# Kavcıoğlu yine ‘amcamın bıyıkları olmasaydı,” dedi!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kavcioglu-yine-amcamin-biyiklari-olmasaydi-dedi-88200h/
- Yayımlanma: 2022-08-02T17:09:54+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Türk Lirası’nın son 1 yıl içinde dünyanın en çok değer yitiren parası olmasına karşın
[cari fazlanın](https://www.borsatek.com/turkiye-borc-krizinin-esiginde-mi-87824h)
bir türlü ortaya çıkmamasını ekonomi yönetimi ilginç bir yöntemle anlatmaya başladı:
Fiyat artışları olmasaydı cari fazla olacaktı, doğru yoldayız…

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı [Şahap Kavcıoğlu](https://www.borsatek.com/cari-acikta-mayis-beklentisi-668-milyar-dolar-87223h)
resmi verilerde gittikçe büyüyen cari açığa rağmen dört gün önce söylediği “Türkiye
ekonomisinin cari fazla verdiği” açıklamasını bugün de tekrar etti. 
Kavcıoğlu, 
TOBB Sektör Meclisleri İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2004
yılından bu yana ilk defa ve üst üste iki çeyrek boyunca cari fazla verdiğini belirterek,“
Bu durum, ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmaktadır. Merkez Bankası
olarak uygulamakta olduğumuz politikalarla, enerji fiyat artışları tarafından gölgelenen
ve verilerle tespit ettiğimiz bu tarihi fırsatın kalıcı olmasını sağlamaya kararlıyız.”
dedi.

Kavcıoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İkiz Kuleler’de gerçekleştirilen“
TOBB Sektör Meclisleri İstişare Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Kovid-19 salgını
ile başlayan, yakın bölgede giderek yükselen jeopolitik riskler ile artan enerji
sorunları, arz kısıtları ve tedarik zincirindeki aksamaların küresel ölçekte olumsuz
yansımalara yol açtığına dikkati çekti.

Bununla birlikte, enerji ve emtia fiyatlarıyla, özellikle gelişmekte olan ülkelerin
tedarik sürelerinde son dönemde bir miktar iyileşme kaydedildiğini ifade eden Kavcıoğlu,
bu gelişmelere bağlı olarak, üretim maliyetleri üzerinde bir süredir biriken baskıların
yavaş yavaş azaldığını gördüklerini söyledi.

Kavcıoğlu, Türkiye’nin salgın döneminde diğer ülkelere kıyasla oldukça başarılı 
ve güçlü bir reel ekonomik performans sergilediğini ifade ederek, şu değerlendirmede
bulundu:

“Söz konusu dönemde birçok ülkede iktisadi faaliyet gerilemiş ve pek çok ekonomide
büyüme sıfıra yakın bir seyir izlemiştir. Buna karşılık, ilerleyen süreçte hızla
normalleşen Türkiye ekonomisi, büyüme oranları açısından tüm ekonomiler arasında
en üst sıralarda yer almıştır. 2022 yılının ilk çeyreğinde Rusya ve Ukrayna arasında
başlayan çatışma, süregelen olumsuz yönlü arz şoklarının etkilerinin daha da ağırlaşmasına
ve belirsizliklerin artmasına neden olmuştur. Buna rağmen, ekonomimizin dayanıklılığı
ve yurt içi finansal koşulların desteğiyle 2022 yılının ilk çeyreğinde yıllık büyüme
oranı yüzde 7,3 olarak gerçekleşmiştir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, ikinci
çeyreğe ilişkin beklentimiz de büyümenin bu orana yakın olarak gerçekleşeceği yönündedir.”

### – “Yatırımlar ve net ihracatın artması kalıcı fiyat istikrarına da katkı sağlayacak”

Güçlü büyümede, net ihracat ve makine-teçhizat yatırımlarının önemli rol oynadığına
işaret eden Kavcıoğlu, büyümenin bileşenlerine bakıldığında, net ihracatın büyümeye
son 5 çeyrek boyunca arka arkaya pozitif katkı sağladığını vurguladı.

