# İran ile nükleer anlaşma görüşmeleri başlıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/iran-ile-nukleer-anlasma-gorusmeleri-basliyor-75815h/
- Yayımlanma: 2021-11-28T14:46:47+03:00
- Yazar: Selim Soydan

İran ile nükleer [anlaşmanın ](https://www.borsatek.com/iran-nukleer-anlasmasi-icin-sona-yaklasiliyor-64343h)
tarafları arasında anlaşmayı yeniden canlandırma ve ABD’nin anlaşmaya dönüşünün 
müzakere edildiği ancak haziranda kesilen nükleer görüşmelerin yedinci turu yarın
başlıyor.

Haziranda ara verilmesinden sonra [nükleer](https://www.borsatek.com/iranin-yeni-cumhurbaskani-reisiden-nukleer-anlasma-cagrisi-65814h)
anlaşmanın taraflarının görüşmelere dönme çağrılarına uzun süre yanıt vermeyen yeni
İran hükümeti, 3 Kasım’da müzakerelere ay sonunda tekrar başlama kararı aldığını
açıkladı.

### Tahran, Washington ile doğrudan görüşmeleri reddediyor.

Avusturya’nın başkenti Viyana’da pazartesi başlayacak görüşmelere, Avrupa Birliği(
AB) koordinatörlüğünde İran ile nükleer anlaşmanın tarafları Rusya, Çin, İngiltere,
Fransa ve Almanya (4+1) katılacak. 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilen ABD ise
görüşmelere dolaylı katılacak. ABD, [İran](https://www.borsatek.com/iran-nukleer-izleme-anlasmasini-yenilemedi-66114h)
ile doğrudan görüşmek istese de Tahran yönetimi, anlaşmaya tekrar dönene kadar Washington
ile doğrudan görüşmeleri reddediyor.

ABD, İran’ın anlaşmadaki taahhütlerine geri dönmesini isterken Tahran ise nükleer
anlaşmadan ayrılan taraf olarak öncelikle Washington’un anlaşmaya dönerek yaptırımları
kaldırmasını ve anlaşmadan tekrar ayrılmayacağına dair güvence istiyor.

Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşma, İran ile 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, İngiltere
ve Fransa ile Almanya (5+1) arasında 14 Temmuz 2015’te imzalandı.

Uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran’ın nükleer faaliyetlerinin
düzenlendiği ve denetim altına alındığı nükleer anlaşma, 16 Ocak 2016’da Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) onayıyla yürürlüğe girdi ve İran uluslararası
yaptırımlardan kısmen kurtuldu. ABD Başkanı Joe Biden’ın Başkan Yardımcısı olduğu
dönemde imzalanan ve iki ülke arasındaki düşmanlıkları sona erdirme vaadini de taşıyan
nükleer anlaşma, iki ülke arasındaki diyaloğun da kısmen genişlemesine katkı sağladı.

### Her alanda baskı uygulandı

Donald Trump’ın başkanlığı döneminde Washington, önceki yönetim tarafından imzalanan
anlaşmayı yeterli bulmadı ve İran’ı füze programı ve bölgesel nüfuzunun da sınırlandırıldığı
yeni bir anlaşmaya zorlayabilmek için her alanda baskı uygulamaya başladı.

Washington, 8 Mayıs 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilerek İran’a yeniden yaptırım
uygulamaya başlayınca Tahran yönetimi, “stratejik sabır” adını verdiği bekleme politikasıyla
Avrupa ülkelerinden ABD yaptırımlarına karşı nükleer anlaşmayı koruyacak adımlar
atmasını bekledi.

Bu süreçte Ocak 2019’da Avrupa ülkeleri tarafından İran ile ticareti sürdürebilmek
için INSTEX adlı özel ödeme mekanizması kuruldu ancak ABD’nin baskıları nedeniyle
aktif hale getirilemedi.

Avrupa ülkelerinden beklediğini alamayan İran, ABD’nin yaptırımlarına karşı anlaşmadan
kaynaklanan tüm taahhütlerini 8 Mayıs 2019’da kademeli olarak durdurmaya başladı.
İran, 5 Ocak 2020’de anlaşmadaki taahhütlerini tamamen sona erdirerek, yüksek düzeyde
uranyum zenginleştirme işlemi dahil bir dizi adım attı.

### Fahrizade suikastının ardından Meclisin çıkardığı yasayla nükleer faaliyetler hızlandı

Nükleer anlaşma, Tahran’a yüzde 3,67 oranında uranyum zenginleştirme faaliyetini
sürdürme ve en çok 300 kilogram uranyumu elinde tutabilme izni veriyor. Anlaşma 
İran’a 300 kilogramın üzerindeki uranyumu uluslararası piyasada satarak karşılığında
doğal uranyum alabilme imkanı tanıyor.

