# Kira sözleşmesinde nelere dikkat edilmeli?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kira-sozlesmesinde-nelere-dikkat-edilmeli-87143h/
- Yayımlanma: 2022-07-06T16:32:50+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Son dönemde zamlar nedeniyle [kira](https://www.borsatek.com/hazineden-82-milyar-liralik-kira-sertifikasi-ihraci-87095h)
cılarla mülk sahibi arasındaki anlaşmazlıkların arttı.

[Gayrimenkul](https://www.borsatek.com/ev-sahiplerinden-kiracilari-cikarmak-icin-inanilmaz-yontem-86972h)
Hukuku Derneği Başkanı Ali Güvenç Kiraz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede,
özellikle eski kiracılar ile mülk sahipleri arasında sorunlar yaşandığına vurgu 
yaptı.

Kiraz, gelinen noktada ev sahiplerinin, yeni kiracıyı istedikleri zaman çıkarabilmek
için, boş veya tarihli tahliye taahhüdü istediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca su, elektrik ve doğal faturasını kiracı üzerine yapmıyorlar. Ev sahibi herhangi
bir sözleşme yapmadan ‘Burada oturabilirsin, al anahtarını. Ancak faturalar benim
üzerime olacak. Fatura geldikçe size ibraz ederim’ diyor. Kiracı bu şekilde kalmayı
kabul ederse, ilerleyen zamanlarda fırsatçı ev sahibi istediği an su, elektrik ve
doğalgazı kapattırıyor.

DASK poliçesi veya herhangi bir sözleşme olmadığı için kiracı abonelikleri üzerine
alamıyor. Böyle bir durumda kiracı hak da talep edemiyor. Çünkü, kiracının hukuki
anlamda hakkının korunması veya mahkemeye başvurabilmesi için ‘mal sahibinin aldığı
kirayı beyan etmesi’ veya ‘kiracının oturduğu evi ikametgah olarak kullandığını 
bildirmesi’ gerekiyor. Bu nedenle herhangi bir hukuki yaptırım yapılamıyor.”

Ali Güvenç Kiraz, kiracılara, ev sahibi ile kira sözleşmesi yaparken şu 6 hususa
dikkat etmeleri gerektiğini açıkladı:

“Birincisi; kiracı mutlaka ve mutlaka yazılı kira sözleşmesi yapmalı. Sözlü kira
sözleşmesine itibar edilmemeli.

İkincisi; kiracı, kira sözleşmesiyle birlikte imza attığı tarihte meskenin DASK 
poliçesini mutlaka almalı.

Üçüncüsü; taşınmaza ilişkin elektrik, su ve doğalgaz gibi tüm genel abonelik hizmetleri
kiracı üzerinden yapılmalı.

Dördüncüsü; kiracı asla boş tahliye taahhüdü düzenlememeli. Eğer böyle bir şey düzenlenecekse
tahliye tarihi net olmalı.

Beşincisi; kiracı, kira bedeli ve kullanım kaynaklı vergiler dışında hiçbir verginin
ve yan giderlerin kendisine ödetilmesini kabul etmemeli. Mesela emlak vergisi, ecrimisil
ödemesi, taşınmazın aynından kaynaklanan vergiler mal sahibinin ödemekle yükümlü
olduğu vergilerdir. Kiracı sadece kullanım kaynaklı ödemeleri yapmalıdır.”

Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Kiraz, altıncı husus olarak, kira sözleşmesine“
taşınmazın mülkünden kaynaklı yatırım bütçesinin tüm kalemlerinin mal sahibince 
ödenmesi” hususunun eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Burada zaman zaman kiracı ile mülk sahibi arasında sorun yaşanabildiğini dile getiren
Kiraz, “Mesela asansörün değiştirilmesi mülk sahibinin, bakım ücreti kiracının; 
kombi değiştirilmesi mülk sahibinin, bakımı kiracının sorumluluğundadır.

Binanın boyanması ve güçlendirilmesi mal sahibine aitken, bahçe ve çevre bakımı 
ücretlerini kiracının ödemesi gerekiyor. Apartman görevlisinin maaşı kiracıya, kıdem
tazminatı mal sahibine aittir. bu örnekleri çoğaltabiliriz” şeklinde konuştu.

Kiraz, sözleşmelerde bu hususların açıkça belirlenmesi durumunda kiracının, kira
tespit davasına maruz kalmadan yasal artışı uygulayarak 5 yıl boyunca oturmaya devam
edebileceğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Ayrıca 1+10 yıl boyunca doğrudan tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalmayacaktır.
Burada kirasını zamanında ödemesi ve yasal artışı doğru şekilde yapması önemli. 
Mal sahibine haklı tahliye sebebi oluşturacak bir gerekçe verilmediği sürece 10+
1 yıl boyunca doğrudan tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalınmayacaktı.

Öte yandan mal sahibinin gerçekten ihtiyacı varsa ve bunu belgeliyorsa, mülk satılmışsa
ve yeni alan kişinin de ihtiyacı varsa, kiracı borcunu ödemeyip iki defa ihtara 
maruz kalmışsa ve temerrüde düşmüşse tahliye mal sahibinin hakkıdır.”

Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel de sözleşmelerin uzun süreli yapılmasının
kiracının, kısa olmasının konut sahibinin lehine olduğunu söyledi.

Yüksel, konutun satılması halinde yeni malikin kiracıyı tahliye etmesi hakkı bulunduğunu
belirterek, “Bu durumdaki riski kaldırmak için, kira sözleşmesinin tapuya şerh edilmesinde
yarar vardır. Şerh, kiracıyı koruyacaktır.” dedi.

Konut sahibinin kendisinin veya çocuklarının ihtiyacı için talepte bulunmayacağının
madde olarak yazılabileceğini dile getiren Yüksel, “Sözleşmede, kira artışına ilişkin
yıllık oran belirtmek yerine ‘devletin kira oranında artış yapılacaktır’ ifadesi
artışla ilgili ileride yaşanacak tartışma ve davaları engelleyecektir. Bu durumda,
devletin açıkladığı oranlar yıl dönümünde otomatikman artış olarak yapılmalıdır”
diye konuştu.

Yüksel, kira sözleşmesinde, aidat kavramının içine nelerin dahil olduğunun açıkça
belirtilmesi gerektiğini kaydederek, evde, sözleşmeye imza atan kişi ve ailesi dışında
kalacak kişi varsa bunların belirtilmesi gerektiğini, aksi takdirde tahliye davası
açılabileceğini anlattı.

Ali Yüksel, kiracı veya kiraya verenin vefatı halinde sözleşmenin devam edip etmeyeceğinin
belirtilmesinin öneminden bahsederek, “Mevcut daire krokisinin sözleşmeye eklenmesi
daha sonra duvarların kaldırıldığı ya da tadilat gibi konularda ihtilafı önleyecektir”
ifadesini kullandı.

Depozitonun en fazla 3 aylık kira bedeli kadar olabileceğini, bu rakamın vadeli 
bir hesapta tutulmasının zorunlu olduğunu anlatan Yüksel, erken tahliye halinde 
kiracının konut sahibi ile birlikte mevcut durumu bir tutanakla tespit ederek teslim
etmesinin faydalı olacağını bildirdi.

Yüksel, home ofis olarak kullanım şekliyle evden çalışılacak bir şirket söz konusu
ise kontrata yazılması gerektiğini belirterek, kiracıları, kentsel dönüşüme girme
riski olan binalara masraf yapmamaları konusunda uyardı.
