# Kısmi FETÖ affı mı geliyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kismi-feto-affi-mi-geliyor-15982h/
- Yayımlanma: 2016-10-21T11:05:22+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, beş gün önce gerçekleşen Başbakan
Binali Yıldırım – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli görüşmesiyle ilgili olarak yazdığı
kulis haberde darbe girişiminin ardından Gülen cemaatine yönelik başlatılan soruşturmalarda
gözaltına alınan, tutuklanan, meslekten ihraç edilen kişilere ‘kısmı FETÖ affı’nın
gündeme getirildiğini savundu.

Takan, mutabakat sağlandığı iddia edilen affın kapsamını da “15 Temmuz darbe girişimine
aktif olarak katılmamış olmak, adam öldürmüş veya yaralamamış olmak. FETÖ’ye finans
desteği sağlamamış olmak. Örgüt yöneticisi veya elemanı olmamak. Örneğin, vatandaş
Bank Asya’ya para yatırmış (miktarına ve para hareketlerine bakılarak), veya havale
yapmış, vatandaş cemaat okullarının birinde çocuğunu okutmuş veya sendikalarının
birine üye olmuş bunlar af kapsamına alınacak. Görevlerine de iade edilebilecek”
ifadeleriyle aktardı.

Ahmet Takan’ın “Yıldırım-Bahçeli görüşmesinin gizli gündemiydi; ‘KISMİ FETÖ AFFI'”
başlığıyla yayımlanan (21 Ekim 2016) yazısı şöyle:

Başkanlık sistemi ile ilgili anayasa değişikliği tartışmalarında şu ana kadar en
netleşen husus; referandumun ilkbaharda (büyük olasılıkla Nisan. Mayıs’a da sarkabilir)
yapılacağı. Doktor Devlet Bahçeli’nin Meclis’te destek vereceğini ilan ettiği anayasa
değişikliği paketi nasıl olacak? Kaç maddeden oluşacak? Hangi düzenlemeleri içerecek?..

Bana sorarsanız; R. Erdoğan ile Doktor Devlet Bahçeli bunları çoktan karara bağlamıştır.
Paket hazırdır!.. Fakat, işin gereği çeşitli formüllerin, işin iyice pişirilmesi
için kamuoyunda tartıştırılması da adettendir… Bu hükme nereden vardığıma gelince;
Başbakan Binali Yıldırım, partisinin MKYK toplantısında bundan sonrasını tek başına
ve sadece Bahçeli ile bire bir görüşerek götürülmesi konusunda tam yetki alması.
İki Genel Başkan da zaten kurmaylarıyla değişiklik paketi konusunda içerik paylaşmıyor.

Anayasa değişikliği Meclis’ten geçer, referandumla da kabul görürse, ortaya birçok
yeni durum çıkıyor. Parlamento ve Bakanlar Kurulu’nun yenilenmesi… R.Erdoğan’ın 
görevine hangi sıfatla ne kadar daha devam edeceği… Yeni bir başkanlık seçimi yapılır
mı yapılmaz mı?.. Erken seçim… AKP sözcüleri farklı kanatlardan çoğu hukuki içerik
taşıyan seçenekleri tartıştırıyor. Bu arada MHP Genel Merkez yöneticileri desavunma
pozisyonunda Doktor Devlet Bahçeli’yi anlatmaya çalışıyor!.. R.Erdoğan ile Doktor
Devlet Bahçeli’nin arasında varılan mutabakata göre, paket son kıvamına getirildikten
sonra tüm soruların cevabını geçici maddelerde alacağımıza eminim.

R.Erdoğan’ın mevcut anayasa gereği görevi 2019’da sona eriyor. Saray kulislerinde
atan nabza göre ise, Erdoğan yeni bir 5+5’lik görev süresi için yoğun hazırlık yapıyor.
Bunun manası da referandumdan sonra en elverişli ve en makul sürede başkanlık seçiminin
yapılması. Başkanlık seçimi ile birlikte parlamentonun yenilenmesi için erken seçim
de olur mu? AKP sözcülerine  bakarsak; gerek yok “erken seçim de gündemlerinde değil.”
Herhalde yani!.. Fire korkusu ile yatıp kalkılırken, hangi akıllı siyasi, mebusun
genetik  korkusu olan erken genel seçimden bahseder!..

