# Halka arzlardaki dengesizlikler ortadan kalkacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/halka-arzlardaki-dengesizlikler-ortadan-kalkacak-62772h/
- Yayımlanma: 2021-04-26T13:56:08+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Koronavirüs salgını ile birlikte pek çok şirket halka arz hazırlığına girdi. Finans
Sohbet’lerinin Kenan Sözbir’in konuğu olan A1 Capital Genel Müdürü Atilla Esen, ‘
yeni normal’ dediğimiz bu süreçte tüm dünyanın telefon ve bilgisayarlar aracılığıyla
sermaye piyasalarına çok kolay bir şekilde ulaşabildiğini fark ettiğine dikkat çekerken,
diğer yandan pandemi döneminde arz ve talep dengesinde sıkıntı yaşandığını dile 
getirdi.

Halka arzdaki artışın önümüzdeki dönemde artacağına vurgu yapan Esen; kur, borsa
ve enflasyon hedeflerinden de bahsetti ve enflasyonu ‘bölüm sonu canavarına’ benzeterek,
çözülmesi gereken ana faktör olduğunu belirtti. 

İşte Atilla Esen’in Kenan Sözbir’e yaptığı açıklamalar… 

**Kenan Sözbir:** Pandemi döneminde çok sayı şirket halka arz hazırlığında. Bu durumu
nasıl değerlendiriyorsunuz?

**Atilla Esen:** 2020 yılı gerçekten pandemi açısından çok üzücü ama yerli yatırımcının
sermaye piyasalarına dönmesi açısından da çok sevindirici oldu. Biz uzun yıllar 
yerli yatırımcının ilgisizliğinden dolayı mustariptik. Bunun tabiki yatırımcılar
ve aracı kurumlar açısından hem sorunları hem de geliştirilmesi gereken noktaları
vardı. Pandemi süreci tüm dünyada telefon ve bilgisayarlar vasıtasıyla sermaye piyasalarına
çok kolay ulaşılabileceği fark edildi. Hayatta her şeyin dengesi arz ve talep. Pandemi
döneminde arz ve talep dengesinde sıkıntı yaşadık. Navlun fiyatlarındaki artış, 
ham madde fiyatlarındaki artış fiyatlamaların yanlış olmasına neden oldu. Örneğin
bu dönemde ikinci el araç fiyatları birinci el araç fiyatlarını geçti. Bu tabiki
anormal bir durumdu. Biz bunu talep arzın üzerine çıktığı için yaşadık. Bunu borsada
da gördük. Diyelim ki bir hisse senedinin fiyatı iki lirayken bu hisse senedi, fiyat
bazlı talepten dolayı ederinden çok fazla fiyatlar görmesine sebep oldu. Bu dengesizlikler
şuan yaşadığımız normalleşmeye evrildi. Son dönemde gelen halka arzların birçoğu
yıllardır Türkiye’nin beklediği halka arzlar.  Tabiki bunun dışında bu dalgadan 
faydalanmak isteyen şirketler de vardır, bu da çok doğal. Sonuçta şuan bir bankadan
kredi çekmek istediğinizde hem rakam hem de uğraş anlamında bir sıkıntı yaşanıyor.
Sermaye piyasalarına karşı olan bu ilgi şirketlerin nakit ihtiyaçlarını karşılamaya
başladı. Bu da doğal hatta iyi bir şey. Sonuçta Türk yatırımcısının kendi sermaye
piyasasındaki varlıklarına güven duyması çok sağlıklı. Ancak talep ve arz esnasında
bazı dengesizlikler de vardı. Şimdi bu arz en azından kuvvetlenmeye başladı. Yılbaşından
beri şuana kadar yaklaşık 2 milyar TL’lik yeni ihraç olacak/oldu. 2 milyar da bedelli
sermaye arttırımı oldu. Bu yeni gelen halka arzlarla beraber bedelli sermaye artırımıyla
da beraber artık piyasa normalleşiyor. Yeni gelen yatırımcılar maalesef geçmişte
yaşadığımız anormalliği normal zannediyordu. Borsaya yatırımın her gün yükseliş 
olacakmış mantığıyla değil, değere yatırım olması gerektiği konusunda da bir sonuç
ortaya çıktı. Normal olan da buydu. Bu normalleşmeyle birlikte tabiki yatırımcının
risk algısı da değişecek.

