# Hakan Atilla’dan Ali Babacan’a Taşkesenlioğlu sorusu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/hakan-atilladan-ali-babacana-taskesenlioglu-sorusu-89462h/
- Yayımlanma: 2022-09-01T09:22:45+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Halkbank Genel Müdür yardımcısıyken iş için gittiği ABD tutuklanan ve döndükten 
sonra da bir dönem Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü yapan Hakan Atilla, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun
o dönemin bakanı Ali Babacan tarafından nasıl Bank Asya’nın başından Halkbank’a 
genel müdür olarak atandığını merak ettiğini açıkladı.

Kısa bir süre önce kitap da yazan Hakan Atilla Cumhuriyet’ten Barış Terkoğlu’na 
açıklamalarda bulundu

Terkoğlu’nun Cumhuriyet’teki köşesinde yayımlanan [yazısı](https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/hakan-atilla-kara-kutuyu-acti-1975883)
şöyle:

### Hakan Atilla kara kutuyu açtı

Türkiye Sedat Peker’in iddialarını konuşurken benim aklımda o vardı. Bir zamanlar“
kahraman” ilan edilerek uçak kapısında karşılanan Mehmet Hakan Atilla’dan söz ediyorum.

Halkbank’ın genel müdür yardımcısı iken ABD tarafından haksız bir şekilde yargılanmış,
cezalandırılmış, iki yıldan fazla hapiste kalmış, nihayetinde Türkiye’ye sınırdışı
edilmişti. Aynı yıl, 21 Ekim 2019’da, Borsa İstanbul’un genel müdürü oldu. Gelgelelim,
burada da uzun durmadı. 8 Mart 2021’de istifa etti.

Şimdi nereden aklına geldi diyeceksiniz…

Hakan Atilla, Rıza Sarraf davasında uğradığı haksızlığı, ABD hapishanelerinde geçen
günlerini anlatan bir kitap yazdı. Kitabı kâh gülerek kâh hüzünlenerek okudum. Açıkça
yazmıyordu ama kitabın içeriğinde Atilla’nın kırgınlığını hissettim. Sanki Halkbank,
kendi yöneticisini yalnız bırakmıştı.

Dönemin Halkbank genel müdür yardımcısı Atilla’nın, ABD’ye yaptığı ve tutuklandığı
iş seyahatinde, genel müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu olunca, yıllardır susan Atilla’ya“
Konuşmak ister misiniz” dedim. O da kabul etti. İşte o an, madalyonun öbür yüzü 
göründü.

Atilla bugün Çeşme’de sakin bir hayat yaşıyor. ABD’de “İtirafçı ol” baskılarına,“
Ben suç işlemedim” diyerek direnen Atilla, sanki yaşadığı çileli günlerin acısını
çıkarır gibi toprak ve denizle ilgileniyor. Gelgelelim, beton ve demirin ardında
geçen o günler, aklının içinde bir yerlerde duruyor.

Sarraf davası kapsamında ABD’de tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edilen Atilla,
29 Temmuz 2019’da Türkiye’ye döndü.

### “TAŞKESENLİOĞLU ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMADI”

“ABD’ye gönderilişinizin bir kumpas olduğu muhasebesini yaptınız mı” diye açıkça
sordum. Cevabı ilginçti: 

“Elbette yaptım. İki mesele var. Bir, benim oraya gidişim bono ihracı ile ilgili
olduğu için bu süreci piyasa belirliyordu. Bankanın süregelen işiydi. Gidişim de
olağandı. Haliyle, bunun ince bir şekilde planlanacağını düşünmüyorum. Ama ikincisi,
benim ABD’de olduğumu, birilerinin oradaki irtibatlarına iletmiş olma ihtimali var.
Elinizde belge, bilgi var mı derseniz, yok. Ama düşündünüz mü derseniz, evet düşündüm.”

Atilla, ABD’ye girerken değil, dönüşte tutuklanmıştı. Haliyle bu süreç, belki de
o ABD’ye girdikten sonra hazırlanmıştı. O da bu düşüncedeydi: “Eğer önceden hazırlık
olsa ABD’ye indiğim gibi tutuklanırdım. Orada olduğum öğrenildikten sonra harekete
geçildi. Dönüşüme yetiştirdiler. Bana ait olmayan bir ses kaydını gerekçe gösterip
tutukladılar. Beni tutukladıktan sonra da gerisini hazırladılar.”

