# Fitch: Türkiye, kur risklerine karşı en kırılgan ülke

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/fitch-turkiye-kur-risklerine-karsi-en-kirilgan-ulke-91057h/
- Yayımlanma: 2022-10-12T09:27:14+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu [Fitch](https://www.fitchratings.com/)’
in Banka Notlarından Sorumlu Global Başkanı James Longsdon dünyanın en büyük bankalarının
da zorlu bir sürece girdiğini, başka yerlerde de dolarize olmuş bankacılık sektörlerinin
bulunduğunu, ancak Türkiye’nin geniş bir bölge içinde kur risklerine karşı en kırılgan
ülke olduğunu söyledi. Bankaların yabancı para likiditeye erişimlerinin [TCMB](https://www.borsatek.com/tcmbnin-swap-haric-net-rezervlerinde-sert-dusus-90846h)’
ye daha bağımlı hale geldiğini belirten Fitch’in Türk Bankalarından Sorumlu Direktörü
Lindsey Liddell de makroihtiyati düzenlemeler göz önüne alındığında, kredi büyümesinin
kısa vadede yavaşlamasını beklediklerini söyledi.

Dünya’nın haberine göre Liddell “Ticari ve kurumsal borçlulara verilen yerel para
cinsinden kredilerdeki fiyatlandırma kısıtlamaları, bankaların kredileri fiyatlama
kabiliyetine zarar veriyor. Bu, bankaların borç verme iştahını zayıfl atacaktır.
Kredi büyümesi, seçim öncesi zayıflayan makro görünüm, piyasa oynaklığı ve açıklanan
düzenlemeler karşısında duyarlı olmaya devam ediyor” dedi. Liddell ayrıca, artan
makroekonomik dengesizlikler (enfl asyon ve cari açık), zayıf küresel büyüme, kötüleşen
dış ortam, tüm dünyada artan faiz oranları ve düşük dış likidite tamponları nedeniyle
mevcut politika karışımı sürdürülemez olduğundan, TCMB’nin 2023’te para politikasını
eninde sonunda sıkılaştıracağını da ekledi.

### ■ Büyük merkez bankalarının sıkılaştırma politikaları karşısında Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki bankaları neler bekliyor?

JAMES LONGSDON: Yüksek faiz oranları gelişmekte olan ülkelerdeki banka karlılıklarına
katkı sağlayacaktır. Net faiz geliri, tipik olarak gelişmekte olan ülkelerde banka
toplam gelirlerinin gelişmiş piyasalara göre daha büyük bir payıdır (ortalama yüzde
70+). Ancak yükselen enfl asyonla birlikte artan faizler aktif kalitesini de baskılayacaktır.
Dolardaki yükseliş gelişen ülke bankaları için ek bir risk teşkil etmektedir, çünkü
birincisi; güçlü bir dolar, gelişmekte olan ülke kredi notlarını baskılar ve ikincisi;
dolarize olmuş gelişen ülke bankacılık sektörlerinde finansman ve yabancı para mevduat
riskleri artarken, dolar borçluları için borç servisi yükü artıyor. Bilanço varlıkları
ve hedge edilmemiş dolar pozisyonları üzerindeki yeniden değerleme etkisi de sermayeyi
baskılayabilir. Ancak, başka ülkelerde de nispeten dolarize olmuş bankacılık sektörleri
olmasına rağmen, biz daha çok Türkiye’nin de yer aldığı EMEA bölgesi, BDT+ ülkeleri
ve bazı Afrika ülkelerine odaklıyız. Bunlar arasında kur riskine karşı en kırılgan
ülke Türkiye.

### ■ Türk bankacılık sisteminin son dönemdeki performansı hakkında genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? Türk bankalarının güçlü ve zayıf yönleri neler?

