# Korona Virüs sonrası için neler yapılmalı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/korona-virus-sonrasi-icin-neler-yapilmali-580yy/
- Yayımlanma: 2020-04-11T12:00:00+03:00
- Yazar: Doç. Dr. Cevdet KIZIL

Korona Virüsü ile ilgili gündem, tartışmalar ve fikir alışverişleri son hızla devam
ediyor. Bu sırada hem bireyler hem de işletmeler zorlu bir süreçten geçiyor. Bununla
birlikte, bahse konu olan sürecin kabullenilip tamamen bekleme durumuna geçilmesi
yerine, proaktif bir eylem planı gereklidir.

Bireylerin ve işletmelerin halihazırda gerçekleşen salgın hususu ile etkilerini 
vizyoner bir bakış açısıyla iyi analiz etmesi, incelemesi, yorumlaması ve yönetmesi
şarttır. Şu an için ve geleceğe yönelik doğru kararların verilmesi kritik önem arz
edip, kader belirleyici olacaktır. Bir atasözümüzün de vurguladığı üzere, “Usta 
Kaptan Dalgalı Denizde Belli Olur”.

Bu bağlamda, firmalar öncelikle Korona Virüsü salgının etkilerini makro ve mikro
bazda masaya yatırmalıdırlar. Bir başka ifadeyle, salgının ekonomiye genel etkileri,
sektörel etkileri ve firmalara spesifik etkileri ayrı ayrı tespit edilmelidir. Açık
olduğu üzere, salgının ekonomik etkileri tüm sektörler ve firmalar için aynı değildir.
O halde, çözüm yollarının, planların ve stratejilerin de butik olarak özel bir şekilde
geliştirilmesi isabetli olacaktır. Belirtilenlerle bağlantılı olarak işletmelerde
işgücü tahsisi ve planlamasının, çalışma mesaisi ile mekanlarının yeniden gözden
geçirilerek optimum bir denge kurulması doğru gözükmektedir. İçinde bulunduğumuz
süreçte, bazı firmalar çalışanlarını işten çıkarmaktadırlar. Her ne kadar engebeli
bir yoldan geçiyor olsak da, aslında bu son başvurulması gereken yöntemlerden biridir.
Zira, bir işletmenin insan sermayesi en değerli varlığıdır. Salgın bittiğinde ve
kriz ortamı normale döndüğünde, rakiplere transfer olan insan sermayesini işletmeye
döndürmek çok zor olacaktır. Unutmamak gerekir ki makine, teçhizat ve hatta para
daha sonra telafi edilebilir, ancak insan sermayesi her zaman telafi edilemez ve
yerini doldurmak uzun bir vakit alabilir. Salgın sürecinde çalışanının yanında olan
firmalarda çalışan bağlılığının ve sadakatinin artacağı da rahatlıkla söylenebilir.
Bunun yanında, işten çıkarmaların negatif pazarlama ve tanıtım rolünü de göz ardı
etmemek gerekir. Bilimsel araştırmalar da, kurumsal sosyal sorumluluk ile işletme
finansal performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğuna işaret etmektedir.

Ek olarak, firmaların üretim süreçlerini ve maliyetlerini tekrar gözden geçirip 
değerlendirmeleri doğru olacaktır. Bununla bağlantılı olarak, tedarik zinciri yönetimi
ele alınmalı ve gerekirse yeni kararlara imza atılmalıdır. Firma çalışanları, müşterileri
ve tedarikçileriyle bir çember oluşturmalı, şeffaf ve tam bilgi alışverişini hızlı
bir şekilde sağlamalıdır. Böylece, sürecin halihazırdaki durumu, kararlar ve beklentiler
hususunda tüm paydaşlar nezdinde farkındalık oluşacaktır. Tedarik zinciri hususunda
aynı zamanda özellikle salgından daha az etkilenen ülkeler ve bölgeler belirlenmelidir.
Bu ülkeler ve bölgelerde bulunan tedarikçilerle bağlantılar kurularak her türlü 
olumsuz potansiyel etkiye karşı şimdiden alternatifler geliştirilmelidir.

Ayrıca, işletmeler mevcut finansman kaynakları ile devlet tarafından sunulan teşvikleri
yeniden gözden geçirmeli, yararlanma yollarını belirleyerek aksiyon almalıdır. Sözlü
anlaşmalar ile yazılı sözleşmeler mercek altına alınarak konjonktüre uygunluk denetimi
yapılmalıdır. Dolayısıyla, salgın ve ekonomik etkilerini onarıcı, hatta süreci bir
fırsata çevirebilecek yaklaşım benimsenmelidir. İyi firmalar krizleri atlatır, çok
iyi firmalar ise krizleri fırsata çevirerek krizlerden daha güçlü çıkarlar. Albert
Einstein’ın da söylediği gibi “Karışıklık içinde basitliği bul. Gürültü içinde ahengi
yakala. Her zorluğun ortasında bir fırsat yatar”.

