# İTÜ Kahramanmaraş depremlerine ilişkin ön raporunu tamamladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/itu-kahramanmaras-depremlerine-iliskin-on-raporunu-tamamladi-95229h/
- Yayımlanma: 2023-02-18T10:53:34+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[İTÜ](https://www.borsatek.com/ituden-beklenen-doga-koleji-aciklamasi-geldi-49110h)‘
den yapılan yazılı açıklamayla paylaşılan raporun ön sözünde değerlendirmelerine
yer verilen Rektör Prof. Dr. İsmail Koyuncu, [deprem](https://www.borsatek.com/bm-depremin-ardindan-turkiyede-ciftcilerin-acil-yardima-ihtiyaci-var-95201h)
lerin hemen ardından inşaat mühendisliği, jeoloji mühendisliği, jeofizik mühendisliği,
mimarlık gibi alanlardaki uzman isimlerden oluşan İTÜ’lü bilim insanlarının, gruplar
halinde bölgedeki şehirlerde inceleme ve gözlemlerde bulunduklarını kaydetti.

Deprem bölgesindeki ilk tespit çalışmalarını süratle tamamlayan akademisyenlerin
bir ön rapor hazırladıklarını aktaran Koyuncu, “Bölgedeki depremin analizini yapan,
fay hareketliliğini inceleyen bu raporumuz bir ‘ön tespit raporu’ olma özelliğini
taşımaktadır. Deprem felaketinin sonuçlarını kapsamlı biçimde ele alacak olan daha
detaylı bir rapor ise önümüzdeki günlerde kamuoyuyla ayrıca paylaşılacaktır.” ifadelerini
kullandı. 

Raporda, “Depreme dair jeolojik, jeofizik, jeodezi ve jeomorfolojik ön tespitler”,“
Kuvvetli yer hareketlerinin değerlendirilmesi”, “Yapısal hasarların değerlendirilmesi”,“
Geleceğe dönük çıkarımların kent planlama ve hızlı konut ihtiyacının karşılanması
için kullanılabilecek inşaat tekniklerinin değerlendirilmesi” ve “Çevresel altyapı
ve deprem atıkları yönetimi açısından değerlendirme” konulu 5 başlık yer aldı.

Türkiye saati ile 04.17’de ve 13.24’te merkez üssü Pazarcık ve Elbistan olan iki
deprem (Mw 7,8 ve Mw 7,7) meydana geldiği anımsatılan raporda, “Bu depremlerin sonucu
çok geniş bir alanda uydu görüntülerinde yüzey kırığı haritalanmıştır. Arazide fayın
belirli kesimlerde yüzey kırığı gözlenmektedir. Fayın sekmeli yapısı ve izi, arazide
bilinen hatlara yakın olmakla birlikte, morfolojik olarak Çardak Fayı’nda sırtlar
ve yamaçlardan ilerlediği görülmektedir. Bu depremin arazi izleri ve yüzey kırık
haritası yepyeni bilgiler içermektedir. Birbiriyle ilişkili segmentlerin atım dağılımı,
bölgede aynı anda Amanos Segmenti’nin 2, Çardak Fayı’nın 2, Pazarcık Segmenti’nin
1, Gölbaşı Segmenti’nin 1 bağımsız depremle aynı anda kırıldığını düşündürmektedir.
Diğer dikkati çekici bir unsur Türkiye aktif fay haritası ile yüzey kırıkları birbirlerini
üzerlememekte ve farklı alanlardan geçmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Raporda, uzak ve yakın alan sismolojik (BB ve SGM) ve jeodetik (GPS) veri ve gözlemlerin
ortak ters çözümü ile 6 Şubat Nurdağı-Pazarcık ve Ekinözü depremlerine ait aletsel
moment büyüklüklerinin sırasıyla 7,8 ve 7,7 olarak hesaplandığı aktarıldı. 

