# Hürriyet’ten Davutoğlu’na sert yanıt

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/hurriyetten-davutogluna-sert-yanit-5672h/
- Yayımlanma: 2015-04-03T10:10:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Hürriyet gazetesi, şehit savcının cenazesindeki basın yasağıyla ilgili olarak içinde
Başbakan Davutoğlu’nun da isminin geçtiği sert bir açıklama yaptı.

Gazetenin birinci sayfasında yayınlanan Hürriyet imzalı yazıda, “Biz sadece gazeteciliğimizi
yapmak istiyoruz. Meslektaşlarımızın polisler tarafından köşe başlarında işlerini
yapmaktan alıkonması gibi tedbirlere, yasaklamalara muhatap olmak istemiyoruz. Ayrıca
vatan sevgimizi kimsenin sorgulamasına izin verecek de değiliz.” denildi.

Söz konusu yazı şöyle:

“Toplam 67 yıldır yayın hayatında olan Hürriyet gazetesi önceki gün Başbakan Prof.
Ahmet Davutoğlu’nun bir yasaklamasına maruz kalmıştır. Muhabirlerimizin teröristlerce
şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz için düzenlenen cenaze törenine katılıp görevlerini
yerine getirmeleri, Davutoğlu’nun bu konuda verdiği talimatı uygulayan Başbakanlık
korumaları tarafından engellenmiştir.

Eyüp Sultan Camisi’ne bitişik meydanın girişinde icra edilen bu yasak Hürriyet’in
yanı sıra Doğan Grubu’ndaki diğer yayın organlarına ve bazı başka gazetelerin temsilcilerine
de uygulanmıştır. Yasaklama, Başbakan’ın daha sonra Eyüp Kaymakamlık binasında düzenlediği
basın toplantısında da tekrarlanmıştır.

Yasaklama kadar düşündürücü olan Başbakan Davutoğlu’nun başvurduğu söylemdir. Davutoğlu,
Adliye’deki terör eylemine ilişkin fotoğrafın yayımlanmasını önceki gün “ahlaksızlık”
olarak nitelendirmiştir. Başbakan, buradan yola çıkarak fotoğrafı yayımlayan gazeteleri‘
terörist propagandaya alet olmak’la suçlamıştır.

Başbakanın bu ifadelerini reddediyoruz. Sarfettiği sözleri ve başvurduğu yöntemi
kendisine yakıştıramıyoruz. Bir başbakanın gazeteleri, muhabirleri, foto muhabirleri
ve kameramanları cezalandırma yetkisini kendisine atfetmesinin, akreditasyon işleriyle
meşgul olmasının basın özgürlüğünün gerçek anlamda işlediği bir demokraside yeri
olduğuna inanmıyoruz. Bu, daha çok üçüncü dünya rejimlerine özgü bir uygulamayı 
çağrıştırıyor.

Başbakan’ın ağır suçlamaları, demokrasilerin en sıkıntılı konularından biri olan
terörle ilgili haberlerde basın özgürlüğünün sınırlarının nereden geçtiği tartışmasının
alanına giriyor. Hürriyet, bu menfur eylemi birinci sayfasında ‘Teröre Lanet’ manşetiyle
duyurmuş, altında eylemin fotoğrafını kontrollü bir şekilde yayımlamıştır. Bunu 
yaparken, halkın haber alma hakkıyla terör propagandası yapmama ilkesi arasındaki
dengeyi hassasiyetle gözetmiştir.

Doğan Grubu’nun diğer medya gruplarından önemli bir farkı, yayın ilkelerinin uygulamasını
iç mekanizmalarıyla sürekli bir şekilde denetlemesi ve bunların sonuçlarını kamuoyuyla
paylaşmasıdır. Nitekim Doğan Yayın İlkeleri Kurulu, bu olaydan sonra grubun yayınlarını
değerlendirmiş ve vardığı sonuçları kamuoyuna açıklamıştır. Biz kendi özeleştirimizi
yapmaktan kaçınmıyoruz ve okurlarımızın karşısına bunun verdiği güvenle çıkıyoruz.

![Hürriyet'ten Davutoğlu'na sert yanıt Borsatek](store/file/images/hurriyet.jpg)

Hürriyet bağımsız bir gazetedir. Gücünü okurlarından alır. Hürriyet’i parti gazeteleriyle
karıştırmamak gerekir. Önceki gün karşılaştığımız uygulama gazetemizin bu tür yasaklamalara
hedef olduğu ilk olay değildir. Hürriyet, 12 Eylül askeri rejiminde yayın yasağıyla
karşılaşmış, ayrıca sıkça yayınları nedeniyle seçilmiş iktidarların hışmına uğramıştır.

Hürriyet’in bulunduğu Doğan Yayın Grubu’nun maruz kaldığı astronomik vergi yaptırımı
yakın tarihimizden çok canlı bir örnektir. Hürriyet, bir demokraside olması gerektiği
şekilde -her kurum gibi- eleştiriden bağışık değildir, olmamalıdır. Ancak teröre
yardımcı olmak, Hürriyet’e en son yöneltilebilecek suçlamalardan biridir. Başbakan
Davutoğlu, gazetemizin, eski genel yayın yönetmeni Çetin Emeç’i teröre kurban verdiğini
herhalde unutmuş olmalıdır.

Siyasilerin tasarrufları hakkındaki nihai hükmü her zaman tarih veriyor. Olayların
sıcaklığı içinde belirtilen kanaatler, yapılan suçlamalar, sarf edilen özensiz sözler
aradan zaman geçtikten sonra silikleşiyor ve yerlerini tarihin hükmüne bırakıyor.
İleride bugünün tarihi yazılırken, başbakanın gazetecilerin bir cenaze törenini 
izlemelerini yasaklaması gözden kaçmayacaktır.

Biz sadece gazeteciliğimizi yapmak istiyoruz. Meslektaşlarımızın polisler tarafından
köşe başlarında işlerini yapmaktan alıkonması gibi tedbirlere, yasaklamalara muhatap
olmak istemiyoruz.

Ayrıca vatan sevgimizi kimsenin sorgulamasına izin verecek de değiliz.”
