# Gözler İran’da

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/gozler-iranda-7337h/
- Yayımlanma: 2015-07-22T08:33:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

İran’la nükleer müzakerelerin anlaşmayla sonuçlanması bankacılık dahil 13 sektörde
umutları artırdı. Buna enerji sektörü de eklenebilir. Çimento, inşaat, mermer gibi
birkaçı hariç, tüm sektörler olumlu beklenti içinde. İnşaata da bir ölçüde iş çıkacağı
tahmin ediliyor. Çimento ve mermerde ise enerji maliyeti dezavantajı var.

Bazı sektörler heyet gönderme hazırlığında. İranlı yatırımcılar da araştırmaya gelmeye
başladı. Yaptırımlar bir takvim içinde adım adım kalkacak. Politik süreçlerin 6 
ila 9 ay sürecek. Arkasından finansal işlemler, yatırım kısıtları, enerji ithalatına
ilişkin yaptırımlar kalkacak. Silah ithalat ambargosu 5 yıl daha yürürlükte. Savunma
sanayiinde kısıtlar devam etse de birçok büyük sektörde ticaretin yolu açılacak.

İran ekonomisinin hızlı büyüyeceği, 18 ay sonra GSYH büyümesinin %8’e ulaşabileceğine
ilişkin tahminler var. 80 milyon nüfusu, 400 milyar dolarlık ekonomisi ve bu hızlı
büyüme sektörlerin ilgisini çekiyor. Enerji, kimya, gıda ve otomotivde işbirlikleri
bekleniyor. Gelişmeler en başta bankacılık sektörüne yarayacak.

DEİK Türkiye-İran İş Konseyi Başkanı Rıza Eser, “Ambargodan çok önce İran’la ilişkilerimizi
iyi götürdük. Biz hazırız. Umarım en iyi payı biz alırız. Enerji, kimya, gıda ve
otomotivde işbirliği bekliyoruz. Türk müteşebbisleri olarak İran’a yatırımlarımız
devam ediyor. Ticaretimiz artıyor. Otellerle ilgili çalışmalar var. Konutlarla ilgili
çalışmalar da sürüyor. Kimya, demir-çelik, gıdada yatırımlar da oldu. Uzun yıllardır
kalmış projeler de devam edecek. İranlılar ambargo zamanındaki desteğimizi unutmuyor.
Öncelik Türkiye’nin diye yazılı ve şifahi söylediler. Umarım sözlerini tutarlar.
Her iki ülke komşu. Herşey muhtemelen yüksek düzeyde devam edecektir” dedi.

tablo-iran.jpg

**UMUTLU SEKTÖRLER**

**Lojistik**

İhracat artacak, geçiş ülkesi olarak bize nefes aldıracak

TİM Denetim Kurulu üyesi Bülent Aymen: Lojistik için olumlu bir gelişme. Özellikle
jeopolitik nedenlerden ötürü Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerle ihracatında önemli
bir daralma yaşandı. Beklentimiz İran’a ihracatın önümüzdeki yıl yüzde 35 artması
yönünde. Tabii ihracatın artması lojistiği de harekete geçirecek. Böyle olunca yara
alan lojistik sektörü için İran adeta nefes borusu olacak. Aynı zamanda İran bir
geçiş ülkesi olması da bizim için önemli. Öte yandan bu ülkeye TIR’ların girmesiyle
ilgili sorunların çözümü için geçen yıl bazı adımlar atılmıştı. Bu yönde istikrarlı
bir şekilde çözüme gidiliyor. Lojistik sektörü İran fırsatını değerlendirecek kapasiteye
sahip. Özellikle şu an atıl durumda olan TIR’lar yeniden kullanılacak. Yani kapasitemizi
daha yüksek oranda kullanacağız.

