# İstanbul’daki açıklanmayan vaka sayısı korkutucu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/istanbuldaki-aciklanmayan-vaka-sayisi-korkutucu-57837h/
- Yayımlanma: 2020-11-14T13:43:17+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İstanbul’da temaslı ve PCR pozitif hasta sayısının ilkbahardaki sayıları kat kat
aştığı günlük vaka sayısının ise 12 bin ile 15 arasında olduğu açıklandı. 

İstanbul Aile Hekimleri Derneği (İSTAHED) Başkan Yardımcısı Dr. Mustafa Tamur, temaslı
ve PCR pozitif hasta sayılarının nisan ve mart aylarının kat kat üstünde olduğunu
ifade etti. İstanbul’da günlük vaka tahminlerini 12 ile 15 bin arasında açıklayan
Tamur, “Aile hekimlerinin İstanbul’da takip ettiği sayıları biz görebiliyoruz. PCR
pozitifler nisan-mayıs aylarında 8-10 civarıydı. Şu an 30 ile 50 arasında. PCR pozitif
hastalar bizim ekranımızda on gün kalıyor. On günlük vakaların toplamı hekim başına
bizde 30’un üstünde. Ortalamamız da 45-50 civarında” dedi.

“Otuz bile kabul etsek, sadece İstanbul için günlük aile hekimi başına düşen yeni
pozitif vaka 3 demektir” diyen Tamur, “Dolayısıyla İstanbul’da günlük vaka sayısı
12 ile 15 bin arasında anlamına geliyor. Bunların içine ağır hastaları da ayrıca
eklemek gerekiyor çünkü onu ekranlarımızda görmüyoruz. Bizim gördüğümüz evde takip
edilen PCR pozitifler. Şu anda hastanelerde yatırmak için yer bulmakta zorlandığımız
sağlık çalışanı arkadaşlarımız oluyor” diye konuştu. 

**“İşçi semtlerinde artış var”**

Birgün gazetesinden Meral Danyıldız’ın haberine göre Dr. Tamur, özellikle işçi semtlerinde
vaka sayılarının arttığına dikkat çekerek, “İşçi semtlerindeki insanlar hâlâ işe
giderek çalışıyor. Biraz daha geliri iyi olan semtlerde evden çalışma imkânı var.
Ya da hiç çalışmadan geçinebilen insanlar var. Ancak işçi semtlerinde bunu bekleyemiyorsunuz.
Kalabalık aileler, yollar kalabalık, işyerinde hiçbir denetim yok” dedi. 

**“Kapanmamız lazım”**

“Nisana, marta geri döndük” ifadelerinin hatalı olduğunu aktaran Dr. Tamur, derhal
kapanmaya gidilmesi gerektiğine dikkat çekti:

“Nisan ve mayısta gördüğümüz iki binli, üç binli vakalar gerçekten vakaydı. O zamanlar
70 bin aktif vaka varken bile, hastanelerde yatış oranı çok düşük olduğu için hastaneler
hiç bu kadar dolmamıştı. Ancak şu anda hastaneler dolduğuna göre aktif vaka sayımız
o zamankinin çok çok üstünde. Okullar ise bariz bir yayılma merkezi.”

**“Herkes sorumluluk almalı”**

Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semine Aydoğan ise, “Birinci
dalganın pik yaptığı dönemde doluluk oranı yüzde 70’lerdeydi. Üzerine gelen ikinci
dalga ile bu doluluk oranının henüz başlangıçta olmamıza rağmen yüzde 70’i geçtiği
bakanlık verilerince açıklanıyor” dedi.  Aydoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Covid-19 tanısı ile yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan hastalar, ağır solunum
yolu hastalığı ve olası çoklu organ yetmezliği nedeniyle çok yakından takip gerektiren,
hemşirelik bakımına gereksinimi çok yüksek olan hastalardır. Yapılan çalışmalar,
nitelikli ve sayısı yeterli yoğun bakım hemşirelerinin hasta sonuçlarını doğrudan
olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Artan yatak sayıları veya vaka sayıları gibi
nedenler mevcut deneyimli yoğun bakım hemşire sayısının ünitedeki hemşire kadrosu
içindeki oranının çok düşük olmasına yol açıyor.

Yetersiz olan hemşire sayısının oranını daha çok düşürüyor.  Bu süreçte artan iş
yükü ve yetersiz hemşire sayısı neticesine bağlı olarak meslektaşlarımızın gün geçtikçe
Covid-19 pozitif çıktığı haberleri geliyor.  Artış gün geçtikçe devam ediyor. Herkesin
bu süreçte sorumluluk alması ve gerekli önlemlere uymasını öneriyoruz.”
