# Halkbank’ın ikinci duruşmasında ne oldu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/halkbankin-ikinci-durusmasinda-ne-oldu-48346h/
- Yayımlanma: 2019-11-06T06:46:42+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Halkbank, New York’ta 22 Ekim’de başlayan ve Salı günü devam eden davada “ABD’nin
İran’a yönelik yaptırımlarını delme” suçlamasıyla yargılanıyor. New York Güney Bölge
Savcılığı hazırladığı 45 sayfalık iddianame ile bankaya, “dolandırıcılık” ve “kara
para aklama” dahil 6 farklı suçlama yöneltmişti.

İran’a yasa dışı yollardan 20 milyar dolar aktarmakla suçlanan Halkbank, iddiaları
reddediyor.

Davayla ilgili bilinenleri ve bugünkü duruşmadaki gelişmeleri derledik.

**5 Kasım’daki duruşmada ne oldu?**

Davaya Yargıç Richard Berman bakıyor. Berman daha önce, eski Halkbank Genel Müdür
Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın hüküm giydiği davaya da bakmıştı.

Amerika’nın Sesi, mahkemeye, New York Güney Bölgesi Başsavcılığına bağlı savcı yardımcılarıyla
bir dönem Halkbank soruşturmasıyla ilgili bankaya danışmanlık ve ABD’de hukuki temsilciliğini
yapan King & Spalding hukuk firmasına bağlı dört avukatın katıldığını bildirdi.

Halkbank avukatı Andrew Hruska, ABD’nin Halkbank’ı yargılama yetkisi olmadığını 
ve reddi hakim talebini iletmek amacıyla duruşmaya katılmak istediğini ifade etti.

Savcı Yardımcısı Michael Lockard, böylesi bir katılıma itiraz ederek bunun yasal
olarak mümkün olmadığını dile getirdi.

Yargıç Berman, Halkbank’ın yapılacak yeni bir duruşmada sınırlı ve özel katılım 
şartıyla katılma talebiyle ilgili olarak hukuk firmasından ayrıntılı yeni bir başvuru
dilekçesi istedi. Bu konudaki argümanlarını sunmaları için avukatlara 19 Kasım’a
kadar süre verdi.

Berman, savcılığa da avukatların iddialarını yanıtlamaları için 26 Kasım’a kadar
süre tanıdı. King & Spalding hukuk firmasından, savcılık tarafından sunulan dilekçeye
2 Aralık’a kadar yanıt vermesini istedi.

Halkbank avukatı Hruska, reddi hakim talebinin gerekçesi olarak, Yargıç Berman’ın,
Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davalara bakması ve 2014’te 
İstanbul’da katıldığı bir sempozyumda “Türk hükümetini eleştiren açıklamalar yapmasını”
göstermişti.

“ABD’nin Halkbank’ı yargılama yetkisi olmaması” gerekçesi ise bankanın ABD’de herhangi
bir varlığı veya faaliyeti olmaması üzerine temellendiriliyor.

**Savcılık: FedEx ile gönderdiğimiz mahkeme celbini banka kabul etmedi**

Salı günkü duruşma öncesinde davayı takip eden gazetecilerden Adam Klasfeld, savcılığın
mahkemeye sunduğu yeni bir belgeyi paylaştı.

Belgede savcılık mahkemeye, kargo şirketi FedEx aracılığıyla Halkbank’a mahkeme 
celbi gönderdiklerini fakat şirketin bu belgeyi almayı reddettiğini söyledi.

Savcılık 25 Ekim’de Halkbank’a ulaşan belgenin kabul edilmeme gerekçesi olarak el
yazısıyla düşülen notu da paylaştı:

“FedEx aracılığıyla gönderilen belgeler, ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan
sözleşmelerdeki hukuki tebligat şartlarına uygun olmayan şekilde gönderildiği için
Bankamız tarafından kabul edilmeden iade edilmiştir.”

![hb.png](https://www.borsatek.com/d/other/hb.png)

Belgede bir kişinin imzası bulunsa da adı yer almıyor ve Halk Bankası Hukuk İşleri
Dair Başkanlığı ifadeleri yer alıyor.

Savcılık, bu nedenle Halkbank’ın kendisine yöneltilen suçlamalardan haberdar olduğunu
ve belgeyi kabul etmeyerek davadan kaçmaya çalıştığını savundu.

**‘Sıra dışı bir durum’**

Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Bluebay Yatırım Danışmanlığı Analisti Tim Ash,
bunun “sıra dışı bir durum” olduğunu söyledi.

