# Kıdem tazminatı için yeni bir model önerisi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kidem-tazminati-icin-yeni-bir-model-onerisi-587yy/
- Yayımlanma: 2020-06-19T21:34:00+03:00
- Yazar: Prof. Dr. Mehmet Hasan EKEN

Kıdem tazminatı işçiler tarafından bir hak olarak görülmekteyken bazı işveren kesimleri
tarafından da bir sorun olarak görülmektedir. Bu çerçevede zaman zaman “kıdem tazminatı
sorununun” çözümü için nafile görüşmeler yapılmakta ve bir sonuca ulaşılamamaktadır.
Kıdem tazminatı ile ilgili yapılan tartışmalara ben de zaman zaman katılıyorum. 
Yaklaşık iki sene önce twitter hesabımdan attığım bir twit ile tartışmalara katılmıştım.
Bugünlerde bu konu yine gündemde.

Süregideceğine inandığım bu konuyla ilgili elbette çok değerli fikirler ortaya atılıyor
ve atılacaktır. Ben de bir çalışan ve bir finansal iktisatçı olarak aşağıda kapsamlı
bir şekilde fikirlerimi ve model önerimi kamuoyuna kısaca arz etmek istiyorum.

**Kıdem tazminatı nedir?**

Hukuki açıdan kıdem tazminatı işçi ve işveren arasında yapılan iş akdinin bir parçasıdır.
İş akdi ile işçiye tanınan kıdem tazminatı hakkı işveren için ise yerine getirilmesi
şarta bağlı bir yükümlülüktür.

İşçiye tanınan bu hak kapsamında işçinin işine son verildiğinde ya da çalışan emekliye
ayrıldığında ya da emekçi 15 senesini doldurduktan sonra işinden ayrıldığında kendisine
ödenmesi gereken bir parasal tutardır.

İktisadi açıdan kıdem tazminatını tanımlamak ise bu kadar kolay değil. Bu nedenle
önce şu soruya cevap vermek lazım: Kıdem tazminatı iktisadi olarak gerekli midir?
Felsefi açıdan bir finansal iktisatçı olarak bu soruya vereceğim cevap kocaman bir
EVET olacaktır[1]. Şöyle ki esas olarak iki temel üretim faktörü vardır. Emek ve
sermaye[2]..

Finansal iktisat açısından üretim sürecine baktığımızda bu iki üretim faktöründen
sermaye, zaman geçtikçe katlanarak bileşik getiri etkisiyle büyürken emek ise aksine
yıllar içerisinde zayıflamakta ve tükenerek yok olmaktadır. Yaşlandığı için veya
başka bir nedenle işinden ayrılmak zorunda kaldığında emekçi çalıştığı işletme üzerinde
en ufak bir hak iddia edememektedir. Sermaye ise işletmenin sahibi olarak katlanarak
büyümeye devam etmektedir. Bu bakış açısıyla kıdem tazminatı emekçinin üretim sürecinde
tükenen ve zamanla yok olan emeğinin karşılığı olarak var olmalıdır.

Öte yandan emekli olarak veya başka bir nedenle işinden ayrılan bir emekçi elbette
ciddi bir gelir kaybına uğrayacaktır. Kıdem tazminatı da yoksa bu durumda işçinin
hanesinin finansal yapısı bozulacaktır. Sağlam ve dinamik bir ekonomi için yerel
kaynaklara dayalı üretim ne kadar elzem ise hane halkının finansal yapısının sağlam
olması da bu ekonomik yapının sürdürülebilirliği için gereklidir. Mevcut düzenlemeler
içerisinde kıdem tazminatı bunu sağlayacak tek araç olarak görülmektedir.

Kıdem tazminatına bir de muhasebe ve finans açısından bakalım. Muhasebe açısından
kıdem tazminatına baktığımızda işletmeler için bu nakit çıkışına neden olmayan bir
işletme gideridir. Ancak maliye açısından kıdem tazminatına baktığımızda kıdem tazminatı
karşılığı vergi matrahından indirilebilen bir gider kalemidir. Dolayısıyla işletmeler
kıdem tazminatı için karşılık ayırdıklarında kendi tasarruflarında olan ve istedikleri
gibi kullanabildikleri bir fon yaratmaktadırlar.

Finansal açıdan kıdem tazminatına baktığımızda kıdem tazminatı işletmenin iç kaynaklarıyla
yarattığı bedava bir sermayedir. Bu bedava sermaye işçilerin sayısı ve çalışma yıllarının
artmasıyla yıllar içerisinde katlanarak büyümektedir. Tabii unutulmamalıdır ki bu
bedava sermaye işçiler için ayrılmış kıdem tazminatı olduğundan, her ne kadar işletmelerin
tasarrufunda bulunsa da emanet bir paradır ve işletmenin işçilere olan borcudur.
Bu bedava sermaye ya da kıdem tazminatı fonundaki para işçiye kıdem tazminatı olarak
ödendiği zaman ise nakit çıkışına neden olmaktadır.

Şimdi olaya bir de işçi ve işveren perspektiflerinden bakalım..

