# İnşaat sektöründeki büyüme GSYİH büyümesinin altında kaldı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/insaat-sektorundeki-buyume-gsyih-buyumesinin-altinda-kaldi-43260h/
- Yayımlanma: 2019-02-08T18:35:57+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Merkezin Güncesi analizinde, konut sektöründeki arz-talep dengesi değerlendirilerek,
arz-talep dengesinin konut sektöründe oluşan stok birikimi hakkında verdiği bilgi
paylaşıldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Ekonomisti Evren Ceritoğlu ve Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası Ekonomisti Aytül Ganioğlu tarafından yayımlanan Merkezin Güncesi ‘
Konut Arzı Bize Ne Söylüyor?” notunda 
şöyle denildi:

İnşaat sektörünün hem milli gelir hem de istihdam içindeki payı geçtiğimiz yıllarda
istikrarlı olarak yükseldi. Büyüme oranları açısından ise 2017 yılı genelinde inşaat
sektöründeki katma değer artışı GSYİH artış oranının üzerinde yer aldı. Ancak, bu
eğilim 2017 yılının son çeyreğinde yaşanan daralma ile değişti ve 2018 yılının ilk
yarısında inşaat sektöründeki büyüme GSYİH büyümesinin altında kaldı. Buna bağlı
olarak, konut sektöründe arz fazlası oluşup oluşmadığı sorusu ortaya çıktı. Bu bağlamda,
bu çalışmanın amacı konut sektöründeki arz talep dengesini değerlendirmektir.

Arz göstergesi olarak ikamet amaçlı yeni binalar için verilen yapı kullanım izin
belgelerini kullanıyoruz. Talep göstergesi olarak ise ilk konut satışlarını esas
almaktayız. Analiz temel olarak Türkiye geneli ve üç büyük il için 2013 yılından
başlıyor. Türkiye geneli analizi 2018 yılının üçüncü çeyreğine kadar uzanırken, 
üç büyük il için değerlendirme veri kısıtı nedeniyle 2017 yılı sonuna kadar yapılabiliyor.

Arz talep dengesini incelemeden önce arz tarafındaki gelişmelere bakmakta fayda 
var. Yapı ruhsatlarının 2017 yılında ciddi anlamda artış kaydettiği görülüyor, fakat
bu artışın hemen konut arzına yansımasının beklenmemesi gerekir (Grafik 1). Bu nedenle,
arza dair yapılan değerlendirmelerde yapı ruhsatları yerine yapı kullanım izinlerine
bakmanın daha sağlıklı olacağını değerlendiriyoruz. Ayrıca, ikamet amaçlı konutların
toplam binalar içinde oldukça yüksek bir paya sahip olduğu görülmekte (Grafik 2).

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/1/Slide4.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/1/Slide4.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/2/Slide5.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/2/Slide5.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

Talep gelişmeleri ele alındığında konut satışlarının 2017 yılında yaklaşık 1 milyon
409 bin adet ile son yılların en yüksek seviyesine ulaştığı görülmekte. Özellikle,
konut satışlarında 2017 yılının ilk üç çeyreğinde gerçekleşen güçlü artışta hükümet
tarafından sağlanan ve Eylül ayında son bulan vergi teşvikleri etkili oldu. Ancak,
2018 yılının ilk dokuz aylık döneminde 1 milyon adetin üzerinde konut satılmasına
karşın, toplam satışlar geçen yılın aynı dönemine geriledi.

Arz-talep dengesine dair eğilimleri takip etmek için yapı kullanım izin belgesi 
sayısından ilk konut satışlarını çıkarıyoruz (Grafik 3)  Söz konusu fark 2017 yılında
yaklaşık 158 bin adet olmuştur. Bu farka Türkiye geneli için bakıldığında 2015 ve
2016 yıllarında azaldığı, fakat 2017 yılında bir önceki yıla göre ılımlı bir artış
sergilediği gözlenmekte. 2018 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise arz ve talep
arasındaki fark yaklaşık 125 bin adete ulaşarak konut talebinin canlı olduğu önceki
yılların aynı dönemlerinde oluşan fazlanın üzerine çıkmış durumda. Bununla birlikte,
konut arzının önümüzdeki dönemlerde yavaşlayabileceğini 2018 yılında yapı ruhsatlarının
gerilemesine bakarak söyleyebiliriz (Grafik 1). Bu nedenle, kısa dönemde arz fazlası
oluşmasına karşın uzun dönemde arz ve talep arasındaki farkın kapanması beklenebilir.