Örnek vermek gerekirse General Motors (GM) bazı tesislerini kapatıyor, ancak eş 
zamanlı olarak Korona Virüsü’nden etkilenen hastalar için solunum cihazı üretmenin
yollarını arıyor. Solunum cihazı, General Motors’un (GM) iş kolunun tamamen dışında
bir alan olmasına karşın firma krizi fırsata çevirmek için büyük bir uğraş veriyor.
3M ve Ford firmaları da solunum cihazı üretimi için işbirliği yapmaya karar verdiler.
Türkiye’de ise LC Waikiki üç milyon adet maske üreterek devlete hibe etme kararı
aldı ve güzel bir sosyal sorumluluk örneği sergiledi. Bunların yanında günümüzde
bireyler bilgisayar ve internet başında daha önce hiç yapmadıkları kadar vakit harcıyorlar.
Dolayısıyla, çevrimiçi (online) eğitimler ve danışmanlık faaliyetleri de krizin 
fırsata çevrilme noktasında yardımcı olabilir. Bundan başka, müşterilerin azaldığı
ve iş yoğunluğunun düştüğü firmalar, daha önce zaman ayıramadıkları projeler üzerinde
çalışabilir, salgın sonrası bu projeleri hayata geçirme planlarına işlerlik kazandırabilirler.

Korona Virüsü’nün firmalar üzerindeki ekonomik etkilerine hazırlıklı olunması için
danışmanlara da işletme yönetimlerine kılavuzluk etme hususunda önemli görevler 
düşüyor. Danışmanların, ilk adım olarak matrisler ve tablolar oluşturarak tüm sektörleri
listelemeleri, her bir sektör için risk oranlarını, pozitif-nötr-negatif olarak 
salgından etkilenme yönlerini, salgından etkilenme derecelerini ve talep edilen/
edilecek ürün ile hizmetleri belirlemeleri gerekir. İlaveten, iyimser-orta-kötümser
şeklinde üç kademeli senaryo tahminleme modellerini sektörler ve işletmeler için
oluşturmaları akıllıca olacaktır.

Artı olarak, işletmelerin salgın sürecinde daima likidite durumlarını kontrol etmeleri
doğru bir hamledir. Özellikle, faaliyetlerin devamı için yeterli likiditeye sahip
olunması şarttır. İşletmede likiditenin düşük olması maaş ve borç ödemelerinde büyük
sorun teşkil edebilir. Eğer likidite arzu edilen seviyede değilse, firmalar üretimde
kullanılmayan, verimlilik ve katma değer yaratmayan atıl duran varlıklarını belirlemeli,
gerekirse bunları elden çıkararak likit varlıklara dönüştürmelidir. Benzer şekilde,
nakit akış yönetiminin ve stok planlamalarının da efektif bir şekilde yapılması 
gereklidir. İşletmelerin iş yaptıkları başka işletmelerle halihazırda sözleşmeleri
olmaları, ancak karşı işletmelerin salgın nedeniyle ödemelerini yapmakta zorlanmalı
söz konusu ise, barter’ın mümkün olduğu durumlarda bu yönteme başvurulabilir.

Muhasebe ve finans departmanları gibi, insan kaynakları departmanı da salgın sürecinde
sorumluluk üstlenmelidir. Salgının ekonomik etkilerinin yanında psikolojik etkileri
de olduğu hatırlanarak, firma personelinin psikolojik durumu periyodik olarak izlenmelidir.
Bir önlem olarak, uygun firma araçları toplu taşıma kullanan işletme personelinin
ulaşımı için tahsis edilebilir. Aynı zamanda, halihazırda aktif olarak çalışmakta
olan personelin salgından etkilenme riskine karşı, yedek personel ve alternatif 
görevlendirmeler gibi opsiyonlar hazır olmalıdır. İşletmedeki personellerin diğer
departmanları tanımları ve bu departmanlarda çalışan personelin işlerine aşina olmaları
da gelecekte karşılaşabilecek riskleri düşürebilir.

Bilgi işlem departmanları da gerekli olan durumlarda otomasyon ve uzaktan çalışma
sistemlerinin kurulması için işletme üst yönetimini teşvik etmelidir. Bunun yanında,
dijital işletme yatırımlarının hızlandırılması gereklidir. Otomasyon, uzaktan çalışma
sistemleri ve dijital işletme yatırımları yapılırken, eş zamanlı olarak bunlarla
ilgili güvenlik zafiyetleri ve açıkları da kontrol edilmelidir. Veri güvenilirliği
ve gizliliği konularında işletme personeline gerekli eğitimler verilmelidir.