LINDSEY LIDDELL: Türk bankalarının bu yılki not indirimlerine rağmen negatif görünümde
kalmalarının da yansıttığı gibi, bankaların kredi profillerine yönelik riskler önemini
koruyor. Bankaların bu yılın ilk yarısına ilişkin finansal göstergelerine rağmen
riskler yüksek. Bankaların döviz likiditesine erişimleri, piyasa stresi zamanlarında
belirsiz olabilen döviz swaplarının yüksek bir paya sahip olması nedeniyle TCMB’ye
daha bağımlı hale geldi. Sektörün YP likiditesinin yaklaşık dörtte birini oluşturan
YP devlet tahvilleri oynak koşullarda daha az likit olabiliyor. Sektördeki sermaye
rasyolarına ve güçlü karlılığa rağmen, bankaların sermaye riskleri TL’deki kayıplara
olan duyarlılığın da etkisiyle yüksek. Buna ek olarak düzenleyici kısıtlamalar ve
net faiz marjındaki sıkılaşma nedeniyle sektör kârlılığında zayıflama bekliyoruz.
Türk bankalarının karlılıklarının, makro görünüme ve aktif kalitesindeki zayıflamaya
karşı duyarlılığı da devam ediyor.

### ■ Türkiye’deki düşük politika faizine rağmen bankaların kredileri artmıyor ve şirketler krediye erişimde zorlanıyor. Nedenleri neler olabilir ve nasıl çözülebilir?

LINDSEY LIDDELL: Bu yılın ilk sekiz ayındaki kredi büyümesi (yaklaşık yüzde 35 veya
kur etkisine göre ayarlanmış yüzde 20 artış) negatif reel faiz oranları ve enflasyonist
ortamdan destek buldu. Makro ve finansal istikrara yönelik riskler nedeniyle öncelik
kısa vadeli yerel para cinsinden kredilerde oldu. KOBİ’ler, ihracatçılar, tarım 
gibi ‘tercih edilen’ sektörlere kredi verilmesini hedefl eyen ve tercih grubunda
olmayan sektörlere ve segmentlere kredi vermeyi caydıran nitelikteki makro ihtiyati
düzenlemeler nedeniyle kredi büyümesinde kısa vadede yavaşlama bekliyoruz. Buna 
ek olarak, ticari ve kurumsal borçlulara verilen yerel para cinsinden kredilerdeki
fiyatlandırma kısıtlamaları, bankaların kredileri fiyatlama kabiliyetine zarar veriyor
ve muhtemelen borç verme iştahlarını zayıflatacak. Kredi büyümesi seçim öncesi zayıflayan
makro görünüm, piyasa oynaklığı ve düzenleyici gelişmelere karşı da duyarlı olmayı
sürdürüyor.

### ■ Bankaların Türkiye’deki kredi ve mevduat faizlerinin dolaylı olarak sınırlandırılması konusunda neler söylemek istersiniz? Ayrılan karşılıkların artırılmasına ve karşılıkların sabit faizli tahvil olarak tutulmasına karar verildi. Sizce bu açıklamanın bankacılık sektörü üzerinde oluşturduğu riskler nelerdir?

LINDSEY LIDDELL: Türk makamları, son aylarda bankalar için çok sayıda yeni makro
ihtiyati gereklilik açıkladı. Düzenlemeler, bankaları belirli sektörlerde büyümekten
caydırarak, tercih edilen sektörleri hedefleyip, döviz talebini azaltarak banka 
bilançolarında liralaşmayı teşvik ediyor. Para politikasında sıkılaştırmanın olmadığı
bir dönemde hükümetin politika gündemini desteklemeyi amaçlıyor. Bankaların tercih
edilmeyen sektörlere kredi vermeye devam etmeleri durumunda ve büyüme hızına ve 
belirli krediler için kredi fiyatlandırma düzeyine bağlı olarak ek rezerv veya uzun
vadeli lira cinsinden devlet tahvili bulundurmaları gerekmektedir. Açıklanan bu 
makroihtiyati düzenlemelerin bankaların büyümesi, risk iştahları, kârlılığı, sermaye,
fonlama ve YP likiditesi üzerinde etkileri söz konusu. Artan düzenleyici müdahalenin
bankaların strateji ve fiyat riskini belirleme kabiliyetine ilişkin sıkıntılara 
neden olduğuna ve ayrıca bankalar için ek bir operasyonel yük oluşturduğuna inanıyoruz.
Zayıflayan makro görünümle birleştiğinde, bunun sektörde kredi büyümesi ve karlılığın
iyice zayıflamasına yol açmasını bekliyoruz.

