# Hocalar 75 yaşına kadar çalışabilecek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/hocalar-75-yasina-kadar-calisabilecek-23047h/
- Yayımlanma: 2017-05-12T08:02:08+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

YÖK Başkanı Saraç, Üretim Reform Paketi kapsamına alınan Yükseköğretim Kanunu ile
emekli öğretim üyelerinin, üniversitelerin talebi üzerine 75 yaşına kadar çalışabileceğini
açıkladı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, Üretim Reform Paketi kapsamına alınan
Yükseköğretim Kanunu ile emekli öğretim üyelerinin ilgili bölümün ihtiyacı ve üniversitenin
talebi üzerine, 75 yaşına kadar çalışabileceğini belirterek, “Bu şekilde ülkemiz
yükseköğretiminin öğretim üyesi ihtiyacının karşılanması yönünde de önemli bir adım
atılmış olacak.” dedi.

Saraç, YÖK’te düzenlediği basın toplantısında, Üretim Reform Paketi kapsamına alınan
Yükseköğretim Kanunu’na ilişkin maddelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Üretim Reform Paketi’nde Yükseköğretim Kanunu ile ilgili maddelerden birinin Kalite
Kurulu olduğunu bildiren Saraç, yeni YÖK olarak yükseköğretim sisteminin küresel
rekabeti ve sürdürülebilirliği için yetkilerini ilgili kurumlara devretme anlayışı
içinde olduğunu hatırlattı.

Bu kapsamda YÖK bünyesinde 2015’te karar alma süreçlerinde YÖK’e bağlı olmayan ama
yasal mevzuat gereği YÖK ile ilişkili Kalite Kurulu oluşturulduğunu anlatan Saraç,
yeni yasal düzenleme ile dünyada rekabet edilen ülkelerdeki kalite ajansları ile
benzer yapıda, idari ve mali açıdan özerk bir yapıya sahip Kalite Kurulu oluşturulacağını
dile getirdi.

“YÖK’ün eğitim öğretime dair kararların sonuçlarının değerlendirilmesi, bu kurul
tarafından yapılacak. Bu değişiklik YÖK’ün çıktı kontrolü ve akreditasyona ilişkin
yetkilerinin bu Kalite Kurulu’na devredilmesi sonucunu doğuracak.” diyen Saraç, 
Kalite Kurulu’nun YÖK’ün ve ÜAK’ın seçeceği 6 öğretim üyesi, MEB’in seçeceği bir
öğretim üyesi, MYK, TÜAK, TÜBİTAK, TÜSEB, TOBB ile öğrenci temsilcisi de dahil 13
üyeden oluşacağını aktardı.

**“Üniversiteler, birbirinin aynısı”**

Saraç, yükseköğretim kurumlarının misyon farklılaşması ve ihtisaslaşmasına ilişkin
yasa teklifine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Mevcut kanunun üniversitelerde
farklılaşmaya yeterince imkan sağlamadığına işaret eden Saraç, üniversitelerin genellikle
birbirinin benzeri hatta aynısı olduğunu söyledi.

Yeni yasal düzenleme ile YÖK’e üniversitelerin ihtisaslaşmasını temin görevinin 
de verileceğini, ilgili bakanlıklarla iş birliği ile yükseköğretim kurumlarının 
ihtisaslaşmasının sağlanacağını ve bu şekilde rekabetin teşvik edileceğini anlatan
Saraç, bunun ülke hedeflerine ulaşmada önemli katkılar sunacağını vurguladı.

Misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma süreçlerinin değerlendirilmesinin, yasal düzenleme
ile oluşturacak Kalite Kurulunca yapılacağını bildiren Saraç, bu alanda gerçekleştirilen
ön çalışmalarda 20’yi aşkın üniversitenin belirlendiğini ve bu üniversitelerin ikinci
bir elemeye daha tabi tutulacağını belirtti.

**Danışma Kurulu geliyor**

Saraç, “üniversiteli işsizler” ile ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlardaki iş gücü yetersizliğinin,
ülkenin yakın dönemde önündeki en önemli çözümlenmesi gereken öncelikli konuların
arasında yer alacağının altını çizdi. Bu kapsamda, mezun-istihdam ilişkisinin ülkenin
küresel rekabeti açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Saraç, bunun için
de üniversitelerin kontenjan planlamalarının ilgili bakanlıklar ve özel sektörle
birlikte yapılması gerektiğini ifade etti. Yeni düzenleme kapsamında Yükseköğretim
Eğitim Programları Danışma Kurulu’nun oluşturulacağını açıklayan Saraç, kurul ile
YÖK’ün kontenjan planlaması diğer paydaşların da görüşü alınarak daha rasyonel ve
katılımcı bir şekilde yapılabileceğini vurguladı.

**Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu**

Türkiye’de beceri odaklı insan kaynağına çok daha fazla ihtiyaç olmasına rağmen 
bu ihtiyacı karşılayacak meslek yüksekokullarının ve bu okullardaki programların
izlenmesi ve geliştirilmesine bugüne kadar yeterince odaklanılmadığına değinen Saraç,
yeni yasal düzenleme ile “Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu”nun kurulacağını
aktardı.

Yekta Saraç, kurulda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, MEB, TOBB’un yanı sıra
dış paydaşlar ve iş dünyasının da yer alacağını söyledi.

**Meslek yüksekokulları OSB’lerde açılacak**

Meslek yüksekokullarında yetişen insan kaynağı profilinin daha fazla sanayi ve iş
dünyası odaklı olmasına karşın bu okulların iş dünyası ile ilişkilerinin zayıf olduğunun
altını çizen Saraç, yasal düzenleme ile meslek yüksekokullarının organize sanayi
bölgelerinde (OSB) açılmasının teşvik edileceğini dile getirdi. Saraç, OSB’lerde
açılacak meslek yüksekokullarının okuttuğu öğrenci sayıları dikkate alınarak, devlet
tarafından destekleneceğini de bildirdi.

**İş yeri odaklı eğitim teşvik edilecek**

Yekta Saraç, üniversitelerin özellikle fen ve mühendislik bilimlerinde öğrenim gören
öğrencilerin mezuniyetleri sonrasında büyük çoğunluğunun sanayide çalışma eğiliminde
olduğunu, ancak bu öğrencilere eğitimleri sürecinde beceri odaklı yetkinliklerin
yeterince kazandırılmadığından, mezuniyetleri sonrasında istihdam süreçlerinde güçlükler
yaşandığına dikkati çekti.

YÖK Başkanı Saraç, “Bu yasal düzenlemeyle fen ve mühendislik programlarında bir 
yarıyıl süresince iş yerinde eğitim yapması teşvik edilecek. Bu şekilde beceri yetkinliği
yüksek mezunlar iş dünyasına kazandırılacak, aynı zamanda da üniversitelerin iş 
dünyası ile iş birlikleri geliştirilebilecek. Bu öğrenciler, maddi açıdan desteklenecek.”
bilgilerini verdi.

İş yerinde eğitim için İşsizlik Sigortası Fonu’ndan YÖK hesabına ödenek yapılacağını
ve ilgili üniversitelere kaynak aktarılacağını ifade eden Saraç, uygulamalı eğitimler
süresince öğrencilere asgari ücretin net tutarının yüzde 35’i ücret olarak ödeneceğini
açıkladı.

**BAP projelerinde görevlendirilecek öğrenciler bursiyer olabilecek**

Saraç, mevcut yasa ve yönetmelik dahilinde Bilimsel Araştırma Projelerinin (BAP)
bütçelerinin ancak bina, cihaz ve sarf malzemelerine harcanırken, küresel rekabet
açısından büyük önem taşıyan insan kaynağına ödeme yapılamadığını anlattı. Saraç,“
Yeni yasal düzenleme ile Bilimsel Araştırma Projelerinde görev alacak tezli yüksek
lisans ve doktora öğrencilerine burs verilebilecek. Bu şekilde hem araştırmacı insan
kaynağı kapasitemiz artırılacak, hem de bilimsel araştırma üretim kapasitemiz artırılacak.”
değerlendirmesini yaptı.

**Emekli öğretim üyeleri**

Yekta Saraç, öğretim üyesi ihtiyacının sadece yeni kurulan üniversitelerde değil,
özellikle öncelikli alanlarda tüm üniversitelerde de bulunduğunu belirterek, “Bu
yasal düzenleme ile emekli öğretim üyelerinin ilgili bölümün ihtiyacı ve üniversitenin
talebi üzerine, 75 yaşına kadar çalışabilmesi mümkün olabilecektir. Bu şekilde ülkemiz
yükseköğretiminin öğretim üyesi ihtiyacının karşılanması yönünde de önemli bir adım
atılmış olacaktır.” dedi.

