# İş Bankası’ndaki CHP hisseleri Hazine’ye mi geçecek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/is-bankasindaki-chp-hisseleri-hazineye-mi-gececek-39821h/
- Yayımlanma: 2018-09-17T06:15:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin Hazine’ye
geçmesi gerektiğini söyledi.

Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü özgürlüğüne kavuşturmasının yüzüncü yıldönümü nedeniyle
Bakü’de düzenlenen katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilere
gündemdeki bazı konularla ilgili açıklamalarda bulundu.

Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü özgürlüğüne kavuşturmasının yüzüncü yıldönümü nedeniyle
Bakü’de düzenlenen katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, Osmanlı Devleti’nin zor  
günlerinde Ermeni ve Bolşevik çetelerine karşı kazanılmış tarihi bir zaferdir. Ordunun
başında Enver Paşa’nın o zaman 28 yaşındaki kardeşi Nuri Paşa bulunuyordu. Bu savaşta
biz 1130 şehit verdik. Türkiye’den sonra en fazla Türk şehitliği malum Azerbaycan’da
bulunuyor. 100 yıl sonra Türkiye Azerbaycan ilişkileri güçlenerek her alanda gelişmeye
devam ediyor. Görkemli gösteriler ve resmi geçit töreni de ülkelerimiz için gurur
vericiydi. Mehteran takımımız, komando birliğimiz ve Türk Yıldızları orada görevlerini
istisnai bir şekilde yerine getirmiş oldu.” dedi.

**Yukarı Karabağ sahiplerine verilmeli**

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede
ikili ilişkileri ve bölgesel sorunları ele aldıklarını belirtti. Bölgesel konularda,
Yukarı Karabağ meselesini gündeme getirdiğini vurgulayan Erdoğan, “Buradaki sürecin
acımasız yanı, ABD-Rusya-Fransa’dan müteşekkil Minsk üçlüsünün adeta oyalama taktiği
içinde olması. Duyarlı davranmıyorlar. Nitekim, 1992 yılından bu yana yani 26 yıldan
beri süreç adeta sürüncemeye bırakılmış vaziyette. Minsk üçlüsünün asli görevi, 
Yukarı Karabağ’da işgal altındaki toprakların bir an önce gerçek sahiplerine verilmesinin
sağlanmasıdır. Temenni ediyoruz ki bunu bir şekilde başarma imkanı doğar” açıklamasını
yaptı.

**“O uçak benim şahsımın değil”**

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri Tamim bin Al Sani’nin Cumhurbaşkanlığı
filosuna hediye ettiği VIP Jumbo Jet için ilk kez konuştu. Muhalefet tarafından 
gündeme getirilen uçağın satın alındığı iddiasına ilişkin Cummhurbaşkanı Erdoğan,“
Katar Emiri uçağı Türkiye’ye hibe etti. O uçak benim şahsımın değil, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nindir” şeklinde yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sağırları incitmek istemem. Ama bahsettikleriniz, duymuyorlar ama uyduruyorlar.
İşin aslı nasıl peki? Katar bu uçağı satıyordu, hatta rakam bildiğim kadarıyla 500
civarındaydı. O esnada biz de ilgilendik. Katar Emiri, bundan haberdar olunca uçağı
Türkiye’ye hibe etti; ‘Ben Türkiye’den para almam; bunu Türkiye’ye hediye ediyorum,
hibe ediyorum’ dedi. O uçak benim şahsımın değil, Türkiye Cumhuriyeti  Devleti’nindir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verilecek böyle bir uçak, CHP’yi niye rahatsız ediyor?
Ya da onların tvkanallarını niye rahatsız eder? Bunları anlamak mümkün değil. Ben
bunlara hukuki davalar açtım. Bunlar mahkeme mahkeme sürünecekler. Hepsi, genel 
başkanları da öyle. Atar atar iftiraları, biz davaları kazanıyoruz; o ödemekten 
bıkmıyor, biz de kazanmaktan bıkmayacağız, devam edeceğiz. Sözünü ettikleri uçak
şu anda boyanıyor. İnşallah her şey bitikten sonra bir seyahati de onunla yaparız.
Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin uçağına bineceksiniz, benim uçağıma değil.”

