# Keler: “Piyasalar 2020’de de güçlü büyümeyi sürdürecek”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/keler-piyasalar-2020de-de-guclu-buyumeyi-surdurecek-50436h/
- Yayımlanma: 2020-02-12T14:06:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

TSPB Başkanı Dr. Alp Keler, 201’da pay senetleri piyasa değerinin milli gelirdeki
payının yüzde 19’dan yüzde 25’e yükseldiğini belirterek büyümenin 2020 yılında da
güçlü bir şekilde devam etmesini beklediklerini vurguladı.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Dr. Alp Keler, CFA, İstanbul Wyndham 
Grand Levent’te yapılan basın toplantısında sermaye piyasalarının 2019 yılını değerlendirip,
2020 beklentilerini, gelecek dönem projelerini ve Birliğin önceliklerini anlattı.
Keler, sermaye piyasalarının uzun vadeli kaynak yapısıyla Türkiye ekonomisine sunduğu
değeri arttıracağı bir döneme girildiğini söyledi. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği(
TSPB) “2019 yılı değerlendirme, 2020 beklentileri” başlıklı basın toplantısında 
konuşan Keler, 2019 yılında sermaye piyasalarında çok önemli büyümelerin yaşandığına
dikkat çekerek, Türkiye sermaye piyasalarında geçen yıl yaşanan büyümenin 2020 yılında
da güçlü bir şekilde devam etmesini beklediklerini vurguladı.

**Pay piyasasında işlem yapan yatırımcı sayısı, işlem hacmi arttı**

2019 yılında sermaye piyasalarında çok önemli büyümelerin yaşandığına dikkat çeken
Keler “Geçen yıl yatırımcıların sermaye piyasasına olan ilgisi artarken, işlem hacimleri
de artmaya devam etti. 2018 yılı sonunda 336 bin olan pay piyasasında işlem yapan
aktif yatırımcı sayısı, 2019 yılı sonunda 489 bine, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası’nda(
VİOP) işlem yapan müşteri sayısı ise 17 binden 25 bine çıktı. Pay senetleri piyasa
değerinin milli gelirdeki payı da yüzde 19’dan yüzde 25’e yükseldi” dedi.

**2019 yatırım fonlarının yılı oldu**

2019 yılında portföy yönetimine olan ilginin arttığına dikkat çeken Keler, geçen
yılın yatırım fonları yılı olduğunu belirtti. Keler şunları söyledi; ”Geçen yıl 
yatırım fonları portföy büyüklüklerinde önemli büyüme gördük. 2018 yılı sonunda 
57 milyar TL olan yatırım fonları yüzde 124 büyümeyle 2019 yılı sonunda 127.4 milyar
TL’ye yükseldi. Yatırım fonlarındaki büyümede para piyasası fonlarının yanı sıra,
serbest fonlar ve alternatif yatırım fonlarındaki büyümenin etkili olduğunu gözlemliyoruz.
Yine 2018 yılı sonunda 173 milyar TL olan kurumsal yatırımcı portföyü ise yüzde 
64 oranında büyüyerek 2019 yılı sonunda 284 milyar TL’ye çıktı. Emeklilik yatırım
fonlarında da devlet katkısı ve otomatik katılım sisteminin devreye girmesinin etkisiyle
büyüme trendi devam etti. Emeklilik yatırım fonları geçen yıl yüzde 37 büyüyerek
93 milyar TL’den, 128 milyar TL’ye çıktı” dedi. Keler, 2019 yılında özel sektör 
borçlanma araçları stokunun da yüzde 29 oranında büyüyerek 143 milyar TL’den 185
milyar TL’ye çıktığını sözlerine ekledi.

**Hisse senetlerinin payının artmasını bekliyoruz**

Alp Keler, “Kolektif yatırımların varlık dağılımına bakıldığında, emeklilik yatırım
fonlarında değerlendirilen tutarların yüzde 15’inin, yatırım fonlarında değerlendirilen
tasarrufların ise yüzde 8’inin pay senetlerine yönlendirildiğini gözlüyoruz. Türkiye
gibi büyüyen bir ekonomide bu payın artmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin finans sektöründe en geniş üye yapısına sahip
özdüzenleyici meslek örgütü olduğunu hatırlatan Keler, sermaye piyasalarının şirketlere
ve ekonomiye katkısının güçlü bir şekilde sürdürdüğünü söyledi. Keler, sözlerine
şöyle devam etti: “Sektör olarak 2019 yılında halka arzlar kısıtlı kalsa dahi şirketlerimize
6 milyar TL’lik özkaynak sağlamasına aracı olduk. Diğer yandan 2019 sonu itibariyle
tahvil ihraçlarıyla şirketlerimizin yatırımcılardan 185 milyar TL tutarındaki borçlanmasına
katkıda bulunduk.”