İranlı bilim insanı Muhsin Fahrizade’ye düzenlenen suikastın ardından mecliste çıkarılan
ve önceki hükümetin itirazlarına rağmen 1 Aralık 2020’de nihai olarak onaylanan 
yasa ise İran Atom Enerjisi Kurumunun uranyumu en az yüzde 20 zenginleştirmeye başlamasını
ve düşük düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırmasını zorunlu kıldı.
Bu kapsamda uranyum zenginleştirme tesislerine nükleer anlaşma kapsamında kullanılmasına
izin verilen IR-1 santrifüjleri yerine uranyumu daha hızlı zenginleştirebilen IR-
2, IR-4 ve IR-6 santrifüjleri yerleştirildi.

İran Atom Enerjisi Kurumu, söz konusu yasa kapsamında 5 Ocak’ta Fordo’daki nükleer
tesiste Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin gözetiminde uranyumu
yüzde 20 saflıkta zenginleştirdiklerini açıkladı. Bunun üzerine nükleer anlaşmanın
tarafları Fransa, Almanya ve İngiltere, İran’ın yüzde 20 saflıkta uranyum zenginleştirme
faaliyetinden “derin endişe” duyduklarını bildirdi. İran bu kez 17 Nisan’da yüzde
60 oranında uranyum zenginleştirdiğini duyurdu. Dönemin Dışişleri Bakan Yardımcısı
Abbas Arakçi de UAEA’yı yüzde 60 düzeyinde uranyum zenginleştirdiklerine dair bilgilendirdiklerini
açıkladı. İran bu süreçte UAEA ile iş birliğini de kısıtladı.

### İran, nükleer silah üretiminde de kullanılabilen uranyum metali üretti

Tahran’ın uranyumu yüzde 20 ve yüzde 60 saflıkla zenginleştirmesi ciddi bir adım
olarak görülüyor çünkü İran, nükleer anlaşmaya imza atmadan önce de yüzde 20 oranında
zenginleştirilmiş uranyum üretiyordu. Uranyumun yüzde 20 ve üzerinde zenginleştirilmesi
ise nükleer bomba elde etmeye imkan sağlayacak yüzde 90 saflıkta parçalanabilir 
uranyuma ulaşmak için önemli bir aşama olarak kabul ediliyor.

İran, uranyum zenginleştirilme işlemlerinin yanı sıra nükleer silah üretiminde de
kullanılabilen uranyum metali üretmeye başladı. UAEA tarafından 17 Ağustos’ta yapılan
açıklamada, İran’ın İsfahan’daki uranyum zenginleştirme tesislerinde yüzde 20 zenginleştirilmiş
200 gram uranyum metali ürettiği bilgisi verildi. Bu rakam 11 Şubat’ta UAEA tarafından
yapılan açıklamada 3,6 gram olarak verilmişti.

UAEA’nın İran’ın nükleer programıyla ilgili 7 Eylül’de yayımladığı son raporunda
ise Tahran’ın nükleer silah üretmek için kullanılabilecek yüksek düzeyde zenginleştirilmiş
uranyum stokunu artırmaya devam ettiği ve yüzde 20 düzeyinde 84,3 kilogram ve yüzde
60 düzeyinde 10 kilogram uranyum zenginleştirdiğinin bilgisi verildi. İran Atom 
Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi 5 Kasım’da yaptığı açıklamada, yüzde 20
oranında zenginleştirilmiş uranyum miktarını 210 kilograma yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş
uranyum miktarını da 25 kilograma çıkardıklarını bildirdi.

Tahran yönetimi, nükleer silah üretebilecek kapasiteye erişebileceği ihtimaline 
yönelik uluslararası endişelere, nükleer programının barışçıl olduğunu ve uranyum
metalinin sivil nükleer programı doğrultusunda geliştirildiğini belirterek yanıt
veriyor. İran, nükleer anlaşmadaki ihlallerinin de “Yaptırımların geri getirilmesi
halinde ya da taraflardan birinin anlaşmadaki sorumluluklarını yerine getirmediği
durumda İran’ın nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini tamamen ya da kısmen durdurabileceğini”
öngören nükleer anlaşmadaki 26 ve 36’ncı maddeyi esas aldığını ve attığı adımların
anlaşmayı ihlal etmediğini savunuyor.

### UAEA ile anlaşmazlık çözülemedi

UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, İran’ın nükleer programının doğrulama ve gözlem
faaliyetlerinde yaşanan zorluklar ve kuruma bildirilmeyen söz konusu 4 noktaya ilişkin
açıklığa kavuşturulmamış sorunları görüşmek üzere 23 Kasım’da Tahran’ı ziyaret etti.