**“İş Bankası’ndaki CHP hissleri Hazine’ye geçmeli”**

Erdoğan, CHP’nin televizyon kanalı satın aldığı yönündeki iddialara ilişkin olarak
da, “Bir TV kanalı açmış açmamış çok önemli değil. Partili birinin televizyonu da
olabilir. Bunlar önemli değil. Ama daha önemli bir suç var. Siyasi partiler banka
kurabilir mi? Hayır, kuramaz. Ama şu anda CHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü suistimal
ederek, onun Cebi Hümayunundan dediğim, İş Bankası hisselerinin yüzde 28’inin sahibi
durumunda. Oradan para alamıyor ama yönetim kurulunda dört üyesi var. Bu dört üye
ne iş yapar? Buna bir bakılması lazım. Ben diyorum, bir defa Gazi Mustafa Kemal 
Atatürk’ün bu tür bir varlığı herhangi bir siyasi partinin etiketi altına giremez.
Girse girse Hazine’ye girer. Öyle mi? Vakıfbank’ta da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün
ciddi bir hissesi var. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu hissesini genel müdürlüğe
aktarmak için gerekli talimatı verdik. Oradan gelecek gelir vakıf yatırımlarında
kullanılsın. Zaten haram. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün haramla ne alakası olur? 
Olmaması lazım. Bunu Vakıf Katılım’a veya genel müdürlüğe vermesi lazım ki Vakıflar
Genel Müdürlüğü bütün eserlerinde bu harcamaları yapsın. Bu çok çok ciddi bir imkan.”
değerlendirmesini yaptı.

**“Sarraf’ın serbest kalması mümkünd değil”**

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de hapis yatan Reza Zarrab’ın New York’taki
meşhur bir restoranda yemek yerken görüntülenmesinin ardından, davayı yakından takip
eden Amerikalı hukukçuların Sarraf’ın’ın serbest kalmasının hukuken mümkün olmadığını
söylemelerine ilişkin şunları söyledi:

“Sarraf’ın serbest kalması mümkün değil, mümkün olur mu? Bir taraftan öyle diyorlar,
şu diyorlar, kelepçeli diyorlar ama demek ki orada bu kelepçelerin dışında  başka
kelepçeler de var. Demek ki o hukukçular bu işi iyi bilmiyor, çünkü görüntülendiği
yanındaki bayan onun avukatı zaten.”

**“Cumhur ittifakından yana olduğumuzu hep söyledik”**

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Lideri ile Devlet Bahçeli ile yerel seçimlerde
ittifak yapıp yapmayacaklarına ilişkin soruları şöyle yanıtladı:

“Daha yaptığımız hiçbir şey yok. Biz sadece gönlümüzden geçeni söylüyoruz. Biz her
zaman bu tür ittifaka hazırız. Bu, belli yerlerde mi olur, bütünü ile mi olur, daha
belli değil. Bu bir genel seçim değil, yerel seçim. Yerel seçimde özellikle adayların
muhatabı ya da adayların durumu çok önemli. Şimdi böyle bir seçimde tabii ki cumhur
ittifakından yana olduğumuzu hep söyledim, hala da söylüyorum. Ama bunu yaparken
geçirdiğimiz seçimleri de göz önüne almalıyız. Geçirdiğimiz tüm bu seçimleri masaya
yatırmak, adımları ona göre atmak lazım.”

**“Putin ile İdlib meselesini öncelik alacağız”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün gerçekleştireceği Soçi ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı
Vladimir Putin ile birlikte Suriye meselesini ele acaklarını bildirdi. İdlib’teki
sürecin bu şekilde devam ederse, durumun katlanılması ağır sonuçlar doğuracağını
söyleyen Erdoğan, “Sayın Putin ile ikili konularımızı özellikle Suriye meselesini
ele alacağız. İdlib’teki son durumu bir kez daha değerlendireceğiz. İstanbul’da 
malum dörtlü bir görüşme yapıldı; Türkiye Rusya, Fransa ve Almanya’dan temsilci 
arkadaşlarımız Suriye konusuyla ilgili bir ön hazırlık görüşmesi gerçekleştirdiler.
Bilahare, konuyu tabii ki liderler seviyesinde değerlendirmemiz gerekecek. İdlib’te
bu süreç böyle devam ederse bunun katlanılması ağır sonuçları olabilir. Buna  fırsat
vermeden, hem Rusya hem koalisyon güçleri ile bir çözüm bulmamız lazım. Koalisyon
güçleri içerisinde malum ABD farklı bir yerde duruyor. Almanya ve Fransa ile daha
önce görüşmelerimiz oldu. Rusya ile zaten işin içindeyiz. Pazartesi yapacağım görüşmede,
ardından BM Genel Kurulu’nda, ayrıca Almanya’ya yapacağım ziyarette bu konuları 
ele alma fırsatımız olacak.” İfadelerini kullandı.