**Makine**

Kısa vadede iyi satış yaparız, uzun vadede bize rakip olur

İSO Yönetim Kurulu üyesi Ali Eren: Başlangıç aşamasında marka avantajımız var. Buna
karşın İran’ın temel olarak altyapıları kuvvetli. Ara malı ithal edemeden üretim
yapıyorlardı. Biz ise montaj yapma kolaylığına kaçmış durumdayız. 10 yıl sonra İran
know howları nedeniyle iyi konuma gelebilir. Kısa vadede İran’a iyi satış yaparız
ama uzun vadede bize rakip olurlar. Mutlaka cari fazla veririz. Muazzam bir yatırım
başlayacak. Fiyat ve lojistik avantajımız nedeniyle biz de iyi satış yapacağız. 
Almanya’yı geçip pazar lideri olmamız zor. 2’nci 5 yıllık dönemde satış yapmaya 
devam edebilmemiz için ilk aşamada Almanlarla işbirliğine gitmemiz gerek.

**Deri**

Gümrük Duvarlarını indirirse pazardan payımız artabilir

İDMİD Mustafa Şenocak: Sektör olarak umutluyuz. Özellikle ayakkabı ve saraciye için
bu anlaşmanın ardından önemli bir fırsat doğacaktır. İran’ın yaklaşık 600 milyon
dolarlık bir ayakkabı ithalatı var. Türkiye de bundan alacağı payı artırabilir. 
Deri konfeksiyonda da zamanla artacak bir performans görülecektir. İran’dan Türk
firmalara mağaza açma ve ülkede yatırım yapma adına talepler geliyor. Eğer gümrükteki
duvarlar indirilirse Türk firmaları bu fırsatları değerlendirebilirler. Ancak mevcut
durumda o kadar çok korumacı önlem var ki bu şartlarda yatırım yapmak zor. İran 
korumacı tavrını bırakıp daha liberalleşirse Türk firmaları bu ülkede yapacakları
yatırımla pastadan önemli pay alacaktır.

**Tekstil**

Avrupalı markalar yerleşmeden pazarda yol alma imkanı var

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi: İran, Türk tekstil için ciddi bir pazar. Ucuz enerji
ve maliyetlerden dolayı birçok firmanın bu ülkeye yatırım yapacağını düşünüyorum.
Hazır giyimciler için de İran ciddi bir pazar. Prestiji çok yüksek. En azından Avrupa
markaları oraya yerleşmeden Türk firmaları orada ciddi yol alabilir. Biz bu konuda
Avrupalı firmalardan daha hızlıyız. Avrupalı firmalar için orada hala ciddi sıkıntılar
var; marka koruması, gümrük sıkıntısı gibi. Avrupalı firmaların kısa vadede gireceklerini
sanmıyorum. Bizim açımızdan o boşluğu doldurmak daha kolay. Tekstil, konfeksiyon
ihracatımız artarak sürecektir. Yeter ki İran ile Türkiye arasında bir siyasi kriz
olmasın.

**Çelik**

Ciddi rakibimiz olabilir, ihracatımız da artar

ÇİB Başkanı Namık Ekici: Çelikte İran önemli bir pazar. 2009’da 433 bin ton olan
ihracatımız 2010’da 1 milyon ton seviyesine geldi. 2011’de 623 bin tona gerilemesine
rağmen 2012’de tekrar artış gösterip 940 bin tona çıktı. Ambargo koşulları ağırlaşınca
sert düşüşler yaşadık. 2013’te 195 bin ton, 2014’te 166 bin tona kadar geriledi.
2015’in ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yaklaşık %40 geriledi ve 51
bin ton civarında kaldı. Sonuç olarak, nükleer müzakerelerde uzlaşmaya varılması
gerek dünya ticareti gerekse ülkemiz ve çelik sektörü ticareti açısından olumlu 
sonuçlar doğuracak. İran, önemli bir çelik ithalatçısı. İlerleyen yıllarda ciddi
bir rakibimiz olma ihtimali yüksektir. Buna rağmen, ambargonun kalkması sektörümüz
için olumlu.

**Kimya**

Bazı gruplarda ihracat artacak, hammadde fiyatları düşecek

İKMİB Başkanı Murat Akyüz: Ambargonun kalkması kimyada önemli gelişmeler yaratacak.
Kimyanın kozmetik, plastikler ve mamulleri, eczacılık ürünleri, boya, organik kimyasallar
gibi en önemli alt gruplarının ihracatında İran ciddi bir öneme sahip. Bu sektörlerin
ihracatında artış yaşanacağına inanıyoruz. Petrol ve petrokimyasal ürünlerin fiyatlarının
düşmesi özellikle hammaddesini bu ürünlerin oluşturduğu sektörleri olumlu etkileyecek.
İran’la petrokimyasal hammadde ticaretimize hız kazandıracak ve İran’ı genel ihracatımızda
daha üst sıralara taşıyacak. İran ve Türkiye tarife dışı engellerden uzaklaşarak
ticaret artırıcı çabalar içinde olmalı.