“Bu bir Avrupa bankası olsa sorumluluğunu üstlenir, cezasını öder ve her şey devam
ederdi” diyen Ash, ABD’nin Türkiye’ye bu konuda özel bir muamele gösterdiğini belirtti.

Ash, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye karşı Türkiye’nin jeopolitik önemini
kullandığını fakat ABD’nin Türkiye ile stratejik ilişkisinden ne kazancı olduğunun
anlaşılmadığını savundu.

Tim Ash, piyasaların bir yaptırım ihtimalini halihazırda fiyatlandırdığını da ekledi.

**Son duruşmada ne olmuştu?**

ABD’nin İran’a yaptırımlarını ihlal etme planları yapma suçlamasıyla 22 Ekim’de 
Manhattan’daki federal mahkemede görülen Halkbank davasına bankadan herhangi bir
temsilci katılmadığı bildirilmişti.

Savcılığın Halkbank’ın ABD’deki avukatlarına mahkeme celbi ilettiğini kaydeden Savcı
Yardımcısı Michael Lockard, bankanın duruşmaya katılmayarak suçlamalardan kaçtığını
ve mahkemeye itaatsizlik ettiğini söyledi.

Davaya bakan Yargıç Richard Berman 22 Ekim’deki duruşmada, ABD’de iki yıldan uzun
süre cezaevinde kaldıktan sonra Türkiye’ye dönen Mehmet Hakan Atilla’nın Borsa İstanbul
Genel Müdürü olması konusunda ise “Sanırım bu da finansal suçlar işlemiş birinin
topluma entegre edilmesinin bir yolu” demişti.

Yargıç Berman, Halkbank’a iki hafta ek süre tanındığını açıklamıştı.

Halkbank’ın ABD’deki avukatı Andrew Hruska, Pazartesi günkü mahkeme kayıtlarında,
Halkbank adına celbi kabul etme veya duruşmaya katılma yetkisi olmadığını ifade 
etti.

Manhattan’daki federal savcılık, Halkbank’a karşı suçlamaları 16 Ekim’de gündeme
getirdi. Halkbank, suçlamaları, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarına karşı Washington’un
yaptırımı olarak yorumladı.

Reuters haber ajansı konuyla ilgili haberinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun,
Halkbank’a yöneltilen mesnetsiz suçlamaları reddettiğini belirterek Çavuşoğlu’nun,“
ABD yasaları doğru biçimde uygulandığı takdirde ve yine siyasi saikler bir kenara
bırakılması durumunda Halkbank yöneltilen birçok suçlamadan aklanacaktır” sözlerine
yer verdi.

Halkbank ise Kamu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bankamız ABD’nin ikincil yaptırımlarını herhangi bir şekilde ihlal etmemiş olmakla
birlikte, Bankamızın ABD’de herhangi bir şubesi ve çalışanı bulunmadığından, ABD
Adalet Bakanlığı’nın ikincil yaptırım kararları hakkında yargılama yetkisi yoktur.
Buna rağmen iddianame düzenlenmesi, tarihte bir ilk olmak üzere emsali görülmemiş
bir hukuki yetki aşımıdır.”

**İddianamede neler var?**

Başlatılan yargı süreciyle ilgili yapılan yazılı açıklamada, Halkbank’ın ABD’nin
nükleer programı nedeniyle İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesi amacıyla yıllarca
süren ve toplam boyutu milyarlarca dolara ulaşan bir düzenin parçası olduğu iddia
edildi.

İddianamede, İran’a uygulanan ve ABD finans sistemine erişimini kısıtlayan yaptırımların
farklı ülkelerde kurulan paravan şirketler üzerinden yapılan işlemlerle delindiği
öne sürülüyor.

Ayrıca kurulduğu iddia edilen sistemle, İran hükümetinin petrol ve doğalgaz satışlarından
elde ettiği ancak yaptırımlar nedeniyle ülkesine sokamadığı gelirin de başta altın
olmak üzere çeşitli ticari işlemlerle İran’a aktarıldığı belirtiliyor.

İddianamede, “Halkbank, bilerek kurulan bu düzene yardımcı oldu, ABD’li düzenleyici
kurumları ve yabancı bankaları aldatmayı amaçlayan hileli işlemlerin tasarlanmasına
dahil oldu ve bu süreçlere katılımıyla ilgili ABD’li düzenleyici kurumlara yalan
söyledi” deniliyor.

Halkbank’ın Hazine Bakanlığı başta olmak üzere ABD’li kurumlara konuyla ilgili yanlış
bilgi verdiği de iddianamede yer alan bir başka iddia.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da “komplonun ortağı” olarak tanımlanan bir diğer
isim. İddianamede, “2012-2013 yıllarında, Zarrab, Çağlayan’a bu altın ticareti düzeninin
uygulanmasına verdiği destek karşılığında ABD Doları, Euro ve Türk Lirası cinsinden
nakit ödemelerin yanı sıra lüks saat ve diğer eşyalarla en az 70 milyon dolar civarında
rüşvet verdi” denildi.