Kavcıoğlu, makine-teçhizat yatırımlarının sağlıklı ve sürdürülebilir bir çerçevede
devam ettiğine dikkati çekerek, bu yatırımların istikrarlı ve güçlü bir büyümeye
işaret ettiğini bildirdi.

Bu kapsamda, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarına arz yönlü desteğin devamı
için gerekli olan yatırım ihtiyacının ulaşılabilir, uzun vadeli ve düşük maliyetli
Türk lirası finansman ile karşılanmasının önemini vurgulayan Kavcıoğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye ekonomisinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı artırmaya odaklı ekonomik
performansının destekleyici bileşenleri olan makine-teçhizat yatırımlarının ve net
ihracatın milli gelirden aldığı toplam pay istikrarlı bir şekilde yükselmektedir.
Söz konusu bileşenlerin 2022 yılının ilk çeyreği itibarıyla milli gelirden aldıkları
pay yüzde 18 ile tarihsel olarak en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yatırımlar ve 
net ihracatın istikrarlı bir şekilde artması, ekonomimizin arz kapasitesini destekleyerek
kalıcı fiyat istikrarına da katkı sağlayacaktır. Açıklanan son veriler, yılın ikinci
çeyreğinde, sanayi üretiminin güçlü bir seyir izlemeye devam ettiğini göstermektedir.
Üretimde gözlenen bu artış, imalat sanayinin geneline yayılırken ihracatçı sektörlerde
sanayi üretimi daha güçlü seyretmektedir. Kapasite artışları son dönemde yatırım
iştahı yüksek olan firmaların bulunduğu sektörlerde daha belirgindir. Bu durum, 
ilave kapasite ihtiyacına işaret etmekte ve yatırım talebini desteklemektedir.”

Kavcıoğlu, Türkiye ekonomisindeki son dönem istihdam gelişmelerinin de son derece
umut verici olduğuna işaret ederek, mayıs ayı itibarıyla toplam istihdam edilen 
kişi sayısının 31 milyon ile tarihsel yüksek seviyeye ulaştığını söyledi.

### – “Tarihi fırsatın kalıcı olmasını sağlamaya kararlıyız”

Salgın döneminde birçok ülkenin iş gücüne katılımda yaşanan kayıpları telafi edemediğini
belirten Kavcıoğlu, “Buna karşılık, iş gücüne katılım ve istihdam göstergelerinin
pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıkmış olması, iş gücü piyasalarının normalleşme
sürecindeki canlılığını ve sağlamlığını göstermektedir.” dedi.

Kavcıoğlu, çevrimsel etkilerden arındırıldığında, Türkiye ekonomisinin, analizin
yapılmaya başlandığı 2004 yılından bu yana ilk defa ve üst üste iki çeyrek boyunca
cari fazla verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir başka deyişle, bu yeni denge, küresel enerji ve emtia fiyatları normalleşme
eğilimine girdiğinde ekonomimizin cari fazla verme kapasitesine ulaşmasına, kısa
vadeli finansman ihtiyacının asgariye inmesine ve ihracata dayalı büyümeye işaret
etmektedir. Bu durum, ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmaktadır.
Merkez Bankası olarak uygulamakta olduğumuz politikalarla, enerji fiyat artışları
tarafından gölgelenen ve verilerle tespit ettiğimiz bu tarihi fırsatın kalıcı olmasını
sağlamaya kararlıyız.”

### – “Turizmde ziyaretçi sayıları 2019 yılı rakamlarına yaklaştı”

Türkiye ekonomisinin büyüme yapısında ihracat ağırlıklı bir dönüşüm yaşandığını 
anlatan Kavcıoğlu, ihracatın, 2022 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine
kıyasla yıllık bazda yaklaşık yüzde 20 artışla 126 milyar dolara ulaştığını ve bunun
ihracat için ilk 6 ayda ulaşılan tarihsel en yüksek rakam olduğunu bildirdi.

Kavcıoğlu, dış dengenin önemli bir unsuru olmasının yanı sıra geniş bir istihdam
ve gelir kaynağı olan turizm sektörünün ilk 6 aydaki performansının da memnuniyet
verici olduğunu ifade ederek, “Ziyaretçi sayılarının 2021 yılına göre aylık bazda
artış kaydettiği ve 2019 yılı rakamlarına yaklaştığı görülmektedir. Seyahat gelirleri
ise kişi başı harcamalardaki artışın da etkisiyle 2021 yılına göre artış kaydetmekle
kalmayarak, pandemi öncesi dönemine kıyasla önemli oranda yükseliş kaydetmiştir.”
diye konuştu.

