# İstanbul salgında alarm vermeye başladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/istanbul-salginda-alarm-vermeye-basladi-56777h/
- Yayımlanma: 2020-10-14T23:08:19+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) vakalarında İstanbul’da
son bir ayda ortalama yüzde 50 artış olduğunu söylerken, salgının geçen aylarda 
zirve düzeyine çıktığı Ankara’da yüzde 60’a yakın azalma olduğunu söyledi. “Artışın
önümüzdeki günlerde tedbirlere uyarak azalmasını sağlamalıyız” diyen Koca, sokağa
çıkma kısıtlaması gibi tedbirler uygulamayı düşünmediklerini, katı tedbirler olmadan
vaka artışını kontrol altına alabildiklerini belirtti.

Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Koca, bugüne kadar Koronavirüs
testi pozitif olan sağlık çalışanlarının sayısının 40 bini geçtiğini duyururken,
hayatını kaybedenlerin sayısının ise 107 olduğunu açıkladı. 

Vaka sayısının açıklanmayarak günlük Koronavirüs tablosunda yalnızca semptomu olan
ve Koronavirüs testi pozitif çıkan kişilerin olduğunu belirten Koca, “Türkiye olarak
pandemideki mücadelemizi ‘vaka’, ‘hasta’ kavramlarına indirgeyerek gölgelemeyelim”
dedi. Türkiye’nin pandemiyle mücadelede başarılı olduğunu söyleyen Koca, vaka sayısına
ilişkin, “Kesitsel taramalar olmadığı için şeffaf olmak adına hasta tanımını kullandık.
Bu kesitsel taramaları da yer yer bildirmiş olacağız” ifadesini kullandı.

**“Yurt dışından gelen aşıları uygulaması yıl başından önce olabilir”**

Yarından itibaren yeni kesitsel taramaların başlayacağını, bunların sonuçlarını 
yer yer açıklayacağını belirten Koca, “Testi pozitif olan, bulgusu olsun olmasın,
biz herkesi izole ediyoruz. Bu kişilerin temaslılarını bulup izole ettiğimiz gibi,
hepsini HES sistemine kaydediyoruz. Mücadelede sonuç almak için siz bunu yapmak 
zorundasınız, bunu gizleyemezsiniz, biz ötesini yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’de geliştirilen potansiyel iki Koronavirüs aşı çalışmasında hayvan çalışmalarının
tamamlandığını, yakında insan çalışmasına geçileceğini belirten Koca, “Yurt dışından
gelen aşıların gerektiğinde uygunluğuna kanaat getirdiğimize vatandaşımızı uygulama
konusunda da ilişkilerimizin devam ettiğini söyleyebilirim. Uygulaması muhtemel 
yıl başından önce olabilir” dedi.

**“Maske ve mesafeyi grip aşısından daha çok önemseyelim”**

Türk Eczacılar Birliği’nin (TEB) bu yıl yeterli miktarda Koronavirüs aşısının tedarik
edilmediğine yönelik açıklamasını da değerlendiren Koca, “Bize sadece 1,5 milyon
aşı gelmeyecek, daha fazlası olacak. Bu dönemde gribe karşı da, diğer virüslere 
karşı da maskenin koruyucu özelliğinin yüzde 90’ların üzerinde olduğunu biliyoruz.
Maske ve mesafeyi aşıdan daha çok önemseyelim” açıklamasında bulundu.

_**Koca’nın açıklamalarından satır başları şöyle:**_

“Ekim ayındayız, gribin en yaygın olduğu günlere girdik. Koronavirüse karşı alacağımız
tedbirler bizi gripten de koruyacak. Tedbirleri alırsa iki hastalıktan birlikte 
korunmuş olacağız. Grip ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Gribin bulaşmasına karşın
yeterince duyarlı değiliz. Bu hastalığa karşı Koronavirüs tedbirlerine uyarak ciddi
başarı elde edebiliriz.

