# Kılıçdaroğlu’ndan hükümete Suriye çağrısı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kilicdaroglundan-hukumete-suriye-cagrisi-17107h/
- Yayımlanma: 2016-11-24T13:15:32+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı Harekatı’nda yaşanan hava saldırısına
ilişkin, “Genelkurmay’ın yaptığı açıklama, Suriye hükümetine ait uçaklarla askerlerimizin
vurulduğu şeklinde. Bu çok tehlikeli bir kapıya bizi getirebilir. Çok tehlikeli 
bir sürecin içine Türkiye’yi sürükleyebilir. Buradan hükümet yetkililerine sağduyuyla
davranmalarını tavsiye etmenin ötesinde bir şey söyleyemeyeceğim” dedi.

CHP lideri Türkiye Otelciler Federasyonu Genel Kurulu’na katıldı. Kılıçdaroğlu’nun
konuşmasından satır başları şöyle: 

Sözlerime sayın başkan da değindirdi, terörle başlamak isterim. Adana’daki terör
saldırısı hepimizin sabah aldığı en kötü haber. Sayın Vali’yi aradım, ayrıntıları
almaya çalıştım.

Sayın başkan konuşmasını yaparken, siyasette uzlaşmaya değindi. Belki de hepimizin
üzerinde uzlaşacağı konulardan birisi terör. Kimden gelirse gelsin, nereden gelirse
gelsin bütün siyasal partilerin, STK’ların terör konusunda ortak payda geliştirmeleri
gerekiyor. 

Biz her terör olayından sonra şu çağrıyı ısrarla yaptık. “Terörü bitirmek için bizden
ne istiyorsanız vermeye hazırız”. Defalarca söyledim bunu. Çünkü bu ülkenin insanı
terörü evlatlarını vermekten bıktı. Ülkemizde huzur istiyoruz. 

Son 14 yıllık çerçeveye baktığımızda PKK terör örgütü vardı, şimdi iki terör örgütü
daha önümüzde duruyor. Biri IŞİD birisi FETÖ terör örgütü denilen terör örgütü. 
Ne oldu da 14 yılda Türkiye’de üç terör örgütü oldu? Bunun üzerinde hepimizin düşünmemiz
lazım. Kuşkusuz bizim düşüncelerimiz var.

**SAĞDUYU ÇAĞRISI **

İkincisi Fırat Kalkanı Harekatı… Genelkurmay’ın yaptığı açıklama, Suriye hükümetine
ait uçaklarla askerlerimizin vurulduğu şeklinde haber. Bu çok tehlikeli bir kapıya
bizi getirebilir. Çok tehlikeli bir sürecin içine Türkiye’yi sürükleyebilir. Buradan
hükümet yetkililerine sağduyuyla davranmalarını tavsiye etmenin ötesinde bir şey
söyleyemeyeceğim. 

Bölgemizde Türkiye temel bir denge  unsuruydu. Sağ duyu yapmanın çok önemli olduğuna
inanıyorum. 

**“MALİKİ’NİN ŞU CÜMLESİNİ UNUTMUYORUM”**

Dış politikada iktidar ve muhalefet farklı düşünüyoruz. Yapılan yanlıştır diyoruz.
Suriye’de akan kana neden silah gönderiyoruz? Irak’ın içişlerine neden müdahale 
ediyoruz? Irak’a gittim, Başbakan Maliki ile görüştüm. Şu cümlesini hiç unutmuyorum“
Biz ayrı bir devletiz. Bizim bayrağımız ayrı. Anayasamız var. Siz Irak’ı Türkiye’nin
bir ili gibi düşünüyorsunuz, bize müdahale ediyorsunuz. Biz size otobanları açıyoruz
gelin diye, siz pencereden girmeye çalışıyorsunuz. Niçin?” 

**“BİR DEVLET BÖYLE YÖNETİLMEZ”**

O ülkelerde barış olsaydı bugün, Irak’ı inşa edecek ülke Türkiye’ydi. Suriye’yi 
inşa edecek ülke Türkiye’ydi. Mısır’la Libya’yla İsrail ile Rusya ile kavga ettik.
Bir devlet böyle yönetilmez.

**“15 TEMMUZ SONRASI SARAY’A GİTTİM”**

15 Temmuz dolayısıyla, sayın başkan uzlaşmadan söz etmişti. 15 Temmuz darbe girişiminden
sonra, hemen ertesi gün yaptığım, gerek İzmir  gerek Taksim’de yaptığım mitinglerdeki
konuşmalarımda, uzlaşmanın öneminin altını çizdim. Sayın Cumhurbaşkanı Saray’a davet
etti. Giderim gitmem tartışması olmaz, gittim. 

**‘SİZ LİYAKAT SİSTEMİNİ BOZDUNUZ’ DEDİM**

Kendilerine şunu önerdim. Masada sayın cumhurbaşkanı başbakan, Devlet Bahçeli, İbrahim
Kalın ve cumhurbaşkanı genel sekreteri vardı. Dedim ki, bu ülkede siz liyakat sistemini
bozdunuz. Devleti devlet yapan liyakattir. Ben sıradan bir daire başkanıyken, benim
üzerimde müsteşar, bakan varken ben oturur başbakan ile tartışırdım. Son kararı 
siyaset kurumu verirdi evet, ama biz getirilen önerinin artılarını ve eksilerini
bildirmek zorundayız. Siz bunu kaldırdınız, aksi düşüncesini söyleyecek bürokrat
bırakmadınız. Liyakatin olmadığı yerde devlet olmaz.

**“BİR ESPRİ YAPTIM ‘OLMAZ ÖYLE ŞEY’ DEDİ”**

Bir de espri yaptım. Dedim ki “sayın cumhurbaşkanı 15 Temmuz darbesinin bize bir
yararı oldu. 15 Temmuz darbesinden sonra bizim bir avantajımız oldu, 5 yıl sonra
beni TRT’ye davet ettiler program için. Bu mudur devlet yönetimi…” Sayın Cumhurbaşkanı,“
olmaz öyle şey, olmaması lazım” Ama hepiniz biliyordunuz. Benim vergimle benim aleyhime
yayın yapacak ve beni davet etmeyecek. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. 

Ülkenin yönetiminden sorumlu olan kişi cumhurbaşkanı değil başbakandır. Parlamentoya
hesap veren kişi başbakandır, cumhurbaşkanı değildir. Ekonomik politikaları açıklayacak
olan başbakandır, cumhurbaşkanı değildir. Her konuda konuşacak kişi başbakandır,
bakanlardır cumhurbaşkanı değildir.

**“BAL GİBİ AYRIMCILIK VAR” **

Şehitler arasında ayrımcılık var dedim. Kıyameti kopardılar. Var efendim bal gibi
ayrımcılık var. Gidin herhangi bir şehit ailesine sorun. Şehitler arasında ayrımcılık
olmaz arkadaşlar. 15 Temmuz şehitleri onlar da bizim şehidimiz, Fırat Kalkanı’nda
hayatını kaybedenler onlar da bizim şehidimiz… Şehitler arasında ayrılık olmaz arkadaşlar.
Bir aileye iki daire verirseniz, diğer şehit ailesine tek daire verirseniz bu ayrımcılık
değil midir? Bir şehit ailesinin kardeşine devlette iş verir, diğerine vermezseniz
ne olur? Bu ayrımcılık değil midir? Baba veya anne iki kez evlenmiş, çocukları var.
Bunları bile ayırıyorsunuz.
