# İş Bankası Genel Müdürü Aran: Öncelikli sorunumuz yüksek enflasyon

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/is-bankasi-genel-muduru-aran-oncelikli-sorunumuz-yuksek-enflasyon-62759h/
- Yayımlanma: 2021-04-26T08:00:26+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran “Bankacılık Söyleşileri” kapsamında AA
muhabirine yaptığı açıklamada, salgının dünya ekonomisinde 2020 yılında yüzde 3’
ün üzerinde bir daralmaya neden olduğunu, bu yılın başında yapılan öngörülerin nisan
ayında olumlu yönde revize edildiğini hatırlattı.

IMF’nin 6 Nisan’da yayınladığı “Dünya Ekonomik Görünüm Raporu”nda dünya ekonomisinin
yüzde 6 büyüyeceğinin öngörüldüğünü anımsatan Aran, “Dolayısıyla yüzde 3 küçülen
bir yılın arkasından yüzde 6’lık büyüme öngörüsü, 2021’de umutlu olmamızı sağlayan
bir husus.” dedi.

2021 yılında aşılama çalışmalarına rağmen hala salgının seyrine yönelik belirsizliklerin
küresel ekonomi açısından temel risk unsuru olmaya devam ettiğini vurgulayan Aran,
sektörler arasındaki ayrışmanın devam edeceğini, hizmet sektörünün de salgın kaynaklı
endişelerle bir süre daha baskı altında kalabileceğini söyledi.

**“Fiili imkansızlıklar yaratıcı olmaya, ezber bozmaya yarar”**

Bu yılın en büyük zorluğunun petrol, gıda ve emtia fiyatlarındaki artış, teslimat
sürelerindeki gecikme ve aksayan tedarik zinciri olduğuna dikkati çeken Aran, şöyle
devam etti:

“Küresel ölçekte ara malının ya da üretim için gerekli temel girdinin alınamadığı,
bunların 3 ay veya 6 ay geciktiği, stokların tükendiği bir dönemde bunlardan etkilenmemek
çok kolay değil. Bir de ABD’de ekonomik aktivitede gözlenen güçlü toparlanma eğilimi
paralelinde Fed’in para politikasını beklenenden daha önce sıkılaştırmaya başlayabileceğine
ilişkin beklentiler uluslararası sermaye akımlarını etkilemek suretiyle bizim gibi
gelişmekte olan ve finansmana ihtiyacı bulunan ülkeler için de ayrı bir zorluk yaratıyor.
Biz iç tasarrufların yetmemesi nedeniyle büyümek için yabancı sermaye çekmek durumunda
olan bir ülkeyiz. Bunun yönü değişince yönetmemiz zorlaşıyor. Pandemi koşullarında
ihracat gelirimiz artıyor ama beraberinde ithalat rakamlarımız beklediğimiz kadar
düşmüyor, turizm geliri de elde edemiyoruz. Yüksek enflasyonla bunlar birleştiğinde
her alanda meslek erbaplığının gerekeceği özel ve zor bir 2021 yılı yaşıyoruz. Bunların
üstesinden nasıl geleceğiz? Zorluklar ve fiili imkansızlıklar, geciken teslimatlar,
kıtlığı çekilen mallar daha yaratıcı olmaya, bir daha düşünmeye, ezber bozmaya yarar,
yeni çözümler üretmeye teşvik eder. ‘Benim buna ne kadar ihtiyacım var? Bunsuz yapabilir
miyim ya da bunu nasıl ikame ederim’ diye yeni ürün ve hizmetler yaratılabilir. 
Böyle bir durumda vazgeçilmez gördüğümüz pek çok ürünün yenisini piyasaya sürmek
mümkün olabilir. Üreticinin yaşadığımız sorunlara biraz bu gözle bakması durumunda
birçok yeni iş alanı, yeni ürünler ve yeni çözümler görebiliriz. Bu, ciddi bir dönüşüm
başlatır ve parasal genişlemeyle birleştiğinde ekonominin itici gücü bu yenilikçi
dönüşüm olabilir diye düşünüyorum.”

**“Temel sorunlar; yüksek enflasyon, büyüme, düşük istihdam ve cari açığın finansmanı”**

Hakan Aran, Türkiye’nin temel sorunlarının; yüksek enflasyon, potansiyelinin altında
büyüme, düşük istihdam ve cari açığın finansmanı olduğuna dikkati çekerek, küresel
ölçekte enflasyonist etkilerin devam ettiği, emtia fiyatlarının yükseliş eğiliminde
olduğu bu konjonktürde orta vadede nasıl sürdürülebilir büyüme ortamı yaratılabileceği,
diğer bir ifadeyle, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın nasıl sağlanacağı,
ekonomideki mevcut kırılganlıklara odaklanırken büyüme dinamiklerinin nasıl etkileneceği
konusunun en büyük açmaz olduğunu söyledi.