Türkiye’nin İdlib’teki girişimlerinin bir neticesini aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı
Erdoğan, Türkiye’nin batı gibi davranamayacağını ve İdlib’teki mağdurlar için çok
daha koruyucu bir tutumda olacağını açıkladı:

“İdlib’te durum iki üç gündür sakin. Yapılan girişimlerin bir neticesini aldık gibi
görünüyor. Fakat hala biz tatmin olmuş değiliz. İşin siyasi ve insani yükünü Türkiye
çekiyor. 3,5 milyon mülteci bizim ülkemizde. İdlib’ten yine bir göç harekatı olursa
insanların geleceği, sığınacağı yer yine Türkiye gözüküyor. Bizler bazı hazırlıkları
yapmış vaziyetteyiz. Bu ön hazırlıklarla Suriye tarafında bazı çalışmalarımız var.
Biz batı gibi davranamayız. Bizim davranışımız çok daha koruyucu olacaktır. Fakat
yük de hafif değil, yük ağır. Bu ağır yükün altından kalkmak da kolay değil. Sabırla
bu işi çözmeye, bunun altından kalkmaya gayret edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de ortak bir operasyon yürütüp
yürütmeyeceğine ilişkin şu ifadeleri kullandı.

“Biz Suriye’de üzerimize düşeni zaten yapıyoruz. Afrin’de ve, Cerablus’ta yaptıklarımız
ortada. Biz terör örgütlerinin hepsiyle mücadele ediyoruz. Hakeza, İdlib’te de yine
terörle mücadelemiz var. Tahran zirvesinde bunları en güzel şekilde konuştuk. Dedik
ki, teröre karşı bir mücadele verelim. Teröre karşı vereceğimiz bu mücadelede hepimizin
ortak aklının olduğunu gördük. İdlib’te bizim  12 gözlem noktamız var, Rusya’nın
10 gözlem noktası var, İran’ın az sayıda  var. Bu gözlem noktaları ile oradaki saf,
temiz, masum insanları koruma gayreti içerisindeyiz.

Ama şu anda rejimin acımasızlığını, oralarda nasıl terör estirdiğini herkes görüyor.
Ortada bir terör devlet var. Tahran’da yaptığımız görüşmede ben Sayın Putin’i daha
olumlu gördüm. Temenni ederim ki kendileri oolumlu yaklaşımlarını bundan sonra da
devam ettirirler. İdlib’te içeride muhaliflerin arasında bulunan terör gruplarına
karşı hep birlikte adımları atalım, tedbirleri alalım. Ama bahane üreterek orayı
bombalamak gibi bir adımın içinde de olmayalım. Bizim temennimiz budur.”

**“Ateşkes herkes için geçerli”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib için ateşkes çağrısını yenileyerek, Türkiye’nin İdlib’teki
gözlem noktalarını, başkalarının orada insiyatif alarak masum insanları zor durumda
bırakmasının önüne güçmek için güçlendirdiklerini ifade etti:

“Bunları Tahran’da konuştuk; silahların bırakılması, ateşkes, herkes için geçerli
olan bir şey… İdlib’tekigözlem noktalarımızı güçlendirdiğimiz doğrudur. Bu hususta
zaafımız olamaz, güçlendirmeye de devam edeceğiz. Zira biz gözlem noktalarını güçlendirmeyecek
olursak, başkaları daha farklı yerlerde orada insiyatif alıyorlar ve aldıkları bu
insiyatiflerle de oradaki masum, mağdur insanları zorda bırakıyorlar.

