# Halka arzların devamı için yabancı ilgisi artırılmalı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/halka-arzlarin-devami-icin-yabanci-ilgisi-artirilmali-64060h/
- Yayımlanma: 2021-05-20T14:15:43+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

GONG programına konuk olan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Tevfik Eraslan,
Hakan Güldağ ve Kenan Sözbir’in sorularını yanıtladı. Eraslan, halka arzlardaki 
yükseliş trendinin devam edebilmesi için ülkemize yabancı yatırımcının ilgisinin
artırılmasının önemli olduğunu vurguladı.

Hakan Güldağ: Son zamanlarda halka arzlara ve borsaya ilgi önemli ölçüde arttı. 
Siz büyük resmi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tevfik Eraslan: Bu günler sermaye piyasaları açısından özlemini çektiğimiz günlerdi.
Bireysel yatırımcıların borsaya gelmeleri ve şirketlerimize ortak olmaları bizim
çok arzu ettiğimiz bir konuydu ve bunu uzun yıllar başaramamıştık. Ancak 2019 yılından
itibaren çok ciddi bir ivmelenme gördük. Rakamlar bir milyon seviyelerinden iki 
milyon yedi yüz bin yatırımcı seviyesine kadar geldi. Sermaye piyasaları ve halka
arzlarla ilgili Türkiye’deki sorun, talep yetersizliğiydi. Talebi oluşturabilince
şirketler de ederinden yatırımcılara satılabilince bu sefer şirket sahipleri de 
artık şirketlerini gönül rahatlığıyla halka arz etmek için sıraya girer hale geldi.
2020 yılında sekiz adet, bu yıl ise şu ana kadar on üç tane halka arz gerçekleştirmiş
olduk. Sekiz milyarı geçen bir kaynak miktarını da şirketlerimize aktarılmasına 
imkan sağladık. Bizim üstümüze düşen ana görevin bu trendi devam ettirmek olduğunu
biliyoruz. Bunun sorumluluğuyla hareket ediyoruz.

**“BİRLİK OLARAK YABANCI YATIRIMCIYI ÜLKEYE ÇEKMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”**

Hakan Güldağ: Bu seneki on üç halka arzı özellikleri bakımından nasıl değerlendirmek
gerekir?

Tevfik Eraslan: Halka arz olmak isteyen şirketlere kapımız, Sermaye Piyasası Kurulu’nun
kriterlerini yerine getirmek şartıyla, açık.  Buradaki şirketlerin ağırlıklı bir
bölümü enerji sektörü kökenli. Önümüzdeki dönemde de çok sayıda şirket halka arz
olmak için hazırlık yapıyor. Bu son derece sevindirici bir durum. Diğer taraftan
toplam yirmi bir şirketimizin yirmisinden konuşacak olursak bunlardan on beş tanesinin
fiyat performansının halka arz fiyatının oldukça üzerinde olduğunu görüyoruz. Beş
tanesinin ise halka arz fiyatına göre bir miktar geride kaldığını gözlemliyoruz.
Dolayısıyla yirmi halka arzdan on beş tanesinde pozitif bir sonucumuz var, beş tanesinde
ise henüz yatırımcının yüzünü güldürecek sonuçlar oluşmamış durumda. Bir taraftan
halka arzlarla birlikte piyasada arzlar artarken diğer taraftan yabancı yatırımcı
da büyük oranda çıkış yapıyor. 2019 şubat ayında Borsa İstanbul’da yabancıların 
sahiplik oranı yüzde altmış beş iken bu oran bugün yüzde kırk ikiye geldi. Dolayısıyla
bireysel yatırımcıya, halka arzlar ve yabancı yatırımcının boşluğu sebebiyle çift
yük bindirmiş oluyoruz. Bunun toparlanması için yabancı yatırımcının mutlaka olması
gerektiğini düşünüyorum. Son dönemdeki halka arzların bazılarında halk arz fiyatının
geride kalması şirketlerin ekonomik durumları veya gelecek perspektiflerinden ziyade
halka arzların çok büyük ölçekler haline gelmesi ve bireysel yatırımcının bu iş 
için ayırdığı kaynağın yeterli olmaması açısından da bu konuya bakmak gerekir. Birlik
olarak bir taraftan da yabancı yatırımcıya Türkiye’yi anlatabiliriz ve niyetlerini
nasıl olumluya çevirebiliriz konusunda da çalışıyoruz. Bu konuda ülke olarak da 
birlikte hareket etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Kenan Sözbir: Halka arzlardan talebin arza oranında bir düşüş var. İlk on üç halka
arzlarda talep arza oranla yüksekti. Son iki halka arzda ikinin altına düştü hatta
bire kadar geriledi. Eğer yabancı yatırımcı gelmezse bu sürdürülebilir olabilir 
mi?