“DSÖ’nün Türkiye hakkında yayınladığı rapor, Avrupa ülkeleri içinde ilk. Türkiye’nin
en zengin ülkeler arasında olmamasına rağmen salgınla mücadelede en cömert ülkelerde
biri olduğu vurgulanıyor. Temaslıyla vaka tespiti, erken tanı ve tedaviye dayalı
klinik uygulamasına vurgu yapılıyor. Bu yakın günlerde yayınlanan AB İlerleme Raporu’na
da değinmek istiyorum. Raporda, “Türkiye’nin sağlık sistemi, Covid-19 pandemisinin
gerekliliklerini sağlayabilecek güçtedir. Herkese ücretsiz test ve tedavi imkanı
sağlanmıştır.” Bu hususlar, küresel salgına karşı savaşımızı küresel standartlarda
verdiğimizin göstergesidir.

“Temmuz ayından itibaren normalleşme dönemine geçtik, sınırlamalar kalktı. Ülkeler
arasında gidiş gelişler, ülkelerin koyduğu şartlarla başladı. Yeni dönemin gerekliliklerine
uygun olarak virüs taramalarına başladık. Bu taramaları havalimanlarında, cezaevlerinde,
OSB’lerde, askerlere, sporculara ve benzer gruplara yapıyoruz. Yurt dışına gidenlere
yaptığımız 480 bin 80 tarama yaptık. Bir diğer konumuzsa saha taramasıdır. Daha 
önce enfeksiyonun yaygınlığı ve bağışıklığı ölçmek için 153 bin kişiyi kapsayan 
bir saha taraması yapmıştık. 

“15 Ekim’de saha taramasını tekrarlıyoruz. Toplumunun tamamını yansıtacak şekilde
örneklem üzerinde çalışma yapıyoruz. Bu çalışma bize toplumun tamamı hakkında bilgi
verecektir. Pandeminin ilerleyen alanlarında yurt dışına gidip gelenler, disiplinli
olduğumuzu belirtiyorlar. Törenler ve toplu etkinliklerin olduğu ayları geride bıraktık.
Kapalı alanlar çok önem kazandı. Aynı işyerinde çalışan kişilerin tedbir almadıklarını
duyuyoruz. Maske kuralından ödün verilmemelidir.

“Maske bazı bilim insanlarınca aşı gibi koruyucu olarak görülmektedir. Koronavirüs
bulaştığı kişide 2-3 hafta sonra iz bırakmayacağı, hatta fark edilmeyeceği gibi,
bu süre hayatının en çetrefilli dönemi de olabilir. Aşı yaygın olarak yapılabileceği
güne kadar kendini virüsten koruyabilenler için bir çare olacaktır. Aşı kendisini
virüsten koruyamayanlar için çare değildir. Virüsün yol açtığı hastalık ve tedavisi
hakkında çok daha bilgi sahibi olmakla birlikte risk tabana yayılıyor.

“Testi pozitif çıkanların ve bunların izolasyon kuralına uyması şarttır. Belirli
semptomları olan kişilerin bir an önce sağlık kuruluşlarına başvurmalarını istiyor.
Bildiğiniz gibi bakanlığımız Koronavirüs bulaşma riskine karşı her birey için risk
yönetimi rehberi oluşturmuştur. Bu HES uygulamasıdır. Girip çıkacağınız yerin risk
durumunu HES’le öğrenebilirsiniz. Bizler sahada her türlü tedbiri almak ve bütün
şüphelilere ulaşmak için seferberlik halindeyken, sizler de lütfen HES’ten yaralanın.

“Salgınlar yerinde müdahaleleri gerektiriyor. Ülkenin bazı bölgelerine ziyaretlerde
bulunduk. Vakaların artış gösterdiği yerlerde sebepleri ortaya çıkararak ek tedbirler
aldık. Bazı illerimizde artışlar olmuştu. Geçtiğimiz pazartesi günü yüz yüze eğitimde
planlanan ikinci aşama ortaya kondu.

