# Karbon salımı azaltılmazsa yeni iklim krizleri kapıda

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/karbon-salimi-azaltilmazsa-yeni-iklim-krizleri-kapida-68688h/
- Yayımlanma: 2021-08-13T11:45:57+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin(
IPCC) 9 Ağustos’ta yayınlanan raporunda, iklim değişikliğinin “yaygın, hızlı ve 
yoğun” olduğu uyarısında bulunulurken, iklimde gözlemlenen değişikliklerin binlerce
yıldır görmezden gelindiğine, telafisinin ise zor olacağına dikkat çekildi.

Karbondioksit (CO2) ve diğer sera gazlarının emisyonlarındaki güçlü ve sürekli azalmaların
iklim değişikliğini sınırlayacağının altı çizilen raporda, küresel sıcaklıkların
istikrara kavuşmasının 20-30 yıl sürebileceği öngörüsünde bulunuldu.

İklimin insan faaliyetleri sonucu değiştiğinin ve bu faaliyetlerin küresel ısınmayı
son 2 bin yıldır görülmemiş bir seviyeye çıkardığını hatırlatan uzmanlar, iklim 
değişikliğini sınırlamak için hala zaman olduğunu da vurguladı.

IPCC’nin raporunda önlem alınmadığı takdirde 21’inci yüzyılda 2 derecelik küresel
ısınmanın aşılacağı konusunda uyarıda bulunulurken, gelecek yıllarda CO2 ve sera
etkisi yapan diğer gaz salınımlarında hızlı azalmalar olmazsa 2015 Paris Anlaşmasının
hedeflerine ulaşmasının mümkün olamayacağı kaydedildi.

**Sıcaklıklar toprağı kurutuyor, tarımsal verimliliği tehdit ediyor**

İnsanları tehdit eden çevresel gelişmeler yaşanırken, bunlar basit, kısa vadeli 
hatta güvenilir bir çözümle başa çıkılması mümkün görünmeyen afetler olarak nitelendiriliyor.

Güney Avrupa’daki orman yangınlarının yüksek sıcaklıklarla tetiklenmesi iklim uzmanlarını
endişelendiriyor.

Sıcaklıklar başlı başına bir tehdit olarak öne çıkarken, toprağı kurutuyor, su kıtlığına
yol açıyor, tarımsal verimliliği, sağlığı ve insanların yaşamını tehdit ediyor.

Yeryüzünde en düşük sıcaklıkların kaydedildiği Rusya’nın kuzeydoğusundaki Sibirya’da
da yangınlar meydana gelirken 1,5 milyon hektarlık bir orman alanının da bundan 
etkilendiği hatırlatılıyor.

Kanada’da temmuz ayı ortalarında meydana gelen yaklaşık 4 bin yangının 157 bin hektarlık
alanı yaktığı ,50 dereceye ulaşan sıcaklıklarla yaklaşık 500 kişinin hayatını kaybettiği
kaydediliyor.

Söz konusu yangınlar, küresel ısınmanın neden olduğu değişikliklerin ekosistem üzerinde
felaket boyutun da sonuçları olabileceğini teyit ediyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na (WWF) göre, yağışlarda, su miktarlarında, nemde ve 
rüzgarların enerjisindeki düzensizliklerin de sonuçlarda etkili olduğu bildirildi.

**İklim krizi bir sonraki finansal krizi tetikleyebilir**

Politika yapıcılar iklim değişikliği ile mücadeleyi gündemlerine almaya başlarken,
ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke karbon salımını azaltmaya
yönelik hedefler doğrultusunda stratejiler belirliyor.

ABD sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 yılına kıyasla yüzde 50- 52 arasında
azaltma taahhüdünde bulurken, Avrupa Yeşil Mutabakatı karbon salımını 2030’a kadar
yüzde 50 azaltmayı, 2050 yılında ise sıfır düzeyine çekmeyi öngörüyor.

Yeşil dönüşüm maliyetli bir süreç olarak devlet ve şirketlerin önüne çıkarken, bu
dönüşümü gerçekleştirmemenin maliyetinin ise tüm dünya için ağır olacağı ifade ediliyor.

