# Kılıçdaroğlu: O gece 19.1 milyar dolar satıldı!

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kilicdaroglu-o-gece-19-1-milyar-dolar-satildi-77697h/
- Yayımlanma: 2021-12-28T11:56:33+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 22 Aralık akşamına kadar Vakıfbank’ın 4.5 
milyar dolar, Halkbank’ın 3.6 milyar [dolar](https://www.borsatek.com/tcmbnin-harcadigi-3-milyar-dolar-bosa-gitti-76843h),
Ziraat Bankası’nın 6.5 milyar dolar ve Merkez Bankası’nın arka kapı yöntemiyle 4.5
milyar dolar olmak üzere toplam 19.1 milyar dolar satış yapıldığını söyledi

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in [haberine](https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/kemal-kilicdaroglu-chpli-belediye-baskanlarinin-dinlendigini-belirtti-1895894)
göre Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (İBB) yönelik başlatılan“
terör teftişi” yapılmasının “gündemi değiştirme çabası  olduğu” tepkisini göstererek“
Hazmedemedikleri için saldırıyorlar” dedi. 

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Kılıçdaroğlu, özetle şunları 
söyledi:

– Terörle kucaklaşan adamları var: Yerel yönetimlerde CHP’nin başarısını Erdoğan
bir türlü sindiremedi. Belediye başkanının Milli İstihbarat Teşkilatı mı var? Ama
onların yanında terör örgütleriyle kucaklaşan bir sürü adam var. Hazmedemedikleri
için saldırıyorlar. İçişleri Bakanlığı müfettişleri görevlendirmiş. Geç kaldın kardeşim.
Daha önce gönderseydin bari. Sadece o değil ki… Bizim bütün belediye başkanlarımızın
telefonlarını dinliyorlar. Başkanlar için özel masalar kurdular, bütün alınan elemanlara
bakıyorlar. Baksınlar. Eğer terör örgütüyle iltisaklı varsa ilgili kamu kuruluşu
devlet geleneğinde uyarılır. İktidarda kalmak için söylemeyecekleri yalan, atmayacakları
iftira yok. 

İstanbul’a kayyım atanır mı? “İstanbul’u alırsak seçimlerde istediğimiz kadar rahat
para harcarız” gibi bir anlayışları olabilir. Hangi gerekçeyle yapacaklar? Bunu 
yaptıkları takdirde, umarım yapmazlar, Türkiye’yi kimsenin rezil etme hakkı yoktur.(
Açığa alındı raporu verilir mi?) Öyle bir müfettiş olacağını sanmıyorum. 

– 10 dakikada Erdoğan’ı dağıtırım: Erdoğan, konuşmasının bütün bir saatini bana 
ayırmış. Bir saat konuşur ama 10 dakika cesaret edip televizyonda karşıma çıkamaz.
Yüreğin varsa A-Haber duruyor orada, çık karşıma. Çıkamaz. İlk 10 dakikada dağıtırım
onu ve tüm sinirlerini bozarım.

– Millet açıkça soyuldu: Dolardaki sert çıkış ve düşüşün topluma bir maliyeti oldu.
İç güçlerin soygunu Erdoğan eliyle gerçekleştirildi. Grup başkanvekillerimiz bir
araştırma önergesi verdi. İktidar, “Biz soygun yapmadık, CHP doğru söylemiyor” diyorsa
bu önergeye “evet” demek zorunda. Erdoğan 22 Kasım’da kurdaki artışa, “Mandacı iktisatçıların
reçetelerine itibar etmiyoruz” dedi. 3 Aralık’ta Çin modelini esas aldıklarını söyledi.
Sonra “Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyoruz” dedi. Ama 13 Aralık’ta Hazine ve Maliye
Bakanı Nureddin Nebati, “Dışarıdan bir saldırı yok” dedi. Orada şöyle dikkat çeken
bir ifade var: “Millet dış güçlere odaklanmışken iç güçler tarafından soyulduk.”
Aynen öyle. Bu millet açıkça soyuldu. 

– Kazanan kim: 20 Aralık gecesi VakıfBank 1 milyar dolar bozdurduğunu açıkladı. 
Ama BDDK kayıtlarına bakıyorsunuz, kimse para bozdurmamış, tersine vatandaş döviz
almış. 22 Aralık akşamına kadar VakıfBank 4.5 milyar dolar, Halkbank 3.6 milyar 
dolar, Ziraat Bankası 6.5 milyar dolar, Merkez Bankası arka kapısından da 4.5 milyar
dolar, toplam 19.1 milyar dolar satış yapıldı. Erdoğan daha sonra “Nas neyi gerektiriyorsa
onu yapacağım” dedi ama yapmadı. Türk Lirası’nı Amerikan Doları’na himmet etti. 
Bakan Nebati “Büyük finansörler bu işin nasıl döneceğini bilirler” dedi. Ama çarpılan
kim oluyor? Küçük yatırımcılar. Şimdi kara kara düşünüyorlar. Bir iki gün içinde
büyük bir soygun yapıldı ve Erdoğan’la arkadaşlarının talimatıyla gerçekleşti. Kurun
yukarı çıkıp düşmesi Erdoğan’ın para kazanmasıyla alakalı. Saray çevresi belli kişilere
olağanüstü avantajlarla Hazine’nin soyulmasını sağladı. Kazanan Erdoğan ve ailesi
oldu.