“Salgınla mücadele stratejimizle bu işin üstesinden alnımızın akıyla geleceğiz, 
şüpheniz olmasın, sizden istediğimiz sabır, sebat ve tedbirlere harfiyen uymaktır.

“Türkiye salgının sıfır noktasında oluşturduğu Bilim Kurulu’nun rehberliğinde almaktadır.
Bu kurul bizim en büyük gücümüzdür. Hocalarımıza her toplantımızda sizler adına 
tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Onlar ve tüm bilim insanlarımız ulusumuzun gururudur.

“Çalışmalarını kamuoyu önünde sürdürmeyen ve aşıya odaklanan bir grubumuz var. Yerli
aşı hakkında biraz daha yol alınmasını bekleyerek size detaylı bilgi vermedim, bugün
bu noktaya geldiğimize inanıyorum. Türkiye’nin aşı çalışmaları bu bilim insanlarına
bağlı 600 kişi tarafından yürütülmektedir. Ortak aşı grubumuz 4 farklı aşı üzerinden
çalışmaktadır. Aşı çalışmalarını yürüten ekiplerimiz sonuca en kısa sürede ulaşmak
için rekabet içinde, birbirlerinin başarısı için destek içindedir.

“Bulaşıcı hastalıkların geçmişine bakıldığında aşıların kolay bulunmadığı görülmektedir.
Kızamık aşısı 8 yılda, grip aşısı 14 yılda, tüberküloz aşısı 20 yılda gelişmiştir.
Bugünkü durum elbette farklı olacaktır ama işin doğasında bir zorluk olduğu da bilinmektedir.
Salgın bir yılını doldurmaya yaklaşırken gerçekten önemli gelişmeler ortaya kondu.
Çin, Rusya, İngiltere ve başka ülkeler insan üzerinde çalışmaya geçtiler. Bilim 
şu an için umut olmayı kabul etmekte, kesin vaat olmayı erken görmektedir. Dünyadaki
umut çok yüksek olmakla birlikte, tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

“Sonuca yakın görülen iki aşımızda hayvan deneyleri tamamlanmış, insan üzerinde 
çalışmalara geçilecektir. Aşı, insanlığın zaferi olacaktır, bu zaferi elde edecek
olanlar arasında Türk bilim insanlarının yer alacağından kuşkunuz olmasın. Bilim
imkan ve adanma işidir. Bilim insanlarımız bu konuyu hayatlarının temel meselesi
haline getirmiştir. Sizlerden bilim insanlarımıza inanmanızı, önerdikleri tedbirlere,
maske, mesafe ve temizlik kuralına uymanızı istirham ediyorum. Aşı tüm denemelerden
başarıyla geçip üretilene kadar elimizdeki güç tedbirdir.

“Son duruma baktığımızda İstanbul’da son 1 ay içindeki artış ortalama yüzde 50 oranında.
Ankara’da son 1 ayda azalma yüzde 60 kadar oldu. Son üç günde bu azalıştan sonra
yüzde 4 gibi bir artışı görüyoruz. Yatışlarda bir değişiklik olmadığını görmüş oluyoruz.

“Bu azalışla birlikte artışın önümüzdeki günlerde tedbirlere uyarak azalmasını sağlamalıyız.

“İzmir son 1 ay içinde yüzde 50 azalış.

“Genel seyrin İzmir’de iyi olduğunu ama orada da son günlerdeki kısmi artışla tedbirlerin
yoğun şekilde hassasiyetle devrede olması gerektiğini görmüş oluyoruz.

“Kocaeli’de yüzde 30, Denizli’de yüzde 35, Kahramanmaraş yüzde 40 artış olduğunu
son aya göre görmüş oluyoruz.

