# IMF’nin rezerv raporunda dikkat çeken Türkiye detayı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/imfnin-rezerv-raporunda-dikkat-ceken-turkiye-detayi-82574h/
- Yayımlanma: 2022-03-25T14:06:37+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Ukrayna](https://www.borsatek.com/rusya-ukrayna-krizi-dijital-paralara-yonelimi-hizlandirabilir-82490h)‘
yı işgali gerekçesiyle Rusya’nın dolar ve euro cinsi rezervlerinin dondurulması 
ve Moskova’nın son yıllarda Çin yuanı cinsi rezervlerini artırması, dünyada bir 
kez daha ABD dolarını ve merkez bankalarının rezervlerini gündeme taşıdı.

Sözcü’nün haberine göre Uluslararası Para Fonu ([IMF](https://www.imf.org/en/Home)),
dün “Dolar Hakimiyetinin Görünmeyen Erozyonu: Aktif Çeşitlendiriciler ve Geleneksel
Olmayan Rezerv Para Birimlerinin Yükselişi” başlıklı bir rapor yayımladı.

Raporda, 1999 yılında yüzde 72 olan ABD dolarının dünyada merkez bankalarının toplam
döviz rezervleri içindeki payının, 2021’de yüzde 59’a gerilediği belirtildi.

Uzun yıllardır IMF’de görev alan Türk iktisatçı Serkan Arslanalp’in de yazarları
arasında olduğu çalışmada, dünya genelinde merkez bankalarının döviz rezervlerini
farklı para birimleriyle çeşitlendirme eğilimi içinde olduğu vurgulandı.

Doların rezervlerdeki payı gerilerken euro, İngiliz sterlini ve Japon yeninin payının
artmadığına dikkat çekilen raporda, en çok artış gösteren para biriminin Çin yuanı
olduğu ancak yuanın payındaki artışın yavaş ve sınırlı olduğu, yuanın rezervlerdeki
payının sadece yüzde 2,5 civarında olduğu kaydedildi.

Çin yuanının uzun zamandır ABD dolarına meydan okuduğunun düşünüldüğünü ancak yuanın
payının doların çok gerisinde olduğu, doların payı azalırken görece küçük ülkelerin
para birimlerinin payında da artış olduğu belirtildi.

Dolar, euro, sterlin ve yenin dahil olduğu geleneksel rezerv paraların toplam döviz
rezervleri içindeki payı gerilerken, geleneksel olmayan birimlerinin payının 2021’
de yüzde 10’a yükseldiği aktarılan raporda, bu geleneksel olmayan para birimleri
cinsinden merkez bankalarının 1,2 trilyon dolarlık rezerve ulaştıklarını kaydetti.

2020 sonu itibarıyla döviz rezervlerinde geleneksel olmayan para birimlerinin payı
en az yüzde 5 olan 46 ülke olduğunu aktaran IMF, Türkiye’nin 2020 sonu itibarıyla
48,5 milyar dolar olan brüt döviz rezervinin 15,9 milyar dolarlık kısmının geleneksel
olmayan para birimleri olduğunu, bunun da toplam içinde yüzde 33’lük paya denk geldiğini
yazdı.

Yüzde 33’lük pay, rezervi 5 milyar dolar üstü ülkeler arasında Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası’nı (TCMB) ilk sıraya taşıdı. Rusya da yüzde 21’lik payla listede 
üst sıralarda yer aldı.

18 Mart 2022 tarihi itibarıyla 66,5 milyar dolar olan altın hariç brüt döviz rezervinin
23,6 milyar dolarlık kısmı Katar riyali, Çin yuanı ve Birleşik Arap Emirlikleri 
dirheminden oluşuyor. Bu swapların toplam döviz rezerv içindeki payı 35,5.

23,6 milyar dolarlık swap miktarının 15 milyar dolarlık kısmı Katar, 6 milyar dolarlık
kısmı Çin, 2,5 milyar dolarlık kısmı ise BAE merkez bankası ile yapılan swap (takas)
anlaşmalarından geldi.

Güney Kore Merkez Bankası ile 2 milyar dolar değerinde Güney Kore wonu için yapılan
swap anlaşması ise henüz yürürlüğe girmedi. BAE anlaşması da 4,9 milyar dolar olarak
duyuruldu ancak henüz paranın yarısı hesaba aktarıldı.

TCMB yetkilileri, swap anlaşmalarının amacının yerel para cinsi ticareti geliştirmek
olduğunu söylese de, birçok uzmanın esas amacın eksi seviyedeki rezervleri yüksek
göstermek olduğunu, ikili ticarette swap ile gelen paralara pek dokunulmadığını 
vurguluyor.

IMF’in çalışmasında, geleneksel olmayan para birimlerinin döviz rezervlerindeki 
payının artışında temel olarak üç faktör öne çıkıyor.

Bunlardan biri, dolar, sterlin, euro ve yen dışındaki para birimlerinin birbirleriyle
değişimindeki işlem maliyetlerinin azalması, bu işlemlerde doların aracı olarak 
kullanılması gereğinin azalması, buna paralel olarak da merkez bankaları arasında
swap anlaşmalarının yapılması.

İkinci neden, merkez bankalarının rezerv varlıklarını daha yüksek getiri amaçlı 
olarak daha aktif kullanmaları. Buna paralel olarak da diğer para birimleri cinsinden
varlıklara dönük ilgilerinin artması.

Üçüncü neden de, dolar, sterlin, euro ve yen cinsi tahvillerde getiri oranının sıfıra
yaklaşması nedeniyle alternatif getiri arayışına girilmesi.

IMF çalışmasında, bu artışta yaptırımların payına dair ifade yer almadı.

2020 sonu itibarıyla merkez bankalarının 8,3 trilyon dolarlık döviz rezervlerinde
1 trilyon 70 milyar dolarlık kısmın geleneksel olmayan para birimlerinden oluştuğunu
aktaran IMF, bunun yüzde 25’lik kısmının Çin yuanı, yüzde 23’lük kısmının Kanada
doları, yüzde 20’lik kısmının ise Avustralya doları olduğunu kaydetti.

Güney Kore wonu yüzde 8’lik payla dördüncü olurken, İsveç kronası yüzde 6’lık payla
beşinci, Singapur doları ve Norveç kronası yüzde 5’erlik payla altı ve yedinci, 
Danimarka kronası yüzde 4’lük payla sekizinci, İsviçre frangı yüzde 2’lik payla 
dokuzuncu oldu.

Yeni Zelanda ve Hong Kong dolarının payları ise yüzde 1’er olarak açıklandı.
