# Kılıçdaroğlu CHP’ye verilmeyen şarkıyı açıkladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kilicdaroglu-chpye-verilmeyen-sarkiyi-acikladi-21577h/
- Yayımlanma: 2017-04-04T12:41:58+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bana bir masal anlat baba” şarkısını kullanmak
istediklerini ancak şarkının bestecisinin buna izin vermediğini belirterek, “O şarkıyı
kullanmak istedik. Korktular, vermediler. O nedenle şarkıyı besteleyeni de, sahibini
de kınadım. Asla onlara da sanatçı demiyorum” dedi.

Hürriyet’te yer alan habere göre, Kılıçdaroğlu, Şişli Hilton Bomonti Otel’de sanatçılarla
bir araya geldi. Burada konuşan Kılıçdaroğlu, “Evet çıkarsa bahar havası ne kadar
olur?” şeklindeki soru üzerine “Bahar havası hiç olmayacak evet çıkarsa. Direkt 
yani bu işin şeyi yok. Çıkmayacağı için rahatlıkla oturabilirsiniz. Hayır çıkacak”
yanıtını verdi.

“Baba bir masal anlat bana” şarkısını kullanmak istediklerini ancak şarkının bestecisinin
buna izin vermediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “O şarkıyı kullanmak istedik. Korktular,
vermediler. O nedenle şarkıyı besteleyeni de sahibini de kınadım. Asla onlara da
sanatçı demiyorum. Kimse kusura bakmasın” ifadelerini kullandı.

**Besteci Cengiz Onural**

‘Bana bir masal anlat baba’, Yeni Türkü grubunun eski üyesi Cengiz Onural tarafından
bestelendi.

**“Yeter ki sandığa gidelim”**

Bütün sandıklara sahip çıkacaklarını aktaran Kılıçdaroğlu, “Yeter ki sandığa gidelim.
Dolayısıyla ‘hani gidip oy da kullansam evet çıkacak’ biraz kendimiz yaratıyoruz.
Biraz bizim okumuşlar yaratıyorlar” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sandıkları korumak için bir “gönüllü ordusu” oluştuğunu kaydederek,“
Onlarla beraber hareket ediyoruz. Zaten evet ve hayır… İki seçenekli öyle hile yapmak
çok kolay bir şey değil. Sandıkta bekleyen arkadaşlarımız sonuna kadar bekleyecekler.
Bu referandumda endişelenmeyin. Bu referandumda sadece sandığa gidin. Gidin sandıkları
koruyun da demiyorum, korumak bize ait. Biz koruyacağız. Sandığa gidip oyunuzu kullanırsanız
bizim için yeterli. Ne kadar çok kişiyi sandığa götürürseniz o kadar da memnun oluruz.
Bütün belediye başkanlarımız sandığa gidemeyen bütün engelli yurttaşlarımızı taşıyacaklar.
Araçlar tahsis edildi, bütün telefonlar… Bunlara göre hepsi ayarlandı. Hepsini sandığa
taşıyacaklar. Oylarını kullanacaklar sonra evlerine geri götürecekler. Bu konuda
son derece kararlıyız.” diye konuştu.

“Halka inmeyen bir parti…” şeklinde klasik bir eleştirinin geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu,
şöyle devam etti:

“Şundan emin olmanızı isterim, hiçbir partinin gitmediği yerlere gidiyoruz. Bir 
dönem bizi eleştirirlerdi ‘Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz’ diye, Türkiye’nin bütün
illerine, bütün ilçelerine rahatlıkla gidebiliyoruz, halkla rahatlıkla diyalog kurabiliyoruz,
bütün kahvelere girebiliyoruz, diyaloglarımızı kurabiliyoruz ama ‘belli algıları
bugünden yarına ben değiştireceğim’ dersek onda doğru söylememiş oluruz. Bu algılar
zaman içinde değişecektir. Hepsi değişecek. Onlarla oturup konuştuğumuz zaman, bizim
onlardan farklı birisi olmadığımızı görüyorlar. Bize bir dönem ‘entellerin partisi’
falan diyorlardı. Kendi ailemi, kendi geçmişimi, babamı, annemi, çocukluğumu, kardeşlerimi
örnek gösteriyorum ‘sizden birisiyim’ diyorum. Ne enteli? Entelse biraz üniversiteyi
bitirdik odur, bizim entelliğimiz yoksa başka bir şey değil.”