“İstanbul için daha önce de bahsetmiştim, genel olarak geriye dönüşlerle birlikte
artış beklentisindeydik. Kapalı ortamlara geçişinde aile içi bulaş dahil artırdığını,
bu artışın buna bağlı olduğunu görüyoruz. Biz kısıtlama anlamında herhangi br tedbiri
düşünmüyoruz. Bu dönemde özellikle sahada filyasyon ekiplerimizi daha da artırdık.
Sahadaki filyasyon ekipleriyle birlikte temaslıları erken dönemde izole etmeyi istiyoruz.
Bu temaslıların da her gün semptomlarının takibini yapıyoruz. Şu an hastane yatışlarında
ciddi bir artışın olmadığını görüyoruz. Bu anlamda bir sorun olmadığını çok rahat
söyleyebiliriz, bulaşmayı önlemek için maske kullanımının, mesafenin çok önemli 
olduğunu, kalabalık ortamlara girilmemesi gerektiğini önemli görüyoruz. Aile içi
bulaşın çok olduğunu görüyoruz, Bilim Kurulumuz özellikle evdeki kişilerle birlikte
mümkün mertebe 10 kişiyi geçmemek şeklinde aile içi etkileşimin azaltılması önerisi
oldu. Özellikle şu dönemde artış olan illerimizde tedbirlere uymakla ve filyasyonu
yapmakla sonuç aldığımızı çok iyi görüyoruz. Biz bu yükselişin nasıl düşürülebileceğini
artık toplum olarak da biliyoruz.

“Vaka ve hasta tanımlarını yaptığımız dönemden bu yana gündem olan bir konu. Burada
Türkiye olarak pandemideki mücadelemizi vaka hasta kavramlarına indirgeyerek gölgelemeyelim.
Şunu çok net ifade ediyorum, biz özellikle tedavi rehberimizde semptomu, yani bulgusu
olan kişilere test yapan ülkeler arasındayız. Başından beri test politikamız da 
bu şekildeydi. Bu semptomu olan kişilere yaptığımız testler dışında temmuz ayından
itibaren bizim özellikle kesitsel taramalar, yani ülkeler arası geçişlerin olduğu
dönemde havaalanındaki insanlara yapılanlar, askerlere, cezaevlerinde, sporculara
yapılan testler gibi kesitsel yaptığımız çalışmalar oldu. Ayrıca saha çalışmalarımız
oldu, bununla ilgili de 153 bin kişiye yapılan bir testti. Yarından itibaren de 
haneler tespit edildi, bu saha çalışmasını da tekrarlamak istiyoruz. Bu tablo temmuz
ayından itibaren gündeme gelen ve temmuz ayında da bizim hasta olarak tanımladığımız,
semptomu olan ve testi pozitif olan kişiler olarak tanımladık. Bu kesitsel taramalar
olmadığı için şeffaf olmak adına hasta tanımını kullandık. Bu kesitsel taramaları
da yer yer bildirmiş olacağız. Bugün havalimanlarında yapılmış olan testlerden bahsettim.
Bugün itibariyle bunları DSÖ’ye de bildirilmiş olacağız. Bunu OSB’ler için de, sporcular
için de, hatta yer yer özel sektörde de yapılıyor, bunları da yer yer sizlerle paylaşıyor
olacağız. Bu ayrımı yapmak içindi, farklı bir şey için değildi. Test politikasının
yeni dönemde değişikliği değil, taramaları yapmak için ilave olmuş oldu. Vatandaşımıza
bunu şeffaf şekilde söylemek için de, orada hasta yazılmış olması bu rakamı şeffaf
şekilde vermek içindi, bu anlamda kafa karışıklığının olmaması gerekiyor.