### ■ Türkiye’deki negatif reel faiz oranı ve bunun piyasaya orta ve uzun vadeli etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

LINDSEY LIDDELL: Negatif reel faiz TL üzerinde sürekli değer kaybı baskısına yol
açarken, bu durum mevduattaki ciddi dolarizasyon ve yüksek yabancı para borçlar 
nedeniyle bankaların kredi profilleri için riskleri artırıyor. Artan makroekonomik
dengesizlikler (enflasyon ve cari açık), zayıf küresel büyüme, kötüleşen dış ortam,
tüm dünyada artan faiz oranları ve düşük dış likidite tamponları nedeniyle mevcut
politika karışımı sürdürülemez olduğundan, TCMB’nin 2023’te para politikasını eninde
sonunda sıkılaştırmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, Türk bankaları son aylarda
negatif reel faiz oranlarından ve yüksek enfl asyon ortamından yararlandı. Sektör
karlılığı yüksek kredi hacimleri, TÜFE’ye dayalı menkul kıymetlerdeki önemli kazanımlar
ve daha yüksek kredi getirileri, daha düşük lira mevduat maliyetleri kombinasyonuyla
ciddi şekilde arttı. Bununla birlikte, kredi büyümesi yavaşlarken, marjların daralması
ve maliyetler üzerindeki enflasyonist baskıyla banka kârlılıklarının zayıflamasını
bekliyoruz. Makroekonomik ve düzenleyici gelişmeler de karlılık üzerinde etkili 
olmaya devam edecek. Hükümetin ‘liralaşma’ stratejisi ile ilgili olarak; TL’nin 
daha fazla değer kaybetmesini sınırlayabilirse, finansmanın istikrarına yönelik 
kısa vadeli riskleri ve döviz talebini azaltıp yatırımcı güvenini artırarak Türk
bankalarının kredi profillerine yönelik riskleri azaltabilir. Bununla birlikte, 
açıklanan makro ihtiyati önlemler lirayı zayıflatan iç güvendeki keskin bozulmanın
nedenlerine -yüksek enflasyon, derin negatif reel faiz, güvenilir bir politika çapasının
olmaması ve 2023 seçimleri öncesinde izlenecek ekonomi politikasına ilişkin belirsizlik-
hitap etmiyor. Fitch enflasyonun 2022 sonunda yüzde 75’e ulaşacağını ve 2023 sonunda
yüzde 55’e düşeceğini tahmin ediyor.

### ■ Küresel ekonominin durumu, finans sektörüne ilişkin riskler ve durgunluk beklentileri dikkate alındığında önümüzdeki dönemde küresel bankacılık sisteminde görünüm nasıl olacak?

JAMES LONGSDON: Birkaç istisna dışında (Japonya, Çin gibi) büyük merkez bankaları
politika faizlerini yükselterek küresel enflasyon baskılarına yanıt veriyor. Bunun,
küresel bankalar için farklı anlamları var. Bir yandan, onlara net faiz marjlarını
büyütme ve uzun süren düşük, hatta negatif faiz oranlarından sonra net faiz gelirini
artırma fırsatı sunuyor. Ancak diğer taraftan, hızla yükselen faiz ve enflasyonist
baskı kredi talebini frenleyecek ve 2023’e girerken temerrütlerin artmasına neden
olacaktır. Riskler ve getiriler dengesiz bir biçimde ortaya çıkacak olup, faiz artışlarının
hızına, sabit ve değişken faizli varlık ve yükümlülüklerin payına ve makroekonomik
gelişmelere bağlı olacaktır. Bu koşullar ve Avrupa’daki enerji arz şokuna bağlı 
olarak küresel GSYH tahminlerimizi önemli ölçüde düşürdük. Küresel büyüme için 2022
beklentimiz yüzde 2,4, 2023’te ise sadece yüzde 1,7 büyüme bekliyoruz. Euro bölgesi
ve İngiltere’nin bu yıl içinde resesyona girmesi, ABD’de ise 2023 ortalarında hafif
bir resesyon yaşanması bekleniyor. Bunlarla birlikte daha zorlu bir ortama giren
küresel bankaların çoğu, bozulmuş kredilerin düşük olması ve güçlü sermaye durumları
sayesinde göreli güçlü bir konumdalar.
