# KPMG: küresel ekonomi temkinli iyimserlik içinde

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kpmg-kuresel-ekonomi-temkinli-iyimserlik-icinde-65164h/
- Yayımlanma: 2021-06-09T10:24:17+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

KPMG Türkiye’nin Türkiye ve dünya ekonomisinde makro gelişmeleri değerlendirdiği
Bakış’a göre küresel büyüme görünümünde manzara değişti. Bu yılın ilk çeyreğinde
her güncellemede iyileşen tahminlere ve hızlı toparlanma sinyallerine rağmen kırılganlık
ve durgunluk beklentileri nedeniyle küresel ekonomi temkinli iyimserlik içinde. 
Türkiye için ise kısmen belirsizliklerin hakim olduğu ancak 2020’den daha iyi bir
yıl bekleniyor.

KPMG Türkiye’nin hazırladığı Bakış, 2021’in ilk çeyreğinde küresel ekonomi ve Türkiye
ekonomisinden yansıyan görünümü değerlendiriyor. Pandemi sonrası ekonomide toparlanma
süreçlerini değerlendiren Bakış’a göre geçen yıl uzun süre ‘her güncellemede kötüleşen’
tahminler, yerini ‘her güncellemede iyileşen’ tahminlere bıraktı. Küresel ekonominin
2021 yılında yaklaşık yüzde 6 büyümesi bekleniyor. Öncü veriler de bu görünümü destekliyor.
Çok hızlı gerileyen ve özellikle hizmetler sektöründe adeta ‘çöken’ PMI verileri
son aylarda güçlü seyrediyor. Bu iyileşme hem imalat hem de hizmetler sektörü için
göze çarpıyor. Bu görünüm içinde AB’de ilk öngörülerden daha hızlı bir toparlanma
yaşanması bekleniyor. İhracat pazarının yarısını oluşturan AB’de yaşanacak bu toparlanma,
Türkiye için ki olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yılın ilk çeyreği ile
ilgili Bakış’tan yansıyan bazı başlıklar şöyle:

**Aşılamanın pozitif etkisi var**

2020’nin son çeyreğinde toparlanmaya başlayan beklentiler 2021’in ilk çeyreği sonunda
güçlü bir tabana oturdu. Küresel büyüme beklentileri olumlu yönde revizeler görmeye
devam ediyor. 2020 yılında küresel daralma yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşecek ve
bu, yüzde 6’lık ilk beklentilere kıyasla oldukça pozitif. 2021 yılında ise küresel
büyüme beklentileri yüzde 6’lara yükselmiş durumda. Bu süreçte, aşılama uygulamalarının
hızla yaygınlaşması en önemli etmen. İngiltere, Avustralya ve İsrail gibi örnekler
sıkı aşılama prosedürlerinin normal hayata geçişte ne kadar etkin olduğunu kanıtlıyor.
Aşılama sürecinde karşılaşılan bazı sorunlar genel trendi etkilemiyor. Bazı ülkelerde
üçüncü dalga salgın yaşanmasına rağmen genel görünüm salgının kontrol altında olduğuna
işaret ediyor. Bu noktadan sonra ekonomik tahribat yaratabilecek bir küresel kapanma
süreci gündemde değil ve olmayacak gibi görünüyor.

**Enflasyon beklentisi**

2021’de gelişen ülke ekonomilerinin bölgesel daralma beklentileri içinde en büyük
yarayı Avrupa Birliği ülkelerinin alması bekleniyor. Uzak Asya ise salgını ilk yaşayan
ve süreci ilk tamamlayan bölge olarak, 2021 yılını büyüme ile kapatabilecek kapasitede
görünüyor. En kötünün geride kaldığı senaryosunun tamamen satın alınması, küresel
büyüme görünümü üzerindeki riskleri sınırlıyor. Bu noktada artık parasal genişleme
sürecinin yaratacağı yan etkiler konuşulmaya başlandı. Bol para arzı ve yanında 
gelen büyüme beklentileri enflasyon beklentilerini de güçlendiriyor. Fed ve ECB 
başta olmak üzere merkez bankalarının attıkları adımların geri alınması süreci küresel
çapta dengelerin yeniden değişmesine yol açabilecek potansiyeli taşıyor. Bu sürecin
özellikle gelişen ülkelerin ‘canını yakmadan’ atlatılması için verilen mesajlar 
süreci yumuşatsa da bahsi geçen risk varlığını tüm gücüyle koruyor. Bu desteklere
maliye politikaları da eşlik etmeye devam ediyor. En son ABD’de açıklanan 2,25 trilyon
USD’lik destek paketi bunun en somut örneklerinden biri. Otoriteler, görünümün halen
kırılgan olduğunu ve sürecin tamamen stabilize olmadan geri adım atılmayacağını 
ifade ediyorlar.

