# Fehime Sultan ve Hatice Sultan yalıları İBB’den alındı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/fehime-sultan-ve-hatice-sultan-yalilari-ibbden-alindi-89593h/
- Yayımlanma: 2022-09-05T16:27:43+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) mülkiyetindeki iki yalı, 3 Eylül’de [Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu](https://www.borsatek.com/imamoglunun-yargilandigi-davada-karar-cikmadi-85518h)‘
nun basın toplantısı düzenleyerek açıkladığı gibi belediyeden alınarak Hazine’ye
devredildi 

İstanbul Valiliği’nde toplanan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Fehime Sultan
ve Hatice Sultan yalılarının mülkiyetini İBB’den alarak Hazine’ye devretti.

İBB Haber’de yer alan habere göre, İstanbul Valiliği’nde toplanan Devir Tasfiye 
ve Paylaştırma Komisyonu, Fehime Sultan ve Hatice Sultan yalılarının mülkiyetini
İBB’den alarak Hazine’ye devretti. İBB’nin devir kararının iptali için bugün Bölge
İdare Mahkemesi’ne başvuracağı belirtildi.

İmamoğlu “el koyacaklar” demişti

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 3 Eylül’de düzenlediği basın
toplantısında “Bir engelleme girişimi daha… İBB’nin en değerli gayrimenkulleri Hatice
ve Fehime Sultan Yalıları’na el konulmak isteniyor” diyerek sitem etmişti.

İstanbul Boğazı’nda kameraların karşısına geçen İBB Başkanı İmamoğlu, şunları söylemişti.“
Yine İstanbul halkının malını gasp etmeye dönük, İstanbul yönetiminin İstanbul halkı
adına mücadelesinin önüne ne yazık ki devletimizin başka kurum ve kuruluşlarını 
kullanarak, ucunda hangi kişinin, hangi kurumların ya da şirketlerin çıkarının olacağının
olacağını henüz bilemediğimiz; yarın öbür gün daha önce yaşadığımız trajik bir takım
uygulamaların bir benzerinin yaşanma ihtimalini ön gördüğümüz bir sürecin açıklamasını
yapmak için buradayım. Birinci boğaz köprüsünün hemen alt bölümünde arkamızda Ortaköy’le
başlayan ve Kuruçeşme’ye doğru devam eden bu süreçte hemen arka tarafta iki önemli
yapıyı görüyorsunuz. Biri daha görünür bir tanesi ise bir şantiye görünümlü iki 
yapı. Bu iki yapı Osmanlı döneminin iki önemli kadın sultanına ait. Biri Fehime 
Sultan diğer de Hatice Sultan Yalıları. İl özel idaresi ile Türk Hava Yolları DOCO
iş birliğinin ortaklı arasında yapılan 25 yıllık sözleşme süreci ve ardından bu 
yalıların İBB’ye devriyle yaşanan bir takım hususların tarihçesi. Onun için kısa
bir açıklama olmayacak” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Malumunuz büyük şehir belediye süreçleri olgunlaştığında ve il özel idarelerinin
kapatılmasıyla onlara ait bazı yapıların belli kurum ve kuruluşlara dağıtılması 
söz konusu olmuştu .Bunun biraz öncesinde burası valiliği il özel idareye ait olduğu
dönemde 7 Ocak 2009 yılında burası THY ve DOCO arasında bir sözleşme yapılarak 25
yıllığına restore edilerek işletilmesi hususunda bir sözleşme imzalandı. 2011 tarihinde
yer altına ilave otopark yapılmasıyla ilgili bir talep doğrultusunda bu talep uygun
görünüyor bu otoparkın yapılması karşılığında sözleşme süresi ek protokol ile 31
yıla çıkarılıyor. İl özel idarelerinin kapatılması sonrasında o dönemin yetkilileriyle
beraber valiliğin devir paylaştırma komisyonu kararı ile bu mülkiyet 8 Ağustos 2014’
te İBB’ye devrediliyor. Bu tarihten sonra bu yapılar İBB’nin mülkü olmuştur. Sözleşmeye
esas bütün ödemeler de İBB tarafından sürdürülmüştür. Devirden önce turizm alanı
olan otel fonksiyonuna dönüştürülen ve yapının projenin o şekilde tariflendiği bir
süreç sonrasında bu yapılar yine otel iken İBB’ye il özel iradesi tarafından devrediliyor.
Pazartesi günü buranın İstanbul halkının elinden alınması sürecine dair oluşturulan
mesnetin nasıl uydurma olduğuna dair buranın fonksiyon sürecine dönük bir açıklamam
olacak. Onun için altına çiziyorum. Burası turizm alanı, bir otel binası ve bu şekilde
işletilmek üzere kiraya verilmişken yine 2014 yılında kanunun yetkiyle kurulan komisyon
tarafından İBB’ye yapının mülkiyeti geçiyor .

