# Kira ve ev fiyatları neden artıyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kira-ve-ev-fiyatlari-neden-artiyor-83886h/
- Yayımlanma: 2022-04-22T13:23:11+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ([TCMB](https://www.tcmb.gov.tr/)) Konut Fiyat
Endeksi’ne göre İstanbul’da konut fiyatları son bir yılda ikiye katlanırken, İzmir’de
ilk kez metrekare fiyatı 10 bin TL’yi aştı.

Şubat ayında yeni konutlar endeksi yıllık yüzde 102,2 yükseldi. Yeni olmayan konutların
fiyatlarındaki artış oranı da yüzde 95,3 oldu.

Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu ([TEMFED](https://www.borsatek.com/sahte-emlak-fotograflarina-karsi-dikkatli-olun-cagrisi-70896h))
Başkanı Hacı Ali Taylan, sadece son 6 ayda gayrimenkul fiyatlarında ve kiralarında
minimum yüzde 100 artış olduğunu ancak talepte hiçbir azalma olmadığını söylüyor:

“Bundan 5-6 ay önce 600-700 bin liraya sattığımız daireleri şu an 1 milyon 400 bin
ila 1 milyon 600 bin lira arası satıyoruz. Şu an gayrimenkule çok yoğun bir talep
var ama fiyat artışının önüne geçemiyoruz.” 

Son 6 aydaki fiyat artışının çoğu bölgede %150’yi bulduğunu söyleyen Taylan, “Eylül’den
beri Dolar/TL kuru yüzde 80 arttı ama gayrimenkul fiyatlarındaki artış neredeyse
bunun iki katı arttı. Yani gayrimenkul fiyatları tarihte ilk kez doların önüne geçti.
Böyle bir şeyi 40 yıllık sektör hayatımda görmedim” diyor.

Ekonomistler ise geliri resmî enflasyon kadar artan çalışanların konut sahibi olabilmelerinin
giderek daha da zorlaştığını söylüyor. 

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota, Merkez Bankası Konut Endeksi
verilerine göre son 2,5 yılda Türkiye’de konut edinebilme süresinin 2010’a kıyasla“
8 yıl uzadığını” söylüyor. 

Kerim Rota’ya göre, Türkiye’de son 2,5 yılda vatandaşların konut edinebilme imkânı
daha da çok zorlaştı:

“Yüksek enflasyon sebebiyle alternatif yatırım imkanları da ortadan kaybolunca, 
ev sahibi olma süresi 370-380 aylara kadar çıktı. Yani 2019 sonundan bu yana artık
ev sahibi olabilmek, bizden üç kat hızla uzaklaştı.

“2019’un sonunda itibaren enflasyonun çok altında bir faiz politikası uygulanmaya
başlandı. Bu da konut kredilerinin reel olarak ucuzlamasına sebep oldu ve konut 
talebinde artış yarattı.”

Ancak uzmanlara göre bu talebi karşılayacak yeterli konut stoku da bulunmuyordu.
Zira Türkiye’de inşaat sektörü 2017 yılından bu yana kademeli bir daralma sürecine
girmiş, 2018 yılındaki kur krizi sonucu inşaat sektöründe dövize endeksli çelik 
ve çimento gibi maliyetlerde yaşanan fiyat artışları ve 2019 faiz politikasının 
da etkisiyle, müteahhitler konut üretiminden uzaklaşmıştı. 

Son yıllardaki yaşanan maliyet artışı hem yeni inşa edilen evlerin fiyatlarını artırırken,
hem de konut üretiminin azalmasına sebep olarak arzın azalmasına ve mevcut evlerin
de fiyatlarının artmasına neden oluyor.

Sektör temsilcileri ise tüm bu fiyat artışlarına rağmen konut talebinde azalma olmadığını,
aksine ciddi bir talep karşısında yeteri kadar ev stoku bulunmadığını belirtiyor.

Ancak sektör temsilcilerine göre konut satış ve kira fiyatlarındaki artışın tek 
nedeni, inşaat sektöründe yaşanan dövize bağlı maliyet artışı değil.

Türk Lirası’na duyulan güvensizliğin gayrimenkulü tekrar yatırım aracına dönüştürdüğü
ve yatırımcıların paralarını yoğun biçimde gayrimenkule çevirmek istediği görülüyor.

BBC Türkçe’ye konuşan uzmanlar, sıfır konutlarda yaşanan fiyat artışının ikinci 
el konut satışlarını ve kiraları da etkilediğini vurguluyor.