Uluslararası örgütlerden merkez bankalarına kadar birçok kuruluş iklim değişikliğiyle
mücadelede devreye girerken, Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) raporunda iklim
değişikliğinin gerekli önlemler alınmadığı takdirde bir sonraki finansal krizi tetikleyebileceği
uyarısında bulunuluyor.

**“Harekete geçme zamanı geldi”**

IPCC raporu yazarlarından Hamburg Üniversitesi İklim Araştırmacısı Dirk Notz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, IPCC’nin son raporunun iklim değişikliğinin insanların
hayatını nasıl etkileyeceğini göstermesi açısından önemli olduğunu söyledi.

Notz,”Gelecek yıllarda karbondioksit salınımı çok hızlı bir şekilde durdurmazsak,
aşırı hava olayları, seller, kuraklıklar ve sıcaklıklar yaşanacak. Üstesinden gelmemiz
gereken daha çok zorluk olacak.” dedi.

Raporun çok açık bir mesaj verdiğini belirten Notz, iklim değişikliğinin olumsuz
sonuçlarını en aza indirmek için mümkün olduğunca hızlı şekilde harekete geçme zamanının
geldiğinin vurguladı.

Notz, iklim değişikliğine karşı insanların elinden gelen her şeyi denemesi gerektiğini
belirterek, “Bence tek bir kişinin gerçekten sahip olabileceği en büyük ve en önemli
etki politika yapıcılara bu değişikliği istediğini söylemektir. Bu nedenle iklim
için güçlü planı olan partilere oy vermenin küresel ısınmayı yavaşlatmak isteyen
bir kişinin yapabileceği en büyük ve en güçlü şey olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Hala umut olduğuna işaret eden Notz, şöyle devam etti:

“Gezegenin her yerinde yaşanan aşırı hava koşullarının, insanların çok rahatsız 
edici bir iklim durumuna girdiğimizi anlamasına ve neyin tehlikede olduğunu görmelerine
yardımcı olacağını umuyorum. Bana çok umut veren ikinci şey, son 2 yılda gezegenin
her yerindeki hareketle birlikte gördüğümüz değişim. Gençler görünüşe göre bunun
ne olduğunu anlıyor ve toplumu bu konuda bilinçlendirmeye çalışıyor. Bence, bundan
önceki 30 yıl ile karşılaştırıldığında, toplumun son2 yılda bu sorunların farkına
varma hali, birlikte hareket ederek küresel ısınmanın kötü sonuçlarından kaçınabileceğimiz
konusunda bana çok fazla umut veriyor.”

**“Neyi değiştirirsek değiştirelim ancak 20 veya 30 yıl içinde gerçekten ölçülebilir
olacak”**

Notz, ülkelerin sanayileşmesi konusunda Avrupa veya ABD’de yapılan hataların tekrarlanmaması
gerektiğini belirterek, ülkelerin “fosil yakıt çağını” atlayarak doğrudan “yenilenebilir
enerji çağına” geçebileceğini ifade etti.

İklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili en büyük sorunun sistemin alınan önlemlere
nispeten yavaş tepki vermesi olduğunu aktaran Notz, “Gelecek 20 yıl içinde hala 
bir şeyleri değişebiliriz çünkü şimdi neyi değiştirirsek değiştirelim ancak 20 veya
30 yıl içinde gerçekten ölçülebilir olacak. İklimin korunması söz konusu olduğunda
en büyük zorluklardan biri bu.” dedi.

Notz, 2050’de dünyanın nasıl olacağına da değinerek, alınan eylemlere bağlı olarak
deniz suyu seviyesinin 20 ila 30 santimetre daha yüksek olabileceğini, sıcaklığın
1,5 derece daha fazla olabileceğini ve daha az buzulun olabileceğini anlattı.

Dünya genelinde yaşanan orman yangınlarını da değerlendiren Notz, orman yangınlarının
normal olduğunu ancak hava koşullarının yangınları daha kolay çıkabilir hale getirdiğini
aktardı.

Notz, iklim değişikliğinin aşırı doğa olaylarını çok daha olası hale getirdiğinin
altını çizdi.
