# Hekim Borsası da kuruldu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/hekim-borsasi-da-kuruldu-75041h/
- Yayımlanma: 2021-11-17T16:14:57+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Hekim borsası hakkındaki açıklamalarını Odatv’ye yazan Prof. Dr. Suat [Çağlayan](https://tr.wikipedia.org/wiki/Burhan_Suat_%C3%87a%C4%9Flayan),
konuyla ilgili [çarpıcı](https://www.odatv4.com/makale/hekim-borsasi-ver-parayi-al-doktoru-221733?fbclid=IwAR2rzvVpYqRePJjgP-VL0C_Wc-5ot2F-v78DrC5G1vcbyLPLA1xaPbGCWNY)
detaylara girdi.

### Prof. Dr. Suat Çağlayan, makalesi şöyle;

AKP iktidara geldiğinde, Sağlık Bakanlığı tarafından Sağlıkta Dönüşüm Projesi başlatılmıştı.

Bu proje ilk uygulanmaya başladığında karşı çıkmıştık. Çünkü, sosyal devlet anlayışının
yara alacağını ve halkın bu proje ile sadece cebindeki para kadar sağlık hizmeti
alabileceğini biliyorduk. Bugün geldiğimiz noktada halkımızın, değil reçetesi için
fark ücreti vermesi, karnını doyurabileceği ekmeği satın alması bile zor.

Ancak üzerinde durmak istediğim bu değil! Bu projenin ülkemize armağan(!) ettiği
başka bir yozlaşma.

### “Hekim borsası kuruldu”

Belki bilinmiyordur diye bir bilgi vererek konuya girelim; Özel sağlık kuruluşlarında
görev yapacak hekimlerin çalışma izinleri ile özel hastanelerin kaç yatağa sahip
olabileceğini belirleyen ruhsatları Sağlık Bakanlığı verir.

Ancak yönetmeliklerle belirlenmiş olan bu durum, yine Sağlık Bakanlığı’nın açmış
olduğu kapılar nedeniyle delinmiş bulunuyor.

Artık, özel sağlık kuruluşlarında çalıştırılacak hekim kadroları ile özel yataklı
sağlık kuruluşlarının yatak sayısı ruhsatları -bakanlığın izni ve göz yumması ile-
ortalıkta alınıp satılıyor. Tam bir “hekim borsası” kurulmuş bulunuyor.

Zamanın Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın çıkardığı yasalarla başlayan ve daha sonra 
yeni boyutlar kazanan “hekim kadrosu ve hastane ruhsatı satışı” konusu, tam bir 
sektör halinde devam ediyor.

İnternete girerseniz kolaylıkla “Satılık ve kiralık doktor kadroları” ilanlarına
rastlayabilirsiniz. Müşteri çekmeye çalışan bu kuruluşlar, Sağlık Bakanlığı’nın 
1782901 sayılı kararı uyarınca resmi faaliyette bulunduklarını da ekliyorlar ilanlarına.

### Sağlık ne duruma düştü

Konu çok can sıkıcı!

Kimileri bunu “hekimlerin alınıp satılması ve bir tür insan ticareti”, kimileri 
ise “hekim haklarının ve hekimlik etik değerlerinin ayaklar altına alınması” olarak
değerlendiriyorlar. Elbette her ikisi birlikte…

#### Konuyu biraz daha açalım;

Diyelim kamu kuruluşu niteliğindeki bir hastaneden istifa ederek ayrıldınız ya da
emekli oldunuz. Yaşınız altmıştan büyük ya da kadrosuzluktan emekli değilseniz özel
sağlık sektöründe -branşınızda boş kadrosu olmayan- bir hastanede çalışamazsınız.
Yaşınız altmıştan büyük ise istediğiniz özel hastanede, ileri yaşlara kadar çalışabilirsiniz(
60 yaş altı hekimlerin maruz kaldığı bu haksızlık bir yıl önce kamu yararı olmadığı
gerekçesiyle Danıştay kararı ile iptal edildiyse de, bakanlık bu iptali görmezden
gelmeye devam ediyor).

Diyelim patoloji uzmanısınız ve özel bir hastanede çalışmak için kadro bulamadınız.
O zaman bir özel laboratuvar açmaya niyetleniyorsunuz! Ne yazık ki bunu da yapamıyorsunuz
çünkü Türkiye’nin hiçbir il ve ilçesinde yeni laboratuvar açmanıza izin verilmiyor.

Bu engellerin yanı sıra, patologların önünde başka engeller de var; diğer uzman 
doktorlar gibi uzmanlık alanlarında bir muayenehane açıp, orada bir konsültan ya
da danışman gibi çalışamazlar, bir şirket kurup ihtiyacı olan laboratuvarlara gerektiğinde
destek de veremezler.

Geriye tek şansları kalıyor; hekim borsasına giderek bir patoloji kadrosu satın 
almak ya da kiralamak!

İnternete girerek bunu gözlerinizle görebilirsiniz! Şöyle yapın; “satılık hekim 
kadrosu” yazın. Karşınıza çıkacak kişiden istediğiniz kadronun fiyatını öğrenebilir,
hatta pazarlık bile edebilirsiniz.

Yani Sağlık Bakanlığı; “Kadrosu elinde” olarak adlandırılan her yaştaki yabancı 
uyrukludan ve “Kadro şartı aranmayan” olarak adlandırılan 60 yaşın üzerindeki emeklilerden
esirgemediği çalışma izinlerini, kendi yurttaşlarından ve altmış yaş altı emekli
doktorlarından esirgiyor.