Hacı Ali Taylan, “Bankada faizler yüzde 15-17 seviyesindeyse, eve bağladığınız paranın
getirisinin onun altında olmaması gerekiyor. O yüzden kira artışının sebebini ev
fiyatlarındaki artışa bağlıyoruz” diyor.

Konut maliyetlerindeki değişkenlik sebebiyle piyasadaki konut fiyatlarının da değişkenlik
gösterdiğini söyleyen uzmanlara göre, konut fiyatlarındaki artışın önlenmesi için
ilk önce inşaat sektöründeki girdi maliyetlerinin sabitlenmesi gerekiyor.

Türkiye Hazır Beton Birliği’nin (THBB) 2021 yılı sektör raporuna göre, Türkiye’de
hazır beton üretim maliyeti yaklaşık %70 oranında döviz kuruna bağlı.

THBB, inşaat sektörünün 2017 yılından bu yana “ciddi bir daralma” sürecine girdiğini
ve bir türlü ivme kazanamadığını belirtiyor.

8 çeyreklik küçülmeden sonra 2020 yılının üçüncü çeyreğinde %3,2’lik büyüme yakalandığı,
bunda ise pandemi kısıtlamaları nedeniyle geciken gayrimenkul talepleri ve konut
kredi faizlerinin düşmesinin etkili olduğu ancak 2020’nin son çeyreğinde yine %15’
lik “çok keskin bir daralma” yaşandığını kaydediliyor.

Kerim Rota ise “Hem konut üretimindeki azalmada hem de birden fazla mülk edinme 
şeklinde gerçekleşen suni talepte, gerçekçi olmayan para politikasının baş sorumlu
konut fiyatları olduğunu düşünüyorum” diyerek şöyle açıklıyor:

“2018 yılında bir anda bir kur kriziyle karşılaştık ve 2019/2020 yıllarında konut
üretimi doğal olarak yavaşladı. Krizi gören müteahhitler çok daha az konut üretmeye
başladılar ve bunun kötü etkilerini şimdi görmeye başladık.

“Bu çılgınlık 2019’un sonundan itibaren başladı. Faizler indirildi, tasarruf faizleri
enflasyonun çok altında kaldı ve insanlar ya dövize ya da gayrimenkule yöneldi.”

Hacı Ali Taylan, “Geçen yıl Ağustos ayında demir 6 lirayken, şu an 17 lira. Yeni
gayrimenkul projesi üretilmiyor. Dolayısıyla da biz eldeki mevcut stokla yürüyoruz”
diyor.

Öte yandan Taylan, Türkiye’de hali hazırda yüzde 33’lük kesimin konut ihtiyacı olduğunu
söylüyor:

“Türkiye’de gayrimenkul sahipliği yüzde 65-67 seviyesinde, yani yüzde 33’lük bir
kesimin hala evi yok. Zaten böyle bir açık varken bir de yeni arz oluşmamaya başladı.

“Türkiye’deki nüfus artışı ve TL’deki değer kaybı nedeniyle gayrimenkulün ciddi 
bir yatırım aracına dönüşmüş olması nedeniyle talep arttı ancak talebi karşılayacak
arz oluşmadığı için fiyatlar yükseldi.” 

TÜİK, Mart ayında, geçen yılın aynı ayına göre %31’lik artışla 5.567 yabancıya konut
satıldığını bildirdi. Buna göre, Mart 2022’de toplam konut satışları içinde yabancılara
yapılan konut satışının payı %4,1 oldu.

Emlak ve kira fiyatlarındaki artış sıklıkla şehirlerdeki yabancı nüfusun artmasına
bağlanıyor. Yabancılara konut satışlarında ilk üç sırayı İstanbul, Antalya ve Ankara
izliyor.

BBC Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre ise yabancılar fiyat artışında belli bir etkiye
sahip olsa da bu etki çok da yüksek sayılmaz.

Hacı Ali Taylan yabancılara yapılan satışların, Türkiye’nin aylık toplam konut satışları
içerisinde yüzde 4-7’lik küçük bir payı olduğunu söylüyor:

“Yabancılar kiralamalarda bir talep patlaması yarattı ancak Türkiye’de bir ayda 
satılan 100-150 bin konutun sadece 5-7 binini yabancılar oluşturuyor. Ankara ve 
İstanbul’daki kira artışlarını yabancılara bağlayamayız.”

