# KPMG: Salgın sonrası Türkiye için fırsat var

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kpmg-salgin-sonrasi-turkiye-icin-firsat-var-52249h/
- Yayımlanma: 2020-04-17T11:29:24+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

KPMG Türkiye’nin üç ayda bir Türkiye ve dünya ekonomisini  makroekonomik çerçeveden
analiz ettiği Bakış’ın yeni sayısı  yayımlandı. Küresel koronavirüs salgınının ekonomiler
üzerindeki  etkilerini değerlendiren Bakış’a göre salgın ekonomisinden ilk darbeyi
alan Çin’in ardından ABD ve AB gelecek. Salgın sonrası çok sayıda  ülkenin resesyonu,
küçülmeyi, negatif büyümeyi konuşacağı bir yıl bizi  bekliyor

KPMG Türkiye’nin ekonomilerdeki üçer aylık dönemleri incelediği Bakış’ın son sayısından
koronavirüsün ilk darbesinin Türkiye ve dünya  ekonomisi üzerindeki etkileri yansıyor.
2020’ye dair şimdiye kadar  yapılan tüm analiz, beklenti ve planların anlamını yitirdiği
belirtilen Bakış’ta, hükümetlerin benzeri görülmemiş para ve maliye  politikalarıyla
pandeminin yol açtığı sarsıntıya çare bulmaya  çalıştığı vurgulanıyor. Küresel tedarik
zincirindeki bozulma ile  başlayıp topyekün karantinaya dönüşen süreçte önce arz
sonra talep  tarafındaki bozulmaya dikkat çeken Bakış’a göre, artık dünyanın en 
büyük ekonomilerinin resesyona gireceği, buna karşın likiditenin  görülmemişseviyelere
çıkacağı ama risk algısındaki bozulma sebebiyle  likidite mobilitesinin sınırlı 
kalacağı bir dünyaya adım atıyoruz.
ABD’nin Mart ayında faizi sıfırlaması ve ucu
açık varlık programıyla  ilan ettiği adımlar kısa vadede süreci frenledi. Ancak 
başta petrol  olmak üzere emtia fiyatlarının aşırı değer kaybetmesi ikinci ve üçüncü
dalga sorunlara yol açacak. Virüsün kaynağı olan ve 2020’nin ilk  çeyreğinde eksi
9 büyüme ile ilk büyük hasarı alan Çin’in ardından  ikinci dalga ABD ve Avrupa’yı
vuracak.

2020’nin ilk üç ayını özetleyen Bakış’tan önemli başlıklar şöyle:

“Koronavirüs pandemisi tüm ülkelerin büyüme beklentilerini aşağı  çekti, gelişmiş
ekonomilerin resesyona gireceği kesinleşti.

Virüs ve yarattığı etkilerin yarattığı hasar oldukça büyük. Başta Çin olmak üzere
önce arz sonra da talep tarafının dengelerinin  bozulması küresel çapta bir kaosa
sebep oldu. İkinci büyük dalga ise ABD’yi ve AB’yi vuracak.

Çin’de yılın ilk çeyreği sonunda büyüme eksi yüzde 9’lar  seviyesinde bekleniyor.
Diğer gelişmiş ekonomiler ise esas etkiyi,  yılın ikinci çeyreği sonunda görecekler.

Sanayi üretimi ciddi şekilde yavaşladı. Önümüzdeki aylarda,  görülmemiş küçülme 
rakamları ortaya çıkacak.

Tüm dünyada havayolu taşımacılığı ve turizm başta olmak üzere pek  çok sektör çok
derin yaralar alacak.

Küresel ticarette üç aylık ortalamalardaki negatif büyüme Ocak 2020’de de devam 
etti. Küresel sanayi üretiminde de yıllık bazda yüzde 2,8 gibi önemli bir daralma
izlendi. Bunun üzerine gelecek salgın  sonrası rakamları tabloyu derinleştirecek.

ABD’nin politik ajandasında iki önemli madde artık gündemde değil. İlki ticaret 
savaşları, ikincisi başkanın azil süreci. Salgının  merkezi olan ABD’nin bundan 
sonraki gündemi hiç görmediğimiz ölçekteki  önlem paketleri olacak.

