# Finans merkezi Londra’nın koltuğu tehlikede

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/finans-merkezi-londranin-koltugu-tehlikede-13019h/
- Yayımlanma: 2016-07-11T07:20:09+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İngiltere’de yapılan referandumdan Avrupa Birliği’nden (AB) çıkma kararının (Brexit)
gelmesi Londra’da bulunan küresel finans şirketlerini endişelendirdi. Hem Avrupa’nın
hem de dünyanın en önemli finans merkezi olarak kabul edilen şehir sadece finansal
hizmetler üzerinden yılda 300 milyar dolar gelir elde ediyor. Bu rakamın 30 milyar
doları ise doğrudan Avrupa ile gerçekleştirilen işlemlerden geliyor. Londra’dan 
yönetilen toplam varlık miktarının ise çift basamaklı trilyon dolar seviyesinde 
olduğu tahmin ediliyor. Ancak İngiltere’nin AB’yi terk etmesi halinde kartların 
yeniden karışması gerekecek. Zira böyle bir durumda Londra’da faaliyet gösteren 
bankalar ‘EU Pass’ adı verilen bankacılık lisansını kaybedecek. Bu lisans Londra
merkezli bankalara AB genelinde sınırlamalara maruz kalmadan işlem yapabilmelerini
sağlıyor.

**REKABET KIZIŞTI**

Avrupa’nın en önemli finans merkezi olarak Londra’nın tahtının sallanması ise bir
dizi alternatif şehrin yeni finans merkezi olarak yükselmek için kolları sıvamasına
neden oldu. Başta Frankfurt, Paris, Dublin ve Lüksemburg olmak üzere çok sayıda 
şehir daha şimdiden Londra’dan kaçacak bankalara ev sahipliği yapmak için birbirleriyle
kıyasıya rekabete girdi. Ancak bu kaçış aynı zamanda finans sektöründe çalışan çok
nitelikli ve bol kazançlı elemanların da göçü anlamına geleceği için bu değişim 
alternatif şehirler açısından tüketime yönelik de önemli bir fırsat anlamına geliyor.
Londra’da yalnızca finans sektörüyle bağlantılı olarak 700 bin kişi çalışıyor. Bunun
yüzde 20’si İngiliz olmayan AB vatandaşı. 100-150 bin kişilik bu kesimin ilk etapta
göç edeceği tahmin ediliyor. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen Londra’da çalışanların
büyük bir kısmının mecbur kalmadıkça şehri terk etmeyeceği düşünülüyor. Tabii bu
arada AB’li şehirler kapışırken Hong Kong, Singapur ve Tokyo gibi Asyalı merkezlerin
Londra’dan kaçanları kapma ihtimali de artıyor.

**MERKEZ OLMAK İÇİN NE GEREKİR?**

-Şehir öncelikle çalışmak için gelecek yabancılara hitap edecek derecede ilgi çekici
olmalı.

– Başta havaalanı ve otel olmak üzere iş için gelecek insan trafiğini karşılayacak
altyapısı olmalı.

– Finans sektöründe çalışmaya uygun insan kaynağı ve buna uygun eğitim merkezleri
olmalı.

– Şehirde başta İngilizce olmak üzere yabancı dil konuşma oranı yüksek seviyede 
bulunmalı.

**LONDRA’NIN KOLTUĞUNA GÖZ DİKEN ŞEHİRLERİN NİTELİKLERİ YETERSİZ KALDI**

**FRANKFURT**

Şehir hem gelişmiş altyapısı hem de AB Merkez Bankası’na (ECB) ev sahipliği yaptığı
için oldukça şanslı. Ancak şehrin eğlenceden çok uzak olması cazibesini düşürüyor.
PARIS Şehir turistik nitelikleri ve gece hayatı bakımından Londra’ya çok yakın. 
Ancak Fransa’nın tutucu ekonomik işleyişi ve İngilizce’nin yaygın konuşulmaması 
şansını azaltıyor.

**DUBLIN**

En büyük avantajları ana dilin İngilizce olması ve şirket gelir vergi diliminin 
yüzde 12 ile rekor düşük seviyede olması. Ancak şehrin küçüklüğü ve yetersiz altyapı
caydırıyor.

**LÜKSEMBURG**

Şehir son derece gevşek finansal regülasyonlarıyla daha şimdiden AB’nin vergi cenneti
durumunda. Ancak şehrin herhangi bir çekiciliğinin olmaması çalışma alanı olarak
cazibesini öldürüyor.

**AMSTERDAM**

Şehirde nitelikli İngilizce konuşma oranı yüzde 90 seviyesinde ve farklılıklara 
çok açık. Ancak finansta çalışanların ‘bonus’larına getirilen yüzde 20’lik yasal
kesinti korkutuyor.

**MİLANO**

Birinci sınıf restoranlar, alışveriş imkânları ve tarihi doku şehrin en büyük avantajları.
Zayıf yanları ise başta havaalanları olmak üzere altyapının daha şimdiden sınırda
çalışması.

Mahmut Sancak/Gazete Habertürk