**“Sermaye piyasalarının ekonomiye katkısının artacağı bir dönem olacak”**

Türkiye sermaye piyasalarında geçen yıl yaşanan büyümenin 2020 yılında da güçlü 
bir şekilde devam etmesini beklediklerini vurgulayan Keler, sermaye piyasalarının
uzun vadeli kaynak yapısıyla Türkiye ekonomisine sunduğu değeri arttıracağı bir 
döneme girildiğini kaydetti. Keler,“Sermaye piyasasının sunduğu uzun vadeli fon 
yapısı, göreli olarak düşük maliyetli kaynak yapısı, büyümenin olumlu etkisinden
tüm yatırımcıların yararlanmasını sağlaması, şirketlerin kurumsallaşmasına ve kayıt
içinde olmaya yol açması gibi özellikler ülkemizin sağlıklı ve sürdürülebilir büyümesine
katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

**TBMM gündeminde olan değişikliklerle sektör derinleşecek**

Türkiye sermaye piyasasında, gerek Avrupa Birliği mevzuatına uyumlu yasal altyapı
gerekse teknik altyapının güçlü olmasının avantajlarının dalgalanmaların arttığı
geçmiş dönemde görüldüğüne dikkat çeken Keler, “Bizler sermaye piyasanın aktörleri
olarak bu yasal çerçevenin güçlendirilerek sektörün ekonomimize katkısını artırmasını
arzu ediyoruz. Nitekim TSPB olarak kuruluşumuzdan bu yana mevzuat geliştirmelerinde
üyelerimizle beraber ilgili kurumlar nezdinde öneri ve taleplerimizi paylaşıyoruz.
Hükümetimizin de plan ve programlarında reel sektörün finansmanı, tasarrufların 
arttırılması, finansal teknoloji faaliyetlerinin geliştirilmesi gibi birçok alanda
sermaye piyasasını geliştirmeye öncelik verdiğini ve sermaye piyasasını ajandasının
üst sıralarına aldığını görmek bizleri mutlu ediyor” diye konuştu.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği olarak son 2-3 yıldır sivil toplum kuruluşları,
sermaye piyasası kurumları ve halka açık şirketlerin temsilcilerini de dahil ederek
sermaye piyasası mevzuatının iyileştirmesine yönelik kapsamlı çalışmalar yaptıklarını
belirten Keler, bu çalışmalar ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun sıkı işbirliği ile 
hazırlanan Sermaye Piyasası Kanunu’nda bazı değişiklikler öngören yasa taslağının
yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulduğu bilgisini verdi. Meclise
sunulan yasa tasarısının sermaye piyasalarının gelişimi açısından çok önemli değişiklikler
öngördüğünü vurgulayan Keler, tasarının yasalaşmasıyla sektörün yeni olanaklarla
derinleşmesinin önünün açılacağını söyledi.

Türkiye sermaye piyasalarının derinleşmesinin devamı için önümüzdeki dönemde bazı
alanlarda yeni adımların atılması gerektiğini vurgulayan Alp Keler, kısa vadede 
yapılacak iyileştirmelerle sermaye piyasalarının ekonomiye sağladığı katma değerin
daha da güçleneceğini ileri sürdü.

**Geçen yıl gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy yatırımları arttı**

Toplantıda küresel ekonomi ve finansal piyasalara yönelik değerlendirmelerde de 
bulunan Keler, geçen yıla; Çin-ABD ticaret savaşları, jeopolitik riskler, Brexit
gibi politik belirsizliklerin damga vurduğunu belirtti. Keler, bu tür politik belirsizliklerin
de etkisiyle yaşanan güven sorunuyla ticaret ve yatırım harcamalarının azaldığını
ve küresel büyümenin kriz dönemindeki seviyelerine gerilediğini söyledi. Bu nedenle
gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının 2019 yılında genişlemeci para politikalarını
sürdürdüklerini hatırlatan Keler, yaşanan negatif faiz sorunu nedeniyle getiri arayışı
içerisinde olan portföy yatırımlarının bir kısmının gelişmekte olan ülkelere yöneldiğini
ifade etti. Keler, 2019 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy yatırımlarının
yüzde 60 büyüdüğüne dikkat çekti.