**Durgunluğa şimdilik çare yok**

Salgının Avrupa’da bıraktığı etki küresel ortalamaların üzerinde gerçekleşti. Bölgesel
olarak zaman zaman kontrol dışına çıkan salgın ve kıtada mevcut yapısal sorunlar
durgunluğun derinleşmesini körükledi. Bugünlerde enflasyon beklentileri güçlense
ve öncü veriler güçlü bir toparlanmaya işaret etse de yapısal hale dönüşen durgunluk
için kalıcı bir çözüm reçetesi bulmak güç. Ekonomiler salgın sonrası hızlı bir toparlanma
yaşasa da bu momentumun kalıcı olması zor görünüyor. IMF’nin analizlerine göre, 
AB’de salgın sonrasında kalıcı bir çıktı kaybı yaşanacak. Özellikle turizm ve lojistik
sektörlerinde görülen etki, genel ekonomiye yayılmış durumda. Yakın vadeli manzara
görece olumsuz olsa da yıl ortasında yüzde 9’ların üzerinde küçülmesi beklenen AB
ekonomisi yılı yüzde 6,2 küçülmeyle kapattı. Bu görece başarıda, açıklanan desteklerin
de katkısı büyük.

**Gelişen ülkeler hızlı toparlanıyor**

Gelişen ülke ekonomileri, salgın sürecinden beklendiği üzere daha hızlı bir toparlanma
süreci ile çıkacaklar. Başını Çin’in çektiği grup gerek yüksek üretim faktörleri
potansiyelleri gerekse de adaptasyon kabiliyetleri ile avantaj sağlayacaklar. Salgının
devam ettiği için turizm gelirleri beklendiği kadar artmayacak olsa da bol likidite
ve düşük faiz ortamı, belirli miktarda riski kabullenen ve daha yüksek getiri arayışında
olan portföylerin ülkelere girişini olumlu etkiliyor. Risk algısının normalleşmeye
başlaması, gelişen ülke ekonomileri için büyük bir kazanım.

**Türkiye için sinyaller iyi ama**

G20 ülkeleri arasında sadece Çin ve Türkiye 2020’yi büyümeyle kapattı. 2020’de daralmaktan
kurtulamayan gelişen ülke ekonomileri için 2021 yılı büyümeye öncülük edecekleri
bir dönem olmaya aday. Sonuç olarak, 2021 yılında çok güçlü bir büyüme yaşanması
beklenen gelişen ülke ekonomilerinde görünüm pozitif. Türkiye’nin de içinde değerlendirildiği
bu grup, 2021’de büyük kazanımlar sağlayabilir. Türkiye’de 2021’nin ilk çeyreği 
güçlenen toparlanma sinyalleriyle geçti. Aşılama sürecindeki başarılı sonuçlar bu
görünümü güçlendiren en önemli konuydu. Kalıcı toparlanmanın sağlandığı bu dönemde
öncü göstergeler salgın öncesi dönemin üzerinde seyrediyor. Yine de yakın vadeli
ajandada istihdam ve kamu maliyesi sorunları yer alacak. Bunun yanında devam eden
destekler ve piyasaların enflasyonist fiyatlamaları zaman zaman karmaşaya yol açıyor.
Otoritelere göre desteklere halen ihtiyaç var ve ekonomilerde topyekûn iyileşme 
döneminden uzaktayız. Piyasalar ise para arzı bolluğunun yan etkilerini fiyatlıyor.
Yerel ekonomide, büyüme trendi yavaşlamakla beraber devam ediyor. Hem öncü veriler
hem de anketler bu durumu teyit ediyor. Yavaşlayan kredi büyümesi, ekonominin soğutulma
çalışmalarının işe yaradığını gösterse de mart ayında yaşanan kur şoku paralelinde
yükselen enflasyon beklentileri temkinli olmayı gerektiriyor. Sonuç olarak, aşağı
yönlü riskler geçen yıl sonuna kıyasla güçlenmiş ve bir kısmı hayata geçmiş olsa
da 2021’in 2020’den daha olumlu geçeceğini söylemek mümkün. 