Tevfik Eraslan: İlk gelen halka arzlara baktığımızda ölçekler de büyük değildi. 
Son dönemde daha büyük ölçekli şirketlerimiz de halka arz için başvuru yapıyor. 
Tek başına bireysel yatırımcıdan ziyade yabancı yatırımcı talebinin de önemli olduğunun
tekrar altını çiziyorum. Bununla birlikte yeni yatırımcı sayısındaki artış hızının
da devam ettirebiliyor olmamız lazım. O zaman bu trendi ileri taşımamız da mümkün
olacaktır. Hem aracı kurumlarımız hem SPK şirketlerin halka arz sürecini çok dikkatli
bir şekilde yönetiyorlar.

**“ARZ-TALEP DENGESİNİ ÇOK İYİ YÖNETMEMİZ LAZIM”**

Hakan Güldağ: Halka arzlarda şuan dalgalı bir seyir izleniyor peki bundan sonraki
döneme ilişkin beklentiniz nedir?

Tevfik Eraslan: Şu an dünyada büyük merkez bankalarının genişletici para politikalarından
vazgeçmediklerini görüyoruz. Dolayısıyla bol para piyasalarda bir süre daha kalmaya
devam edecek. Bu dünya için sermaye piyasası ürünlerine olan ilginin önümüzdeki 
dönemde de devam edeceğine dair en önemli işaretlerden bir tanesi. Diğer taraftan
bol paranın başka bir yansıması da sabit getirili ürünlerdeki getirinin oldukça 
düşük seyretmesi olmakta. Eğer döviz bazında bir getiri arıyorsanız sıfıra yakın
seviyelerde olabiliyor. Bu sebeple bu tarafta artı bir değer yaratabilmek mümkün
değil. Merkez Bankası şuan yüksek faizli bir politika izliyor ancak TL cinsinden
baktığımızda reel getiri anlamında kurguladığımızda çok çok yukarda bir getiriden
bahsetmek mümkün değil. Bunun yanında ülkenin büyüyeceğine inanıyorsanız veya ülkenin
büyüme hızından daha hızlı büyüyecek bir şirkete yatırım yapmışsanız getirinizin
oldukça iyi olacağı anlamına gelir. Buradaki trendi makro ekonomik veriler çerçevesinde
sürdürebilir olacağını düşünüyorum. Dikkat etmemiz gereken ise, halka arzlarda ciddi
bir yoğunlaşma var dolayısıyla arz burada artmış durumda, yabancı yatırımcı Türkiye’den
çıkış eyleminde, bu sebeple buradaki arz talep dengesini çok iyi yönetiyor olmamız
lazım.

Hakan Güldağ: Son zamanlarda yurt dışında da halka arzlarda ciddi artışlar gözlemledik.
Sizce bu artış Türkiye açısından rakiplik teşkil eder mi?

Tevfik Eraslan: Finans sistemi Türkiye’de birçok ülkeye göre daha düzgün çalışıyor.
Çok iyi bir insan kaynağı, genç nüfus nedeniyle de dinamik bir iç piyasası var. 
Ben bunların bütün yatırımcılar için çok cazip bir yatırım ortamı oluşturduğunu 
değerlendiriyorum. Uluslararası ilişkilerin son zamanlarda gerginleşmesi sebebiyle
yatırımcılar bir miktar uzaklaştı. Ancak Türkiye’nin son dönem dış politikasına 
baktığımızda Avrupa tarafında daha sıcak bir diyaloğun oluşmaya başladığını da görüyoruz.
Bu durumun yabancı yatırımcıların tercihlerine de yansıyacağını düşünüyorum.

Kenan Sözbir: Halka arzda miktar olarak beklentiniz nedir?