**Kenan Sözbir:** Arzın bu kadar artıyor olmasını sadece talebe mi bağlamamız gerekiyor?

**Atilla Esen:** Tabiki talep burada en önemli faktör. Çünkü halka arza çıkıldığında
eskiden yabancı ve yerli yatırımcılarla/kurumsallarla görüşülüyordu. Temettü dağıtma
süreçleri oluyordu. Yatırımcı kitlesi sınırlı olduğu için kolay bir şey değildi.
Yatırımcı sayısının çoğalıyor olması talebin de arttığına işaret ediyor. Halka arzlarda
genelde eşit dağılım konusunda aksiyon alınmaya da başlandı. Bu sermayenin tabana
yayılması açısından doğru. Normalleşme süreciyle birlikte yatırımcılar doğru sorular
sorarak doğru adımlar atmaya başladı. Ayrıca yanlış anlaşılmasın yeni halka arz 
olacak şirketler değerinden düşük fiyatlama görmeyecek. Tamamen yanlış fiyatlamanın
yapmış olduğu olumsuz durum dengeleniyor sadece. Yerli yatırımcı kitlesinde tek 
eleştirebileceğim konu ödevini yapmayan öğrenci durumu söz konusu. Hisse senedi 
alırken neden dikkatlice okuyup araştırmıyoruz?

**Kenan Sözbir:** Sanırım finansal okuryazarlık konusunda yanlış adımlar atıldı…
Sermaye Piyasaları Birliği bunun bedelini de ödedi aslında, gelen küçük yatırımcıları
kaybederek. Yeni gelen yatırımcılar sizce kalıcı olabilecek mi? Yeni gelen yatırımcının
nelere dikkat etmesi lazım?

**Atilla Esen:** Genç olmaları bence sevindirici. Çünkü gençler kazanmayı ve kaybetmeyi
erken yaşta öğreniyorlar. Eskiden hisse senedi işlemleri tezgah üzerinde yapılırdı
ve insanlar hisse senedini evlerine götürebiliyordu. Daha sonra fiziksel durum ortadan
kalkınca yatırımcı göremediği bir şeye yatırım yapmak istemedi. Böylelikle o yatırımcı
neslini kaybettik. Yeni gelen neslin ise sanal olarak telefonda görüyor olması yeterli.
Onların öğrenmesi gereken ise borsada biraz daha orta ve uzun vadeli yaklaşmanın
önemi… bir malı alırken doğru seviyeden aldığınızda satarken eliniz çok daha rahat
oluyor. Yatırımcının en önce kendisini tanımlaması gerekiyor. Ayrıca bizde nerdeyse
zarar-kes anlayışı neredeyse hiç yok… Türk toplumu olarak kolay kolay bir şeyden
vazgeçmiyoruz. Esasında bu iyi bir özellik ama zarar-kes sizi zarardan kurtarmaya
yönelik bir süreç aslında. Zararı bir yerden kesmeniz gerekir bu borsaya küsmek 
anlamına gelmiyor. Hatta bu size başka bir yerden kaynak yaratabilir.

**Kenan Sözbir:** Halka arzdaki artış önümüzdeki dönemde de devam edecek mi?

**Atilla Esen:** Edecek gibi duruyor. Muhtemelen Sermaye piyasalarında da başvurular
da devam ediyordur. Belki biraz seçici olunabilir. Çünkü arz ve talep dengeleniyor
ve eldeki kaynaklar da sınırlı. Yatırımcı sayımız on milyona ulaşmış olsa o zaman
durum belki farklı olurdu. Farklı sektörleri aynı süreçte halka arza açarsak yatırımcıların
kafasında bu kadar soru işareti de olmaz.

