# İstanbul için korkutan bir deprem uyarısı daha

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/istanbul-icin-korkutan-bir-deprem-uyarisi-daha-14170h/
- Yayımlanma: 2016-08-15T20:27:30+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul
Şube Başkanı (İMO) Cemal Gökçe, yapılan çalışmaların, olası bir depremin gece ve
gündüz olmasına, büyüklüğüne ve ivmesine bağlı olarak İstanbul’da yaklaşık 50 bin
yapının önemli ölçüde hasar göreceğini ortaya koyduğunu söyledi.

**İSTANBUL 1999’A GÖRE ÇOK DAHA GÜVENSİZ**

Marmara Depreminin 17. yılı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Gökçe,
İstanbul’un, 1999 yılından daha kötü bir durumda olduğunu savundu. Gökçe, kentin
hazırlığının 1999 yılındaki gibi olmadığını, inşa edilen yapıların İstanbul’u çok
daha karmaşık ve afet karşısında çok daha güvensiz hale getirdiğini öne sürdü.

**YÜZDE 25’İ OTURULAMAZ HALE GELMİŞ**

Gökçe, Marmara Depreminden sonra Sakarya, Kocaeli ve Yalova’da ortaya çıkan yapı
stokunu incelediklerini aktararak, “Gördük ki var olan yapı stokunun yüzde 6’sı 
yerle bir olmuş, yüzde 7’si ağır hasar görmüş, yüzde 12’si de orta büyüklükte hasar
almış. Bu şu anlama geliyor; yerle bir olan yapıda insanlar zaten ölür. Ağır hasar
gören yapılarda ölebilirler, yaralanabilirler. Orta ölçekte hasar gören yapılarda
da yine ölüm, yaralanma olabilir. Ama o yapılarda oturulamaz. Ortaya çıkan sonuç,
yüzde 25 mertebesindeki yapı kullanılamaz hale gelmiştir. Bu bizim açımızdan son
derece önemli bir orandır” dedi.

**CAN KAYBI DÜŞÜNÜLENDEN FAZLA OLACAK**

İstanbul için konuşan Gökçe, “İstanbul 110 kilometre uzakta olmasına rağmen, 30 
bin mertebesinde yapı önemli ölçüde hasar görmüştür. Dolayısıyla İstanbul’un burnunun
dibinden, yani Marmara Denizi’nin içinden geçen, İstanbul’a 20 kilometre uzaklığında
olan, 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem olacağını biliyoruz. İstanbul’a daha yakın
olan bu depremin ortaya çıkaracağı can ve mal kaybının bu nedenle düşünülenden çok
daha fazla olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

**EVLERİN İÇİ NEREDEYSE DAHA GÜVENLİ!**

Gökçe, 1999 yılında İstanbul’da boş alanların bulunduğunu, ulaşımın bugünkü kadar
problemli olmadığına işaret ederek, bu gün ise kentte boş alanın kalmadığını söyledi.

İnsanların evlerinin içinin artık neredeyse daha güvenli hale geldiğini belirten
Gökçe, insanların olası bir depremde dışarıya çıktığı zaman gidebileceği bir alanın
ya da sokağın kalmadığını aktardı.

**YIKIP YENİLEMEK YERİNE GÜÇLENDİRME YAPILMALI**

Bu anlamda İstanbul’un mutlaka masaya yatırılması gerektiğini vurgulayan Gökçe, 
şunları kaydetti:
“Yıkıp yeniden yapma anlayışı yerine güçlendirme anlayışını ön
plana alarak yeni boş alanlar yaratmak durumundayız. Askeri alanların yapılaşmaya
açılmasının düşünülmesinden de kesinlikle vazgeçmek gerekir. 1999 sonrası dönemde
İstanbul’a yönelik son derece önemli çalışmalar yapılmıştı. Bu çalışmalar sonucunda
ortaya çıkan senaryo şu şekildeydi; depremin, gece ve gündüz olmasına, büyüklüğüne
ve ivmesine bağlı olarak İstanbul’da 50 bin mertebesinde yapı önemli ölçüde hasar
görecek. Dolayısıyla yapılmış olan çalışmalar, bu 50 bin problemli yapının bulunup
ortaya çıkarılmasıydı. Bu yapıların yıkılmasıyla ilgili çalışmalardı aynı zamanda.
Ama üzülerek ifade etmem gerekir ki bu 50 bin yapıya yönelik bir çalışma yapılmadı.”

**İSTANBUL’UN YÜZDE 20’Sİ YIKILACAKZARAR GÖRECEK**

Gökçe, İstanbul’daki bina sayısının yaklaşık bir milyon olarak ele alınması halinde
bu sayının, bunun yüzde 20’sine tekabül ettiğini dile getirerek, “2,5 milyon insan
evsiz kalacak” dedi.

**HASTANELERDEN YÜZDE 76’SI GÜVENLİ DEĞİL**

İstanbul’da deprem güvenliği olmayan hastane sayısının oldukça fazla olduğunu ileri
süren Gökçe, 1998 yılında İstanbul ve İzmir’deki hastanelere yönelik çok ciddi çalışma
yapıldığını, bunlardan yüzde 76’sının deprem güvenliğinin olmadığının ortaya konulmasına
rağmen sadece birkaç tanesinin güçlendirildiğini savundu.

Gökçe, İstanbul’da toplanma alanları konusunun da önemli olduğunu vurgulayarak, 
şu görüşleri paylaştı: “Deprem sonrasında dışarıya çıkacak insanların toplanacakları,
ihtiyaçlarını karşılayacakları boş alanların olmadığını fark ettiler. Dolayısıyla
o zaman 493 boş alan yeri belirlendi ki bu alanın da yeterli olmadığının altı çizildi.
Ama üzülerek ifade etmek gerekir ki belirlemiş olduğumuz 493 boş alanın dörtte üçü
ne yazık ki yapılaşmaya açıldı.”