Şimdi, yazının da flaşı olan başkanlık sistemi ve sandık konusunun bam teline gelelim.
Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz
Pazartesi günü Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirdiği baş başa (!) görüşmeye dönelim.
1 saat 10 dakika süren görüşmede olası fire durumlarını ele almanın yanı sıra çok
önemli bir gündem maddesi vardı; “FETÖ” gözaltı/tutuklamaları ve ihraçları. Saray
ve Başbakanlık kaynaklarından ulaştığım bilgilere göre; şu anda kısmi diyebileceğim
bir “FETÖ affı” gizli gündeme girdi. R.Erdoğan ile Doktor Devlet Bahçeli arasında
ön mutabakat da sağlandı. Ulaşabildiğim kadar detaylarını da aktarayım;

* Sarayda kurulan aralarında hukukçuların da bulunduğu özel komisyon üzerinde çalışıyor,
henüz son nokta konulmadı.

* “FETÖ” soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan, mesleklerinden 
ihraç edilenlere kısmi af getirilmesi düşünülüyor.

* Bu affın kapsamı ne olacak? Kaynaklar şöyle ifade ediyor;

“15 Temmuz darbe girişimine aktif olarak katılmamış olmak, adam öldürmüş veya yaralamamış
olmak. FETÖ’ye finans desteği sağlamamış olmak. Örgüt yöneticisi veya elemanı olmamak.
Örneğin, vatandaş Bank Asya’ya para yatırmış (miktarına ve para hareketlerine bakılarak),
veya havale yapmış, vatandaş cemaat okullarının birinde çocuğunu okutmuş veya sendikalarının
birine üye olmuş bunlar af kapsamına alınacak. Görevlerine de iade edilebilecek.”

* Saray kaynakları; affın da şartlı olacağının altını çiziyor. Ceza ertelemesine
benzer bir uygulamadan bahsediliyor. Yani, bir daha suç işlememe kaydı konulacakmış.
Vatandaş aftan yararlanıp ileride herhangi bir suça karışırsa üstüne eklenebilecekmiş.

* İhraç edilen askerlerin af kapsamına dahil edilmeyeceği söyleniyor. O alanda  
Genelkurmay Başkanlığı’nda kurulan ve halen çalışan inceleme komisyonuna işaret 
ediliyor.

* Ne zaman çıkarılacağı noktasında ise ağırlıklı olarak “referandum sonrası”na işaret
ediliyor. Konjonktüre göre, “önce de olabilir” diyenler var.

Bu köşede kaleme aldığım satırları şahit tutarım. Bir zamanlar legal olan kuruluşlara
üye oldu, falanca bankaya havale yaptı, para yatırdı, falanca gazeteyi/dergiyi okudu,
falanca okulda çocuğunu okuttu diye insanların tutuklanmasına, ekmeklerinden edilmesine,
haksız uygulamalara ve mağduriyetlere şiddetle karşı çıktım. Hâlâ aynı noktadayım;
bu millete ve devlete kim ihanet ettiyse ve ihanet noktasındaysa bağımsız yargı 
en ağır cezayı versin.

Ancak!.. Bu af projesini -eğer gerçekleşirse- içime sindirdiğimi de söyleyemem. 
Midemi bulandıran noktalar var!.. Masum insanların mağdur edilmesini asla ve kata
kabul etmem. Hak/adalet yerini bulsun. Eyvallah!..

Düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum… Seve seve bu millete kabul ettirilemeyen bu 
başkanlık projesi acaba döve döve mi onaylatılmaya  çalışılıyor?.. Destek vermeyen
işine geri dönemez, tekrar kodesi boylar sopasıyla… Af gerçekten hakkaniyet ve temiz
vicdan kriterlerine bağlanabilecek mi?.. Hangi bağımsız organ karar verecek?..

Bir de; hain darbe girişiminin siyasi ayaklarını unutturmak için sus payı mı olacak?..
Gerçekten kim rahatlayacak?.. Siyasi partilerin liderleri mi yoksa millet mi?..

Yorum sizin!..