**Kenan Sözbir:** Son dönemde enerji sektöründe yoğun halka arzlar oldu. Demek ki
bu sektörün finansmana ulaşma çabası var…

**Atilla Esen:** Enerji şirketleri borçlarını kapatmak için bu kaynağa ihtiyaç duyuyor.
Evet bu gerçekten güzel.. borçları kapatıp yeni yatırımlara dönmek için şirkete 
kaynak yaratılması bence bir sıkıntı değil. Aynı sektörlerin halka arzının aynı 
döneme getirilmemesi bence daha efektif olacaktır. Çünkü yatırımcı açısından kafalarda
soru işareti yaratıyor. Yatırımcıyı küstürmeden doğru vadelerle doğru sektörleri
bir araya getirmek bu süreçleri yürütmek açısından bence mantıklı olacak. Böylece
hem yatırımcı hem de şirket kazanacaktır.:

**Kenan Sözbir:** Yabancı yatırımcıların payı hiç olmadığı kadar düşüş gösterdi.
Yabancı yatırımcı olsaydı bahsettiğimiz normalden bu kadar uzaklaşma yine söz konusu
olur muydu?

**Atilla Esen:** Yabancı yatırımcı tamamen yok diyemeyiz..  yabancı yatırımcıda 
da bir güvensizlik sorunu dolayısıyla bir sıkıntı var. Bu bizim için olumsuz bir
gelişme mi hayır… Türk halkının kendi sermaye piyasalarına güvendiğinde ve destek
çıktığında yabancıya ihtiyaç olmadığını da gördük. Bunca halka arzı karşılayan ana
faktör yerli yatırımcı oldu. Ayrıca aracı kurumlar da 2020 yılını bence gayet iyi
geçirdiler. Bence yerli yabancıya yeterli hizmetin bunca yıl aktarılmaması da bir
sıkıntıydı. Yerli yatırımcının sınırlı bir sayıda kalması dolayısıyla aracı kurumlar
yabancı işlem birimi kurmaya başladı. Çıkartılan tüm raporlar da yabancıya hizmete
yönelikti, hatta bazı raporların Türkçesi bile bulunamıyordu. Yerlinin talebi olmadığı
için şirketler de ister istemez yabancıya yöneldi. Yabancıya yönelmek kötü değil,
ama yabancıya bağımlı olmak kötü. Yabancı yatırımcı Türkiye için bence olmazsa olmaz
durumunda değil. Uzun vadeli yatırımcı kitlesi bence hala duruyor. Yabancı yatırımcıya
sabit yatırımlarda bence ihtiyacımız var. Tabiki borsada da tekrar katılımcı olması
sevindirici bir gelişme olur. Ben yabancı yatırımcının doğrudan gelmesini daha değerli
buluyorum. Özellikle yabancı yatırımcının kullandığı borsada işlem gören makinalar
sebebiyle ister istemez bir mağduriyet de yaratıyor.

**Kenan Sözbir:** Makinelerin borsadaki işlem hacminin yaklaşık yüzde 70’e ulaştığı
söyleniyor, bu doğru mudur? Ayrıca bireysel yatırımcılar için de bu hizmeti veren
aracı kurumlar da var. Ne kadar etkili kullanabiliyorlar? Finansal okuryazarlığı
düşük olan küçük yatırımcılar için bu bir risk midir?

**Atilla Esen:** Makineler dünyanın artık bir gerçeği bundan kaçamayacağız. Beni
üzen durum ise, Borsa İstanbul’un içerisinde gömlekçi şeklinde tabir edebileceğimiz
bir dolu her gün gelip giden yatırımcı kitlemiz vardı. Onlar her gün borsada kendi
ekranlarında işlem yapıyorlardı ve likidite sağlıyorlardı. Para kazandıklarında 
orada kazandıkları para tekrar ülke ekonomisine gidiyordu. Para kazandığında ev 
alıyordu, araba alıyordu… sektör buradan besleniyordu. Biz şimdi bu yatırımcıları
biraz küstürdük. Bu yatırımcılar bizim makinelerimizdi aslında. Şimdi yabancıların
algoritma vasıtasıyla lazer silahla savaştığını düşünün biz hala kılıç ve kalkanla
o savaşa karşı koymaya çalışıyoruz. Bu tabiki imkansız. Dolayısıyla yerli yatırımcının
da kendisini doğru bir şekilde geliştirmesi gerekiyor. Aracı kurumların gerek algoritma
gerek hız konusunda destekleri de var. Bu konuda bilgi de çok fazla arttı.