Korona Virüsü ve ekonomik etkilerinin, her zaman bu şekilde devam etmeyeceği de 
açıktır. Zira, günümüzde teknolojinin ve tıbbın gelmiş olduğu nokta düşünüldüğünde
Korona Virüsü’ne kesinlikle çare bulunacaktır. Peki Korona Virüsü sonrasında bizi
nasıl bir Dünya bekliyor ve iş hayatında ne gibi değişiklikler olacak? Salgın sonrası
atmosfere ve senaryolara hazır mıyız?

Öncelikle, uzaktan ve internet üzerinden çalışma hususunda işletmeler salgın sonrasında
belirli bir öğrenme ve tecrübe seviyesine ulaşacaklardır. Bir takım maliyetleri 
uzaktan ve internet üzerinde çalışma sayesinde elimine edebildiğini gören firmalar,
faaliyet yapıları ile süreçlerini belli oranlarda değiştirebilirler. Esnek çalışma
sistemlerinin uygulanışı daha fazla gözlemlenecektir. Aynı zamanda, içinde bulunduğumuz
salgın hadisesi gibi kriz ortamlarının yönetimi için işletmeler özel ekipler belirleyecek
ve gelecekte benzer durumlar oluşursa bu ekiplerden esnek bir şekilde yararlanacaklardır.
Bununla birlikte firmalar teknolojiye hakim, farklı özelliklere sahip ve birbirini
ikame edebilen personel istihdam etmeye her zamankinden daha çok dikkat edeceklerdir.
İşletmelerde tüm kademelerde daha şeffaf ve dürüst iletişim kanalları oluşturulacaktır.

Belirtilenlerin yanında, geçmişe göre çok daha fazla alternatifli üretim süreçleri,
tedarik zinciri yönetimi süreçleri, stratejik ve çözüm ortaklıkları söz konusu olacaktır.
Tam istihdam modelleri yerine proje bazlı istihdam modelleri üzerinde daha fazla
düşünülecektir. Sosyal sorumluluk inisiyatiflerinin ekonomik ve finansal etkileri
daha çok araştırılacak, firmaların da gündemini daha yoğun bir şekilde işgal edecektir.
İşletmeler, beklenmedik durumlar için geçmişe göre daha çok rezerv para tutma eğiliminde
olacaklardır. Likidite kontrolü, nakit akış yönetimi ve stok planlaması hususlarında
firmalar daha dikkatli olacaktır. İş rotasyonu (rotation) ve personel güçlendirme(
empowerment) uygulamaları da önümüzdeki süreçte artabilir. Teknoloji yatırımları
bir taraftan artarken siber güvenlik, veri güvenilirliği ve gizliliği konularında
daha hassas olunacaktır.

Eğitim sektörüyle ilgili olarak, salgın sonrası bazı okulların ve üniversitelerin
uzaktan eğitim programları açmaları söz konusu olabilir. Korona Virüsü’nün yaratmış
olduğu kriz ortamında uzaktan eğitim konusunda edinilen bilgi, tecrübe ve birikim,
bir takım eğitim kurumları tarafından yeni programlar açarak ve uzaktan eğitime 
de geleneksel eğitim yanında işlerlik kazandırarak değerlendirilmek istenebilir.
Ancak, salgın sonrası uzaktan eğitimin geleneksel eğitimi asla tam anlamıyla ikame
edilemeyeceği, yerini dolduramayacağını da kavranmış olacaktır. Geleneksel eğitimin
sunduğu kalite ve birebir iletişim olanakları net bir şekilde anlaşılacaktır. Üstelik,
geleneksel eğitimde sosyalleşme ve network oluşturma hususlarının da ön plana çıkması
bu noktada önemlidir.

Önümüzdeki süreçte işletmelerin, firma tesislerinin ve çalışanların muhtemelen hijyene
karşı çok daha hassas oldukları görülecektir. Örnek vermek gerekirse, Amerika Birleşik
Devletleri’nde (ABD) 11 Eylül saldırıları beklenmeyen bir olaydı. Bu saldırılar 
sonrası havalimanlarına gelen sıkı önlemleri ve kontrolleri hatırlayalım. 11 Eylül
saldırılarının üzerinden yıllar geçmesine karşın, bahse konu olan sıkı önemler ve
kontroller hala devredeler. Korona Virüsü salgını da beklenmeyen bir olaydı ve muhtemelen
daha sıkı hijyen uygulamalarına yol açacaktır.

Son olarak şu anda sadece Korona Virüsü’ne karşı değil, Korona Virüsü’nün ruh ikizi
olan Sosyo-Ekonomik Etkiler’e karşı da mücadele ettiğimiz unutulmamalıdır. Hem bireysel,
hem de işletme bazında halihazırda attığımız her stratejik adım bir taraftan bugün
kazanmamızı sağlarken, diğer taraftan da geleceğimizi şekillendirmelidir. Korona
Virüsü ve ruh ikizine karşı olan mücadeleyi kaybetmemek için daima bir adım önde
olmalı ve uzun vadeli vizyoner bir bakış açısıyla zamanın ötesine geçmeliyiz.