Tevfik Eraslan: Bize gelen haberlere baktığımda kırka yakın şirketin halka arz için
önemli bir hazırlık içerisinde olduğunu biliyorum. Bu halka arzlar gerçekleştiğinde
önemli bir miktarın bu şirketler için kaynak olacağını düşünüyorum. Hem finansal
açıdan rahatlama hem yatırımlarını güvenle yapabilme hem de inorganik büyüme ile
birtakım projeleri varsa bunları hayata geçirmek için önemli bir adım olacağını 
değerlendiriyorum. Kırka yakın şirket önemli bir sayı çünkü son iki yıl için konuştuğumuzda
rakamlarımız bu potansiyel hazırlanan şirket rakamının daha altındaydı. Sadece yabacı
kaynakla büyümeye çalıştığınız zaman limitlere gelebiliyorsunuz. Burada önemli miktarda
öz kaynak takviyesi almış olacak şirketlerimiz. Bu öz kaynağı akıllıca değerlendirdikleri
takdirde de önemli bir yol katabileceklerini de görüyoruz. Türkiye’nin son dönem
ihracat başarılarına baktığımızda veya pandemiyle birlikte şirketlerin tedarik noktasına
baktığımızda halka arzlardan gelecek kaynaklarla başarı kaydedeceklerini düşünüyorum.

Hakan Güldağ: Halka arzlar arasındaki para transferlerin yararlı sonuçlar getirebileceğini
düşünüyor musunuz?

Tevfik Eraslan: Yeni kaynak getirmeden yeni halka arzları karşılamamız zor. Bu nedenle
yeni bireysel yatırımcıları buraya ekleyebiliyor olmamız lazım. Ülkemizdeki kurumsal
yatırımcıların potansiyellerini artırabiliyor olmamız lazım. Yabancı yatırımcıları
da buraya getirebiliyor olmamız gerekir ki trendi devam ettirelim. Şunu da eklememiz
lazım, özellikle dijitalleşmeyle birlikte yatırımcıların hızlı bir şekilde bilgiye
erişebiliyor olmaları ve yatırım araçlarıyla birlikte teknik bilgilerin tamamını
elde edebiliyor olmaları sermaye piyasası ürünlerine olan güveni de sağladı. Ülkemizdeki
son dönem gelişmelerinden bir tanesi mevzuat olarak uzaktan hesap açılabilmesi de
mümkün hale geldi. Bu da yaygın şube ağına sahip olmayan aracı kurumlar için de 
ciddi bir fırsat yarattı. Bu sayede vatandaşlarımız sisteme eklenmeleri de kolay
hale geldi.

**“YATIRIMCI ŞİRKETLER HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMALI”**

Hakan Güldağ: Yatırımcı nelere dikkat etmeli?

Tevfik Eraslan: Yatırımcı sayılarına baktığımızda, küçük yatırımcı büyük oranda 
sermaye piyasasına geldi. Halka arzlardaki yoğun talep nedeniyle yatırımcı istese
de büyük miktarda yatırım yapamadı. Bir milyarlık halka arz yapıldığında yatırımcı
başına verebildiğiniz hisse senedi miktarı bin lirayı dahi bulamıyordu. Yatırımcılara
tavsiyemiz sosyal medyada duyduklarıyla yatırım yapmamaları. Bir hisse senedi almak
özünde bir şirkete ortak olmak demektir. Dolayısıyla bu şirketin bütün özellikleri
konusunda bilgi sahibi olmaları gerekir. Mutlaka spk lisanslı yatırım danışmanlarından
tavsiye alarak yatırımlarını yönlendirmeleri de buradaki isabetli yatırım kararları
için önemli unsurlardan bir tanesi. Yatırım yaparken yatırım yaptığımız finansal
ürünlerin bizim getiri vademizle uyumlu olmasına dikkat etmemiz gerekir. Yatırım
yaparken tek bir finansal ürün değil, bir sepetten oluşmasına dikkat edelim. İyi
bir tasarruf alışkanlığımızın olmasına gayret edelim. Küçük tasarruflarla genç yaşta
başlanmış birikimlerin uzun dönemde rahat bir emeklilik dönemi için çok temel bir
kriter olduğunu da aklımızdan çıkarmayalım.

Hakan Güldağ: Sermaye piyasalarla kripto para cephesini değerlendirdiğimizde sermaye
piyasalarının avantajları neler olur?