**Kenan Sözbir:** Küçük yatırımcı makinelere karşı nasıl davranmalı?

Atilla Esen: Küçük yatırımcının bir makineye bence ihtiyacı yok. Çünkü onun sorunu
hız değil, onun sorunu nasıl bir yatırımcı olduğuna karar vermek. Makineyle işlem
yapan yabancı yatırımcı genelde Türkiye’de günlük pozisyon taşımıyor. Burada yerli
yatırımcı hangi kimlikle işlem yaptığını netleştirirse aksiyon alması daha kolay
olur. Küçük yatırımcının zarar ettiğinde nasıl davranması gerektiğini netleştirmesi
gerekiyor. Bunları çözmemiz makine konusundan daha öncelikli faktörler.

**Kenan Sözbir:** Önümüzdeki dönemde kurum olarak hedeflerinizde herhangi bir değişiklik
oldu mu?

**Atilla Esen:** Hayır olmadı. 2020 yılı gerçekten tüm aracı kurum şirketleri için
güzel bir sene oldu. Mesafeli sözleşmelerle ilgili yeni bir uygulama devreye girecek.
Bu durum aracı kurumlar için de geçerli olacak. Türkiyenin neresinde olursanız olun
online bir şekilde hesap açma süreci gerçekleşebilecek. Bu süreçte borsaya olan 
ilginin devam etmesiyle yeni hesap açılışları da devrede olacaktır. Biz de bu anlamda
dijital altyapımıza destek sağlamaya çalışıyoruz. Bizim de ilk defa deneyimleyeceğimiz
bir şey ama ben tüm aracı kurumların bunun üstesinden gelebileceğini düşünüyorum.
Şirket olarak da kendi callcenterımızı kurduk gelen talebi karşılamak için aldığımız
bir aksiyondu bu. Araştırma bölümümüzü kuvvetlendirdik. Zaten online platformlarımız
çok kuvvetli. Biz özellikle bir kesinti yaşanmamasına dikkat etmeye çalışıyoruz.
Bizim Hisse Koçu isimli bir uygulamamız var. Bu uygulamanın yeniden dizaynının yapılmasını
rica ettim. Aplikasyonlu uygulama olarak devreye girmesini bekliyoruz. Burada yatırımcı
cep telefonundan kendisine günlük gelen araştırma raporlarını görme imkanına sahip
olacak.

**Kenan Sözbir:** Raporlar konusunda da düzenleme yapıldı. Birkaç kurum dışında 
rapor yayımlanmayacak şeklinde.. Siz başka raporlar da hazırlıyor musunuz?

**Atilla Esen:** Hisse Koçu genellikle likiditesi yüksek olan senetlerle ilgili 
yorum yapıyor. Çünkü ister istemez likiditesi düşük bir hisse senediyle ilgili yorum
yaptığınızda burada yön vermiş oluyorsunuz. Bu doğru bir algı değil. Bizim yatırımcı
sayımız da yirmi bine ulaştı. Yirmi bin kişiyi aynı anda yanlış anlaşabilecek yerlere
yönlendirmek de istemeyiz. Yatırımcılarımızın daha kolay alıp satabileceği bizim
şirketin de arkasında daha rahat durabileceği şirketlere yatırım yapıyoruz. Bunun
haricinde yatırımcının beğendiği ve fikir sormak istediği hisse senetlerinde hem
yatırım danışmanı arkadaşlarımızın bilgisine, eğer onların bilgisi yeterli değilse,
hem de araştırma birimimizdeki arkadaşlarımızın özel olarak müşterilerimize yapacağı
çalışmaları da teknik ve temel olarak soruyoruz.