– Popstar seçmeyeceğiz: Cumhurbaşkanı adayı konusunda bir görüşmemiz olmadı. Erken
buluyoruz. Hukuk, anayasa, özgürlükler konusunda görüş birliği sağlandı. Ekonomi
konusunda da sağlanmalı. Bileşenlerle konuşursak cumhurbaşkanı olacak kişinin devleti
tanıması, bilmesi lazım. Biz popstar falan seçmeyeceğiz. Hem ittifakı bir arada 
tutacak hem de devletteki dönüşümü sağlayacak birisi olması lazım. (Aday kim olacak
tartışması…) Bu konunun tartışılması hiç doğru değil. “Siz ister misiniz?” Onore
bir görevdir. İttifak aday ol deyince “olmam” diyemezsiniz. Bunu sağa sola çekmenin
bir mantığı yok. Gazeteci arkadaşlar yorum yazıyor, ben de bazen tebessüm ederek
okuyorum. 

– TÜİK’e randevu yanıtı: (TÜİK Başkanı Sait Erdal Dinçer’in, Kılıçdaroğlu’na randevu
vermemesi ile ilgili, “Kurumu siyasi tartışmaların bir parçası haline getirmek istemedim”
demesi…) Kendi internet sitesini okumamış mı bu adam? Orada randevu almadan gelebilirsiniz
diyor. Kendi sitesiyle çelişen bir adam TÜİK’i yönetir mi? Onun tek rolü Saray’dan
aldığı talimatın gereğini yapmak. Gerçek rakamları açıklamıyorlar. Korkmalarından,
utançlarından bu.

### Erdoğan’a yönelik Meclis’e sunulacak kritik 11 soru

Kılıçdaroğlu, CHP’nin TBMM’ye sunacağı “Erdoğan’a yöneltilecek 11 soru” önergesini
açıkladı. “Erdoğan eliyle bu soygun oldu” diyen Kılıçdaroğlu soruları şöyle sıraladı:

1- Erdoğan, 22 Kasım’da, döviz kurlarındaki artışı “kurdaki rekabet gücü” olarak
değerlendirdi. Dolar kuru 11 lira 5 kuruş idi. Erdoğan kendisine “tedbir al” diyen
iktisatçıları dinlemedi? Doların 18 lira 33 kuruşu görmesini neden bekledi? Bu politikadan
bir gecede neden vazgeçildi?

2- Erdoğan’ın açıkladığı “Çin modelini”, 3 Aralık’ta Hürriyet manşet yaptı. O gün
dolar kuru 13 lira 43 kuruş idi. Liranın  değerini düşürerek, milleti fakirleştirerek,
ucuz iş gücü haline getirmeyi amaçlayan bu modelden neden vazgeçildi?

3- Erdoğan, döviz artışını sürekli dış güçlere bağladı. Yeni Hazine Bakanı Nureddin
Nebati, “dış güçler yok!” dedi. O gün, dolar kuru 13 lira 86 kuruş idi. Erdoğan 
doları, 8 lira 31 kuruştan, 18 lira 33 kuruşa kadar getiren güçlere neden sessiz
kaldı? Millet iç güçler tarafından bir gecede soyuldu.

4- Erdoğan’ın 20 Aralık’ta yaptığı açıklamalarının gecesinde, Ziraat Bankası Genel
Müdürü, “1 milyar dolar civarında bir para bozduruldu” dedi. BDDK’ya ait rakamlar
ise aksine vatandaşın 218 milyon dolar döviz aldığını gösteriyor. Bu durumda o gece
o dövizleri kimler sattı?

5- Sicili kabarık Amerikalı Finans şirketi J.P Morgan 18 Aralık’ta müşterilerine,“
Türk Lirası için yeni algoritma emri almayacağını, eski emirlerin de en kısa sürede
iptal edilmesi” tavsiyesinde nasıl bulunabildi? Bu finans şirketi 20 Aralık gecesi
olacaklardan, nasıl haberdar oldu? Şirkete “Türkiye’de danışmanlık yapma” izni neden
verildi?

6- 6- 21 Aralık sabahtan 22’si akşamına kadar Merkez Bankası’nın arka kapısından
4,5 milyar dolar, toplamda 19,1 milyar dolar satıldı. Eğer Erdoğan bu rakamlara “
doğru değil” diyecekse, araştırma önergemize kabul oyu verir.

7- Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri 17 Aralık itibariyle, -46,7 milyar dolar.
Yani kasada tek sent yok. Milletin kendisine emanet ettiği bankasına ait olmayan
rezervleri arka kapıdan hangi kanuna, hangi kurala dayanarak sattı?

8- Erdoğan, 20 Aralık’tan bir gün önce “faiz indirmeye devam edeceğim, Ben Müslüman’ım
naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” dedi. Madem Müslüman’dın,
neden Türk Lirasına dolar üzerinden faiz artışı yaptın?

9- Özel bankaların ödeyeceği faiz bile Hazine’nin sırtına yüklendi. Acaba bu hangi
dinin kitabında var? 84 milyonu kefil yapmak, hangi dinde caiz?

10- Merkez Bankası’nın faizi Eylül’den bu yana 19’dan 14’e indi. Hazine’nin borçlanma
faizi 17’lerden 23’lere çıktı. Bu faiz lobilerinin isteğinin gereği mi?

11- Erdoğan, yaptığı operasyonla fakirden aldı, zengine verdi. Bu küçük yatırımcıları
neden çarptın Erdoğan? Milletin alın terine, emeğine köpük deyip, neden bir gecede
hüplettin?