“Testi pozitif olan herkesi biz izole ediyoruz. Pandemide şöyle yanlış bir algı 
da oluşturulmaya çalışıyor. Pozitif olan semptomu olmayan kişi de bulaştırıcıdır.
Evet öyledir. Bunu mutlak izole etmemiz gerekiyor. İzole ediyoruz, izole etmemiz
yetmiyor, filyasyonunu da yapıyoruz. Yine yetmiyor, bunları ayrıca HES’e de kaydediyoruz.
HES’e başından beri pozitif gördüğümüz her kimse yer alıyor. Siz eğer bunu gizleyebilir
durumda olursanız pandemiyle siz mücadele edemezsiniz. Sahada sizin yaptığınız pandemiyle
mücadelenin ötesine geçmiş oluyorsunuz. Vatandaşımız bu konuda müsterih olsun. Sadece
testi pozitif olup bulaştırmaz diye izole etmeden pandemide başarıyı sağlayabilir
misiniz? Biz ayrıca o kişileri çağrı sistemiyle her gün arıyoruz. Yani pandemide
asla taviz vermiyoruz. O dönemde zaten sonuç alıyoruz. Vatandaşımıza ilk günden 
beri verdiğimiz bütün rakamların doğru olduğundan emin olsun. Teşekkür ediyorum.

“Daha önce bahsettiğim bir aşının üretim safhasına geçtiğini söylemiştim, ikinci
aşının çok yakın olduğunu konuşmamda da ifade ettim. Birinci aşının dolumu bugün
bitti. Yarından itibaren sterilite safhasına geçmiş olacak. Zannediyorum ortalama
2 hafta kadar sürecek. Bu arada aşı yapılacak kişilerin tespiti ve o kişiler üzerinde
karantina ile uygulanacak testlerle ilgili bir zaman dilimi söz konusu olacak. 2
hafta sonra gönüllüleri almış olacağız. İkinci aşı için de üretim safhasına gelinmiş
oldu. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde gelişmeleri aktarmış oluruz. Aşı konusunda oldukça
ümit veren bir yol aldığımızı, 13 tane toplam farklı aşı çeşitleri üzerinde ülkemizde
çalıştığımızı söyleyebilirim. Çin ve Pfizer’in çalışması başladı ülkemizde, şu ana
kadar bir olumsuzluk görülmedi, önümüzdeki 3-4 hafta içinde sonuçları anlamında 
daha net bilgilere ulaşabiliriz. Bu aşılarla ilgili de, gerektiğinde uygunluğuna
kanaat getirdiğimize vatandaşımızı uygulama konusunda da ilişkilerimizin devam ettiğini
söyleyebilirim. Uygulaması muhtemel yıl başından önce olabilir.

“Grip aşısıyla ilgili yanlış bir algı oluşturuluyor. Neredeyse herkesin grip aşısı
yaptırması gerektiğiyle ilgili yanlış bir kanaat var. Grip aşısının üretiminde toplam
yüzde 20 oranında artış oldu. Grip aşısı özellikle riskli kişilere, öncelikli kişilere
tespit edilerek başlıyoruz. Grip aşısı Türkiye’ye geldi. Bu riskli grubu tespit 
ediyoruz, önümüzdeki günler uygulamasına geçilmiş olacak. Bize sadece 1,5 milyon
aşı gelmeyecek, geçen yıl 1,3 milyon aşı gelmişti. Bu yıl daha fazla aşı olacak,
bunu daha da artırma gayreti içindeyiz. Aşı Türkiye’de ruhsatlıysa bunu getirip 
herkes verebilir. Değilse halk sağlığı alabilir. TEB ve DMO bunun görüşmelerini 
yapıyorlar. Ülkeye katkı sağlanmak isteniyorsa, bulunan aşıyı bize söylesinler, 
bu aşıyı biz DMO üzerinden almaya hazırız. Özellikle güney yarım kürede maske, mesafe
ve el hijyeniyle gribin çok azaldığını biliyoruz. O yüzden bu dönemde gribe karşı
da, diğer virüslere karşı da maskenin koruyucu özelliğinin yüzde 90’ların üzerinde
olduğunu biliyoruz. Maske ve mesafeyi aşıdan daha çok önemseyelim.