**Kenan Sözbir:** Bu yıl için kur, borsa ve enflasyon hedefleriniz neydi? Buralarda
bir değişiklik oldu mu?

**Atilla Esen:** Tüm dünyayı zorlayan ana madde bence enflasyon. Maalesef Türkiye’nin
de yenemediği bölüm sonu canavarı enflasyon. Bizim çözmemiz gereken ana faktör bu
bence. Çünkü enflasyon algısını düzelttiğimiz takdirde borsa da iyi bir alternatif
sunmaya başlayacaktır. Bu konuda merkez bankasının da tek başına bırakılmaması gerektiğini
düşünüyorum. Merkez bankası sadece faiz indirip yükselterek enflasyonu kontrol altına
alamaz. Burada hükümetin tüm birimlerinin etkin olması gerekiyor. Öteki türlü gelişmekte
olan ülke konumundan çıkamıyoruz. Bu konumdan çıkamadığımız takdirde enflasyon sürecinden
de kurtulamıyoruz. Biraz daha küçük ve doğru adımlarla ilerleyip  enflasyonu da 
kontrol altına alabiliriz tekrar Türk halkının da yabancı yatırımcının da Türkiye’ye
olan güvenini kazanabiliriz.

**Kenan Sözbir:** Kurum olarak yılsonu tahmininiz var mı?

Atilla Esen: Endekste iki dolar seviyesi üzerinde kalıp kalmayacağımız bence önemli.
O seviyeden tekrar maalesef geri dönüş oldu. Bence iki doların aşılıp aşılmayacağını
yatırımcılar takip etmeli. Dolar kurunda yerli yatırımcı ilk defa dolarını satmakta
kaygı duymadı. Çünkü faiz kalkanı bizi korudu. Farkındaysanız yeni bir zirve yapmadık
dolarda. Biraz daha makro ekonomik çerçeveleri ülke olarak dengeleyebilirsek o zaman
biz de vereceğimiz değerleri daha iyi konumlandırabiliriz.

**Kenan Sözbir:** Türkiye’de yatırımcının kripto paraya çok büyük bir ilgisi var.
Nedir bunun arkasındaki dinamik sizce?

**Atilla Esen:** Yatırımcı sayısı beş milyona yakın, sermaye piyasasındaki yatırımcı
sayısından daha fazla. Kripto paranın bence tüm dünyada biraz daha regülatif tarafta
kontrol altına alınması lazım. Siz sabah kalktığınızda ne olduğunu bilmediğiniz 
bir süreçle uyanmamanız lazım. Kripto paralar olmazsa olmaz, dijitalleşmenin de 
etkisiyle birlikte mutlaka daha fazla gündemimizde olacaklar. Regüle edilmemiş kripto
paraya ben çok fazla güvenemiyorum. Olmazsa olmaz olduğunu biliyorum ancak açık 
şekilde ifade etmek gerekirse içime çok sinmiyor.

**Kenan Sözbir:** Peki kripto paraya yatırım yapan kişiler nelere dikkat etmeli?

Atilla Esen: Seçimlerini doğru yapmaları lazım. Ne aldığını ne değer ürettiğini 
bilmiyor yatırımcı. Bu fikirlere sahip olmadan sadece fiyata bağlı hareket etmek
biraz kumar mantığıyla örtüşüyor ve bence bu doğru bir şey değil. Bir anda fiyat
çekilmeleri yaşandığı için yatırımcı parasını kaybedebiliyor. Bence regülasyonu 
bekleyip öyle aksiyon almaları daha doğru olacak.

**Kenan Sözbir:** Sizin kurum olarak kripto para çalışmalarınız var mı?

**Atilla Esen:** Şu anda yok ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Biz de regülasyonu
bekliyoruz.