Konut piyasasına yönelik sunulan teşviklerin arz-talep dengesi üzerindeki etkisi
incelendiğinde, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde arz ve talep arasındaki farkın erimesine
katkıda bulunduğu söylenebilir. Ancak, söz konusu farkın 2017 yılının son çeyreğinden
itibaren tekrar yüksek seviyelere gelmesi sağlanan teşviklerle beraber konut talebinin
öne çekildiğine işaret ediyor (Grafik 4). Finansal piyasalarda 2018 yılı üçüncü 
çeyreğinde yaşanan dalgalanmaların hanehalkı beklentilerinin bozulmasına ve konut
talebinin ertelenmesine yol açtığı düşünülmekte.

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/3/Slide6.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/3/Slide6.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/4/Slide7.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/4/Slide7.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

Bölgesel olarak bakıldığında, Türkiye’deki konut arz-talep farkının üç büyük şehirde
yoğunlaştığı görülmekte. İncelenen dönemde arz fazlasında en büyük payın İstanbul’a
ait olduğu gözleniyor. Özellikle, 2016 yılında yaklaşık 48 bin adet konut ile Türkiye
genelinde oluşan konut arz fazlasının yüzde 40,6’sının İstanbul’da olduğu görülmekte.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise 2013-2016 döneminde Ankara’nın toplam arz fazlası
içindeki payı sürekli azalırken, İzmir daha küçük bir il olmasına karşın payının
kayda değer bir şekilde artması (Tablo 1)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/5/Slide8.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/5/Slide8.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

Üç büyük il için yapılan konut arz-talep değerlendirmesi, birbirinden oldukça farklı
sonuçlar ortaya koymakta (Grafik 5-7). Örneğin, İstanbul’da 2017 yılının üçüncü 
çeyreği dışındaki dönemlerde, İzmir’de tüm dönemlerde konut arz fazlası oluşmakta.
Diğer taraftan, incelenen 2013-2017 döneminde Ankara’da oluşan konut arz fazlasının(
yaklaşık 65 bin adet), İstanbul’a (yaklaşık 208 bin adet) ve İzmir’e (yaklaşık 75
bin adet) kıyasla daha az olduğu söylenebilir. Ayrıca, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde
sunulan teşvik paketinin olumlu etkisinin özellikle Ankara ve İstanbul’da arz-talep
farkının kapanmasına katkıda bulunduğu gözlenmekte. Bu analiz üç büyük il dışındaki
iller için yapıldığında, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde arz ve talep arasında bir
fark oluşmadığı, fakat yılın son çeyreğinde arz fazlasının hızla arttığı görülüyor(
Grafik 8).

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/6/Slide9.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/6/Slide9.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/7/Slide10.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/7/Slide10.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/8/Slide11.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/8/Slide11.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/9/Slide12.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/9/Slide12.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

Konut sektöründe stok birikmesi fiyatları baskılayarak ve fiyat-kira oranının düşmesine
yol açarak konut yatırımını daha karlı hale getirebilir. Türkiye’deki gelişmeleri
göreli fiyatlar açısından değerlendirmek istersek konut yatırımı karlılığına dair
bilgi veren fiyat-kira oranını hesaplayabiliriz.  TCMB konut fiyat endeksinin gerçek
kira fiyat endeksine bölünmesi ile bölgelere göre fiyat-kira oranları bulunabilir(
Grafik 9). Geçmiş yıllarda konut fiyatlarının kiralara kıyasla daha hızlı artması
konut yatırımı karlılığının azaldığına işaret ediyor. Ancak, fiyat-kira oranın Türkiye
genelinde 2017 yılında durakladığı gözleniyor. Özellikle, önceki yıllarda konut 
fiyatlarının hızla arttığı İstanbul’da fiyat-kira oranının son dönemde gerilemesi
dikkat çekiyor. Bu durum, İstanbul’da uzun süre hızlı artışlar sergileyen konut 
fiyatlarının 2016 yılından itibaren yavaşlayarak kira artışlarının altına düşmesinden
kaynaklanıyor. Bu çerçevede, son dönemde fiyat-kira oranında gözlenen düşüşler arz-
talep dengesinin sağlanmasına katkıda bulunabilir.