Burada o süreçten sonra takip başlıyor .Bir kere altını çizelim burası 1012 yılında
bitiril-mesi istenen bir proje. Sözleşmenin 2 ve 9. maddeleri de açık olarak 3 yıl
içerisinde bitirilip başlaması gereken restorasyon süreci tamamlanmış olması gerekirken
13 yıldır burası bırakın bitişi, durdurulmuş yanlış imalatların olduğu sıkıntılı
bir sürecin içerisine dahil olmuştur. Biz İstanbul halkına ait her yapıya sahip 
çıktığımız gibi terk edilmiş ve hiçbir şekilde ilgilenilmemiş buy yapılara sahip
çıkan bir yönetim olduk. İnşaatın sürdürülmediğini gördük. Tüm uyarılarımıza rağmen
de faaliyetler devam ettirilmemiştir. Bu kadar değerli bir mülkün ki yaptığımız 
bağımsız değerleme firmaların çalışmalarında buraların minimum 7 milyon lira civarında
bir değere sahip olduğu da ortadadır. Dolayısıyla biz bunu bir şirketin insafına
terk edemezdik. o bakımdan arkadaşlarıma talimat verdimi sözleşmeden doğan haklarımızı
da kullanarak bu mülke sahip çıkmamız gerektiğini söyledim. Arkadaşlarım bir bilirkişi
süreci başlattılar. Bu rapor doğrultusunda da sözleşmeyi fesih ettiler. Çünkü binamız
gerçekten çürümeye terk edilmişti. Burada özellikle yaptığımız tespitlerde 4 Şubat
2022’de koruma kurulu tarihli yazıyla da ispat ediliyor ki yapının çürümeye terk
edildiği ortaya konuldu. Dolayısıyla koruma kurulu tarafından da bize acilen bu 
yapıya müdahale etmemiz konusunda talimat verildi. Artık binanın üzerinde bitkiler
ağaçlar büyümekte. Yapı gerçekten sahipsiz.

### “Belediyemiz kendisine ait bu binayı koruma altına almak istedi, ne yazık ki içeri dahi sokulmadık”

Bina kamuya ait. Bu binayı biz korurken karşımıza talimatlandırılmış kolluk kuvvetleri
çıkıyor. Trajikomik, acı bir durum yapıyoruz. İstanbul’daki yönetim bunu bize birkaç
yerde daha yaşattı. Arkasında kim v ar ise bu tür davranışları dün kınadığım gibi
bugün de kınıyorum. Elbette bazen yapabileceğimiz şeylerin sınırını biliyoruz. Ama
bu tarz kötü kamu gücünün kötü kullanım şekillerin asal unutulmayacağını, yeri geldiğinde
hukukun da bu talimatları verenlerden hesap soracağını adım gibi biliyorum. Belediyemiz
kendisine ait bu binayı koruma altına almak istedi. Ama ne yazık ki içeri dahi sokulmadık.

Sözleşmesi mahkeme kararı ile fesih edildi. Ama bu fesihe rağmen binayı işgal eden
insanların önüne yine kolluk güçleri geçti ve biz binaya giremedik. Kamu çalışanlarına
işini yaptırmayan yine ne yazık ki kolluk gücü oldu. Onların desteği ile kamunun
mülkünün korunacağı yerde içerideki kişi ya da bu işin arkasında kim var bilemiyorum
ama onlar korundu.

Her defasında kolluk kuvvetleri belediye çalışanlarımızın binaya girişini engelledi.
Hatta güç kullanırcasına engelledi. Bu süreçlerin tamamı tutanaklarda var. Mayıs
ayından bu yana kaymakamlığın hukuksuz yazısı ile bu alana engellenen girişimiz,
ne yazık ki kamu gücü kullanılarak yerine getirilmesi engellenmiştir. Bu bir suçtur.
Aralıktan bu yana resmen gözümüzün önünde işgale uğramış zarara uğratılan binamıza
İBB mülk sahibi olarak alınmıyor. Ne içeri girebiliyoruz ne binayı teslim alabiliyoruz.
Ardı ardına açtığımız davalar da ne yazık ki bekletiliyor yargıda hüküm verilmiyor.

Kamunun kamuyu şikâyet etmesi kamu ahlakı alan bu ülkenin malını savunmayı kendine
şiar edilmiş ben ve arkadaşlarım bu konuyu dile getirmenin ne kadar ağır olduğunun
farkındalar. Bu konunun sulh içerisinde çözülmesi için defalarca girişimlerde bulunduk.
Kolay değil yani, devletin bir kurumu devletin bir başka kurumunun bu kadar ayıp
davranışının şahsı koruma davranışının açıklanması kolay bir iş değil .Ben şuanda
zor bir iş yapıyorum.

