# İş Bankası Genel Müdürü’nden TCMB’nin kararına destek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/is-bankasi-genel-mudurunden-tcmbnin-kararina-destek-60463h/
- Yayımlanma: 2021-02-25T17:12:10+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Merkez Bankası’nın dün aldığı zorunlu karşılıkların
hamlesini değerlendirirken, kararın son aylarda sürdürülen politikayla tutarlı bir
adım olduğunu söyledi.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, katıldığı canlı yayında gündeme ve bankacılık
sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Döviz mevduatlarında bir türlü yaşanmayan çözünmelerden, faizlerin seyrine kadar
birçok gündem maddesiyle ilgili konuşan Bali’nin açıklamalarında öne çıkan ifadeler
şu şekilde:

Kasım’daki sıkıntılı günlerden sonra yeni dönemde parasal politikalarda normalleşme
ve sadeleşme gördük. Para politikasında atılan adımlarla söylem uyumlu. Piyasalarda
bunun olumlu tepkisini de gördük. Dün atılan zorunlu karşılık adımları da bu politikaların
devamlılığı açısından önemliydi. Ama bence piyasalar bunu daha olumlu fiyatlamalıydı.

Zorunlu karşılık adımını parasal sıkılaşmaya paralel ama plase edilen kaynağı azalttığınız
için kredi tarafına da müdahale eden bir hamleydi. Parasal politika setinin içinde
değerlendiriyorum. Bence bu tutarlı bir adımdı.

Döviz mevduatlarında hızlı çözümlere ihtiyaç var

Politika setinin doğal sorumlu bir parçası olarak hareket etmeliyiz. Bu koordinasyonunun
TCMB Başkanı ve Bakan Elvan ile olduğunu düşünüyoruz. Ciddi sorunlarımız var. Buna
karşı hızlı çözümlere ihtiyacımız var. Yılın ikinci yarısındaki performansı önemli
buluyorum.

Bizim banka iyi bir örneklemdir. Daha önce de söyledim. 7,05-6,75 arasında döviz
alımlarının yüzde 50’si yapıldı. Kasım sonrasında gerçek kişiler döviz satmaya başladı.

**Faizin çok sayıda yan etkisi var**

Parasal sıkılaştırma üzerine kurduğumuz bu yapıda faizin tek başına bütün sorunları
çözecek sihirli bir enstrüman olduğunu düşünmüyorum. Aslında epey bir yan etkisi
var. Bizim faizi istediğimiz gibi bir algı vardır ama hiç de öyle değil. Mevduatlar
bizim kaynaklarımızın yüzde 64’ünü oluşturuyor. Kredilere bu maliyetleri yansıtmamız
zaman alıyor. Bankacılarla sanayiciler arasında bu konuda bir çıkar çatışmamız yoktur.

Faizi kemoterapiye benzetmiştim. Keşke bunu alma gereği doğmasa da finansal istikrar
içinde işleri yapabilsek.

Faizde baz senaryomuz şu. Bu yılın biraz katılaşan bir enflasyon trendi var. 2. 
çeyrekte 100-150 baz puan gittikten sonra parasal sıkılaşmanın ve düşük kurun etkileriyle
yılın ikinci yarısında geriye dönmesi gerektiğini bunun da faiz indirimlerine zemin
sağlayacağını düşünüyorum.

Bu biraz zaman alacak. Tahammüllü olmalıyız bu konularda. Enflasyondaki dönüşle 
birlikte beklentilerin değişmesi, ters dolarizasyon, rezerv birikim süreci ve pandemide
kontrollü toparlanma görürsek bu bizim baz senaryomuz olur. Finansal istikrarın 
sağlanması herkese elzemdir. İşin siyasi kısmı var elbette. Ama işin siyasi kısmı
bizi zerre kadar ilgilendirmez.

Kredi-mevduat fiyatlamalarını bilanço gerekleriyle çatışsa dahil parasal sıkılaştırmaya
uygun yapmalıyız. Bunu TCMB Başkanı Naci Ağbal ile yaptığımız istişarelerde de dile
getirdik. Enflasyonu azdıracak kredi türlerinde kontrollü bir gidişe ihtiyaç var.
Kredilerde bir yataylaşma söz konusu. Bu da amaca hizmet ediyor.

Yabancı para mevduatta 30 milyar dolar genişleme olmuştu geçen sene. Ama tam ters
dolarizasyondan bahsetmesek de sınırlı bir geri çekilme var. Yılın ilk 10 ayında
geçen sene 13,4 milyar dolar çıkış olmuştu. Yabancıların payı eylül 2020’de yüzde
3’e kadar gerilemişti. Burada iyileşme izliyoruz. 12 Şubat haftası itibariyle kurdan
arındırılmış bakıldığında 4,8 milyar dolarlık giriş söz konusu.

Risk primlerinde de 280-290 baz puan seviyesine gerilediğini görüyoruz. Yani bu 
politikalar sonucunu veriyor. Bunların hemen olmasını beklememeliyiz.

Rezervlerde geçen yılın Mart ayından bu yana brüt rezervler en yüksek seviyede. 
Ama net rezervlerin de burada desteklenmesi lazım. 190 milyar dolara yakın 12 ay
içinde ödenmesi gereken döviz borcu var. Bunun 75 milyar doları bankacılığa ait.

Reel kesimin net açık pozisyonu 158 milyar dolar civarında. Reel kesim de döviz 
borcunu azalttı.

**2021 için yüzde 3,5 büyüme öngörüyoruz**

PMI 50 eşik seviyesinin üzerinde seyrediyor. 2020 büyümesini yüzde 2 civarında öngörüyoruz.
Bu yıla da hızla girdik ama bunun ikinci çeyrekte biraz durulmasını beklemeliyiz.
Bu da sağlıklı bir şey. Yılının tamamı için yüzde 3,5 büyüme öngörüyoruz.

2020’de Türkiye salgın yılında büyümeyi sağlamış nadir ülkelerden biri olacak.

Eğer bahsettiğim baz senaryoyu uygularsak reel sektörü sorunlu görmüyorum. Ben çok
kriz gördüm, biz bunları yönetebiliriz. Ama önemli olan operasyonel ortamı sağlıklı
tutmak ve serbest piyasa ilkelerinden sapmamaktır.

**Türkiye kendisini tamir edebilen bir ekonomi**

Yabancılarla olan temaslarımızda özgüvenli bir tablo sunamıyorduk, gerçekçi olalım.
Türkiye olarak uluslararası bazı mutabakatsızlıklarımız var, bunlar da sorun değil.
Türkiye’nin tercihi ve bunların bedeli olmak zorunda. Ama bizim yaptığımız da yanlışlar
var. Tüm bu resim birleşince sıkıntılı bir tablo çıktı. Türkiye ekonomisi kendini
tamir edecek bir dinamizme sahip. Pandemi bu süreçleri tamir etme imkanını aldı.