Çoklu veri setine bağlı yırtılma-kayma modellerinin, oluşan her iki deprem için 
birden fazla fay segmenti üzerinde yaklaşık 8-10 metre arasında değişen ve arazi
gözlemleriyle uyumlu yer değiştirme değerlerini verdiği kaydedilen açıklamada, modelleme
sonuçlarının Nurdağı-Pazarcık ve Ekinözü depremlerinin kırılma sürelerinin sırasıyla
yaklaşık 100 ve 60 saniye olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.

Statik değerlendirmeye göre, her iki deprem sonrasında en büyük yatay yer değiştirmenin
4,7 metre ile Ekinözü istasyonunda elde edildiği, Malatya, Gaziantep ve Osmaniye
istasyonlarındaki yatay yer değiştirme değerlerinin ise sırasıyla 69,9, 39,6 ve 
29,2 santimetre olarak bulunduğuna değinilen raporda, kinematik değerlendirmelerden
elde edilen sonuçların ise genel olarak statik değerlendirme sonuçlarını desteklediği
vurgulandı.

Deprem sırasında ivme ölçerlerin ve yerleştirildiği binaların hasar görmesiyle bazı
istasyonlardan sağlıklı veri alınamadığına işaret edilen raporda, AFAD’ın Türkiye
İvme Veritabanı ve Analiz Sistemi sitesinden 9 Şubat’ta indirilen ivme kayıtları
kullanılarak hesaplanan spektral ivme, hız ve yer değiştirme büyüklüklerinin sunulduğu
kaydedildi.

### En belirgin yıkım nedenleri

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde sırasıyla 7,8 ve 7,7 büyüklüğünde
oluşan şiddetli depremlerde Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki 10 ilde çok sayıda
betonarme binanın yıkılarak enkaz haline geldiği hatırlatılan raporda, şu değerlendirmelere
yer verildi:

“Yıkılan binaların enkaz haline gelmesi hususunda birçok parametre etkin olmakla
beraber binaların yaşı, temellerin oturduğu zeminlerin taşıma kapasitelerinin düşük
olması, inşaatlarda kullanılan malzeme kalitesinin, kolonlar ve kirişlerin en kesit
boyutlarının ve donatı miktarlarının yetersizliği, inşa edildiği yıllarda yürürlükte
olan yönetmeliklere uygun olarak taşıyıcı sistem elemanlarının inşa edilmemiş olmaları,
diğer yapım kusurları ile bitişik nizamda inşa edilen binaların kat seviyelerinin
farklı olmaları gibi hususlar en belirgin yıkım nedenleri olarak görülmüştür.

Kahramanmaraş ve Adıyaman’da enkaz halindeki binaların büyük çoğunluğunun ilk katlarının
ya tamamen veya kısmen kat mekanizma durumuna gelerek tüm katların üst üste sandviç
şeklinde ya da yan tarafa doğru toptan veya kısmen dönerek göçme durumlarının oluştuğu
görülmüştür. Hatay-Antakya ve Adıyaman-Gölbaşı gibi bölgelerde zemin sıvılaşması
etkisiyle binaların temel sistemi özelliklerine bağlı zemine batarak ya binanın 
tamamı yana yatarak ya da kısmen sıvılaşan zemine batarak eğik vaziyette göçtüğü
de görülmüştür. Bu depremler sonucunda, betonarme binalar gibi tüm yapıların yönetmeliklere
uygun olarak zemin kapasiteleri yüksek olan bölgelerde projelerine azami ölçüde 
uygun olarak inşa edilen hastaneler ile bazı kamu binaları, böylesine şiddetli depremler
sonucunda binalarda oluşabilecek yapısal hasarların çok sınırlı ölçülerde kalabileceğini
bir defa daha göstermiştir.”

### Kullanılabilecek inşaat teknikleri değerlendirildi

Depremlerden etkilenen ve 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgenin deprem öncesi ve
sonrası durumu değerlendirilen raporda, “Bilimsel temele dayanmayan imar affı, imar
barışı gibi mühendislik hizmeti almamış, sağlıksız ve güvensiz yapı stokunu yasallaştıran
düzenlemelere son verilmeli, doğal eşikler yeniden yapılanma sürecinde esas alınmalı,
yeni planlama sürecinde kültür varlıkları hariç bu alanlarda yapılaşmalara izin 
verilmemelidir.” önerisinde bulunuldu.