“AVUKAT BİLE TUTMADILAR”

Peki, Hakan Atilla, hapisteyken Halkbank yönetimiyle fikir ayrılığı yaşadı mı? Bankanın
o dönemki genel müdürü, Bank Asya’dan transfer edilen Ali Fuat Taşkesenlioğlu olunca,
bu soru kritik hale geliyordu:

“Evet yaşadım. ABD’de hukuki süreçler Türkiye’den farklı işliyor. Bankanın, savcılık
aşamasında, henüz iddianameye dönüşmeden adım atmasını ve bu işi kapatmasını istedim.
Davaya dönüştükten sonra mahkemede savunma yapmak kolay değil. Benimle aynı fikirde
değillerdi. Kendisine avukat bile tutmadı banka. Ben Hakan Atilla olduğum için tutuklanmadım.
Halkbank yöneticisi olduğumdan tutuklandım. Şunu beklerdim; banka öne çıkıp, ‘Muhatap
biziz, o değil’ demeliydi. Banka bunu yapmadı. Eğer yapsaydı, biz bu noktaya gelmezdik.
Dedim ya, kendisine avukat bile tutmadı banka.”

### “DELİL VE TANIK DESTEĞİ YOK”

Atilla’nın sözleri şaşırtıcıydı. Anlattığına göre banka yönetimi, sanki kendisi 
değil, bir çalışanı ilgisiz bir suçtan yargılanıyormuş gibi davranıyordu. “Ya sizin
avukatınız?” dedim Atilla’ya. Meğer o da karışıkmış: 

“Benimle ilgilenen iki avukat oldu. Biri ABD’de beni savunan avukat. Onu banka planlamadı.
Tesadüfen, tutuklandığım gün elçiliğin gönderdiği avukattı. Öteki de beni tanıyan,
Türkiye ile irtibatımı sağlayan Türk avukattı. Banka onların sadece ücretini ödedi.
Ama bu Halkbank’ın işini yaptığı anlamına gelmiyor. Süreci sahiplenen bir hukuk 
mücadelesiyle bu iş iddianameye bile dönmeyebilirdi. Kurumsal olarak sahiplenilmemenin
kırgınlığını yaşıyorum.”

Üstelik daha da beteri varmış: “Halkbank’ın tutumu yüzünden savunma da yapamadım.
Bankadan savunmamı destekleyecek tanıklar istedim. Müsaade etmediler. Savunmam için
deliller talep ettim. Kullanmama izin vermediler. Bu nedenle düzgün savunma bile
yapamadım. Tabii ki kırgınım.”

### “NE SIFATI VARDI DA GELDİ?”

Atilla, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun kararları ve süreç yönetimi için “basiretli 
olmadığı kesin, en hafifinden vizyonsuzluk” tespitinde bulunuyor. İşin ilginci, 
Taşkesenlioğlu’nun sonrasında Halkbank’taki görevinden alınmasını da kendi yaşadıklarına
bağlıyor. Haliyle sordum, nasıl oldu da Taşkesenlioğlu, Bank Asya’dan, bir günde
Halkbank’ın başına geldi?

Atilla tanıklığını anlattı:

“Hangi vasfı değerlendirildi de bu göreve getirildi ben de merak ediyorum. Beraber
çalıştık. Bankaya katkı sağlayacak tek bir şey yaptığını görmedim. Ne sıfatı vardı
da genel müdür oldu anlayamadım. Belki kendisini atayan imzayı atan Ali Babacan 
biliyordur.

Mesele hep Sarraf’a indirgendi. Oysa Halkbank, o günlerde yurtdışı operasyonları
başarıyla yönetiyordu. Uluslararası firmalara da hizmet ediyordu. Bu durum birilerinin
işine gelmemiş olabilir. Atanacak kişinin bazı özellikleri karşılaması gerekirdi.”