Trajikomik durum bitmiyor. Her zaman olduğu gibi yaratıcı hükümet mensuplarının 
girişimleri bitmiyor. Tarihin binaların baktılar ki İBB bir avuç insanın değil halkın
çıkarını koruyacak o zaman biz bu mülkü İBB’nin elinden alalım istediğimiz gibi 
işi kıvıralım başaklarına paketlemeye devam edelim. bakın bu kadar net bir anlayış.
Son olan şu valilik tarafından İBB’ye yazı yazılıyor. Bu komik tiyatro Çevre Şehircilik
Bakanlığı’ndan başlıyor. Yazarken de yazının gerekçesi o kadar komik ki, efendim
geçmişte burası İBB’ye devredilmiş ama aslında burası bir okulmuş .Diyor ki taşınmazların
vasfı ve üzerinde kamu hizmetleri dikkate alınarak ilgisine göre ilgili idarelere
devrinin amaçlandığı okul, cami , karakol binası gibi binaların vasfı nazara alınarak
belediyeler tarafından tescilinin mümkün olmadığına, yani biz bunu belediyeden alacağız
komunun ilgili birimine devredeceğiz! Tam bir komedya. Milletin aklıyla dalga geçme.

Kaldı ki bu tür kamu yapılarının devirlerinde bile başka şehirlerde örnekleri var
kamu yararına kamu yapıların devrinde bile yine devredilen kurum haklı görünmüş.
Bu şekilde İBB’den burayı alıp biz burayı tekrar hazineye devredeceğiz valilikte
bir komisyon kurduk, neymiş adı devir tasfiye paylaştırma komisyonu. Devredelim 
tasfiye edelim sonra da paylaştıralım. Nasıl paylaştırılacaksa! Pazartesine bir 
çağrı yapılıyor bu kurul marifetiyle İBB’nin mülkünü hazineye devretme girişimi.
İBB’den tek üye. Karar verici yani valiliğin hükmü altına 6 üye. Zaten karar 6’ya
1 yazılmış. Binayı gasp ederek almayı hesaplıyorlar! 

Arkadaşlarım yarın da o yapıya gidecekler. Bu toplantı yapılana kadar, oraya giriş
işlemleriyle ilgili mücadelesini yapacaklar. Pazartesi günü, kurul toplantısını 
en güçlü şekilde bütün bürokrasi arkadaşlarım ve tabii ki özellikle Millet İttifakı’nın
Grup Başkanvekilleri hem Doğan Bey (Subaşı) hem İbrahim Bey (Özkan) hem Cumhuriyet
Halk Partisi adına hem İYİ Parti adına süreci valilikte bizzat gözlemleyeceklerdir.
Bu yaptığımız girişimlerin gördüğü muameleyi, yarın da öbür gün de kamuoyunun, siz
değerli basın mensupları vasıtasıyla, izlemesini tavsiye ediyorum. Daha sonra Pazartesi
alınacak kurul kararını da dört gözle bütün ülkemizin, milletimizin ve şehrimizin,
hemşehrilerimizin takip edeceğini ve süreçleri sizlerle beraber takip edeceklerini
şimdiden görüyorum. Burada 16 milyon vatandaşımızın hakkı ve hukuku var. 13 yıllık
zararı var.”

### “9 aydır sabrediyoruz, uzlaşma içinde çözüm arıyoruz”

Bunun gibi, İstanbul’da yeniden hayata geçirdiğimiz, yok olmaya yüz tutmuş alanları
yeniden yaşamla buluşturduğumuz, çürüyen binaları yurda çevirdiğimiz ya da bertaraf
edilen kaynakların kreşe döndüğü, bu şehrin çocuklarının, fakirin, fukaranın, yoksulun
evine yapılacak bir lira dahi daha fazla yardımın ya da yardımlaşmanın çabası içerisinde
bir olan yönetimin burada kaynaklarının nasıl gasp edilmeye çalıştığının bir örneğidir.
Bu bağlamda bu ayıp sürecin elbette pazartesine kadar sona erdirilmesini diliyorum.
Bu komisyonun yanlış toplandığı, usule uygun olmadığı noktasında da idari mahkemelerle
ilgili başvurumuzun yapıldığını siz değerli basın mensuplarına ve değerli kamuoyuna
kıymetli İstanbullu hemşehrilerime, vatandaşlarıma duyuruyorum. Süreci takip ediyoruz.
Tekrar altını çizeyim: Gerçekten devletin kurumunun, bir başka devletimizin bir 
başka kurumları ve kurumu ve kurumları vasıtasıyla yapılan bir yanlışı hukuksuzluğu
anlatmanın sıkıntısı içerisindeyim. Utanç duyuyorum. 9 aydır sabrediyoruz. 9 aydır
uzlaşma içerisinde buna çözüm arıyoruz. Kapıdan içeri girmememiz için devletin mülkü
idari amirlerinin, kişilerinin yöneticilerinin neler yaptığını sizlere anlatmak 
kolay bir iş değil. Bu zorluklarla bu cümleleri kurdum.”
