# ‘Konkordato ilan edenlerin yüzde 75’i inşaat sektöründen’

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/konkordato-ilan-edenlerin-yuzde-75i-insaat-sektorunden-40231h/
- Yayımlanma: 2018-10-08T10:16:18+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Sözcü gazetesi yazarı Nedim Türkmen, Türkiye genelinde şu ana kadar ticaret mahkemelerine
konkordato başvurusu yapan 3 binin üzerinde borçlu olduğunu kaydetti. Listenin 75’
inin inşaat şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçılardan
oluştuğunu belirten Türkmen’in yazısı şöyle:

“Alacaklılarına ve özellikle bankalara olan borçlarını ödeyemeyeceğini gören şirketler,
ilk önceleri birer ikişer konkordato talep ederken, artık haftada 50’şer, 60’şarlık
gruplar oluşturmaya başladılar. Türkiye’nin tamamında şu ana kadar ticaret mahkemelerine
konkordato başvurusu yapan 3 binin üzerinde borçlu var. Bu liste üzerinde kısa bir
çalışma yaptığımda çok çarpıcı sonuçlarla karşılaştım. Listenin yüzde 75’i inşaat
şirketleri, beton santralleri, yapı malzemeleri satanlar ve hırdavatçılardan oluşuyor.

Enerji şirketleri, devletten katkı paylarını 1 yıldır alamayan sağlık kuruluşları,
yine devletin teşvik primlerini ödemediği hayvancılık ve besicilik ile uğraşanlar,
temizlik ve hizmet işi ile uğraşanlar, araç kiralama şirketleri ve son olarak da
ayakkabı sektöründeki şirketlerle liste uzayıp gidiyor.

**‘SONUÇ: İFLASLAR, KONKORDATO TALEPLERİ VE İNTİHARLAR…’**

İnşaat sektörü, 2002 yılının sonunda başlayan AKP iktidarı döneminde altın çağını
yaşayan ve dünyaya neredeyse ‘İnşaata dayalı büyüme modeli’ni biz bulduk’ dedirtecek
durumda iken; bir anda dibi boylayan bir sektör haline geldi. İktidar, ülkemizdeki
değişim ve büyümenin sembolü olarak hep inşaat sektörünü gösteriyordu. Bu acıklı
filmi kısaca özetlemek istiyorum sizlere. Hükümetin, belediyeler aracılığı ile imara
açtığı yeni alanlarla birlikte, memleketin her yerinde 15 sene önce inşaat seferberliği
başlatıldı. Bakkallar bile inşaatçılığa soyundu. Yolu inşaatçılık, müteahhitlik 
ile kesişmeyen kimse kalmadı, memlekette inşaatçı sayısı birden 300 binin üstüne
ıktı. ‘Bu işte çok para var’ diyen, cebinde sermayesi olmamasına reğman inşaatçılığa
soyundu. Sonuç: iflaslar, konkordato talepleri ve intiharlar…

İnşaat sektörü, son 15 yılda 7.5 milyon konut üreten, yılda ortalama 1 milyon 350
bin konutun satıldığı ve bunun 600-650 binlik bölümünün birinci satış olarak gerçekleştirildiği,
konut sahipliği oranının yüzde 60, kiracılık oranının yüzde 24.5 olduğu, doğrudan
ve dolaylı 2 milyon 300 bin kişiye istihdam imkanı sağlayan ve yarattığı katma değerle
GSYH içindeki yüzde 9’luk paya ilaveten dolaylı olarak etkilediği sektörlerle ekonomideki
payı yüzde 30’lara ulaşan çok önemli bir sektör.

Son 16 yılda bulduğumuz ucuz ve sıcak paranın 630 milyar dolarını yatırdığımız inşaat
sektörü, artık uzatmaları oynuyor. İnşaat sektörünü kurtarmak için hükümet hemen
yabancıya konut satışı ipine sarıldı. Türk vatandaşı olabilmek için asgari 1 milyon
dolarlık konut satın alma şartı 250 bin dolara düşürüldü. Konut stoğunun 2 milyonun
üzerinde ve yabancıya 2018’in ilk 8 ayında satılan konut sayısının 18 bin 540 adet
olduğu dikkate alındığında, bu yöntemle de inşaat sektörünün sorununu çözmek pek
olası görülmüyor. Oysa ki hükümet, bu yola ‘yabancıya 650 bin konut satma’ hedefiyle
çıktı. İnşaat sektörünün Türkiye’deki ekonomik krizin baş mağduru haline gelmesinde,
sektördeki firmaların konut satışları ile birlikte doğan ve yüzde 18 KDV maliyetine
katlanıp yüzde 1 KDV ile satış yapılmasının doğal sonucu olan, indirimli oran kaynaklı
KDV iade alacaklarını bir türlü ödemeyen devletin rolünü de göz ardı etmemek gerekiyor.”
