İngiltere’nin AB’den çıkmasının önemli küresel ekonomik sonuçları olacaktır ve Euro’nun
da muhtemelen zarar görecek olması, ihracatının yüzde 40’ından fazlasını Avrupa’ya
yapan Türkiye’yi olumsuz etkileyecektir. Fed ve Brexit virajlarının sorunsuz dönülmesi
gerekiyor ki, en azından yurtdışı bacağında rahatlayalım. Ancak uzun vadede politik
ve jeopolitik stresin lira cinsinden varlıklara baskı yapma ihtimali es geçilmemelidir.

 