Tevfik Eraslan: Ülkenin finansal bir havuzu var. Bankacılık da aynı havuzdan faydalanıyor,
sermaye piyasaları da aynı havuzdan faydalanıyor kripto paralar da bu havuzdaki 
kaynaklara tabi durumdalar. Dolayısıyla bu araçlar birbirleriyle yarışır durumda.
Kripto paralarla ilgili her gün herhangi bir ülkenin merkez bankasından mutlaka 
bir uyarı duyuyoruz. Dolayısıyla burası tamamen her şeyiyle düzenlenmiş bir alan
değil. Ülkelerin bu konuyu nasıl düzenleyecekleri konusunu da çok sıkı bir şekilde
çalıştıklarını da gözlemliyoruz. Vergilendirme rejiminden bu kaynakların alınıp 
satılması konusundaki bütün alanların önümüzdeki süreçte bir şekilde kurala bağlanacağını
göreceğiz. Sermaye piyasaları arkasında ekonomik gerçeklerin olduğu ürünler. Bir
pay aldığınızda o şirkete ortak oluyorsunuz. O şirketin sahip olduğu ekonomik anlam
ne ise elinizdeki hisse ne kadarına tekabül ediyorsa o kadarlık hakkınız oluyor.
Hala kripto varlıklar için bunu söyleyemiyoruz. Dolayısıyla yatırımcılar ona bir
değer atfettiği sürece bir değeri oluyor yoksa ürünün kendisinin bir değeri yok.

Kenan Sözbir: Sizin birlik olarak bu konuyla ilgili bir çalışmanız var mı?

Tevfik Eraslan: Bu ürünleri alıp satan kurumların bir ticari kazanç elde ettiklerini
görüyoruz. Bizim üyemiz kurumların içerisinde de ticari modelini veya faaliyet kapsamını
bu alana doğru geliştirmek isteyenler de var. Ama düzenleyici otoritenin bu konudaki
yaklaşımı nihai belirleyici olacaktır.

Hakan Güldağ: Türkiye’de finansal okuryazarlık düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birlik olarak yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Tevfik Eraslan: TSPB olarak en öncelikli görevlerimizden bir tanesi finansal okuryazarlığın
artırılması olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla da tanıtıcı videolarımız var sosyal 
medya hesaplarımız üzerinden paylaşıyoruz. Gündemdeki konuların da tartışılması 
amacıyla ortam sağlamaya önem gösteriyoruz. Ülkedeki tüm bireylerin bir finans profesörü
kadar finans bilmelerini beklemek gerçekçi değil.

Hakan Güldağ: Finansal okuryazarlıkta Türkiye’nin bir sıralama bilgisi elimizde 
var mı?

Tevfik Eraslan: Türkiye de fena bir düzeyde değil. Bireysel emeklilikten örnek vermek
gerekirse yatırımcılar bilinçli bir şekilde fon tercihlerinde bulunuyorlar. Son 
dört yılda yatırımcıların en fazla yatırım yaptıkları ürün altın oldu. Bu da Türkiye’deki
bireysel yatırımcının zannettiğimiz kadar bilinçsiz olmadığını gösteriyor. Çok isabetli
bir yatırım tercihi oluşturdular.

Kenan Sözbir: Sıfır komisyonla işlem yapmaya sizin bakışınız nasıl?

Tevfik Eraslan: Yatırımcıların yanıltılmaması ve yatırımcılara doğru bilgi verilmesi
çok kıymetli. Sıfır komisyonla işlem hakkında kampanyalar düzenlenir yatırımcılara
doğru bilgi verilirse pozitif bir dönüş alma imkanı var. Ama burada izlenecek politikaların
sürdürülebilir politikalar olması ve yatırımcıların yanıltılmaması önemli nokta.
Bunu da TSPB çok yakından takip ediyor.

Hakan Güldağ: Çiftlik Bank gibi mağduriyetlerin oluşmaması için yasal düzenleme 
eksikliği olduğunu düşünüyor musunuz?

Tevfik Eraslan: Çiftlik Bank konusu veya kripto borsa konularını sermaye piyasalarında
faaliyet gösteren durumlardan tamamen ayırmak lazım. Çünkü bu iki örnek de Türkiye’deki
düzenlemelere tabi olmadan para toplayan organizasyonlardı. Sermaye piyasası kanunuyla
kurulmuş ve bu doğrultuda hareket edenlerin tamamı hem mevzuata tabi hem de denetime
tabiler. Dolayısıyla burada yatırımcıların kendilerini çok rahat hissedebileceklerini
söyleyebilirim. Gönül rahatlığıyla ülkemizdeki aracı kurumlar ve yatırım ortaklarıyla
çalışabiliriz. Önümüzdeki dönemde bu konuda kademeli düzenlemelerin geleceğini düşünüyorum