Türkiye’nin önemli ticari ortaklarının arasındaki sıcak çatışmaya rağmen, ihracatta
gerçekleşen rekor niteliğindeki bu artışın temel olarak 3 etkene dayalı olduğunu
belirten Kavcıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“İlk olarak, pandemi sonrasındaki süreçte küresel ticaretin yeniden şekillenişinde
Türkiye’nin, göreli avantajlarının artmasıyla önemli bir ticaret üssü olarak konumlandığını
görüyoruz. İkincisi, ihracatçılarımızın dayanıklı ve esnek yapıları sayesinde ürün
ve ülke çeşitliliği sağlayarak değişen koşullara hızlıca uyum sağlama kapasiteleri
olduğunu gözlemliyoruz. 2022 yılında ihracatımızın ülke ve ürün çeşitliliği 2006
yılına göre iki kat artmıştır. 2015-2022 yılları arasında ihracatımızdaki artışın
yaklaşık yüzde 29’u yeni pazar girişleriyle gerçekleşmiştir. Bu esnekliğin olumlu
etkileri, ihracatın son dönemdeki jeopolitik risklere rağmen artışını sürdürmesiyle
oluştuğunu teyit etmektedir. Son olarak, Merkez Bankası tarafından yapılan düzenlemelerin
de önemli etkisiyle ihracatçılarımıza, üretimlerini artırmaya yönelik daha elverişli
finansal koşulların sağlandığını değerlendiriyoruz. Türk lirası cinsi ihracat ve
yatırım kredileri, 2022 yılı başından itibaren hızlı bir artış göstermiştir. Aralık
2021-Mayıs 2022 döneminde TL ticari krediler 618 milyar lira artarken, bu artışın
154 milyar lirası ihracat ve yatırım kredilerindeki artıştan kaynaklanmıştır. Bu
çerçevede, yatırım ve ihracat kredilerinin toplam ticari krediler içerisindeki payının
yüzde 28’e yaklaşarak son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştığının altını çizmek
isterim.”

Merkez Bankası olarak son dönemde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı destekleme
noktasında oynadıkları rolün, firmaların kullandıkları krediler ile çarpıcı bir 
şekilde ortaya çıktığına dikkati çeken Kavcıoğlu, 2021’in ilk 6 ayında TL firma 
kredi net kullandırımının 75,6 milyardan 2022’nin aynı döneminde 820 milyar liraya
çıktığını, bunun önemli derecede artış olduğunu söyledi.

Kavcıoğlu, yabancı para dahil, tüm kredilerin 2021-2022 ilk yarısındaki kullandırımının
büyüme oranının, kur etkisinden arındırılmış olarak, yüzde 500’lere yakın gerçekleştiğine
işaret ederek, şu bilgileri paylaştı:

“2022 yılının ilk yarısında sağlanan krediler 2021 yılının tümünün neredeyse 3 katına
ulaşmıştır. KOBİ kredileri ise yılın ilk 6 ayında 372,8 milyar lira ile 2021 yılının
aynı dönemindeki 27,3 milyar liranın oldukça üzerindedir. Sağlanan kredilerin rekor
artış gösterdiği bu dönemde krediye erişim, kredi kullanan firma sayılarına da yansıyacak
ölçüde güçlü ve yaygın şekilde gerçekleşmiştir. Aralık 2021 ile Haziran 2022 arasında
kredi verilen firma sayısı toplamda 1 milyon 878 binden yaklaşık 2 milyona ulaşmıştır.
Kredi kullanan KOBİ’lerin sayısı 195 bin adet yükselerek 2 milyon 56 bin olmuştur.”

