# İş Bankası Genel Müdürü: Yüksek kur bilinçli tercih

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/is-bankasi-genel-muduru-yuksek-kur-bilincli-tercih-71587h/
- Yayımlanma: 2021-09-29T13:19:42+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Bloomberg HT yayınında makro ekonomi ve bankacılık
sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aran, kurdaki yükselişin ihracatçıyı
desteklediğine, ithalatı pahalılaştırdığı için de yurt içindeki üretimi teşvik ettiğine
işaret etti. Aran, “Yüksek kurun bu kapsamda bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum.
Kur düşsün istenmiyor. O nedenle kur artışının, enflasyon etkisini hariç tutuyorum
tabii, üretimi teşvik etmek için kullanıldığını sanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Aran’ın özel röportajında öne çıkan açıklamaları şunlar:

Tüm merkez bankalarının nasıl bir baskı altında olduğunu biliyoruz. Tüm merkez bankalarında
olduğu gibi bizde de bir baskı oluştu. Sektörün normal şartlarda Kasım-Aralık ayında
beklediği indirimi, baskıyı savabilmek için TCMB’nin önden yapabileceğini düşünmüştüm.

TCMB Kasım ayında yapacağı indirimi öne çekmiş gibi görünüyor. Ama piyasalar açısından
bir risk aldığını düşünüyorum. Aralık’ta bir 100 baz puan daha indirim öngörüyorum.

**“Konjonktür bize ileride faiz indirim imkanı sağlamayabilirdi”**

Sanayicinin belirsizliğinin para politikası aracılığıyla giderilmesi pek kolay değil.
O yüzden belirsizliğin 6-8 ay devam edeceği, zor bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum.

Piyasa da öngörülebilirliği istiyor. Hepimiz aynı gemideyiz. TCMB’nin kararıyla 
ilgili herkes eleştiri hakkını saklı tutmakla birlikte ben bunun rasyonalize edilebileceğini
düşünüyorum.

Doğrusu yanlışına denk gelebilir. Çünkü konjonktür bize ileride faiz indirim imkanı
sağlamayabilirdi.

TCMB’nin faiz indirimi mevduat faizlerinde hemen etkisini gösterdi. Bunun ticari
kredilere yansıması hemen gerçekleşir. Bunun bireysel kredilere yansıması geç olacaktır.
Bunun nedeni de makroihtiyati önlemlerle orada maliyetlerin artmasıdır. Bu zaten
istenen bir şeydir.

Öngörülebilirlikle birleşmeden faiz tek başına etkili bir unsur değildir. Krediyi
alacak kişilerin ikna olması gerekir. Bu da 2-3 ay sürebilir.

Rakamlara bakıldığında yatırımın katkısını görüyoruz. Şu an stokların eridiği ve
üretimin arttığı bir dönemden geçiyoruz.

**“Yüksek kurun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum”**

Kurdaki yükselişin iki şekilde üretimi destekleyen yanı var. İhracat yapanlar kur
arttığında ihracatlarını artırıyor. Üretim yapanlar ise ithalat pahalılaştığı için,
içeride onun ikamesini yapabilir miyim diye düşünüyor.

Yüksek kurun bu kapsamda bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum. Kur düşsün istenmiyor.
O nedenle kur artışının, enflasyon etkisini hariç tutuyorum tabii, üretimi teşvik
etmek için kullanıldığını sanıyorum.

Enflasyonla mücadeleyi sıkı para politikasıyla yapma konusunda başarılı olamıyoruz.
Arz fazlasıyla enflasyonun tek hanelere düşmesi olası.

Bankalar Birliği’nde Hazine Bakanımızla yaptığımız toplantıda üretimi ve ihracatı
fonlama konusundaki beklentilerini dile getirmişti.

**“Bireysel kredilerde yüzde 20 daralma bekliyorum”**

Bireysel kredilerde vade sınırlaması açısından 50 bin sınırının isabetli olduğunu
görüyorum. Bu tutarda yüzde 45’lik bir seviyeye karşılık geliyor. Bireysel krediler
tarafında yüzde 20’lik daralma olabileceğini düşünüyorum. Yerinde bir karar bu. 
50 bin liraya kadar olan bölüm geçim sıkıntısıyla borç çevirme ile ilgiliyken, üzerindeki
bölüm lüks tüketimle ilgili.

Enflasyonu indirmeden kredi maliyeti düşmez. Kredi maliyetlerini daha da düşürmek
istiyorsak enflasyonu da indirmemiz lazım.