“Herhangi bir kısıtlamayı, sokağa çıkma yasağı gibi, düşünmüyoruz. Avrupa’da son
haftalar giderek arttığını biliyoruz, önümüzdeki haftalar ben daha da artacağı kanaatini
taşıyoruz. Bizim dışımızdaki ülkeler bu anlamda tedbir almama noktasında bir çaba
içindeler. Avrupa filyasyon yapmıyor. Özellikle solunum sıkıntısı başlamadıkça, 
semptomu belirginleşmedikçe kişinin hastaneye gelmesi bile istenmiyor ve o dönem
test yapılıyor. Biz ise 2 semptomu olduğunda test yapmaya başlıyoruz. Hepsine de
temaslı takibi yapıyoruz. Bu kişileri izole ettiğimiz gibi, temaslı olanları da 
izole ederek bir izolasyon dönemini geçirmiş oluyoruz.

“Ben tekrar anlatayım. Bizim test politikamız başından beri değişmedi. Test politikamız
rehberimizde belirtildiği şekliyle semptomlu olan kişilere yapılan test şeklindeydi.
DSÖ de bunu biliyor, biz bu çıkan sonuçları ilk günden itibaren bildirmiş oluyoruz.
Bunun dışında değişen, temmuz ayında olan değişiklik oldu. Farklı olarak kesitsel
taramaları yapma ihtiyacı hissedildi. Dolayısıyla bu saha çalışmaları semptomlu 
olan kişilere yapılan çalışmalar değil. Bunu ayırmak anlamında, temmuz ayında semptomu
olan, testi pozitif olan kişileri rehberimizde hasta olarak tanımlamıştık zaten.
Vatandaşa karşı sorumluluğumuzun gereği olarak, o taramaları ilave etmediğimiz için
hasta olarak kullanmış olduk. Pandemiyle mücadele dinamik bir mücadele, saha çalışmaları
dışında bu tarz kesitsel çalışmalar da artmış olacak. Bugün havaalanında yapılmış
olan 490 bin testten bahsettim ve vaka oranını söyledim, bu bizim tablomuzda yer
almayanlardı. Bunu da bugün söylemiş oldum. 15’inden itibaren açıklanacak denen 
şey, saha çalışmasına başlanacak, elde ettiğimiz sonuçları vatandaşımızla paylaşmış
olacağız. Bilmem vaka-hasta durumunu net anlatabildim mi. Testi pozitif olan, bulgusu
olsun olmasın, biz herkesi izole ediyoruz. Bu kişilerin temaslılarını bulup izole
ettiğimiz gibi, hepsini HES sistemine kaydediyoruz. Mücadelede sonuç almak için 
siz bunu yapmak zorundasınız, bunu gizleyemezsiniz, biz ötesini yapıyoruz. Bu başarı,
bütün bu dünyadaki artışa rağmen, 83 milyonun başarısı. Bu başarı, 1 milyon 100 
bin sağlık çalışanımızın başarısı, bu başarıyı lütfen gölgelemeyelim, bununla gurur
duyalım.

“Bu oranlardan bahsederken erişkin yoğun bakım, yüzde 65,4 diyoruz. Yüzde 65 gibi
bir rakamın yüzde 100’e yakın olduğu gibi bir yanlış algı oluşabilir. Yani ağır 
hastamız 1418, yüzde 50 artarsa yataklarımız dolacak gibi bir algı asla oluşmasın.
Yüzde 65’den kasıt sadece erişkin yataklarımız. Sadece 18-19 bin Covid hastalarıyla
ilgili ayrılmış olan yataklar değil, bunun içinde 1400 ağır hasta, gerisi bizim 
normal rutin devam eden hastalarımızın müdahaleler sonrası girenleri. Geriye 11 
bine yakın boş yatak demektir. Ağır vakamız ne kadar 1400.

“Sağlık çalışanlarımızın özellikle pozitif olan, semptomu olan veya olmayan, sayısı
40 bini geçti. Hayatını kaybeden testi pozitif olan sağlık çalışanlarımızın sayısı
da son dönem arttı. Sayıları 100’ü geçti. 107 olduğunu söyleyebilirim. Hepimize 
başsağlığı, Allah’tan rahmet diliyorum.”
