# FETÖ operasyonu yapılan belediye başkanları kim

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/feto-operasyonu-yapilan-belediye-baskanlari-kim-19977h/
- Yayımlanma: 2017-02-16T21:05:04+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın 
26 Ocak’ta yürüttüğü ‘FETÖ’ soruştuması kapsamında Ankara’da bir belediye başkanı
ve oğlu ile İstanbul’daki bir belediye başkanına da operasyon yapıldığını iddia 
etti.

İddiasını Maliye Bakanlığı’nda çalışan üst düzey bürokrata dayandıran Takan, şunları
ileri sürdü:

“O Belediye Başkanı ve oğlu, ifadelerinin alınacağı gerekçesiyle Emniyet’e değil
de Yenimahalle’ye(MİT kampusu-aht-) davet ediliyor. Belediye Başkanı Yenimahalle’ye
geliyor. Kendisinden yurt dışındaki paralarının bir bölümünü Türkiye’ye transfer
etmesi rica ediliyor. Belediye Başkanı ricayı kıramıyor!.. Oğluna söylüyor ve 650
milyon dolar Türkiye’ye giriyor. Bu arada o belediye başkanı 2 gün Yenimahalle’de
misafir ediliyor. O sırada  S… şirketine de operasyon devam ediyor. Operasyon, Ankara
ile de sınırlı kalmıyor. İstanbul’daki bir Belediye Başkanına da benzer talep iletiliyor.
O da hiç ikiletmeden 400 milyon dolarlık parayı Türkiye’ye sokuyor. Maliye Bakanlığı’ndaki
bürokratın anlatımına göre; 1 milyar dolar civarında para gelir gelmez piyasa sürülüyor.
Kaynağım diyor ki; ‘İşte o günlerde dövizdeki kısmi düşüş bu sayede gerçekleşti.
Piyasaları rahatlattık.'”

Takan’ın Yeniçağ’da “Ankara kulisleri durulmuyor!..” başlığıyla yayımlanan (16 Şubat
2017) yazısı şöyle:

Eğer iletişim kanallarınızı havuz medyasının ipoteğinden kurtaramıyorsanız, olup
bitenlerin perde arkasını yakalamanız tabii ki imkânsızdır. Algı operasyonlarının
mağdurlarından biri olmanız da kaçınılmazdır. Türkiye’nin kaotik ve karma karışık
iç ve dış gündem maddeleri arasında savrulur  durursunuz. Algı operasyonlarında 
uygulanan bombardıman yüzünden gerçek ötesine geçip, dün, bugün ve yarın ilişkisini
kurup sorgulama yapmanız imkânsızdır. İpin ucunu kaçırır zaten sonunu da merak edemez
hale gelirsiniz. Verilen hapları tane tane yutup, beyinlerinize zerk edilen filmleri
gerçek sanıp yaşar durursunuz.

Pekii!.. Biz gazeteciler sizlerden çok farklı bir durumda mıyız?.. İtiraf edeyim;
değiliz. İçinde bulunduğumuz malum zorlukları, çalışma şartlarını falan hiç bahane
etmeyeceğim. Çünkü, hayatta hiç bir mazeret başarının yerini asla tutamaz ilkesine
inananlardanım. Mazeret üretmek ve onların ardına sığınıp kendime haklılık payı 
çıkarmak da karakterimde yoktur.

İliştirilmişleri hariç tutuyorum, “gazetecilik” dendi mi oturmaya bir dönüm yer 
beğenmeyiz. Öyle pozlara gireriz ki, sanırsınız bu adamlardan ne uçan ne de kaçan
kurtulur. Ama bir gün gelir biri çıkar adama iğneyi batırmayı bırakın temel çivisi
çakarak haddini bildirir. İşte o zaman pek çaktırmamaya çalışsanız da o yere göğe
sığdıramadığınız acar gazeteci havanıza derin bir çizik alırsınız, araştırmacı ve
de soruşturmacı gazeteciliğin yer ile yeksan olduğunu acı acı hissedersiniz. Bu 
ağlak girişi neden mi yaptım?.. Ankara gazetecisi olarak geçenlerde sohbet ettiğim,
Maliye Bakanlığı’nda üst düzey bir bürokrat arkadaşımdan fena bir ders aldım da 
ondan.