Sanatçıların, “Televizyon kurun” talepleri üzerine Kılıçdaroğlu, “Televizyon kurmak
dünyanın en pahalı oyuncağı ayrıca siyasal partilerin televizyon kurmaları yasak.
Biz televizyon kuramayız var olan televizyon kanalları var. Bazı televizyon kanallar
var. Sanatçılar ne kadar orada yer alıyor bilmiyorum. Bir ara Artı 1 vardı ama yaşayamadı.
Niye yaşayamadı onu da bilmiyorum. Dünyanın en pahalı oyuncağı. Finanse etmek çok
zor. Belli bir televizyon kurmak yerine var olan televizyon kanallarından birisine
destek vermek veya ikisine veya beşine onuna destek vermek bence daha iyi.” diye
konuştu.

Kılıçdaroğlu, “Sizin trol ekibiniz var mı?” şeklindeki soru üzerine, “Bizim trol
ekibimiz yok.” yanıtını verdi.

**“Yarı açık cezaevinde yaşıyoruz”**

Nazım Hikmet’in yaşamından örnekler veren Kılıçdaroğlu, sanatçının bedel ödemekten
çekinmeyen insan olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Dolayısıyla sanatçı elbette, toplumun çok önünde bir insan ve topluma önder olan
bir insan. Dolayısıyla sanatçılar dünyanın her tarafında bedel ödemiştir. Demokrasisi
gelişmemiş ülkelerin tümünde. Sabahattin Ali’yi düşünün. O da aynı şekilde bedel
ödeyen birisi. Daha böyle çok var, bedel ödeyenler. Biz tabii sanatçıyı öne çıkarırken,
illa bedel ödesin diye değil. Elbette toplum olarak sanatçının arkasında durmak 
zorundayız. Atilla Taş’ı siz alacaksınız savcı salıverilmesini isteyecek, mahkeme
salıverilmeyi kabul edecek, arkasından bir gazeteci çıkacak, iki tweet atacak, tweet
üzerinden gece yarısı yeni bir mahkeme kurulacak, yeni bir savcı gelecek, gözaltına
alınmasına karar verilecek, bugün de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Atilla Taş’ı
serbest bırakan hakimi ve savcıyı açığa alacak. Bakın bu demokrasi değil ama sanmayın
bu sadece Türkiye izliyor. Bütün dünya izliyor bunu. Bütün dünya yakından biliyor
bunu. Şunu unutmayın; biz şu anda Türkiye’de yarı açık cezaevinde yaşıyoruz. Hep
birlikte yarı açık cezaevinde yaşıyoruz. Dolayısıyla Atilla Taş kapalı cezaevinden
yarı açık cezaevine gelecekti, ona izin vermediler. Attığı bir tweet yüzünden. Bütün
bunları bilerek, yolumuza devam edeceğiz. Bedel ödemenin zor olduğunu biliyorum.
Kolay bir şey değil ama sonuçta aydınlığı yakalamak zorundayız. Türkiye’nin geleceği
için bir fatura ödenecekse bu faturayı ödemek zorundayız. Birlikte yola çıkmak zorundayız.
İşin özü, sanatın gücünü siz benden daha iyi biliyorsunuz. Sanatçının gücünü de 
ben biliyorum. Kendi çevremden, yakınlarımdan, kitaplardan, şiirlerden, öykülerden,
romanlardan, şarkılardan, türkülerden biliyoruz hepimiz. Toplumu derinden etkilediğini
de biliyoruz. Aykırı olduğunu da biliyoruz sanatçının. Aykırı oldukları zaman belli
çevreleri rahatsız ettiklerini de biliyoruz ama sonuçta biz bu ülkede sanatçısıyla,
çiftçisiyle, işçisiyle, memuruyla, köylüsüyle, entelektüeliyle birlikte yaşamak 
zorundayız. Biz entelektüel birikimi olmayan insanlara ‘fedakarlıkta bulun’ deme
hakkına sahip değiliz. O belki dünyayı bizim kadar rahat sorgulayamıyor ama biz 
birikimlerimizle, kültürümüzle, dünyaya bakışımızla daha iyi sorgulayabiliyoruz.
Gerçekleri daha rahat görebiliyoruz ve bunu daha rahat topluma anlatma imkanımız
olabiliyor. Türkiye’yi hep birlikte aydınlığa çıkaracağız, hiç kimsenin en ufak 
bir endişesi olmasın.”

**Katılan sanatçılar**

Etkinliğe Onur Akın, Ataol Berhamoğlu, Hüseyin Turan, Hayko Cepkin, Nejat Yavaşoğulları,
Kıraç, Suat Suna, Pelin Batu, Tolga Sağ, Füsun Demirel, Meltem Cumbul, Bora Öztoprak,
Salih Kalyon, Mehtap Ar ve Ege’nin de aralarında bulunduğu sanatçılar katıldı.