Mevcut düzenlemede, bu imkanın sadece 2006’dan sonra kurulan 41 devlet üniversitesi
için söz konusu olabildiğini hatırlatan Saraç, yeni düzenleme ile öncelikli alan
ve ihtiyaç kriteri ile bütün üniversitelere imkan sağlanacağını belirtti.

Bir gazetecinin sorusu üzerine, bu düzenlemenin KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin
yerini doldurma gibi bir durumun söz konusu olmadığını, konunun bu bağlamdan çıkartılması
gerektiğini dile getiren Saraç, insan ömrünün uzadığını, ileri yaşlarda da performansın
devam ettiğini, 75 yaş konusunun uzun yıllardan beri üzerinde çalıştıkları bir konu
olduğunu söyledi.

Vakıf üniversitelerinde, öğretim üyelerinin 90 yaşına kadar çalışabildiğine işaret
eden Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelişmiş büyük üniversitelerde duayen hocalarımız var. Bunlara, belli yaşa gelince‘
seni kapı dışına koyduk’ deniliyor. O da vakıf üniversitesine gidiyor ya da evine
dönüyor. Önemli sayıda da hoca ‘ben ya kendi üniversitemde kalayım ya da ayrılayım’
diyor. Ama bunlar nitelikli beyinler. Bizim bu nitelikli beyinleri kaybetmememiz
lazım.”

Saraç, bu düzenleme ile başka sosyal hadiseler arasında ilişki kurmaya çalışılmaması
gerektiğine dikkati çekerek, bu düzenlemeye ilişkin 2,5 yıl önce kurgulamalara başladıklarını
ifade etti.

**Teknoloji Transfer Ofisi**

Yekta Saraç, bilginin üretimi, teknolojiye dönüşümü ve teknolojinin ticarileşmesinin
önemine değinerek, “Bu yasal düzenleme ile üniversitelerimiz, sermaye şirketi statüsünde
teknoloji transfer şirketi kurabilecekler, bu şekilde üniversitelerimizin başta 
sanayi olmak üzere iş dünyası ile iş birliği geliştirme sürecine önemli katkı sağlayacak.
Bu da özellikle devlet üniversitelerimizi daha rekabetçi duruma getirecektir.” diye
konuştu.

**Ücretli araştırma izni**

Saraç, dünyada gelişmiş ve hızlı gelişmekte olan ülkelerde 6. yıldan sonra proje
tabanlı araştırma izni (sabbatical) kullanıldığını, bu süreçte akademisyenin maaşı
devam ederken, üniversitenin izni ile proje amaçlı yurt içi veya yurt dışında üniversite
veya araştırma merkezlerinde faaliyette bulunabilmesine imkan sağlandığını anlattı.

YÖK Başkanı Saraç, “Bu yasal düzenleme ile sabbatical süreci üniversitelerimizde
de uygulanacak. Bu da yükseköğretim kurumlarımızın araştırma kapasitesini ve ayrıca
da ulusal ve uluslararası iş birliklerini de artıracaktır.” dedi.

**Doktora sonrası araştırmacı istihdamı**

Dünyada gelişmiş ve hızlı gelişmekte olan ülkelerde, doktora eğitimi sonrasında,
doktora sonrası araştırmacı (v) olarak çalışmasına yönelik olarak araştırma süreçleri
odaklı esnek kariyer geliştirme profilleri bulunduğunu aktaran Saraç, şunları kaydetti:

“Bu yasal düzenleme ile post-doc uygulama süreci ülkemiz üniversitelerinde de uygulanabilecek.
Bu şekilde yükseköğretim kurumlarımızın araştırma kapasitesini artırılacak ve ayrıca
ülkemizin öncelikli hedefleri arasında yer alan daha fazla doktoralı insan kaynağı
geliştirilmesi mümkün olabilecektir. Doktorasını tamamlayanlar için 3 yıla kadar,
üniversitelerde yeni bir istihdam imkanı sunulmuş olacak.”

Yekta Saraç, yeni mevzuat ile yükseköğretimde diğer pek çok örnek alınan ülkelerde
olduğu gibi yükseköğretimin de daha rekabetçi kaliteyi merkeze oturtan bir anlayışın
kurumsallaşacağına dikkati çekerek, “Bu nedenle bu gelişmeyi yükseköğretimde sessiz
devrim olarak nitelendiriyoruz.” dedi.

 