**Plastik**

Hammadde fiyatı düşecek bilançolar olumlu etkilenecek

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu: Anlaşmanın etkisiyle petrol ve dolayısıyla petrokimyasal
ürünlerin fiyatının düşmesi plastik firmalarımızın bilançolarını olumlu etkileyecek.
İran petrol ve doğalgazda dünyanın en önemli kaynaklarına sahip. Petrolde dünyanın
dördüncü, doğalgazda en büyük rezervlerine sahip. Petrokimya alanında da 55 milyon
tonluk bir kapasiteye sahip. Türkiye’nin toplam petrokimyasal mamul üretim kapasitesi
yurtiçi talebin sadece yüzde 15’ini karşılayabiliyorken; İran’ın kendi iç piyasasından
aldığı talep sadece 9 milyon ton. Bu nedenle petrokimya üretiminin minimum 46 milyon
tonluk bölümünü ihraç etmek zorunda. Dolayısıyla komşumuz İran ile Türkiye’nin ihtiyaçları
birbirini tam destekler ve tamamlar durumda.

**Turizm**

İran ekonomisi toparlandıkça gelen turist daha da artar

TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy: Geçen yıl İran’dan Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı%
32 arttı. 80 milyon nüfusu göre gelen turist çok düşük. İran’dan Türkiye’ye turistik
talep çok daha yukarılara çıkacak. Petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen Türkiye’ye
yönelik turizm talebinde kaydedilen büyüme devam ediyor. Ambargoların kalkmasıyla
İran ekonomisi çok daha hızlı bir kalkınma sürecine girecek. Turizme olumlu yansımaları
olacak. 2014 verileri esas alındığında Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler
arasında İran 6. sırada. Türk turizmcilerin İran konusunda genel olarak başarılı
bir pazar yaklaşımı gösterdiklerini ifade edebiliriz. İranlı müşterileri ağırlayan
tesislerde küçük bazı değişiklikler de yapılıyor. Türkçe ve İngilizce’nin dışında
misafirlerimizin kendi dillerinde yönlendirme tabelaları ve mönüler bulunuyor.

**Perakende**

20 Türk markası 3 yılda İran’da 500 mağaza açacak

BMD Başkanı Sami Kariyo: Öngörülerimize göre; İran’da 20 Türk markası 3 yılda 500
mağaza açacak. Anlaşmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Elbette daha atılacak
çok adım ve gidilecek çok yol var. ABD Senatosu’nda ve BM Güvenlik Konseyi’nde yaklaşık
60-90 gün arasında sürecek bir süreç var. Yani bugünden yarına İran pazarı tamamen
açılacak anlamına gelmiyor. Ancak daha şimdiden kendimizi yeni döneme hazırlamalıyız.
Bunun için yeterli zaman var. Daha aylar önce biz İran’ın hedef pazar konumunda 
olduğunu tekrar teyid ederek, 1-4 Eylül arasında Tahran ticaret turunu organize 
ettik. 27 markamızdan 35 kadar temsilci İran’a gidecek ve bu ülkedeki fırsatları
inceleyecek. Penti olarak biz en az 20 mağaza açacağız.

**Metal**

İki alt sektörde heyetler düzenlendi

İDDMİB Başkanı Rıdvan Mertöz: İhracatımız yukarı yönlü ivme kazanacak. Türkiye –
İran ticaretinde yeni bir sayfa açılacak. Anlaşma daha yeni ama Türk ihracatçıları
son 1 yıldaki olumlu hava sayesinde İran’a çoktan yönelmiş durumda. İDDMİB olarak
alt sektörlerimizden mutfak ve ev gereçleri sektöründe 16-20 Ocak 2015 tarihleri
arasında 10 firma ile ve bağlantı elemanları, kilit ve el aletleri sektöründe 13-
17 Aralık 2014 tarihinde 9 firma ile sektörel ticaret heyetleri düzenlendi. Yine
mutfak ve ev gereçleri sektöründe 11 – 15 Eylül 2015 tarihinde 25 firma ile sektörel
ticaret heyet organizasyonu çalışmalarına devam ediliyor.