**Küresel büyüme hız kazanıyor**

2020 yılında ise küresel anlamda bir süredir duraksayan yatırımların tekrar hayata
geçmesinin beklendiğini kaydeden Keler, şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerin merkez
bankaları genişlemeci para politikalarını sürdürürken, belirsizliklerin azalması
ile öncü göstergelerde iyileşme başladı. Küresel PMI endeksi ve global sürpriz endeksinde
önemli artışlar gözlüyoruz. Son günlerde özellikle Çin’deki salgın hastalık nedeniyle
endişeler artsa da düşük faiz ortamı ve azalan ticaret belirsizlikleriyle 2020 yılında
küresel büyümenin özellikle gelişmiş ülkelerden gelecek katkıyla hız kazanması bekleniyor.
Biz de 2020’ye ümitle bakıyoruz.”

Keler, gelişmiş ülke merkez bankalarının genişlemeci para politikalarının etkisiyle
mevcut küresel finansal koşulların gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik
risk iştahını desteklediğini, 2020 yılında da gelişmekte olan ülkelere fon akışının
süreceğini ifade etti.

**Türkiye avantajlarıyla öne çıkabilir**

2019 yılını Türkiye açısından değerlendiren Alp Keler, ekonomi yönetiminin attığı
adımlar ve küresel gelişmelerin katkısıyla 2019 yılında Türkiye’nin risk priminin
düştüğünü belirterek, “Enflasyon beklentilerindeki ve ülke risk primindeki iyileşme
kısa vadeli politika faizinin indirilmesine olanak sağlarken, uzun vadeli faizler
de geriledi.Faiz oranlarındaki gerileme ve iç talepteki toparlanma kredi büyümesi
yoluyla büyümeye katkı sağladı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin yeniden büyüme
patikasına döndüğünü vurgulayan Keler, şöyle devam etti: “Büyümedeki toparlanmada,
finansal koşullardaki iyileşme, belirsizliklerin azalması, enﬂasyondaki istikrar,
tüketici ve yatırımcı güvenindeki toparlanmanın etkili olduğunu değerlendiriyoruz.
Nitekim reel sektöre yönelik anketler, geleceğe yönelik beklentilerin olumlu olduğuna
işaret ediyor. Bizler de finans kesimi olarak 2020’ye iyimser bakıyoruz. Türkiye’nin
bu avantajları ile öne çıkacağına inanıyoruz.”

**Dijitalleşme sermaye piyasalarını da dönüştürüyor**

Dijitalleşmenin sermaye piyasalarında iş yapış biçimlerini kökten değiştirdiğini
belirten Dr. Alp Keler finans sektörünün dijital dönüşümüne yönelik şunları söyledi:“
Finans sektörünün mobil cüzdanlar, ödeme uygulamaları, robo danışmanlık, çevrimiçi
transfer platformları, algoritmik işlemler, gibi birçok yenilik ile gittikçe dijitalleştiğini
görüyoruz. Yapay zekâ ve büyük veri ile makine öğrenimi ve blok zinciri teknolojileri
finans sektöründe de farklı kullanım alanları buluyor veya geleneksel finans kesimine
alternatif oluşturuyor.”

Dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin Türkiye’de de hayata geçirildiğine dikkat
çeken Keler, “Nitekim üyelerimiz de müşterilerine robo-danışmanlık gibi farklı çözümler
sunmaya başladı. Finansal teknolojilerin rekabeti arttırarak yatırımcıya daha düşük
maliyetli ve daha iyi hizmet almasına yönelik çözümleri, çeşitli ülkelerde elverişli
düzenleyici koşullarla destekleniyor. Nitekim hükümet de plan ve programlarında 
finansal teknolojiler konusunda geliştirmeler yapılabilmesini sağlamak amacıyla 
yurtdışında kum havuzu olarak bilinen düzenleme deney alanı modellerinin öngörüldüğünü
biliyoruz. Fintek ekosisteminin ülkemizde gelişmesine yönelik çabaları memnuniyetle
izliyoruz. Ülkemizin, dijital dönüşümün öncü ülkelerinden biri haline gelmesi ve
uluslararası bir finans merkezi olması için benzer bir düzenleme yaklaşımının benimsenmesini
istiyoruz. Böylelikle İstanbul Finans Merkezi hedefine daha güçlü bir şekilde ilerleyeceğimizi,
daha güçlü sermaye piyasaları ekosistemi yaratacağımızı düşünüyoruz” diye konuştu.
