# “Koronavirüs tedavisinde kullanılan ilacı üretebiliriz”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/koronavirus-tedavisinde-kullanilan-ilaci-uretebiliriz-52748h/
- Yayımlanma: 2020-05-04T10:39:44+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Abdi İbrahim İlaç şirketinin başkanı Nezih Barut, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)
vakalarında kullanılan Favipiravir isimli ilacı üretebileceklerini söyledi.

Türkiye’nin en köklü ilaç firmalarından Abdi İbrahim’in başkanı Nezih Barut, Akşam
gazetesinden Şenay Büyükköşdere’ye konuştu.

“Klorokin korona için geliştirilmiş bir ilaç değil, değil mi?” sorusuna yanıt veren
Barut, “Bu 1934’te bulunan bir molekül. Sıtma tedavisinde koruyucu olarak kullanılıyordu.
Günümüzde de romatizmada kullanıyor. Biz bu ürünün ruhsatını ocak ayında, daha korona
süreci ortada yokken, ‘ne olur ne olmaz, sıtma tekrar ortaya çıkar mı’ diye aldık”
ifadesini kullandı.

Sohbetin devamında Büyükköşdere’nin yönelttiği sorular ve Barut’un yanıtları şöyle:

– Ve sonra ilacın koronaya da iyi geldiği mi ortaya çıktı?

Koronavirüs dünyada yayılmaya başladıktan sonra bilim insanları bir çözüm arayışına
girdi. Ve Klorokin’in iyi geldiği ispatlandı. Sağlık Bakanlığımız da bu ilacın birinci
ilaç olarak kullanılmasına karar verdi. Ve hemen 700 bin tablet kolorokin üretmek
için hammadde arayışına başladık. Bu öyle bir dönemdi ki Trump bile Hindistan Başbakanıyla
görüşerek acilen bu hammaddeye ihtiyaçları olduğunu belirtiyordu. İyi ilişkilerimiz
sayesinde hammaddeye ulaşabildik. Hindistan’dan 134 ve Çin’den 50 kiloyu alarak 
Türkiye’ye getirmek için teşebbüse girdik. 700 bin tablet yaparak bakanlığa teslim
ettik. Sonra bir miktar daha hammadde temin ettik. Ve 900 bin tablet daha ürettik.
Onu da bağışlıyoruz.

– Bu kadar ilaç yeterli mi peki?

Şu ana kadar üretilen 1 milyon 600 bin tabletle 80 bin hastamız tedavi olabilecek
durumda. Stoklarda yeterince ilaç var. Ama bundan sonra tekrar ihtiyaç olursa yine
hammaddeyi getireceğiz. Biz Sağlık Bakanlığımıza ne kadar ihtiyaç olursa o kadar
ilacı bedelsiz olarak vereceğimizi söyledik.

– Tek ilaç mı kullanılıyor tedavide?

Ciddi vakalarda iki ilaç bir arada kullanılıyor. Klorokin’in yanı sıra antibiyotik
ve antiviral ilaçlar da kullanılıyor. Bunlardan biri de Bakanlığımızın Çin’den ithal
ettiği Favipiravir isimli ilaç. Biz bu konuda da bakanlığımızla iletişime geçtik.“
Bu ilacın ruhsatını verirseniz, biz bunun hammaddesini de tedarik edip, üretime 
başlarız ve bakanlığımıza bağışlarız” dedik.

– Peki bu bağışların maliyeti nedir size?

Bunu hiç hesaplamadık. Biz Abdi İbrahim olarak kendi değerimizi ülkemize sağladığımız
katkılarla ölçüyoruz.

– Sizce piki gördük mü, ‘ikinci dalga’ beklentisine ne diyorsunuz?

Piki gördük gibi görünüyor. İnşallah öyledir. Mücadele çok iyi gidiyor. Sağlık Bakanlığımızı
tebrik ediyorum. Çok ciddi tedbirler alındı. ilk andan itibaren alınan tedbirler
hızla uygulandı. Hızlı ve şeffaf bir iletişim yapıldı. Ve üle olarak bu konuda çok
başarılı olduk. İnşallah olmaz ama eylülde bir İkinci dalga bekleniyor. 

**– Maskede hibe karşılığı ihracat modelinden söz ediliyor. İlaçta böyle bir strateji
olabilir mi?**

Bizde böyle bir durum yok. Bizim Kazakistan’da, Cezayir’de fabrikamız var. Sağlık
Bakanlığı’ndan izin aldık. Kazakistan ve Cezayir’e de 10 biner kutu yani 100 biner
tablet bağışlayacağım. Kardeş ülke Azerbeycan’a da 5 bin kutu yani 50 bin tablet
bağışlayacağım. Bu insanlık için yapılan bir olay. İnsanlık için yaptığımız için
bir hizmet. Bunun parasal değerine bakmamak lazım. Bu salgın bize bir ülke için 
yüzde 100 yerli ve milli bir ilaç firmasının varlığının önemini ortaya koydu. Doğup
büyüdüğümüz ülkeye çok borcumuz var. Biz bunları ülkemiz için yapmak zorundayız.‘
Şu kadar bağışladık, şu kadar ihracat yetkisi verin’ diye bir talebimiz yok.

**– Peki ileride ihracat olabilir mi?**

Biz şu anda onu hiç düşünmedik. Ama neden olmasın.  

**– Yakın zamanda bir biyoteknoloji tesisi kurdunuz. Bunun ülke açısından önemi 
nedir, bahseder misiniz?**

Dünyada kimyasal ilaçların yerini biyolojik ilaçlar alıyor. Ve bu ilaçlar çok pahalı.
Türkiye’de enerjiden sonra en fazla cari açığa sebep olan sektör ilaç sektörü. İlaç
endüstrisinin 43.7 milyar TL satışı var. Bunun yüzde 50’si ithal. İthal ilaçların
yüzde 23’ü de biyolojik ilaçlar. Ve dünyada biyolojik ilaçlar hızla büyüyor. Biz
de bunun üzerine 100 milyon dolar harcayıp, biyolojik ilaçlar üreten fabrikayı yaptık.

Biz burada yurtdışındaki biyolojik ilaçların biyo benzerlerini yapıyoruz. Ama ruhsatta
problem yaşıyoruz. İnsülin üreten iki tane global oyuncuyla anlaşma yaptık, “Türkiye’de
üretim yapıp yurtdışına ihraç edeceğiz. Burayı üs olarak kullanacağız” diyorlar.
2 firma 100 milyon dolara yakın ihracat garantisi veriyor. Ülke olarak bazı konularda
çabuk hareket etmemizde yarar var diye düşünüyorum. Çünkü biz hızlı olmazsak bu 
yatırımlar başka ülkeye kaçacak. 