Aran, mart ayı itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki artışın yüzde 16,2 olduğunu
ve döviz kurundaki dalgalanmaların enflasyona geçişkenlik etkisiyle fiyat istikrarı
açısından hala önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiğini kaydetti.

Başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışlar ve TL’deki değer kayıplarının
öncelikle maliyet kanalı üzerinden üretici fiyatlarını arttırdığını belirten Aran,
mart ayı itibarıyla Üretici Fiyat Endeksi’nde de yüzde 31,2’ye ulaşan bir artış 
görüldüğünü anımsattı. Üretici fiyatlarındaki bu yüksek oranlı artışın uygun talep
koşullarında tüketici fiyatlarına da yansıma riski olduğuna işaret eden Aran, “Talep
bu kadar canlıyken, bir de ‘büyüyeceğiz’ dediğimizde enflasyonun nerelere varacağı
konusu kritik. Bu nedenle ilk ve öncelikli sorunumuz yüksek enflasyon.” diye konuştu.

**“Borç ödemede sorun görmüyoruz”**

İş Bankası Genel Müdürü Aran, diğer önemli sorunun ise büyümek için gerekli olan
dış kaynağın temini ve cari açığın nasıl finanse edileceği konusu olduğunu vurguladı.

Şubat ayı itibarıyla 12 aylık kümülatif verilerle cari açığın 37,8 milyar dolar 
olduğunu belirten Aran, şöyle devam etti:

“Bizim finanse etmemiz gereken 37,8 milyar dolarlık bir cari açığımız var. İçeride
bunu finanse edebilecek böyle bir birikimimiz var mı? Tüm borçlarımızı çevirsek 
dahi cari açığın finansmanını sağlayamadığımızda düşündüğümüz kadar büyüyemiyoruz.
Büyümek için dışarıdan ilave sermaye akımına ihtiyacımız var. Bu giriş olmazsa ne
olur? Düşündüğümüz kadar büyüyemeyiz. O zaman büyüme ve istihdam da sorunlarımız
arasına katılır. Normalde yüzde 5, belki yüzde 6 büyüyebiliriz ama daha fazla büyümemizdeki
en büyük engel, cari açığın finansmanı olacak. O nedenle biz Banka olarak 2021’de
ülke ekonomisi için yüzde 3,5’lik büyüme öngörüyoruz. Cari açığımızı finanse edecek
dış kaynak bulabilir, ülkemize daha fazla sermaye akımı çekebilirsek yüzde 3,5’in
üzerinde bir büyüme gerçekleşebilir ama o zaman da enflasyon hedefini tutturmakta,
enflasyonu indirmekte zorlanabiliriz. Dolayısıyla birbiriyle etkileşim içerisinde
olan gerçekten hassas dengeler söz konusu.”

Türkiye’nin 190,3 milyar dolar düzeyindeki kısa vadeli Döviz yükümlülüklerinin maliyetine
katlanmak kaydıyla çevrilebileceğini ifade eden Aran, “Ülke risk primimiz yükseldiği
için daha yüksek faiz oranlarıyla da olsa her kurum borcunu çevirebilir durumda.
Dolayısıyla biz ödemeler dengesi konusunda, borç çevirme ve borç ödemede sorun görmüyoruz.”
dedi.

**“Kararlı duruş, beklentiyi bugün değiştirir”**

Hakan Aran, bu açmazın nasıl aşılacağına dair de şunları söyledi:

“Benim öncelikle önerim şu olur; ekonomide öngörülebilirliğe ihtiyacımız var, süratle
bunu sağlamamız lazım. Çünkü ekonomide birtakım parasal aktarım mekanizmaları vardır
ve aldığınız aksiyonların sonuçlarını hemen göremezsiniz. Merkez Bankası bir faiz
kararı alır, bunun enflasyona etkisini belki 4 ay sonra görürsünüz, büyümeye etkisini
belki 6 ay sonra görürsünüz, istihdama etkisini belki 9 ay sonra görürsünüz. Ekonominin,
fabrikanın, işletmenin yönetiminde alınan kararlar doğru bile olsa o kararların 
sonuçları, birtakım gecikmelerle ve parasal aktarım mekanizmalarının devreye girmesiyle
birlikte zincirleme etkilerle ortaya çıkar. Çok hızlı sonuç beklemek, o sonuç gelmezse
yanlış yaptığımızı düşünmek ayrı bir yanlışa götürebilir. O nedenle sabırlı olmak,
bu alanda istikrarlı bir duruş ve öngörülebilirliği sağlamak çok önemli. Çünkü kararlı
duruş, bugünün sonuçlarını hemen değiştirmez ama beklentiyi bugün değiştirir ve 
insanlar 4 ay sonra enflasyonun düşeceğini, 6 ay sonra istihdamın artacağını, Türkiye’nin
daha fazla büyüyeceğini beklemeye başladıkları anda aslında siz bugünden sonuç almaya
başlamış olursunuz. O nedenle beklentilerin pozitife dönmesi çok önemli. Ben buna
inanıyorum. Ülke olarak böyle adımlar atarsak bu, çözümün de başlangıcı olacaktır.
Bir yerden başlamak istiyorsak öngörülebilirliğe odaklanmanın doğru bir yer olacağını
düşünüyorum.”

Türkiye’yi diğer ülkelerden olumlu ayrıştıran unsurlara da değinen Aran, Türkiye’nin
kamu maliyesi göstergelerinin, her türlü bozulmaya rağmen hala dünyadaki benzerlerinden
daha iyi durumda olduğunu vurguladı. Yüzde 3,4 seviyesindeki bütçe açığının GSYH’ye
oranının ülkenin olumlu ayrıştığı önemli noktalardan olduğuna işaret eden Aran, 
bunun, diğer göstergelerdeki bozulmalara rağmen yönetilebilir bir seviye olduğunu
ve Türkiye’nin sorunlarını düzeltebilecek kapasitesinin bulunduğunu gösterdiğini
kaydetti.

**“El birliği ile fırtınalı dönemi aşmalıyız”**

“Türkiye’nin kaybettiği bir yerde kazanan olmaz” diyen Aran, devamla şu değerlendirmelerde
bulundu:

“Hepimiz aynı gemideyiz. El birliği ile bu fırtınalı dönemi aşmalıyız. Ülkemize 
sahip çıkmak istiyorsak ekonomimizdeki kırılganlık unsurlarına odaklanmalı ve ihtiyaç
duyulan politikalarda belirsizliklere mahal vermeyerek güven ortamını tesis etmeliyiz
diye düşünüyorum. Çünkü para politikasının etkinliğini, alınacak kararların enflasyon,
büyüme, istihdam üzerinde etkili olmasını ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Ülkeye
sahip çıkmak istiyorsak gerekli güven ortamını tesis edelim ki düşündüğümüz mekanizmalar
çalışsın. Yoksa yıllar gelir geçer ama biz o makus kaderimizi değiştiremeyiz. O 
yüzden ekonomide serbest piyasa dinamiklerine güvenmemiz, onun çalışmasına fırsat
vermemiz ve öngörülebilirliği sabırla tesis etmemiz bence sorunları çözmek için 
yeter. Ben pek çok şeyin kendiliğinden yoluna girebileceğini, bizi ayrıştıran faktörlerle
yapacağımız birkaç hamle ile pek çok şeyin kendiliğinden yola girmesinin zor olmayacağına
inanıyorum.”

**– “Yay gibi gerilmiş, ok gibi fırlamaya hazır sektörler var”**

Hakan Aran, Türkiye’deki bütün oyuncuların kırılganlıkları başarılı bir şekilde 
yönetme becerisi ve kriz deneyimi bulunduğunu ifade ederek, “Biz böyle krizleri 
çok gördük, geçirdik, bu tür kırılganlıkları yönetme becerisine sahibiz. Kısa dönemli
olumsuzluklardan sıyrılsak, ileriye baksak reel sektörde müthiş bir dinamizm var.
2018’den bu yana kur atağı, deprem, sel derken tam düzeleceğiz diye düşündüğümüz
sırada pandemi ile karşılaştık. Ertelenmiş, harcamaya dönmek için bekleyen talep
var. Bu dönemde yay gibi gerilmiş, ok gibi fırlamaya hazır bir potansiyel barındıran
sektörler var.” şeklinde konuştu.

Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Türkiye’nin, önemli bir “hub” olduğunu ve 
ticarette çok önemli bir lokasyonda yer aldığını vurgulayan Aran, ülkenin dinamik
nüfusu, gelişmiş altyapısı, finansal altyapısı ve stratejik önemdeki coğrafi konumunun
insan kaynağı zenginliği ile birleştirildiğinde ülkeyi pozitif yönde ayrıştıracak
özellikler olduğunu sözlerine ekledi.
