# Fon piyasasında ne oldu, şimdi ne olacak?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/fon-piyasasinda-ne-oldu-simdi-ne-olacak/
- Yayımlanma: 2026-09-19T14:12:44+03:00
- Yazar: Zeliha SARAÇ

Borsanın en temel dayanağı güvendir. Fiyatlar düşebilir, hisseler yükselebilir, 
hatta sert dalgalanmalar yaşanabilir. Ama yatırımcı, sistemin kuralları içinde hareket
edildiğine inanıyorsa piyasada kalmaya devam eder.

Eylül ayının ortasında yaşananlar ise bu güven açısından ciddi soru işaretleri yarattı.

16 Eylül’de BIST 100’ün yüzde 5,54 değer kaybederek 13.122 puana gerilemesi ve devre
kesici uygulanması elbette başlı başına önemliydi. Fakat asıl tartışma yalnızca 
endeksteki sert düşüş değildi. O gün, bazı yatırım fonlarında yaşanan likidite sorunu
da piyasanın gündemine oturdu.

Pusula Portföy tarafında yaşanan gelişmeler bunun en çarpıcı örneklerinden biri 
oldu. Yaklaşık 4,8 milyar liralık fon büyüklüğünden söz edilirken, yatırımcıların
iade taleplerinin karşılanmasında sorun yaşanması, fonların taşıdığı bazı varlıkların
ne kadar likit olduğu sorusunu da beraberinde getirdi.

Burada mekanizmayı anlamak önemli.

Uzun süredir piyasada düşük fiili dolaşıma sahip, işlem hacmi sınırlı bazı hisselerde
olağandışı fiyat hareketleri tartışılıyordu. İddialara göre bazı hisselerde önce
belirli hesaplardan yapılan işlemlerle fiyatlar yukarı taşındı. Daha sonra bu hisseler,
yüksek fiyatlardan bazı yatırım fonlarının portföylerine girdi.

Kâğıt üzerinde bakıldığında fonun değeri yükseliyordu. Ancak sorun şuydu: O fiyatlardan
gerçekten ne kadar satış yapılabileceği belli değildi.

Çünkü bir varlığın ekranda görünen fiyatı ile o fiyattan satılabilecek miktarı aynı
şey değildir.

İşte likidite riski tam burada ortaya çıkıyor.

Bir fon yatırımcısı parasını geri istediğinde, fon yöneticisinin elindeki varlıkları
nakde çevirmesi gerekir. Portföyde yüksek işlem hacmine sahip büyük şirketlerin 
hisseleri varsa bunu yapmak görece daha kolaydır. Ancak sığ bir hissede büyük miktarda
satış yapmak zorunda kalırsanız, satışın kendisi fiyatı aşağı çekebilir.

Daha da önemlisi, ekranda görünen fiyat üzerinden portföyün tamamını nakde çeviremeyebilirsiniz.

Bu nedenle son günlerde tartışılan yapı yalnızca bazı hisselerin fiyat hareketlerinden
ibaret görülmemeli. Aynı zamanda fonların değerleme, likidite ve risk yönetimi açısından
da değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkıyor.

17 Eylül’de SPK’nın aldığı kararlar ise olayın boyutunu daha da büyüttü. Pusula,
Tera, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy bünyesindeki toplam 131 fonun TEFAS
işlemlerine kapatılması ve tasfiye sürecinin başlatılması, piyasaya verilen mesaj
açısından önemliydi.

Bunun yanında adli soruşturma da devreye girdi. 38 kişi hakkında piyasa dolandırıcılığı
iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı dahil
bazı kişiler hakkında tutuklama ve diğer adli tedbirler uygulandı. Aramalar ve mal
varlıklarına yönelik tedbirler de soruşturmanın kapsamını gösterdi.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bunlar soruşturma ve iddia aşamasındaki
adli süreçler. Dolayısıyla nihai hukuki sorumluluk konusunda kesin hüküm vermek 
için yargı sürecinin tamamlanmasını beklemek gerekir.