Raporda, depremlerden etkilenen bölgelerde kentin yeniden yapılanma sürecine ilişkin
inşa edilecek konutlarda, zemin koşulları ve benzeri birçok farklı koşul dikkate
alınarak tünel kalıp ile inşa edilen taşıyıcı sistemler, prefabrike betonarme konutlar
ve modüler çelik sistemlerin avantajlarına değinilerek, birlikte değerlendirilmesi
gerektiği kaydedildi. 

### Çevresel altyapı ve deprem atıkları yönetimi ele alındı

Depremlerin, üstyapılara olduğu kadar altyapılara da zarar verdiği belirtilen raporda,
özellikle şebeke ve kanalizasyon boru hatlarının hasarlanması ile su temini ve atık
suların uzaklaştırılmasında akut problemler yaşanabildiği kaydedildi.

Bu nedenle deprem sonrasında su yoluyla bulaşma potansiyeli yüksek olan enfeksiyon
hastalıkları riskinin de arttığına dikkati çekilen raporda, su kaynaklı salgınların
önlenebilmesi için güvenli su teminiyle ilgili teknik önlemlerin hızlıca alınmasının
hayati önem taşıdığı açıklandı.

### Tahmini atık miktarı hesaplandı

Raporda, depremler sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından
toplam 13 ilde yürütülen hasar tespit çalışmaları kapsamında 16 Şubat itibarıyla
61 bin 722 binada yer alan 263 bin 800 bağımsız birimin acil yıkılması gereken, 
ağır hasarlı ve yıkık olduğunun ifade edildiği belirtildi.

Buna göre deprem atıkları miktarı ön hesaplamaları yapılarak il bazında oluşacak
tahmini atık miktarının hesaplandığı kaydedilen raporda, şu bilgilere yer verildi:

“Toplam deprem atıkları miktarının 50 milyon ton ile 110 milyon ton aralığında olacağı
öngörülmektedir. Deprem atığının en fazla oluşması beklenen iller depremden en çok
etkilenen Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Adıyaman’dır. O nedenle bu
illerde deprem atıkları için gerekli geçici ve nihai depolama alanı ihtiyacı en 
yüksek düzeydedir. Bu açıdan öncelikli olarak mevcut sahaların kalan kapasitesi 
belirlenmeli ve gerekmesi halinde yeni geçici ve nihai depolama alanları tespit 
edilmelidir. Oluşan atık miktarına göre bu illeri Osmaniye, Diyarbakır ve Elazığ
takip etmektedir. Adana, Kayseri, Kilis, Niğde ve Şanlıurfa için, nispeten düşük
deprem atığı miktarı nedeniyle, mevcut sahaların yeterli olabileceği düşünülmektedir.
Ancak yine de mevcut saha kapasitelerinin kontrolü gerekmektedir.”

Raporda, binaların yıkımı, atıkların taşınması ve yönetimi sürecinde gerekli iş 
sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması gerektiği vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“Deprem atıklarının geçici depolama alanlarına taşınması, burada atıkların içerisindeki
malzemelerin ayrılarak büyük oranda yeniden kullanım, geri dönüşüm veya geri kazanımının
sağlanması, kalan atıkların ise tehlikelilik seviyesine göre ilgili yönetmeliklerde
belirtilen hükümler çerçevesinde bertarafının yapılması gerekmektedir. Geçici ve
nihai depolama alanları atık miktarını karşılayacak kapasitede olmalı, alanlara 
yetkisiz kişilerin girişi sınırlanmalıdır. Yangın riskinden dolayı özellikle geçici
depolama alanlarında atıklar belli bir yüksekliğin üzerinde istiflenmemelidir. Yangın
riski gibi durumlar için gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır.”

Raporda, depremin toplumsal etkilerinin gözetilmesi ve onarılması için kısa, orta
ve uzun vadede çalışmalar yapılması gerektiği kaydedildi.