Emekçi kıdem tazminatını kendisi için kazanılmış bir hak olarak görmektedir. Bu 
nedenle emekli olduğunda ya da işinden ayrıldığında bu tazminatın kendisine ödenmesini
bir zorunluluk ve bir hak olarak görmektedir. Ki bence de bu bir haktır.

İşveren ise işinden ayrılan emekçiye bu tazminatı öderse bedava kullandığı sermayeden
mahrum kalacağını düşündüğü için bunu bir sermaye kaybı ve bir sorun olarak görmektedir[
3]. Bunun nedenini düşündüğümüzde yıllarca bedava kullanılan sermayenin işletme 
tarafından kendi parası ve kaynağı olarak görülmesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmak
mümkündür.

Kıdem tazminatı bir sorun değil ve işçiler tarafından kazanılmış bir haktır. Kıdem
tazminatının küçük bir işveren kesimi tarafından sorun olarak görülmesinin temel
sebebi ise kıdem tazminatı fonunun onların ihtiyarında yıllarca kalması sebebiyle
ödeme günü ondan ayrılmanın yarattığı zorluktur.

Yukarıda izah edilen perspektiflere dayalı olarak aşağıda bir model önerisinde bulunacağım.

**Kıdem Tazminatı İçin Bir Model Önerisi:**

Kıdem tazminatı mevcut usulde ayrılmaya devam etmelidir. Ancak ayrılan kıdem tazminatı
karşılığı işletmede değil işçinin adına açılmış olan “Bireysel Emeklilik Hesabı”
na aktarılsın. Bu aktarım işi her yılın sonunda toplu olarak yapılabileceği gibi
her ay yapılacak eşit ödemelerle de yapılabilecektir.

Böylece kıdem tazminatı fonu işletmelerin bilançolarından ve tasarruflarından çıkarılıp
işçilerin kendi tasarruflarına verilmiş olacaktır.

Bu çerçevede işçi kendi kıdem tazminatının sahibi olurken işveren de bunu sorun 
olarak görmeyi unutabilecektir.

Bireysel Emeklilik Sisteminde 10 yılını doldurup işinden ayrılan veya emekli olan
işçi bu tazminatını kayıtsız şartsız çekebilme hakkına sahip olmalıdır.

İşçinin Bireysel Emeklilik Hesabında bulunan kıdem tazminatı işçinin kendi risk 
tercihleriyle belirleyeceği fonlara yatırılacak ve böylece zaman içerisinde katlanarak
büyüyecektir.

İşveren bedava sermaye kullanımından mahrum kalacak. Bunu telafi etmek için işverenlere
Bireysel Emeklilik Hesabına ödedikleri kıdem tazminatının iki katı kadar vergi matrahından
indirim yapmak olanağı verilmelidir.

Öte yandan işverenler Bireysel Emeklilik Hesabına kıdem tazminatı ödemesi yükümlülüğünü
yerine getirmiş olacakları için artan kıdem tazminatı tutarından etkilenmemelidir.

İşveren kıdem tazminatını bedava sermaye olarak kullanma olanak ve alışkanlığını
bırakacağı için artık kıdem tazminatını bir sorun olarak görmeyecektir.

Bu yazıda kıdem tazminatına fa rklı perspektiflerden yaklaşarak konuyu etraflı bir
şekilde ele almaya çalıştım. Yukarıda sunduğum modelin irdelenmesi ve geliştirilmesi
için başta işçi sendikaları ve işveren temsilcileri olmak üzere bütün ilgili kesimler
ve hatta siyasiler bir araya gelerek konuyu tartışmalı ve katkı sunmalıdır. Modelin
çatısı bozulmadan ortaya çıkacak mutabakat modeli de kabul edilerek kıdem tazminatıyla
ilgili tartışmalara son verilmelidir.

Kıdem tazminatıyla ilgili olarak varılacak adil bir uzlaşı sonrası oluşacak atmosfer
hem üretim ve istihdama, hem uzun vadeli finansman sağlamaya ve hem de ekonomik 
büyümeye katkı sağlayacaktır.

Bu kapsamda düzenlenecek bir panel, çalıştay ve arama konferansı düzenlenmesi için
sorumluluk ve aktif görev üstlenmeye hazır olduğumun altını çizmek isterim.

 

**Prof. Dr. Mehmet Hasan EKEN / Türkiye Ekonomik ve Mali Araştırmalar (TEMAR) Vakfı
Başkanı**

 

_[1] Tabii sermayenin getirisini ya da işletmenin değerini maksimize etmek isteyen
bir finansçı buna hayır diye cevap verebilecektir._

_[2] Doğa ve girişimci diğer iki üretim faktörü olarak görülmekle beraber konumuzla
ilgili olmadığı için burada ele almak istemiyorum._

_[3] Tabii işletmelerin tamamı olaya böyle bakmamaktadır. Gözlemlerime göre büyük
ölçekli kurumsal firmaların çoğu kıdem tazminatının ödenmesinde bir sorun yaratmamakla
beraber kurumsallaşamamış ve görece küçük işletmelerde bu sorun ortaya çıkmaktadır._
