# Kredi derecelendirmesi ne değildir?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kredi-derecelendirmesi-ne-degildir-519yy/
- Yayımlanma: 2016-06-02T17:51:00+03:00
- Yazar: Dr. Ceyhun KIR

Başlıktaki sorunun aslında çok net bir cevabı var: Kredi derecelendirmesi bir yatırım
tavsiyesi değildir…

Ayrıca, yüksek nota sahip şirketlerin örneğin borçlarını kesin ödeyeceği, düşük 
notluların ise kesin iflas edeceğini iddia etmez. Zaten derecelendirme raporlarının
bir yerlerinde bu durum farklı kelimelerle de olsa ifade edilir.

Oysaki konu hakkında “bilgisi olmadan fikri olan” kişiler, yatırımcı nezdinde yanlış
algılar oluşturuyorlar. Malum son zamanların modası bu, algı oluşturma işi. Hemen
her alanda oluşturulan algılarla işlerini yürütmeye çalışanlar çok. Tabi bu arada
olan, gerçeğin farkında olmayan kişilere oluyor. Örneğin bu yazının hedef kitlesi
olan bireysel yatırımcılar, gerçekleri örten bu algılar yüzünden hatalı kararlar
verebiliyorlar.

O zaman biz de söz konusu yanlış algıyı bozma adına, bu konuya bir bakalım. Çok 
karmaşık ve teknik bir alan olmasına rağmen temelinde çok basit bir fikir yatıyor
derecelendirmenin. O da şu: Bir şirkete ortak olarak ya da borç vererek para yatıran
yatırımcılar bu paralarını anapara ve faiz olarak zamanı geldiğinde geri alıp almayacaklarını
merak ederler. Bu nedenle şirket hakkında bilgi sahibi olmak ve şirketin borçlarını
ödeme olasılığını öğrenmek isterler. İşte derecelendirme işi, yaklaşık 100 yıl önce,
yatırımcıların bu talepleri ile ortaya çıkmış.

Basitçe şöyle diyebiliriz; kredi derecelendirmesi bir şirketin borçlarını anapara
ve faiz olarak zamanında ödememe olasılığını (temerrüt veya default) ortaya koyan
teknik bir faaliyettir. Bulundukları ülkenin kamu otoritelerinden yetki alarak, 
ki Türkiye’de bu otoriteler SPK ve BDDK’dır, sadece derecelendirme faaliyeti yürütmek
için kurulan bağımsız derecelendirme şirketleri tarafından yapılıyor bu iş.

Ancak şirketler yetki alırken, ödememe olasılığını nasıl hesaplayacaklarını gösteren
metodolojilerini de ilgili kamu otoritesine sunuyorlar ve faaliyetlerini bu metodolojiye
göre yürütüyorlar. Çeşitli istatistiki ve matematiksel yöntemler kullanılarak, oldukça
karmaşık hesaplamalar ile bir şirketin temerrüt olasılığı ortaya çıkarıyorlar. Bu
hesaplamalarda mali tablolardan elde edilen finansal oranların yanı sıra, sektörü
ve ülkenin şartları, şirketteki yönetim ve denetim uygulamaları, şirketin hedef 
pazarlarının durumu ve şirkete sağlanan destekler de girdi olarak kullanılıyor. 
Derecelendirme şirketinin elde ettiği temerrüt olasılığı ham olarak kamuoyuna açıklanmaz.
Yine yöntemi önceden belirlenen bir şekilde bu sayısal sonuçlar, genellikle harflerle
ifade edilen sembollere dönüştürülür ve raporla birlikte kamuoyuna açıklanır.

Uluslararası yatırımcılar gözünde muteber olan dört büyük derecelendirme kuruluşu
var Dünya’da: S&P, Moody’s Fitch ve JCR. Bunların yanı şıra Çin’den Dogong adlı 
kuruluşun da hatırı sayılır bir yeri bulunuyor piyasada. Ayrıca çeşitli ülkelerde
yerel nitelikte çok sayıda derecelendirme kuruluşu da kendi ülkelerinde faaliyetlerini
yürütüyorlar.

Dört büyük kuruluşun kullandıkları semboller ufak farklılıklarla birbirine benzer.
Örneğin temerrüt olasılığı en düşük olan en yüksek not AAA ile ifade ediliyor. Sonrasında
temerrüt olasılığı artıkça sırası ile AA+,AA, AA-, A+,A,A-, BBB+, BBB, BBB- sembolleri
kullanılıyor. Bu en yüksek 10 not kademesi genellikle yatırım yapılabilir seviyeler
olarak kabul ediliyor. Bu kademelerin altında yer alan, BB+, BB, BB-, B+, B, B-,
6 adet not kademesi spekülatif seviye olarak değerlendiriliyor. Temerrüt olasılığı
en yüksek olan en düşük iki not seviyesi ise C ve D harfleri ile sembolize edilmiştir.

Şimdi, her derecelendirme kuruluşunun aşağı yukarı18-20 not kademesi var. Bir bireysel
yatırımcının bilmesi gereken şu; en yüksek not olan AAA’ya sahip bir şirketin bile
çok küçük de olsa borçlarını geri ödememe olasılığı bulunmakta. En yüksek ilk 10
kademenin, genel olarak yatırım yapılabilir seviye olarak adlandırılması yanıltmamalı.
Her not kademesinin, yüksek nottan düşüğüne doğru artan bir temerrüt olasılığı vardır.
Benzer şekilde en düşük nota sahip şirketlerin kesin olarak borçlarını ödemeyeceklerini
söylemek de mümkün değil. Ödememe olasılıkları yüksek olmasına rağmen günü geldiğinde
bu şirketler de borçlarını pekâlâ ödeyebilirler. Nitekim büyük uluslararası yatırım
fonlarının yöneticileri, çöp tahvil veya çürük tahvil (Junk bond) denen ve notları
C ve D seviyesinde olan şirketlerin tahvillerine de yüksek getiri elde etmek için
yatırım yapabilmekteler.

Bu durumda kredi derecelendirme notları ne işimize yarayacak? Öncelikle şirketlerin
borçlarını ödeme kapasitesi bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından değerlendirilip
sayısal hale getirildiği için, yatırımcılar üstlenecekleri riskler konusunda en 
az maliyetle fikir sahibi olacaklarıdır. Ayrıca tahvil getirileri şirketlerin not
seviyelerine göre çeşitlenecek, yüksek nota sahip tahviller daha düşük getiri vadederken,
notlar düştükçe daha yüksek getiriler elde etmek mümkün olacaktır. Çünkü düşük notlar
daha yüksek risk anlamına geleceği için bu şirketler tahvillerini satmak için yatırımcılara
yüksek faiz sunmaları gerekecektir.

Kısaca özetlemek gerekirse, bireysel yatırımcı açısından kredi derecelendirme notu
üstleneceği risk konusunda bir fikir vermekte, böylece risk yönetiminin en ucuz 
maliyetle yapılabilmesini sağlamaktadır. Böylece bireysel yatırımcı kendi risk iştahına
uygun olarak, yatırım yapacağı tahvilin risk-getiri analizini yapacak ve daha isabetli
kararlar verebilecektir.  