Eylül 2018’de vatandaşlık için ev alınımda öngörülen bedel 1 milyon dolardan 250
bin dolara indirilmişti.

Nisan 2022’de ise Türk vatandaşlığına başvuru şartında alınacak gayrimenkul değeri
250 bin dolardan 400 bin dolara yükseltildi. 

Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar, mülk sahiplerinin kira ve satış fiyatlarını
belirleme kriterleri konusunda yasal bir boşluk olduğunu söyleyerek, “Evler şu fiyattan
kiraya verilmeli, tavan fiyat şudur diyen hiçbir düzenleme yok. Dolayısıyla herkes
kafasına göre davranıyor ve birbirinden etkilenerek fiyat artırıyor” diyor.

Çakar, belli kriterlere göre kiralara getirilecek “tavan fiyat” uygulamasının da
dar gelirli aileler için çözüm olmayacağını belirterek, “Hane geliri 10 bin TL altında
olan ve kirada yaşamak zorunda olan kişilerin ev kiraları devlet tarafından karşılanmalıdır”
diyor.

Ankara Emlakçılar Odası Başkanı Hakan Akçam ise serbest piyasada içerisinde gayrimenkul
satış ve kira fiyatlarına müdahale edilemeyeceğini ancak konut inşaatını artırmak
için çeşitli vergi indirimlerinin getirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Rota ise “Gayrimenkul üzerinden gayrimenkul piyasasını regüle etmek mümkün değil”
diyerek, ilk önce doğru para politikasının sağlanması gerektiğini belirtiyor:

“Gayrimenkul sektörü sadece ev talebiyle oluşmuyor, para politikasının çok önemli
bir bileşeni. Enflasyon beklentileri kadar bir faiz mutlaka olmalı.

“Bu olduğunda zaten gayrimenkulün çok önemli bir alternatifi olan TL mevduat canlanmış
olur, TL mevduat canlandığında da dengeleyici rolünü üstlenir. Gayrimenkul sektöründeki
fiyatları ancak doğru faiz politikası dengeler.”

Rota’ya göre ayrıca konuta verilen kredilerin kaçıncı konuta verildiği konusunda
mutlaka düzenlemeler yapılması gerekiyor. 

Uzmanlar kısa ve orta vadede emlak fiyatlarının düşmesinin mümkün olmadığını, en
iyi ihtimalle stabil kalacağı görüşünde.

İnşaat maliyetlerindeki öngörülemez durum sebebiyle mevcut gayrimenkul fiyatlarının
2-3 kat yükselmesinden endişe ettiğini belirten Akçam, böyle sürerse bir yıl içerisinde
fiyatlarda %100 artış yaşanmasını “çok olası” buluyor:

“Gayrimenkul sektöründe fiyatlar stabil halde gider ama azalmaz. Dolayısıyla şu 
noktada bizim çaresiz olarak talep ettiğimiz şey: yukarı çıkmasın, aynı seyirde 
gitsin.”

Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) Başkanı Hacı Ali Taylan da, “Piyasa o
kadar istikrarsız ki, altı ay sonra fiyatların ne olacağını kestiremiyoruz. Ama 
biliyoruz ki bu fiyatlar geriye gitmez” diyor. 

TÜRK-İŞ Mart ayı araştırması sonuçlarına göre Türkiye’de dört kişilik bir hanenin
açlık sınırı 4 bin 928 TL, yoksulluk sınırı ise 16 bin 52 TL.

Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan Çakar ise Türkiye’de 26 milyon kişinin açlık
sınırının altında, 51 milyon kişinin ise yoksulluk sınırının altında yaşadığını 
belirterek, nüfusun yüzde 90’ını oluşturan bu kesimin artan kira fiyatları karşısında
çaresizlik yaşadığını söylüyor:

“Özellikle hane geliri 10 bin lira altında olan kesimlerin 4-5 bin TL’ye ev kiralamak
zorunda kalması, temel giderlerini karşılamasının en büyük engeli oluyor. Böyle 
bir çaresizlik ve perişanlık var.

“Bu insanlar yemiyor, zorunlu giderlerini karşılayamıyor ancak ev kiralamak durumunda
kalıyor, köprü altında kalacak halleri yok. Toplumun ezici çoğunluğu böyle bir çıkmaz
içerisinde.”

Türkiye’de 6 milyondan fazla hanede yaklaşık 20 milyon insanın kirada oturduğunu
belirten Çakar, bu hanelerin tamamına yakınının “yoksulluk sınırının altında” yaşadığını
vurguluyor.