### Cari fazlaya destek olacak hedefli kredi politikaları

Kavcıoğlu, cari fazlaya destek olacak hedefli kredi politikalarıyla ülke ekonomisi
için en verimli sonuçları almaya odaklandıklarını belirterek, “Hem kaynakların reel
sektörümüzle tabana yaygın şekilde buluşturulması hem de söz konusu kaynakların 
döviz kurları ve enflasyonda istikrarsızlık oluşturmayacak ve cari denge hedefimize
katkı verecek şekilde kullanılması sağlanmalıdır.” dedi.

Sektörün kar yaratma kapasitesinin de yüksek seyrettiğini dile getiren Kavcıoğlu,“
Sektörün net dönem karı 2022’nin ilk yarısında 169 milyar lirayla geçen yılın aynı
dönemine göre 5 kat artarken, öz kaynak karlılığı yüzde 30’a yükselmiştir. Kar artışı
sektörün sermaye görünümünü de desteklemektedir.” bilgisini verdi.

Kavcıoğlu, reel sektörün de güçlü ve karlı olduğuna dikkati çekerek, 2021 sonuna
kıyasla firmaların net döviz pozisyonu açığının önemli ölçüde azaldığını, kısa vadeli
net döviz pozisyonu fazlasının da arttığını ifade etti.

Merkez Bankası başkanlığına atanmasından sonra yapılan çalışmalardan bahseden Kavcıoğlu,
şöyle konuştu:

“20 milyar dolar olan reeskont limitini 30 milyar dolara çıkardık. Vadeyi 1 yıla
yaydık, faizleri düşürdük, tabana yaygın bir şekilde kullanımına önem verdik. Bugün
böyle avantajlı bir kredinin hala talep görmesi memnuniyet verici. Bu talebin karşılanması
noktasında elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Bu talebin karşılanması için
de 10 milyar dolarını tüm özel ve kamu bankalarına verdik. Limitler şu an açık ve
kullanılabilir durumda. Size ve bize, hepimize düşen görev bu kredinin hedefli olarak
en sağlıklı bir şekilde doğru yerlere, doğru firmalara ulaşmasıdır. Bizim çabamız
budur. Bunda da kısmen başarılı olduk.”

### – “KOBİ’lerin payı arttı”

Kavcıoğlu, ihracatın ve ithal ikamesi yatırımlarının artması için Cumhurbaşkanı 
Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yüzde 9 faiz ve 2 yıl ödemesiz, 10 yıl
vadeli yatırım kredisinin Merkez Bankası kaynaklarından karşılandığını anımsattı.

Kredilerin verimli kullanımına ilişkin bilgi veren Kavcıoğlu, “Geçen yılın 7 ayına
kıyasla 2022’nin aynı döneminde reeskont kredisi kullanan firma sayısı 2 bin 363’
ten 4 bin 812’ye, kredi kullanım tutarı da 11 milyar dolardan 12 milyar dolara yükseldi.
Reeskont kredisi kullanımlarının tabana yayılmasına yönelik çalışmalarımız neticesinde,
2022 başından bu yana toplam kredi kullanımı içinde KOBİ’lerin payı istikrarlı bir
şekilde artmıştır. 2022 yılı ocak ayı sonunda reeskont kredisi kullanımları içinde
yüzde 6 olan KOBİ payı, Temmuz 2022 itibarıyla yüzde 20’lerin de üzerine çıkmıştır.
Bu dönemde KOBİ reeskont kredisi kullanan firma sayısı 1880’den 3 bin 439’a yükselmiştir.”
ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu, ihracat kredilerine erişim konusunda yapılan düzenlemelerin KOBİ’leri
olumlu etkilediğine dikkati çekerek, liralaşma stratejisiyle birlikte reeskontta
yüzde 90’lara çıkan Türk lirası kredi kullanımı içinde KOBİ’lerin payının yüzde 
50’lere ulaştığını bildirdi.