### İSTİFASININ NEDENİ

Hakan Atilla, yıllarca çalıştığı Halkbank’tan koparılmıştı. Türkiye’ye döndükten
sonra ise Borsa İstanbul A.Ş. genel müdürü oldu. Ancak buradan da kimsenin anlamadığı
bir şekilde istifa etti. Ben bile istifasını, ABD ile hükümetin bozuk ilişkileri
onarma çabasıyla açıklıyordum. Ancak Atilla bu konuyu net bir şekilde aydınlattı:

“Benim, Borsa İstanbul’un başına getirilmem tesadüf değil. Halkbank’ta en büyük 
halka arzlarda görev almıştım. İstifamın da somut bir nedeni var. ‘Borsa İstanbul’un
yönetimine atanan kişiler bu göreve uygun kişiler değil’ dedim. İş yapış tarzları
gereği, orada olmamaları gerektiğini anlattım. Ancak göreve devam ettirildiler. 
Israrcı olsam kurum yıpratılmış olacaktı. Onları görevden alamayacağım için kendim
istifa ettim. ABD’de yaşananlar istifamın konusu bile değil. Tamamen benim kararım.”

Elbette benim aklıma, Borsa İstanbul’un yönetim kurulundaki çift maaşlı siyasiler
geldi…

Sarraf davasında, başkalarının suçlarının üzerine yüklendiği “günah keçisi” Hakan
Atilla, sürecin bilinmeyen bir tarafına içeriden ışık tutuyor. Ali Fuat Taşkesenlioğlu
yönetiminin, kendisini ABD’de yalnız ve hatta savunmasız bıraktığını söylüyor. Halkbank
gibi köklü bir bankanın başına, hak etmeden sıçrayanları sorguluyor. Başta dönemin
Ekonomi Bakanı Ali Babacan olmak üzere herkesi konuşmaya çağırıyor.

İnsan biriktiriyor. Biriktikçe de yükseliyor. Işığı zamansız sönen yıldızlar gibi…
İlerleme yasalarının terk edildiği ülkelerde, yolu da yolculuğu da erken bitiyor.
Kim bilir, belki her reddediş yeni başlangıçlara açılmış bir kapının habercisidir.

### “BAŞKA İNSAN KALMADI MI?”

Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun 16 yıl görev yaptığı Bank Asya, FETÖ operasyonları sürecinde
kapatılmıştı. Acaba, Taşkesenlioğlu’nun FETÖ geçmişi, Sarraf davasındaki politikasını
belirlemiş olabilir miydi? Atilla cevap veriyor:

“Elimde buna dair bir delil yok. Ama bu şekilde bir atama uygun düşmez. Sadece onun
gelmesiyle kalmadı. Altı yedi tane de Bank Asya’dan genel müdür yardımcısı atandı.
Kaç senelik bankada başka insan kalmamış gibi Bank Asya’dan altı yedi insan atanması
bana anormal geliyor. Kabul edilmesi güç bir şey. Onaylayanlar için de güç. Kimsenin
adını bilmediği Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu sen nasıl seçtin diye bugün bile kimse
sormuyor. Böyle bir atamayı bakan nasıl imzaladı anlamıyorum.”

Atilla, o dönemin Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ı işaret ederek Halkbank yönetiminin
eski Bank Asya ekibine devrini onaylamadığını söylüyor. Elbette, bu tek başına Babacan’ın
kararı olmayabilir…

### SEDAT PEKER’İN İDDİALARI

Taşkesenlioğlu, Halkbank’tan alınıp SPK’nın başına getirildiğinde Atilla ile yine
karşılaşmışlar. Ancak Atilla, “devlet terbiyesi gereği” doğrudan bir hesaplaşmaya
girmediğini söylüyor. Sedat Peker’in iddialarının odağındaki Ali Fuat Taşkesenlioğlu,
konumunu kullanarak bir rüşvet çarkı kurmakla suçlanıyor. Elbette Atilla’nın buna
dair ne düşündüğünü merak ettim: “Suçu ispat edilmeden kimse hakkında yorum yapamam.
Ama kurumlar şahıslardan daha önemlidir. Kurumların yıpranmasından üzüntü duyuyorum.
Var mıdır yok mudur bilemem. Ama varsa emin olun tek mağdur söz konusu hanımefendi
değildir. Öyle bir durum varsa başka firmalar da vardır.”