**“Bankacılık dışına çıkan Döviz kaynağı sisteme geri dönüyor”**

Dolarizasyon konusunda çok uç bir noktadayız. Dolarize olmuş durumdayız. Müşteri
davranışı olarak bu yıl her kur arttığında tasarruf sahibinin TL’ye geçtiğini görüyoruz.
Buna karşın yabancı para mevduat azalmıyor, çünkü ciddi bir efektif girişi görüyoruz.

İş Bankası’nda 4 milyar dolarlık döviz mevduatı çıkışı vardı ama 5 milyar dolarlık
efektif girişi yaşandı. Bankacılık dışına çıkan kaynağın sisteme giriyor olması 
çok önemli.

Kurda bu seviyeler vatandaşın dolarize olduğu değil, bozduğu seviyeler. Bu durum
sermaye piyasalarına daha olumlu katkı sunacaktır.

TL mevduattaki büyüme önümüzdeki dönem artacaktır. Büyük oranda bu büyüme dolardan
çözülme, kredi büyümesi ve yüksek enflasyondan olacaktır.

Önümüzdeki sene seçim ekonomisi olacağı için kredi büyümesi kaçınılmaz olacaktır.
Bankaların sermayesi yeterli, büyümeyi finanse edebileceğini düşünüyorum.

**“Yabancı girişinin tekrar başlayabileceğini düşünüyorum”**

TL varlıkların ciddi bir iskonto gördüğünü düşünüyorum. Ucuz kalan varlıkların ciddi
bir kâr fırsatı barındırdığını da düşünüyorum. Yüksek kur ve bu fiyatlar yabancılar
için fırsat yaratacaktır. Yabancı girişinin de tekrar başlayabileceğini düşünüyorum.
Dolayısıyla bu iskontonun mutlaka düzeltmesi yapılacaktır.

BDDK’nın 30 Eylül’de takipteki alacaklar açısından daha önce belirlenen düzenlemeleri
sonlandırmasıyla bilançolara 22-24 milyar TL yük gelecektir. Yüzde 3,6 civarında
olan takipteki alacak rasyosunda ise 55 baz puanlık artış bekliyorum. Bu da ilave
sermaye ihtiyacı açısından belirleyici olacaktır. Bankacılıkta sermaye artışı söz
konusu olabilir. Sermaye desteği olursa çok daha rahat olur. Sermaye benzeri kredi
ihraçları artacaktır. CDS ve faiz oranları buna imkan vermezse sermaye yeterlilik
oranları aşağı çekilerek bu büyümeyi sağlayabiliriz. Tier 1 benzeri ihraçlar sektörü
rahatlatacaktır.

400’ün üzerindeki CDS seviyesiyle mümkün değil tabii bu. 350’lerin altı bunun için
uygun olacaktır. Uluslararası konjonktürde maliyetlerde yüzde 7-8 bandı da söz konusu
olursa bunu her banka düşünecektir.

**“Enflasyon yüzde 15-17 bandında olur”**

Yüzde 5’lik büyüme beklentisinden yola çıkarsak enflasyon yüzde 15-17 bandında olur.
Enflasyonun üzerine çıkacak bir kredi büyümesi de beklemem.

Normal şartlarda enflasyon beklentimiz tek hanelere inmesi yönündeydi. Enflasyon
inmediği için özkaynak karlılığımızı artırmak durumundayız. Bankaların da yapısal
reformlara ihtiyacı var. Özellikle giderler tarafında. Enflasyona yakın bir özkaynak
karlılığı başarı olur.

Gelir dağılımındaki bozulma tüm planları alt üst edebilir. İhtiyacı gidermeden ihtiyaç
kredilerini kısıtlayacak önlemlerin olumsuz etkileri olabileceğini düşünüyorum.

Yüzde 3,5’lik bütçe açığı ekonomiyi desteklemek için alan sunuyor.

**“Kripto varlık alanı düzenlenmeli”**

Birçok kişi kolay yoldan zengin olmak için bilmeden kripto varlıklara girdi. Bu 
tehlikeli bir şey. Kıt kaynakların da yanlış yola gitmesine neden olabilir. Oynaklığı
yüksek yerlere yatırım yapmanın sonuçları olur. Bunun düzenlenmesi gerekiyor.

Merkez bankalarının başlattığı dijital para deneylerini çok yerinde buluyorum. Her
şeyin dijitalleştiği bir yerde paranın dijitalleşmesi de önemli.

**“Tarım kredilerinde çiftçiyi değil verimliliği fonluyoruz”**

Tarım kredilerinde farklı bir yaklaşımımız var. Tarımda çiftçiyi doğrudan kredilendirmek
yerine, tarımda verimliliği artıran dönüşümü kredilendirmeyi tercih ediyoruz.