**Arz edeyim efendim!..**

Sizlerin dikkatini çekti mi?.. Bilemem. Takvim yaprakları 26 Ocak Perşembe gününü
gösterdiğinde ülkemizin rutin gündeminde malum meselelerin yanı sıra döviz kurunda
hızlı yükseliş de vardı. Rutin gelişmeler(!) içinde savrulur giderken, ajanslardan
yine rutin bir haber düşmüştü gündeme;

“Türkiye genelinde FETÖ yapılanmasına karşı gözaltılar devam ediyor. Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında haklarında yakalama
kararı olan 17 kişi Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suç ve Suç Gelirleriyle Mücadele
Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı” diye. Baktık geçtik habere.
Unuttuk. Güya gazeteciyiz, sonu ne oldu diye araştırmadık bile. Hikayenin gerisini
Maliye Bakanlığı’nda çalışan üst düzey bürokratın anlattıklarından özetleyerek ve
isim vermeden aktarayım:

O gün, bu operasyonlar yapılırken, Ankara’da bir belediye başkanı ve oğluna da operasyon
yapılıyor. O Belediye Başkanı ve oğlu, ifadelerinin alınacağı gerekçesiyle Emniyet’e
değil de Yenimahalle’ye(MİT kampusu-aht-) davet ediliyor. Belediye Başkanı Yenimahalle’ye
geliyor. Kendisinden yurt dışındaki paralarının bir bölümünü Türkiye’ye transfer
etmesi rica ediliyor. Belediye Başkanı ricayı kıramıyor!.. Oğluna söylüyor ve 650
milyon dolar Türkiye’ye giriyor. Bu arada o belediye başkanı 2 gün Yenimahalle’de
misafir ediliyor. O sırada  S… şirketine de operasyon devam ediyor. Operasyon, Ankara
ile de sınırlı kalmıyor. İstanbul’daki bir Belediye Başkanına da benzer talep iletiliyor.
O da hiç ikiletmeden 400 milyon dolarlık parayı Türkiye’ye sokuyor. Maliye Bakanlığı’ndaki
bürokratın anlatımına göre; 1 milyar dolar civarında para gelir gelmez piyasa sürülüyor.
Kaynağım diyor ki; “İşte o günlerde dövizdeki kısmi düşüş bu sayede gerçekleşti.
Piyasaları rahatlattık.”

Anlattıklarının çok ciddi olduğunu söyleyip kendisine bunun teyidini  araştıracağımı
söylediğimde tereddüt etmeden “istediğin yere sor” dedi. Başkentin en derin koridorlarında
hafta başından bu yana yoklamadığım kaynak kalmadı. “Yenimahalle’de misafir edilme”
operasyonunu yalanlayan olmadı. Para operasyonu konusunda ise “yeni operasyonlara
da hazır ol” deyip bıyık altından güldüler..

Ankara gazeteciliği çok zordur ama bir kulis haber için bu kadar göbeğimin çatladığı
bir anı hatırlamıyorum…

**Barzani’nin paketi**

Hazır, başkentin derin kulislerine dalmışken, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik’in
New York Times’da çıkan ve çok konuşulan demecinin ardından ortaya atılan iddiaya
da yer vermesek olmaz!.. Çevik, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda bir Kürt 
kantonunu tolere edebileceğini” söylemişti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanının bunu dile
getirmesi, resmi olarak Ankara’nın Fırat’ın doğusunda PYD/PKK varlığını kabul etmesi
demek. Çevik, can alıcı bir şey daha söylemişti:

**“PYD’de bir Barzani olamaz mı? Barzani’nin Türkiye ile ilişkileri muhteşem.”**

Aslında, şaşmamak lazım!.. “Postal yalayıcı Barzani”den geldik bugünlere. AKP’nin
meydanlarında “seninle gurur duyuyoruz” sloganları atıldı. Kırmızı çizgilerin hepsi
pembe dantelli oldu!.. Ankara’da bugünlerde çokça konuşuluyor; “Kuzey Irak modeli
ve benzeri bir yapılanma neden Suriye’nin kuzeyinde olmasın” diye. Referandum sonrası
tarih verilerek… Unutmadan iddiayı da aktarayım: Barzani, Erbil’den çok önemli bir
PKK’lı ismi paketlemiş Ankara’ya gönderiyormuş. Çok mu iddialısınız, “bana algı 
operasyonu sökmez” diye. O zaman cevap verin. Bu paketler niye?…