![http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-47a6af9f7797/10/Slide13.
PNG?MOD=AJPERES&CVID=](http://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/82e8d9bc-a285-4f95-acbf-
47a6af9f7797/10/Slide13.PNG?MOD=AJPERES&CVID=)

Özetle, arz-talep dengesi bize konut sektöründe oluşan stok birikimi hakkında bilgi
veriyor. İncelenen dönem için bu farkın yapı kullanım izin belgelerine oranı alındığında
yaklaşık yüzde 21 oranına ulaşılıyor. Bu oran konut sektöründe faaliyet gösteren
firmaların farklı sektörlerde yer alan firmalara kıyasla daha yüksek bir stok seviyesi
ile çalıştıklarına işaret ediyor. Örneğin, TCMB İktisadi Yönelim Anketi göstergeleri
arasında yer alan mamul mal stok miktarı eğilimi bu dönemde çok daha düşük bir seviyede
seyrediyor. Stok birikiminin artması konut sektöründeki firmaları finansal dalgalanmalara
karşı daha hassas hale getirdiği için yakından takip edilmesi gerekiyor.

1- Türkiye’de konut stokuna ilişkin veriler bulunmadığı için analizde arz-talep 
dengesi değerlendirmesini akım değişkenler kullanılarak yapabiliyoruz. Bu nedenle
konut piyasasında geçmiş yıllarda meydana gelen stok birikimi dikkate alınamamıştır.

2- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından konut satış verileri 2013 yılından
itibaren aylık olarak yayımlanıyor. İlk satış, kat irtifakı/kat mülkiyeti almış 
bir konutun ev sahibi firma ya da kişi tarafından ilk defa satılmasıdır. İkinci 
el satış ise ilk satıştan ev alan kişinin bu konutu tekrar başka bir kişiye satması
olarak tanımlanmaktadır.

3-  Yapı ruhsatı, yapımına başlanacak yapılar için alınması zorunlu bir belgedir.
Yapı kullanma izin belgesi ise tamamen veya kısmen biten yapılar için alınması zorunlu
oturma belgesidir. İkamet amaçlı yeni konutlar için verilen yapı kullanım izin belgeleri
2017 yılında yaklaşık 818 bin adet olarak gerçekleşerek bir önceki yıla göre yüzde
9,1 oranında artmıştır. 2018 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise yaklaşık 591 
bin adet olmuş ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,9 oranında artış sergilemiştir.

4- 150 metrekarenin altındaki evler için tutarın yüzde 1’i, 150 metrekare ve üzeri
evler için yüzde 8’i kadar KDV ödenmesine ilişkin düzenleme 8 Eylül 2016 tarihinden
30 Eylül 2017 tarihine kadar geçerli olmuştur. Ayrıca, konut ve işyerleri için binde
20 oranında alınan tapu harcı, Mart 2017 ile 30 Eylül 2017 arasında binde 15’e düşürülmüştü.

5-  Kentsel dönüşüme giren binalar için yapı kullanım izin belgesi alınmaktadır.
Dolayısıyla, arz göstergesi olarak kullandığımız yapı kullanım izin belgeleri içinde
yeni yapılan binaların yanı sıra kentsel dönüşüme girmiş binalar da bulunmaktadır.
Bu durumun arz göstergesi üzerinde yukarı yönlü bir yanlılık yaratabileceği göz 
önünde bulundurulmalıdır.

6-  Bu çalışmada arz fazlasının yoğunlaştığı üç büyük il inceleniyor. Belirtilmesi
gereken bir husus arz fazlasının coğrafi bölgelere göre farklılaşabildiği gibi konut
özelliklerine göre de değişim gösterebileceği. Örneğin, arz fazlası lüks konutlarda
yoğunlaşıyor olabilir. Ancak, bu detayda veri olmamasından dolayı bir değerlendirme
yapılamıyor.

7-  Literatürdeki geçmiş çalışmalar hanehalkının konut satın alma veya kiralama 
tercihleri üzerinde hem göreli konut ve kira fiyatlarının hem de sosyal ve demografik
özelliklerinin etkili olduğunu gösteriyor (Goodman 1988 ve 1990). Yaptığımız hesaplamalar
çerçevesinde Türkiye geneli için diğer değişkenler sabit tutulduğunda fiyat-kira
oranı ile arz-talep farkı arasında uzun dönemde negatif yönlü fakat zayıf bir ilişki
olduğu gözlenmiştir.

8- TÜİK tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) bir alt kalemi olan gerçek kira fiyat endeksini
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması 2. düzeyinde (İBBS2) yer alan 26 bölge
için açıklıyor. Benzer şekilde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından
konut fiyat endeksleri söz konusu 26 coğrafi bölge için açıklanmaktadır.

9- Söz konusu durum konut yatırımı geri dönüş süresinin uzadığını göstermektedir.
