# Gülen’den Erdoğan’a MOSSAD yanıtı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/gulenden-erdogana-mossad-yaniti-5042h/
- Yayımlanma: 2015-02-02T09:54:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “paralel yapı” olarak nitelendirdiği Gülen
Cemaati’ni İsrail’in Dış İstihbarat Servisi MOSSAD’la işbirliği yaptığı suçlamasına
Fethullah Gülen’den yanıt geldi.

“Kendini yerden yere vurmayan bir insan, dışta suçlu arar ve onları yerden yere 
vurmaya çalışır. Kendi konumunu belirleyemeyen ve enaniyet girdâbı içinde çırpınıp
duran kimseler kusurlarını, kabahatlerini, fezâetlerini ve fecâetlerini setretmek
için sun’î gündemler oluşturarak dışta suçlular ararlar” diyen Fethullah Gülen, 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ için densiz imasında bulundu:

“Böyle yapar ve sun’î mücrimler oluşturursak, milletin dikkatini onlar üzerinde 
yoğunlaştırmış oluruz ve bizi mesâvîmizle, densizliğimizle göremezler” mülahazaları
hâkimdir onlarda. Bütün mücrimlerde, günahkârlarda fasl-ı müşterek, ortak düşünce,
ortak payda bu evsaftır.

Fethullah Gülen’in bugün yayımlanan sohbetinin ilgili kısmı şöyle:

**HASTALIĞA TUTULMUŞ**

Gerçek Müslümanlık adına tevâzu ve mahviyet çok önemli bir esastır. Kibir, şeytanı
şirâzeden çıkardığı gibi günümüzde de şeytanın avenesini ve çıraklarını yoldan çıkarmaya
devam ediyor. Diğer bir ifadeyle, şeytan kendisini yoldan çıkaran kibir dinamiğini
bugünkü çıraklarına karşı da kullanıyor.

Onlar da kendilerini olduklarından büyük görüyorlar, büyük kabul edilmek istiyorlar,
herkesten alkış bekliyorlar, “sen, sen” denmesini duymak arzuluyorlar. Evet, bu 
bir iç maraz, bir hastalıktır. Bir insan böyle bir hastalığa tutulmuş, bünyesine
böyle bir virüs girmişse -muhakkikîne göre- dinde buna büyüklenme, kibir deniyor.

**TEPETAKLAK YUVARLANIR**

Kibirli bir insanın iman dairesine girmesi, bir şekilde girmişse uzun süre o daire
içinde kalması çok zordur. O, yerinde başını alır nifak vadilerinde dolaşır; hafizanallah,
bir gün gelir tepetaklak küfür gayyâsına yuvarlanır.

Nifak, bir yönüyle küfür ile iman arasında bir orta menzildir. Zâhiren, şeklen müslüman
gibi görünürler; müslümanların yaptıklarını yaparlar; namaz kılarlar, oruç tutarlar.
Fakat Allah ile münasebetleri yoktur; mağrurdurlar, kibirlidirler!

Gurur, aldanmışlık demektir; mahiyetini görememe, bilememe, kendini tanıyamama ve
menşeiyle kendini okuyamama demektir. Bunun insanın içine aksedişine “ucub” denir,“
iç beğeni” diyebilirsiniz; dışa vuruşuna da “fahr” denir; böbürlenme. Bunlar İmam
Gazzâlî hazretlerinin “Mühlikât” tabir ettiği “insanı helâkete götüren faktörler”
dendir.

İnsan bu türlü virüslere yenik düşmüşse, camiye gelmesi, namaz kılması da onu kurtaramayabilir.
Çünkü bu marazlar başka marazlara birer çağrı, birer davetiyedir. Bunlara yakalananlar
marazdan maraza sıçrayarak/geçerek bir marazlar fâsid dairesi içinde dolaşır dururlar.
Sıyrılamazlar bir türlü!..

**KENDİNİ SIFIRLAMA**

İster “hareket” deyin, ister “câmia” deyin, ister “cemaat” deyin; hususiyle bu meslekte
yürüyenler için tevâzu ve mahviyet çok önemli bir faktördür. Hazreti Pîr üç kelime
ile ifade ediyor: “Tevâzu, mahviyet ve hacâlet.” Yüzü yerde olma; kendini sıfırlama,
hiç görme; aynı zamanda bir yönüyle hep bir mahcubiyet içinde bulunma, “Benden de
müslüman olur mu?” mülahazasını taşıma…

DENSİZLİĞİMİZİ GÖRMEZLER

Kendini yerden yere vurmayan bir insan, dışta suçlu arar ve onları yerden yere vurmaya
çalışır. Kendi konumunu belirleyemeyen ve enaniyet girdâbı içinde çırpınıp duran
kimseler kusurlarını, kabahatlerini, fezâetlerini ve fecâetlerini setretmek için
sun’î gündemler oluşturarak dışta suçlular ararlar.

Hiç olmayacak insanları suçlar, efkârı onlarla meşgul etmeye çalışırlar. Hakikatte,
yaptıkları mesâvîden sıyrılmaları mümkün değildir fakat halkın dikkatini başka noktaya
çekmek suretiyle, bir yönüyle ca’lî bir sıyrılma ameliyesine kendilerini salarlar.“
Böyle yapar ve sun’î mücrimler oluşturursak, milletin dikkatini onlar üzerinde yoğunlaştırmış
oluruz ve bizi mesâvîmizle, densizliğimizle göremezler” mülahazaları hâkimdir onlarda.
Bütün mücrimlerde, günahkârlarda fasl-ı müşterek, ortak düşünce, ortak payda bu 
evsaftır.