Grossi, İranlı yetkililerle görüşmelerin sonucuyla ilgili 24 Kasım’da basına yaptığı
açıklamada, görüşmelerde uzlaşı sağlayamadıklarını ve İran’ın nükleer programına
yönelik doğrulama ve gözlem faaliyetlerini sürdürmekte ciddi sorunlar yaşandığını
söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan ise aynı gün yaptığı açıklamada, UAEA’nın“
teknik konuları politize ettiğini” ancak anlaşmanın mümkün olduğunun mesajını verdi.

### İran, yaptırımların tamamen kaldırılmasını, ABD ise İran’ın anlaşmadaki taahhütlerine dönmesini istiyor

ABD Başkanı Biden, selefi Trump döneminde ülkesinin tek taraflı çekildiği anlaşmaya
yeniden katılmaya hazır olduğunu açıklamasına rağmen İran ile nükleer anlaşmanın
tarafları arasında nisanda Viyana’da başlayan ve 6 tur devam eden müzakerelere haziranda
sonuç alınamadan ara verildi.

Taraflar, nükleer anlaşmaya dönme konusunda hemfikir olsa da ilk adımı kimin atacağı
konusundaki anlaşmazlık aşılamadı. İlk altı turda, İran dahil tüm taraflar, anlaşmanın
yeniden uygulanabilir hale gelmesi için iki tarafın atması gereken eş zamanlı adımların
çoğunda ilerleme kaydettiklerini ve hızla çözüme varabilecekleri yönünde açıklamada
bulundu.

Bu sırada İran’da önceki hükümetin aksine Batı’ya mesafeli ve nükleer anlaşmanın
ülkeye fayda sağlamadığını savunan muhafazakarların oluşturduğu yeni hükümet göreve
geldi. Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, nükleer görüşmelere yeni hükümetin
bakışına dair ilk mesajı, 22 Ağustos’ta mecliste yaptığı ve önceki hükümetin dış
politika tercihlerini eleştirdiği konuşmada verdi. Abdullahiyan, Asya ve komşulara
odaklı dış politika benimseyeceklerini vurgulayarak “Dış politikamızı nükleer anlaşmaya
bağlamayacağız. Nükleer anlaşma bakanlığı olmayacağız.” ifadesini kullandı.

### Nükleer anlaşmanın geleceği İran ile ABD arasındaki karmaşık meselelerin çözümüne bağlı

İran, ülke ekonomisini aksatan ve Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin en önemli gündemlerinden
biri olan ağır yaptırımlardan kurtulmak için Batı ile müzakerelere ihtiyaç duyuyor.
Bu bağlamda, 29 Kasım’da başlayacak müzakerelerde İran ile Batı arasında uzlaşma,
Tahran’ın nükleer programındaki ciddi ilerleme ve İran’ın ABD’den anlaşmayı bir 
daha terk etmeyeceğine dair güvence talep etmesi gibi çeşitli karmaşık meselelerin
çözümüne bağlı.

Tahran, nükleer programında anlaşma öncesindeki seviyeleri aşmış durumda ve ABD 
Başkanı Biden’ın sonraki ABD hükümetinin nükleer anlaşmadan çekilmeyeceğine dair
güvence verebilmesi için söz konusu anlaşmanın ABD Senatosunda “anlaşma” olarak 
onaylanması gerekiyor çünkü ABD yasalarına göre, nükleer anlaşma BMGK onayına rağmen
ABD için yalnızca bağlayıcılığı olmayan siyasi taahhüt hükmünde.

Yeni görüşmelerin de sonuçsuz kalması halinde İran’ın daha hızlı uranyum zenginleştirme
imkanı sağlayacak yeni nesil santrifüjler üreteceği ve Natanz ve Fordo’daki uranyum
zenginleştirme tesislerindeki santrifüj kapasitesini genişletme yoluna gidebileceğinden
endişe ediliyor.

Bu durumda da uluslararası toplumda İran’ın nükleer silah üretebilecek kapasiteye
sahip olabileceğine dair endişeler dile getiriliyor. Buna karşılık Natanz kentinde
yer alan ülkenin en büyük uranyum zenginleştirme tesisi olarak bilinen Şehid Ahmedi
Ruşen Nükleer Merkezi’ndeki santrifüj atölyesine 2 Temmuz 2020 ve 11 Nisan 2021’
de düzenlenen ve İsrail’in suçlandığı iki sabotaj saldırısının da İran’ın bu kapasiteye
erişmesini geciktirdiği tahmin ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, İran ile diplomasi
sürecinin başarısız olması halinde Washington’un “diğer seçenekleri devreye sokmak
için hazır olduğunu” söyledi.
