# İşte İngiltere’nin yeni başbakanı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/iste-ingilterenin-yeni-basbakani-13049h/
- Yayımlanma: 2016-07-11T21:53:12+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İngiltere’de iki kadın adayın yarıştığı başbakanlık koltuğu için Andrea Leadsom’ın
çekileceğini açıklamasının ardından, İçişleri Bakanı Theresa May’in ülkenin yeni
başbakanı olacağı kesinleşti.

Enerjiden Sorumlu Devlet Bakanı Leadsom, bugün başkent Londra’da yaptığı açıklamada,
liderlik yarışından çekildiğini söyleyerek, May’in ülkenin AB’den çıkışını sağlayacak
ideal lider olduğunu dile getirdi. Leadsom, May’e başarılar diledi.

İngiliz basını, Leadsom’ın çekilmesiyle iktidardaki Muhafazakar Parti’nin liderliği
için tek aday kalan Theresa May’in eylülden önce başbakanlık koltuğuna oturacağını
belirtiyor. Yarışta tek adayın kalmasıyla Muhafazakâr Parti üyeleri arasında yapılması
planlanan oylamanın gerçekleşmesi de öngörülmüyor.

Leadsom’ın hafta sonu Sunday Times gazetesine verdiği demeçte rakibi May’in anne
olmamasının kendisini başbakanlık için daha uygun kıldığını söylemesi tepkiye neden
olmuştu. Leadsom, May’den özür dilemiş, May ise rakibinin özrünü kabul ettiğini 
söylemişti.

Birleşik Krallık’ta 23 Haziran’da yapılan referandumda halkın yüzde 52’sinin Avrupa
Birliği’nden çıkılması yönünde oy kullanmasının ardından, 2010 yılından bu yana 
başbakanlık yapan ve ülkesinin AB içinde kalması için kampanya yürüten Muhafazakâr
Parti lideri David Cameron görevinden ayrılacağını açıklamıştı. Bunun ardından Muhafazakâr
Parti liderliği ve başbakanlık için yarış başlamıştı.

Geçmişte kadın ve eşitliklerden sorumlu devlet bakanlığı görevini de üstlenen May,
referandumdan önce AB’de kalınması için kampanya yürütüyordu. Leadsom ise AB’den
ayrılma yanlısıydı.

“AB’YE ARKA KAPIDAN TEKRAR ÜYE OLMAYA ÇALIŞMAYACAĞIZ”

Bu arada, Theresa May, bugün İngiltere’nin Birmingham şehrinde düzenlediği basın
toplantısında, Birleşik Krallık’ın güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu belirterek“
Ülkeyi ekonomik ve siyasi belirsizlikten çıkaracak ve AB’den ayrılırken en iyi anlaşmayı
sağlayacak güçlü bir lidere ihtiyaç var” dedi.

Referandum sonucunun ardından ülkeyi ve partiyi birleştirmenin önemini vurgulayan
May, “Referandum, AB’den ayrılık kararının yanı sıra, ciddi değişiklik kararı anlamına
da geliyor. Brexit, Brexit demektir. AB’de kalma yönünde ya da ikinci bir referandum
için herhangi bir girişim olmayacaktır. Birliğe arka kapısından tekrar üye olma 
girişimimiz olmayacak. Ülke, AB’den ayrılma kararı vermiştir. Bunun olmasını sağlayacağım”
diye konuştu.

THATCHER’A BENZETİLİYOR

İktidardaki Muhafazakâr Parti’nin liderini, dolayısıyla ülkenin yeni başbakanını
belirlemek için son yapılan oylamada, İçişleri Bakanı Theresa May, 329 milletvekilinden
199’unun desteğini almıştı.

Referandumdan önceki kampanya sürecinde ülkesinin AB’de kalmasına destek veren 59
yaşındaki İçişleri Bakanı May, başbakanlık için favori aday olarak görülüyordu. 
Muhafazakâr Parti’nin tecrübeli siyasetçileri arasında yer alan May, Margaret Thatcher’ın
ülkenin tek kadın başbakanı unvanını da elinden alacak.

Disiplini ve sert mizacı dolayısıyla Thatcher’a benzetilen May’le ilgili İngiliz
basını “yeni Demir Leydi” değerlendirmesinde bulunuyor. Bir papazın kızı olan May,
Oxford Üniversitesi mezunu. 2010’dan bu yana İçişleri Bakanlığı yapan ve en uzun
süre bu görevde bulunan siyasetçiler arasında yer alan May, 1997’de milletvekili
seçildi.

1977-1983 yıllarında İngiltere Merkez Bankasında çalışan May, siyasete 1986’da Merton
Belediyesinde, belediye meclis üyeliğiyle başladı. 1992’de yapılan genel seçim ile
1994’te yapılan ara seçimde milletvekili seçilemeyen May, 1997’deki genel seçimle
Muhafazakâr Parti’nin Maidenhead milletvekili olarak İngiliz Parlamentosuna girdi.

6 YILDIR İÇİŞLERİ BAKANI

1999’da ana muhalefette bulunan Muhafazakâr Parti’nin gölge kabinesinde Eğitim Bakanlığı
yapan May, 2002’de ise Muhafazakar Parti’nin ilk kadın başkanı seçildi. Son 6 yıldır
yürüttüğü İçişleri Bakanlığı görevi süresince, özellikle göç konusuyla ilgili katı
kararlar alan May, hükümetin yıllık göçün 100 binin altına indirilmesi hedefine 
ulaşamamakla da eleştirilmişti.

May, referandum öncesinde ülkesinin AB’de kalmasından yana tavır alsa da kampanya
sürecinde bu yöndeki görüşünü çok fazla dillendirmeyerek arka planda durdu.

May, referandumun ardından yaptığı açıklamada, AB’den çıkış müzakerelerini başlatacak
Lizbon Antlaşması’nın 50’nci maddesinin bu yıl sonundan önce yürürlüğe sokulmaması
gerektiğini de kaydetmişti.