Avrupa’nın bir numaralı gündem maddesi de artık Brexit değil. Para  politikası araçlarını
neredeyse tamamen tüketen AB’de büyüme  ihtimalleri tamamen ortadan kalktı.

Gelişmekte olan ekonomiler

2018-2019 döneminde ticaret savaşlarının tetiklediği küresel  yavaşlama, gelişmekte
olan ülke ekonomilerini yaraladı. Şimdi bu  ülkeler, salgınla mücadele kapsamında
pek çok paket açıklasa da  değişen dengeler, zaten fırtınalı olan suların daha da
dalgalanmasına  sebep oluyor.

Piyasalardaki güvenli liman arayışı ile güçlenen ABD Doları,  tetiklenen sermaye
çıkışları, küresel ticaretin durma noktasına  gelmesi ve hızla aşağı yönlü revize
edilecek uluslararası  derecelendirme notları gibi zorluklar, gelişmekte olan ekonomiler
için 2020’nin ana başlıkları olacak. Güvensizlik ve belirsizlikten  etkilenen, ticaret
gelirlerinden olan bu ekonomilerin en az birkaçı  için ufukta IMF görünüyor.

Buna rağmen gerek demografik özellikleri gerek kapasiteleri  itibarıyla gelişmekte
olan ülkelerin toparlanma sürecini daha hızlı  atlatması bekleniyor. Bu ülkeler 
için orta vadedeki görünüm gelişmiş  ekonomilerden daha olumlu görünüyor.

Salgın sonrası Türkiye için fırsat var

Türkiye geçen yılın son çeyreğinden itibaren göstermeye başladığı  olumlu performansı
yılın geri kalanında küresel virüs sarsıntısı  sebebiyle sürdürmekte zorlanacak.
Piyasaların, güvenli liman arayışı  ve paranın başta ABD olmak üzere gelişmiş ekonomilere
dümen kırması  kırılganlığı artırıyor  bozulan arz ve talep dengelerinin yarattığı
etki, pek çok yerel üretici ve hizmet sağlayıcıya zorluklar yaşatacak.

Pandemi nedeniyle hükümet tarafından açıklanan destek paketleri,  ekonomideki sürdürülebilir
büyüme için kritik önemde. Pek çok sektörü  destekleyen paketlerle salgının etkilerinin
asgari seviyede tutulması  hedefleniyor. Ulaştırma ve turizm başta olmak üzere yara
alan  sektörlerin bu desteklerle ayakta kalması çok önemli. Destek  paketlerinin
merkezi yönetim bütçesi üzerine getireceği ağırlık ise  geçici nitelikte ve kalıcı
bir sorun yaratması beklenmiyor.

Yüksek seyreden işsizliğin salgınla daha da artma ihtimali ve  hanehalkı harcamalarını
aşağı çekmesi, likiditenin reel sektöre  akamama ihtimali ve yatırım harcamalarının
canlanamaması gibi sorunlar  ana gündem maddeleri olacak.

2019 yılının son çeyreği haricinde yeterince güçlü sinyaller  vermeyen PMI ve sanayi
üretimi verileri 2020 yılı ikinci çeyreği  itibarıyla önemli miktarda daralma yaşayacak.
Küresel ticaret hacminin  hızla daralacağı ve üretim faktörlerinin kullanımının 
zorlaşacağı bu  dönemde virüsün kontrol altına alınması hayati önemde.

Salgının ardından başlayacak hasar tespiti ve toparlanma sürecinde  bol likidite
ve düşük faiz ortamı gelişmekte olan ekonomiler için  güzel bir sıçrama noktası 
olabilir. Yatırım ve risk iştahlarının  yeniden canlanacağı dönemde var olan geniş
finansal koşullar ülkemiz  için önemli bir fırsat.

Katma değerli üretime ağırlık veren bir ekonomik modelin inşası  yönünde atılacak
adımlar büyük önem taşıyor.

Yılın geri kalanında görünümün ve ana makroekonomik verilerin  nasıl gerçekleşeceği
neredeyse tamamen salgının kontrol altına alınma  süreci ile alakalı. Süreç ne kadar
erken biterse hasar tespiti o kadar  çabuk yapılacak ve toparlanma süreci o kadar
hızlı başlayacak.
