# İnşaat sektöründe konkordato tedirginliği

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/insaat-sektorunde-konkordato-tedirginligi-40165h/
- Yayımlanma: 2018-10-04T18:56:43+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İnşaat sektöründe hızla artan konkordato emlak sahibi olmayı hedefleyenleri ürkütüyor.
Bir inşaat şirketinin konkordato ilan etmesi durumunda evini teslim alamayacak binlerce
kişi ne yapacağını bilememenin şaşkınlığını yaşıyor. Peki böyle bir durumda ne yapmalı.

Habertürk’te yer alan habere göre, firma konkordato ilan ettiğinde, tüketicilerin
vakit kaybetmeden konkordato komiserliğine başvuruda bulunması gerekiyor. Böylece
alacaklılar listesine girerek, alacağını tahsil etmek için sırasını bekleyecek.

Noter huzurunda taşınmaz sözleşmesi olmayan tüketiciler ödedikleri parayı talep 
edebilir. Ancak noter huzurunda taşınmaz sözleşmesi olanlar satın aldıkları evi 
talep etme hakkına sahip. Eğer konkordato ilan eden firma bu süreç sonunda iflas
ederse, alacaklılar, toplam alacaklılar içindeki yüzdelik payı oranında hak talep
edebiliyor.

İNŞAAT FİRMALARININ MAĞDURLARI YÜZ BİNLERİ BULABİLİR

Türkiye genelinde binlerce lisanslı ya da lisanssız müteahhit bulunuyor. Konkordato
ilan eden şirketler arasında en çok inşaat sektöründe faaliyet gösterenler dikkat
çekiyor. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Nusret Suna, “Son 6 aya
baktığımızda ülkemizde inşaat sektöründe bir durgunluk baş gösterdi. Bunun arkasından
büyük firmaların konkordato ilan ettiğini görüyoruz” dedi.

MAKET PROJE SATIŞLARI MAĞDUR EDİYOR

Proje maketi üzerinde satışı yapılan ve tamamlanmayan, tüketicilere teslim edilmeyen
inşaat projelerinde binlerce insan mağdur oluyor. Uzmanlara göre bu konuda mağdur
kişi sayısı yüz binleri bulabilir. Ancak asıl mağduriyet bir inşaat firmasının konkordato
ilan etmesinden kaynaklanmıyor.

Maket proje üzerinde taşınmaz satın alan tüketicilerin asıl mağdur olduğu konu satış
sözleşmelerinin noter huzurunda ya da tapu dairesinden yapılmamasından kaynaklanıyor.
Noter huzurunda yapılmayan konut satış sözleşmeleri kanunen “Adi Sözleşme” olarak
tabir ediliyor.

Bu nedenle firma konkordato ilan ettiği zaman taşınmazı satın alan kişilerin sözleşmeleri,
taşınmazdan hak talep etmelerini engelliyor. Mağdurlar firmadan sadece ödeme yaptığı
meblağı talep edebiliyor. Ancak satış sözleşmesinin noter huzurunda tapu dairesinde
yapılması durumunda, taşınmazı alanlar ödemesini yaptığını mülk üzerinden hak talep
edebiliyor. 

HUKUKA AYKIRI

Uzmanlar, bir çok firmanın proje maketi üzerinden satış yaptıklarında, tüketicileri
adi sözleşme yapmaya yönlendirdiklerini ve bunun tüketici kanununa aykırı olduğu
uyarısında bulunuyor.

Bir istisnası var; taşınmaz bana adi bir şekilde satıldı. Ben orada yaşamaya başladım.
Bu durumda tapunun bana verilmesi için dava açabiliyorum. Eğer noterde yapılan bir
sözleşme yoksa, ‘ev aldım ya da taşınmaz aldım’ sanıyorsunuz ama aldığınız hiçbir
şey yoktur. Yaptığınız işlem geçersizdir. Siz yalnızca belgede ödediğiniz para belli
ise onu talep edebilirsiniz. 

Ekonomik taleptir bu ve buna çok dikkat edilmesi gerekir. Noterde yapılmayan taşınmaza
ait işlemler geçersizdir. Sadece ekonomik talepte bulunma hakkına sahip oluyorsunuz.
Ama sizin amacınız çok farklıydı, amacınız bir ev almaktı. Yapılan işlemin noterde
yapılıp, yapılmadığı önem arz ediyor. Çok çok büyük şirketler adi sözleşme yapıyorlar.
Kağıda yazmış, imza atmış, kendi aralarında yapmışlar satışı. 

“KURALLARA UYULMUŞ OLSA MAKETTEN KONUT SATIN ALIP BİR TEK KİŞİ MAĞDUR OLMAZ”

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, 2014 yılında çıkan 652 sayılı
Tüketici Kanunu’na dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

Bu kurallara uyulmuş olsa maketten konut satın alıp bir tek kişi mağdur olmaz. Mümkün
değil çünkü bu kanun 40. maddesi ve devamındaki maddelerde satışın nasıl yapılacağı,
sözleşmenin nasıl olacağı ne şekilde teminata bağlanacağı açık açık yazıyor.

Adi sözleşme yani noter veya tapu dışında yapılan ön ödemeli konut satışı yasak,
kanuna aykırı. Bakanlığa ihbar edildiği takdirde ciddi para cezaları ve yaptırımlarla
karşı karşıya kalırlar. Yarıca kanuna aykırı sözleşmelerle tüketicinin mağduriyetine
sebep olan müteahhit firmanın yetkilileri de dolandırıcılıktan yargılanabilirler.