Piyasadaki bir başka önemli konu ise tasfiye sürecinde ortaya çıkacak portföy büyüklüğü.

Yaklaşık 485 milyar liralık bir hisse portföyünden söz ediliyor. Bu rakamın büyüklüğü,
doğal olarak yatırımcıların aklına “Bu hisseler şimdi piyasada satılacak mı?” sorusunu
getiriyor.

Ancak burada da tabloyu doğru okumak gerekiyor.

485 milyar liralık büyüklük, ertesi sabah Borsa İstanbul’a aynı miktarda satış emri
geleceği anlamına gelmiyor. Tasfiye işlemlerinin zamana yayılarak, piyasa koşulları
ve ilgili hisselerin likiditesi dikkate alınarak gerçekleştirilmesi bekleniyor. 
Tasfiye sürecinde görev alan kurumların temel amacı da varlıkları mümkün olduğunca
düzenli biçimde nakde çevirmek.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde özellikle sığ hisselerde arz baskısının daha fazla
hissedilmesi ihtimali var.

BIST 30’daki büyük şirketlerle fiili dolaşımı düşük hisseleri aynı kefeye koymak
da doğru olmaz. Yüksek işlem hacmine sahip şirketlerde fonların portföyündeki payın
tasfiye etkisi ile fiili dolaşımının önemli bölümünü fonların oluşturduğu daha sığ
bir hissedeki etkinin aynı olması beklenmez.

Asıl hassas nokta burada.

Çünkü sığ bir hissede büyük miktarda satış yapılması, fiyat üzerinde çok daha belirgin
bir etki yaratabilir.

Peki küçük yatırımcı ne olacak?

Burada da en önemli konu, yatırımcının fondaki hak sahipliğinin korunması. MKK kayıtları
üzerinden yatırımcıların sahipliği takip ediliyor. Dolayısıyla yatırımcının panikle
ekran başına geçip ayrıca bir işlem yapması gerekmiyor.

Fakat yatırımcı açısından kritik nokta şu: Fonun daha önce açıklanmış birim pay 
fiyatı ile tasfiye sonunda gerçekten elde edilecek nakit aynı olmak zorunda değil.

Özellikle likiditesi düşük varlıklarda, portföyün ekranda görünen değerinden nakde
dönüşürken fark oluşabilir. Bu nedenle tasfiye sürecinin nasıl yürütüleceği, hangi
varlıkların hangi koşullarda satılacağı ve elde edilen nakdin yatırımcılara nasıl
dağıtılacağı büyük önem taşıyor.

Yatırımcı Tazmin Merkezi’nin de piyasa fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan zararları
otomatik olarak karşılayan bir mekanizma olmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor.

Şimdi önümüzde birkaç aylık önemli bir dönem var.

Bu süreç yalnızca söz konusu fonların tasfiyesi açısından değil, sermaye piyasalarına
duyulan güven açısından da yakından izlenecek.

Çünkü piyasalarda güveni oluşturmak yıllar alıyor. Bir günde kaybolmasa bile, birkaç
günde ciddi biçimde sarsılabiliyor.

Buradan çıkarılması gereken ders ise yalnızca “hangi hisse ne kadar düşecek?” sorusu
değil.

Bir yatırım aracının ekranda görünen değeri ile gerçekten nakde çevrilebilen değeri
arasında ne kadar fark var?

Bir fonun portföyündeki varlıklar ne kadar likit?

Değerleme nasıl yapılıyor?

Ve yatırımcı, parasını geri istediğinde sistem bu talebi ne ölçüde karşılayabiliyor?

Önümüzdeki dönemde asıl tartışmanın bu sorular üzerinden yürütülmesi gerekiyor.

Çünkü sermaye piyasasında fiyat kadar önemli olan başka bir şey daha var: O fiyatın
arkasındaki gerçek likidite ve güven.
