# Hürriyet’e ikinci saldırı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/hurriyete-ikinci-saldiri-7807h/
- Yayımlanma: 2015-09-08T20:18:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

AKP’lilerin Hürriyet’e saldırısının ardından ikinci kez saldırı gerçekleştirildi.
Binanın kapısı taş ve sopalarla kırıldı. Yaklaşık 100 kişi dış kapı önünde toplanarak‘
Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’ diye bağırdı. Çevik kuvvet polisleri grubu engellemeye
çalışsa da yetersiz kaldı. Çok sayıda kişi polis engelini aşarak kapıya ilerledi.
Grubun içeri girmesi son anda engellenirken yine taş ve sopalar ile binaya hasar
verildi.

Pazar günü uğradığı saldırının ardından ikinci kez saldırganların hedefi olan Hürriyet
Gazetesi Genel Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, bize yapılan
saldırıyı kınamış olsaydı, saldırganlar bu cüreti bulamazdı” dedi.

“Maalesef geride bıraktığımız 48 saat içinde iktidardaki AKP şiddetle arasına mesafe
koymak konusunda, saldırıyı kınamak konusunda hiçbir adım atmamıştır” diyen Ergin,
polisin yetersiz olduğunu belirterek, “İlk kez hayatımda can güvenliğimin olmadığını
hissettim. Ben şu anda demokrasi içinde gazetecilik yaptığıma inanmıyorum. Demokraside
korku yoktur. Demokrasinin görevi korkmadan işimi yapmamı sağlamaktır. Sadece benim
değil, herkesin” ifadelerini kullandı.

CNN Türk canlı yayınına katılan Sedat Ergin, şunları söyledi:

“Gazetenin kafeteryasında sohbet ediyorduk, hareketlilik olduğunu sezdik, yeniden
kapının önünde birikme var slogan atıyorlar dendi. Hemen kapıya gittik, gazetenin
ana girişi var, o ilk gelenleri karşıladığımız yer, bariyerlerin önüne çekiciler
gelmişti, birinin Rize’den geldiğini hatırlıyorum, tekbir getiriyorlar, Türk bayrakları
var, sürekli kornaya basılıyor. “Allahu ekber sesleri”, “Türkiye bölünmez” sloganları.
30-40 kişi, 9-10 kadar polis var. Onları görünce yeterli olacaktır diye düşündük,
önleyebileceklerini düşünerek yaklaştık. Giderek kalabalık artıyor gibiydi, çekiciler
sürekli kornaya basıyorlardı. Birden bir hareketlilik olmaya başladı. Polis yetersizdi,
bunu söylemek lazım. Ben içeri kaçtım, can derdine düştüm, o sebepten ne kadar zarar
verildiğini bilmiyorum. Giriş katındaki kapıyı kırdılar. Yer cam parçalarıyla doluydu

Bize yapılan saldırı kınanmış olsaydı, saldırganlar bu cüretti bulamazdı. Cumhurbaşkanı
Erdoğan, konuşmasında saldırıyı kınamadı.

Güvenlikçiler bizi uyardılar, biz kaçtık. Önce ön kapıya geldik, polis bariyeri 
bir noktada yetersiz kaldı. Burası Hürriyet gazetesi genel merkezi, pazar günü saldırıya
uğradı. Önlemler yetersizdi. Bariyeri aştılar, binaya doğru gelmeye başladılar. 
Yapabileceğiniz tek şey canınızı kurtarmak. İlk kez hayatımda can güvenliğimin olmadığını
hissettim. Giriş katında nereye kaçacağımızı düşündük. Geldiklerini gördük ve içeri
girdikleri esnada can güvenliğimizin ne olacağını düşündük. İnsanlar içeride çaresizlik
içerisindeydi. Temizlik yapan kadınlar, gazete emekçileri panik içerisindeydi. Kapıya
gelip zorlamaya başladılar.

Olayın başlamasıyla polisin gelmesi arasında 20-25 dakikalık bir süre var. Ciddi
bir gecikme, ihmal söz konusudur. Ben CNN Türk’te sabaha karşı 2 buçukta olayı anlattım.
Çok daha soğukkanlıydım. Bir konuda çok emindim: Bir daha böyle bir şey bir daha
olmayacaktır. Görevliler, ilgili bütün makamlar önlemleri alacaktır ve saldırganlar
cüret edemeyeceklerdir. Siyasi partilerin terörle aralarına mesafe koymaları gerekir
dedim. Maalesef geride bıraktığımız 48 saat içinde iktidardaki AKP şiddetle arasına
mesafe koymak konusunda, saldırıyı kınamak konusunda hiçbir adım atmamıştır. Bir
tek içişleri bakanı açıklama yaptı ama gereken önlemleri almadı. Beşir Atalay, Deniz
Zeyrek’e bir açıklama yaptı ama bu tüm kamuoyuna yapılmış bir açıklama değil. İkisi
dışında Ankara cenahında derin bir sessizlik vardı.

Maalesef iki gündür bu konuda kınama tavrı almıyor, şiddete karşı bir tavır almıyor.
Ben bugün bir gazeteci olarak, ilk kez bu iktidar bana böyle bir tecrübe, korku 
yarattı. O insanlar kapıdan içeri girseydi bn şimdi ne olacaktım, o insanlar ne 
olacaktı bilmiyorum. Ben şu anda demokrasi içinde gazetecilik yaptığıma inanmıyorum.
Demokraside korku yoktur. Demokrasinin görevi korkmadan işimi yapmamı sağlamaktır.
Sadece benim değil, herkesin. Hürriyet bugün 48 saat aradan sonra vandalizmin ve
açık bir saldırının mağduru olmuştur. Herkesin vicdanına seslenmek istiyorum, benim
mi ihmalim var? Biz gazeteciler olarak can güvenliğimizi koruyabilmek için kendimiz
mi önlem alalım. Devletin bu güvenceyi sağlaması gerekiyor.

Toplum olarak büyük bir yas tutuyoruz. Birçok asker ve polisimiz şehit oldu. Benim
bugün uğradığım saldırı son tahlilde önemsiz bir şey, böyle bir konunun bizim gündemimizi
işgal etmesini bile zul adlediyorum. Ancak ortada somut bir gerçek var.

Yarın Hürriyet gazetesinden kapıdan içeri girerken kendimi emniyet içinde hissedebilecek
miyim bilmiyorum. 