KOBİ’lerin yüksek ihracat performansı nedeniyle bu durumun reeskont programının 
cari dengeyi destekleme kapasitesini de olumlu etkilediğini söyleyen Kavcıoğlu, 
şöyle devam etti:

“Yeni ekonomi modelimizde, cari fazlaya destek olacak hedefli kredi politikalarımızla
ülke ekonomimiz için en verimli sonuçları almaya odaklanmış durumdayız. Tüm düzenleme
ve kararlarımızı da bu doğrultuda alıyoruz. Reel sektöre verilen söz konusu destekler
için gerekli finansal koşulları oluşturduğumuz gibi bu kaynakların ekonomimiz için
azami verimi sağlayacak alanlarda doğru kullanımını da önemsiyoruz. Hem kaynakların
reel sektörümüzle tabana yaygın şekilde buluşturulması hem de söz konusu kaynakların
döviz kurları ve enflasyonda istikrarsızlık oluşturmayacak ve cari denge hedefimize
katkı verecek şekilde kullanılması sağlanmalıdır.”

### – “Amaç sürekli ve kalıcı fiyat istikrarı”

Kavcıoğlu, arz kısıtları ve küresel finansal koşullarda artan oynaklıkların negatif
arz şoklarına neden olarak küresel enflasyonu tarihi yüksek seviyelere çıkardığına
işaret ederek, yaşanılan enflasyonun temel belirleyicilerinin güçlü ve sürekli arz
şokları, döviz kuru gelişmeleri ve bunların etkisiyle bozulan fiyatlama davranışları
olduğunu dile getirdi.

Alınan kararlarla uygun maliyetli kaynakların yatırım, istihdam, üretim ve ihracata
hedefli olarak cari dengeyi güçlendirmesine ve aynı zamanda bu kaynakların iktisadi
faaliyet ile uyumsuz kullanımını engellemeye çalıştıklarını belirten Kavcıoğlu, “
Böylelikle, en kısa zamanda enflasyonda kalıcı bir düşüşü sağlamayı amaçlamaktayız.
Bu kapsamda faiz politikasıyla birlikte likidite, teminat, zorunlu karşılık ve uluslararası
rezervlerin yönetimine ilişkin politika bileşenini etkin bir şekilde kullanmaktayız.
Bütünleşik politika çerçevemizde, araçlarımızı bundan sonra da liralaşma perspektifiyle
kullanmaya devam edeceğiz.” dedi.

Kavcıoğlu, Merkez Bankası olarak para politikası kararlarının, yatırım, üretim, 
istihdam ve ihracat üzerine kurulan Türkiye Ekonomi modeli uygulamasına destek verdiğini
vurgulayarak şunları kaydetti:

“Burada amaç cari fazla vererek Türkiye’de sürekli ve kalıcı fiyat istikrarını sağlamaktır.
Merkez Bankası olarak bu hedefin gerçekleşmesi için önemli paydaşlardan biri olarak
firmaların finansman ihtiyacını ve bu ihtiyaca uygun bir şekilde kullanımı için 
her türlü makro ihtiyati tedbiri almaya devam edeceğiz. Bankacılık sektörümüz güçlü,
reel sektörümüz güçlü, hamdolsun TCMB de çok güçlüdür. Dünyadaki bu kadar olumsuz
gelişmelere ve bölgemizdeki sorunlara rağmen rezervlerimiz 2020 ve 2021 aynı döneminin
üzerindedir.”

### – “Finansal çeşitliliği geliştiriyoruz”

Merkez Bankasının temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirten Kavcıoğlu,
kalıcı ve sürekli sürdürülebilir fiyat istikrarının cari dengeyle mümkün olacağına
inandıklarını dile getirdi.

Kavcıoğlu, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın desteklenmesinin hükümetin, Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın büyüme ve istihdam politikalarıyla uyumlu bir şekilde ilerlediğini vurgulayarak,
sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunu, sektöre de öncülük edecek yatırım ve ihracat hedefli kredi programlarıyla,
bu programların sağladığı çeşitlendirilmiş, uygun maliyetli ve uzun vadeli Türk 
lirası imkanlarla, bu imkanları artırıp tabana yayarak ve güçlendirilmiş makroihtiyati
politikalarımızla destekliyoruz. Bunlara ek olarak, firmalarımızın swap anlaşması
yaptığımız ülkelerle yapılan ticarette yerel paraları kullanmasını, swap reeskont
kredileriyle teşvik ederek finansal çeşitliliği geliştiriyoruz. Tüm politikalarımızla
özel sektörümüzün yanında olmaya devam edeceğiz.”