 “NE ÜZERİNE İPOTEK GELEBİLİR, NE DE HACİZ GELEBİLİR”

Ağaoğlu sözlerine şöyle devam etti:

Bir maket, bir proje ve bir de müteahhidin antetli kağıdı ile olmaz bu iş. Olması
gereken şekli; notere gidilecek, düzenleme suretiyle yapılacak, tapuya verilmiş 
olan belediyeden onaylı inşaat projesinde hangi kattan, hangi daireyi aldığına dair
noter belgesi işlenecek. Ondan sonra ne üzerine ipotek gelebilir, ne de haciz gelebilir.
Çünkü o daire artık tüketicinindir.

Tüketicinin bugün mağdur olmasının temelinde yatan sebep tüketici kanunun ön gördüğü
şartların yerine getirilmeden sözleşmelerin yapılması. Burada biz tüketici örgütleri
de sorumluyuz. Tüketicileri yeterince bilinçlendiremedik. Açık ve net söylüyorum
bu şekilde satış yapmak yasak.

Şirketin antetli kağıdıyla konut satışı olmaz. Bitmemiş konutların satışı mutlaka
noterden yapılacak, noter harcı da kaldırıldı, engel değil veya tapuya gidilecek.
Noterden yapıldıysa tapuya şerh düşüldüğünde artık o tüketici garantidedir. Konut
satışları bu yöntemlerle yani hukuka aykırı şekilde yapılıyorsa mağdurlar yüz binlerle
ifade edilecektir”  

5 BİNİN ÜZERİNDE MAĞDUR

Esenyurt’ta bulunan bir projeden daire alan mağdurlar ise alacaklarına karşı çözüm
arıyor. 5 binin üzerinde mağdurun bulunduğu projede yine adi sözleşme yapıldığı 
dikkat çekiyor.

Mağdurların çok azı noter satışı yaptığını dile getiriyor. Sözleşmelerinin noter
mi yoksa firma sözleşmesi olduğundan bile haberi olmayanlar bulunuyor.

Mağdurlar sık sık tamamlanmamış inşaata giderek teslim edilmeyen evlerine bakıyorlar.
Mağdurlar haklarını tek tek mahkemede ararken, sosyal medya üzerinde iletişim kurarak
birlikte çözüm arıyor ve birbirlerine destek oluyorlar.

“GEREĞİNDEN FAZLA İNŞAAT YAPTIK”

İnşaat sektörünün yaşadığı dar boğazı anlatan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul
Başkanı Nusret Suna, “İnşaatlar durmuş vaziyette. Dileriz ki bu durgunluk fazla 
uzun sürmez, ‘kısa sürede bunu atlatırız’ diye düşünüyorum. Biz gereğinden fazla
inşaat yaptık. Bu bir plan dahilinde değildi. En büyük sıkıntı bu” dedi.

“İSTANBUL’UN KONUT SAYISININ YÜZDE 30-40’I İHTİYAÇTAN FAZLA”

Suna, “İnşaat kalemlerimizden bazıları da ithal malzemelerden oluşur. Ülkemizde 
kendi ürettiğimiz demir yetersiz olduğu için ithal ediliyor ve inşaatların temel
malzemesi bu. Döviz fiyatlarındaki aşırı dalgalanma inşaat maliyetlerini de etkiliyor.
Vitrifiye malzemeleri, boya malzemeleri ithal ürünler. Bunların bütününe baktığımız
zaman konut inşaatlarında malzemenin yüzde 30’u ithaldir. Bu yüzde 30’luk ithal 
malzemede dövize bağlı olduğu için yüzde 15-20 civarında maliyet artışı yaşandı”
şeklinde konuştu. 

Nusret Suna, Türkiye genelinde konut fazlası olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye geneline
baktığımız zaman milyon mertebesinde ihtiyaçtan fazla konut var. İstanbul’a baktığımız
zamanda da, İstanbul’un şu andaki konut sayısının yüzde 30-40’ı ihtiyaçtan fazla.
Muazzam derecede satılığa çıkarılmış boş duran konut var. 

KONKORDATO NEDİR?

İcra ve İflas Kanunu’nun 285-309. maddeleri arasında düzenlenmiş olan konkordato,
Şubat ayında TBMM’de kabul edilerek Mart’ta Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe
giren 7101 sayılı “İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması 
Hakkında Kanun” ile yeni bir yapıya dönüştürüldü.

Bu değişiklikle, bünyesinde pek çok sorunu barındıran iflasın ertelenmesi düzeni
yerine konkordato düzeni getirildi. Konkordato uzun süredir var olmasına rağmen 
Şubat’ta yapılan değişiklikler ile daha pratik ve uygulanabilir hale getirildi.

Konkordato aslında, finansal yapısı önemli ölçüde bozulan iyi niyetli ve dürüst 
borçlu işletmeler ile kooperatifleri korumayı amaçlayan bir düzenleme. Ancak, piyasadaki
borç ödeme sıkıntısı firmaları ister istemez konkordatoya yönlendiriyor. Kendi kusuru
olmaksızın mali durumu bozulmuş olan bir borçlunun alacaklıları ile yaptığı bir 
borç ödeme anlaşması.

Buna göre, borçlu kalan borçlarını bir plan dahilinde ödemeyi kabul ediyor. Borçlunun
mevcut alacaklarının en az yüzde 50’sinin borçlarını karşılayacak durumda olması
gerekiyor. Konkordato için İcra Hukuk Mahkemesi’ne yapılan başvuru, Asliye Ticaret
Mahkemesi’nin onayı ile geçerlilik kazanıyor.

Onaylanmadığı sürece konkordato süreci başlamıyor. İlk olarak firmaya 3 aylık ön
süre tanınıyor. Ardında bu süre bir yıla uzatılıyor. Ancak konkordato sürecinde 
borçlu alacaklılara ödeme yapamazsa iflas süreci başlıyor.