Bu meselede en sıkıntılı olan ülke Türkiye’dir. Bizim dışımızda oraya sınırı olan
yok çünkü. 115 km batıda, 915 km kuzeyden sınırımız var. Her taraftan sınırı olan
ülke biziz. Buradan çıkacak insanların geleceği yer de Türkiye. Buradan çıkıp İran’a
gitmeyecek, Irak’a gitmeyecek, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya gitmiyecekler. Herkesin
geldiği yer Türkiye. Bu nedenle aslında Türkiye’ye yardım etmeleri, bu işin yükünü
paylaşmaları lazım. Ama bu hususta yeterince duyarlı olduklarını söyleyemeyiz. O
nedenle kusura bakmasınlar, biz de a’dan z’ye kendi tedbirlerimizi almak durumundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye meselesinde ABD ile Türkiye’nin ilişkilerine dair 
sözlerini, “Bizim tavrımız son derece net. Tavrımız ne ise böyle devam edecek. Niye
geri adım atalım? Biz, iki ileri bir geri, böyle bir mantıkla hareket eden bir ülke
değiliz. Biz Türkiye’yiz. Gereği neyse bunun gereğini yapacağız. ABD’ye teklifimizi
ta  başta yaptık. Dedik ki: ‘Rakka’da siz terör örgütleri ile birlikte adım atıyorsunuz.
Eğer Rakka’dan  terör örgütlerini, DEAŞ’ı boşaltacaksanız, gelin bunu beraber yapalım.
Bak biz iki tugay görevlendiriyoruz. ÖSO’yu da yanımıza alıyoruz, siz bize sadece
lojistik destek verin, hava desteği verin, biz burayı temizleyelim.’ Bunu, bizzat
Trump’a söyledim. Daha sonra heyetler arası görüşmede söyledim. Dediler ki, ‘Biz
YPG-PYD ile yapacağız’. Biz de, ‘O sizin takdiriniz. Siz yolunuza biz yolumuza!’
Akabinde adımımızı attık.  Afrin ondan sonra başladı. Cerablus ile El Bap, ondan
sonra başladı. Biz DEAŞ’tan orayı temizledik. Afrin’i malum o terör örgütlerinden
temizledik. Bunun için kimseden izin almadık. Biz sadece Suriye halkının davetine
icabet ettik. Bu icabete uyan Türkiye gereğini yerine getirdi. Şimdi de İdlib’de
Rusya ile olumlu şekilde bunun ilk adımını Sayın Putin ile biz Hamburg’taki G 20
zirvesinde konuştuk. Orada ikili görüşmemizde hassas olarak ne gerekiyorsa bunları
ele aldık. Şu ana kadar neyi konuştuysak harita üzerinde  aynı istikamette yolumuza
devam  ettik. 12 gözlem noktasını orada konuştuk, orada kararlaştırdık. Şu anda 
bu yolculuğumuz böyle devam ediyor. Biz oradan herhangi bir sapma yapmadık. Sözümüz
ne ise o sözümüzde durduk. Ne aldatan olacağız. Ne aldanan olacağız. Burada bir 
zulüm var, bu zulmün de  karşısında duracağız” şeklinde sürdürdü.

**“KIBRIS’TAKİ ASKER SAYIMIZI AZALTMAYACAĞIZ”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, batı basınında, TSK’nın KKTC’de kalıcı ve kapsamlı bir deniz
üssü kurmak istediği iddiasına ilişkin, “Bizim KKTC’de üs diye bir sorunumuz yok.
Niye? Bizim topraklarımızdan oraya ulaşmak, Doğu Akdeniz’e varmak dakikalarla konuşulacak
bir şey. Orası bize çok yakın mesafede” şeklinde yanıt vererek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yunanistan’ın bu bölgeye öyle bir yakınlığı yok. Bizim böyle bir sorunumuz yok.
O işin sadece psikolojik boyutu var. Bu açıdan ihtiyaç duyacak olursak üs de kurabiliriz.
Oradaki varlığımız önemli. Araç gereç konusunda da güçlü olmak durumundayız. Yok
efendim neymiş, asker sayımızı azaltmalıymışız! Kusura bakmasınlar, biz orada asker
sayımızı azaltmayacağız. Artıracağız, azaltmayacağız. Laf dinlemiyorlar; dinleselerdi,
Kofi Annan’la biz bu işi çözerdik. Annan planında  biz her şeyi kabul ettik, ama
onlar sattı. Referandumda verdikleri söz neydi, ne yaptılar? Biz evet dedik, onlar
hayır dedi. Onları tuttular AB’ye aldılar bizi dışarıda bıraktılar. Bundan sonra
bizim için orada kendi ilan ettiğimiz reçete ne ise biz bu reçeteyi uygulamaya koyarız.”