(Alınıp satılan kadroların fiyatını ucuz sanmayın; uzmanlık dalıyla ilgili olmak
üzere bir kadronun fiyatı yüz binlerden başlayıp milyonları bulabiliyor. Nasıl bir
pazar ama?)

### Daha vahim durumlar var

İşin bir de insan sağlığını etkileyen boyutu var;

Yine, patoloji branşı üzerinden konuşmaya devam edelim. Örneğin, bir hastanenin 
sadece bir patoloji uzmanı kadrosu olsun. Zamanla hastanenin yükü öylesine artsın
ki, bir değil iki hatta üç patoloji uzmanına ihtiyaç duyar hale gelsin. Sağlık Bakanlığı
o hastaneye kolay kolay bir kadro daha vermiyor ve o hastaneyi doğal olarak yukarıda
belirttiğim ruhsat tacirlerinin kucağına itiyor.

### Aynı şey çok yoğun çalışan patoloji laboratuvarları için de geçerli.

Bir özel laboratuvar düşünün, içinde sadece bir kadrolu patoloji uzmanı var. Oysa
bu laboratuvardan çıkan rapor sayısı, bir kişinin yükünün çok üzerinde, iki hatta
üç uzmanı gerektirecek kadar fazla.

Bakın ne yapılıyor; Sağlık Bakanlığı’nın başka kadro vermediği o laboratuvar-büyük
olasılıkla kaçak olarak- bir veya iki patoloji uzmanı daha çalıştırıyor, raporları
ise kadrosu olan uzman imzalıyor. Bunu herkes biliyor ama Sağlık Bakanlığından bir
kişi çıkıp da hastane veya özel patoloji laboratuvarlarından çıkan rapor sayısına
bakmıyor… Kimse, “Yahu bir hekim bir ay içinde bu kadar sayıda raporu nasıl çıkarır!”
diye sormuyor.

Sağlık Bakanlığı, eğer hekimleri ve özel sağlık kuruluşlarını ruhsat tacirlerinin
eline bırakmasa…

Eğer akılcı bir planlama yaptıktan sonra kimin nerede çalışacağına karışmasa…

Ve de eğer “sağlık borsası” oluşmasını önleyecek yasaları çıkararak iyi bir denetim
yapabilseydi…

Ülke sağlığına daha iyi hizmet etmiş olmaz mıydı?

### Yandaşlara bol, yandaş olmayanlara yok!

Sağlıkta Dönüşüm yasası ilk çıkarıldığında Menzil Tarikatı mensuplarına çok sayıda
hekim ve hastane kontenjanlarının verildiği söylentileri yayılmıştı. Hatta bu hastane
ruhsatları ile hekim kadroları verilen kişilerin, hekimlik ve hastanecilikle hiçbir
ilintisi olmadığından da söz edilmişti.

### Şu bir gerçek ki, benzeri olaylar bugün de yaşanıyor.

Yandaşlara yine hekim ve hastane yatak kontenjanları bol kepçe dağıtılıyor, yandaş
olmayanların hastanelerinde hem hekim hem de yatak sayısı üzerinden boğazlar sıkılmaya
devam ediliyor.

Çünkü doktor kadroları için olan satışlar hastane ve poliklinik ruhsatları için 
de yaşanıyor.

Bu bağlamda, Ankara’da herkesin çok iyi bildiği bir hastanenin sahiplerine, hastane
ruhsatları ile hekim kontenjanının çok üzerinde tahsisler yapıldığı dilden dile 
dolaşıyor. Söylentiye göre, Ankara’daki bu hastanenin sahipleri gelecekte açacakları
hastanelerin ruhsatlarını şimdiden almışlar bile!

Bunun tam karşıtı, yani yandaş olmayan özel veya vakıf hastanelerine, hekim ve hasta
yatağı kontenjanı verilmemesinin en ilginç örneği, Ankara’daki LÖSEV hastanesi.

### Hiç olmazsa lösemili çocuklara yapmayın!

LÖSEV’in kurucusu olan Dr. Üstün Ezer, çocuk lösemilerinin tedavisi konusunda çok
başarılı hizmetler veren bir hekimdir. Yaptığı işler büyük saygı görmekte olduğu
için, halkın yardımlarına güvenen Dr. Ezer, Ankara’da 400 yataklı bir hastane açtı.
Ama hastane açıldıktan sonra emdiği süt burnundan geldi. Çünkü Sağlık Bakanlığı 
ona büyük engeller çıkararak hastaneye 400 yatak ruhsatı yerine önce 150, sonra 
da -pandemi başladıktan sonra-  200 yatak için ruhsat verdi.

#### Oysa Dr. Üstün Ezer yıllardır Sağlık Bakanlığına;

“Sizden hiçbir şey istemiyorum,” diye adeta yalvarıyor. “Sadece bana hastanedeki
400 yatağı kullanabilme iznini verin. Hastaneye daha fazla lösemili çocuk yatırabileyim
ve onları tedavi edebileyim!”

Yandaş hastane sahiplerine ihtiyaçlarının üç dört katı yatak kontenjanı veren Sağlık
Bakanı’nın Dr. Üstün Ezer’in çığlıkları karşısında neler hissettiğini bilmiyorum.

### Sağlık Bakanlığında çok şey değişmeli

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı ‘sağlıkta dönüşüm’
politikası, halkın sağlığını giderek zora sokmakla ve halkı özel sağlık sektörüne
yönlendirmekle kalmadı, aynı zamanda özel sağlık hizmetlerinin de yozlaşmasına neden
oldu.

AKP’nin bütün bunları değiştirme istek ve olasılığı görünmediğine göre gelecekte
bu yönetimi değiştirecek olanlara çok büyük iş düşecek demektir.