**Demiryolu**

Ciddi pazarımız olabilir, 20 gün içinde gideceğiz

RAYDER Başkanı Taha Aydın: 20 gün içinde İran’a gideceğiz. Demiryolu ulaşımında 
Türkiye’nin İran’la ciddi işler yapacağına inanıyorum. Ambargo tamamen kalkarsa 
bizim en büyük pazarımız olur. İran’ın bu alanda mevcut teknolojisi ve üretimi yok.
Batılı ülkeler de orada iş yapmadıkları için İran pazarında Çin hakimiyeti ve baskısı
var. Ancak İranlılar Çinliler ile ticaret yapma konusunda biraz çekimser. Bize daha
sıcak bakıyorlar. İranlı firmalar Türkiye’de yoğun görüşmeler yapıyorlar. İran için
20 yıllık projeksiyon yapacağız.

**Gıda**

Avantajlar var

Sezon Pirinç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan, “Bölgedeki ticareti de artıracak.
Türkiye’nin tarımsal sanayi çok gelişmiş durumda. Gıdada, İran’la benzer ürünleri
ithal ettiğimiz için stratejik bir işbirliği imkanı yok ancak Türkiye’nin işleme
kapasitesinden dolayı, ithalatçı olduğu ürünleri işleyip ithal edebilme avantajı
var” dedi.

**ÜÇ SEKTÖR ENDİŞELİ**

**Mermer**

‘İran ucuz enerji ve işçilikle pazarımızı elimizden alabilir’

İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu: Mermerde büyük bir tehlike bekliyor. Zengin mermer yataklarına
sahip olan İran, ucuz enerji avantajıyla ihracatta Türkiye’nin ciddi rakibi olacak.
Sektör desteklenmezse birçok ocak kapanacak. Türkiye ekonomisi ve birçok sektör 
açısından sevindirici karşılanan bu gelişme maalesef mermer sektörü açısından bir
kabusa dönüşebilir. Çünkü İran da bizim gibi çok zengin mermer yataklarına sahip.
Belki teknolojileri eski, ambargo nedeniyle satamadıkları için üretimleri gelişmemiş
olabilir. Ancak petrol zengini olmaları nedeniyle onlarda enerji fiyatları çok ucuz.
Enerjinin maliyeteler içinde büyük pay aldığı bizim sektörde onlarla rekabet etmemiz
imkansız. Bu şartlarda İran’la dünya pazarlarında rekabet edemeyiz. Bizde enerji
maliyetleri çok yüksek. Sektörümüzün mazot desteği kapsamına alınması gerekir.

**İnşaat – Çimento**

Geleneksel pazarlarda rakip olur, dengeler sarsılabilir

TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı: İnşaat ve başta çimento olmak üzere inşaat malzemeleri
sektörlerinde kayıplar yaşanabilir. Hükümeti önlem almaya davet ediyoruz. Çimento
ve kimi inşaat malzemelerinde, Mısır ve Irak gibi yakın pazarlarda İran lehine kayıplarımız
oldu. Ambargonun kaldırılmasıyla İran, geleneksel pazarlarda Türkiye için önemli
rakip olarak dış ticaret dengemizde kayıplar yaratabilir. Bunu göz ardı edemeyiz.
Üç yönde önlem faydalı olur. İlki İran’dan ve diğer ülkelerden çimento ithalatlarında
fiyat oluşumlarına (damping) hassas olmalı, kalite standartlarını denetlemeli ve
kayıt dışılığa izin vermemeli. İkincisi kamu altyapı yatırımları ve inşaat sektörü
canlandırılarak çimento talebini desteklemelidir. Üçüncü olarak fabrikalarının yüksek
enerji, çevre, atık maliyetlerini düşürmeli. 