Hazırlanan iddianamede, Türkiye’de aralarında Çağlayan’ın da bulunduğu dört bakanın
yakınlarıyla ilgili Aralık 2013’te düzenlenen yolsuzluk operasyonuyla ilgili soruşturmada
elde edilen bulgular da yer alıyor. İddianamede, o dönemde yapılan teknik takip 
sonucu elde edilen telefon görüşmelerinin ve e-posta yazışmalarının bir kısmı da
bulunuyor. Aslan’ın evinde ele geçirilen ayakkabı kutularının içinde yaklaşık 8,5
milyon dolarlık nakit para bulunduğu belirtiliyor. Aslan’ın evinde yapılan aramada
Zarrab’ın şirketlerinin Halkbank’tan aldığı belgeler ve ticari işlemlerin nasıl 
yapıldığını gösteren bir şemanın da ele geçirildiği öne sürülüyor.

İddianamede, “Zarrab, avukatı aracılığıyla kendisinin ve birlikte yargılandığı kişilerin
serbest kalmasını sağlamak amacıyla ve daha sonra da davanın düşmesi için rüşvet
verdi” denildi. Aralık’ta tutuklanan Zarrab’ın Şubat 2014’te serbest bırakıldığı,
davanın da Ekim 2014’te düştüğü hatırlatıldı. İddianameye göre, Zarrab, serbest 
kaldıktan sonra benzer işlemlere tekrar başlamak istedi ancak dönemin Halkbank Genel
Müdürü buna sıcak bakmadı.

İddianamede, “Ancak Zarrab’ın talebi üzerine dönemin Türkiye başbakanı ve aralarında
ileride kabinede bir görev alacak olan bir akrabasının da bulunduğu kendisine yakın
isimler, Halkbank’a bu işlemlere tekrar başlamaları talimatı verdi ve Halkbank da
buna uydu” denildi.

**Halkbank ve Türkiye ne diyor?**

Hem Halkbank hem Türkiye, tüm iddiaları reddediyor. Halkbank’tan Kamuyu Aydınlatma
Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada söz konusu iddianamede yeni bir bilgi bulunmadığı,
Hakan Atilla davasında gündeme gelen iddiaların tekrarlandığı ve konuyla ilgili 
bankanın tüm uluslararası yasal haklarını kullanacağı belirtildi.

Halkbank açıklamasında, iddiaların Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda yürüttüğü
Barış Pınarı Harekâtı’na karşılık olarak başlatılan yaptırımların bir parçası olduğu
da ifade edildi ve “Söz konusu iddialara ilişkin Bankamız masumiyetini ortaya koyan
bağımsız inceleme sonuçlarının, kanıtları ile birlikte ABD Adalet Bakanlığı ile 
paylaşılmasına rağmen iddianame hazırlanarak dava açılması manidardır” dendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AKP Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın
ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı ve Halkbank iddianamesi hakkında “Bu
işlerin ne kadar duygusal olduğunun ayrı bir ifadesi. Güya bu iş kapatılmıştı. Şimdi
bunu yeniden açmak suretiyle hukuk dışı çirkin bir adım attılar. Onların alacağı
kararı göreceğiz. Ona göre de biz tabii tedbirlerimizi olgunlaştıracağız” dedi.

Erdoğan daha önce Hakan Atilla davasını, “siyasi içerikli bir darbe girişiminin 
adresi” olarak nitelendirmişti.

Halkbank daha önce, Hakan Atilla davası sürcinde yaptığı açıklamalarda ise İran’ın
başka ülkelere sattığı malların para transferini Halkbank üzerinden transfer ettiği
yönündeki iddialara şöyle yanıt vermişti:

“İlgili döneme ilişkin yapılan denetimlerde dış ticaret işlemleri de dahil bankacılık
hizmetlerimizin hiçbirisinde uluslararası bankacılık kurallarına ve hukuka aykırılık
tespit edilmemiştir. Herhangi bir ülkeyle ilgili olarak mahiyeti belirsiz ve hukuksuz
hiçbir ticari işleme taraf olunmamış, kaynağı ve mahiyeti belirsiz hiçbir transfer
işlemi gerçekleştirilmemiştir.

Açıklamada bankanın “herhangi bir yasaklı tarafın, kişinin veya mal ya da hizmetin
dahil olduğu işlemlere” aracılık etmediği vurgulanmıştı.
