# Kurdaki hareketin tek nedeni yurtdışı değil

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/kurdaki-hareketin-tek-nedeni-yurtdisi-degil-17342h/
- Yayımlanma: 2016-12-02T13:18:02+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

JCR Eurasia Rating Türkiye Başkanı Orhan Ökmen, “Merkez bankası’nın en son yaptığı
faiz artışı, kur artışlarını önleyemeyecek kadar küçük seviyeli olmakla birlikte,
felsefi ve ideolojik olarak faiz karşıtı bir duruş sergileyen siyasi yapıya rağmen,
TCMB’nin faiz artışına gitmiş olması, bozulmuş olan araç bağımsızlığının tamiri 
için yetersiz ancak anlamlı bir başlangıçtır” dedi.

Ökmen açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’de kamu dengelerinin ve bankacılık sektörünün sağlıklı yapısı ile Türkiye’nin
ihraç piyasalarına bağımlılığının düşük olması küresel tahvil piyasalarındaki bozulmalardan
kaynaklanacak ani ve sert şoklardan Türkiye ekonomisini korumaktadır. Yukarı yönlü
ivmelenen tahvil fazileri, gelişmekte olan ülkelerin varlıklarına yönelik talebi
ve akabinde de likidite seviyesini zayıflatmakta, faiz seviyelerini daha da sert
bir şekilde yukarı ivmelemekte ve fonlama koşulları giderek zorlaşmaktadır. Türkiye’de
kamu dengelerinin ve bankacılık yapısının sağlıklı yapısı ve Türkiye’nin ihraç piyasalarına
bağımlılığının düşük olması küresel tahvil piyasalarındaki bozulmaya karşı Türkiye’yi
korumakta, ancak maliyet artışlarının negatif etkileri elbette Türkiye finansal 
piyasalarını yakından ilgilendirmektedir”

**Sorunlu krediler makul seviyede, ekonomide yavaşlama yukarı trendi sürdürebilir**

Ökmen, “Türk Bankacılık sektörünün faiz riski ve kur riski gibi piyasa riskleri 
ile likidite riskleri karşısındaki mevcut dayanıklı yapısının bozulmadan devam ettirilmesi,
yapısal reformların sürdürülmesine bağlıdır” yorumunda bulundu.

Ökmen, sorunlu kredilerin hala makul düzeylerde olduğunu ancak ekonomik faaliyette
yavaşlamaya bağlı olarak yukarı yönlü eğilimin devam edeceğini söyledi.

**“Reel sektörün net döviz açık pozisyonu kırılganlığı olağanüstü artırmakta”**

Ökmen, özel kesimin reel sektör firmalarının net döviz açık pozisyonunun, “TCMB’nın
rezervlerinin telafi gücünün ve Türkiye’nin döviz kazanma kapasitesinin dışına taşmış
durumda olması ve hala artış eğilimini sürdürüyor olması Türkiye ekonomisinin kırılganlığını
olağanüstü artırmaktadır” dedi.

Ökmen, kur zararlarının reel sektör üzerinde yarattığı bilanço riskinin sektörler
arası likidite riskine dönüşmesi sürecinin başlangıcı aşamasına gelindiğini ve reel
sektörde başlayabilecek likidite riskinin 2017’de bankacılık sektörünün aktif kalitesini
aşındıracağını belirtti.

**“Ülkeler arasında faiz farkını kapatmak için Merkez’in faiz artışı yapması kaçınılmaz”**

Ökmen, “Kur artışını durdurmanın yanında, ülkeler arasında daha da artacak olan 
faiz farkını kapatmak için ilerleyen dönemlerde Merkez Bankası’nın daha fazla faiz
artışı yapması kaçınılmazdır. ABD seçim sonrasında genişlemeci maliye politikalarının
öne çıkacağı algısı enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yukarı yönlü ivmelemektedir.
Türkiye faizdeki yukarı yönlü bu ivmeye karşı direnmemelidir” yorumunda bulundu.

**“TL’nin değer kaybındaki ana gerekçe uluslararası gelişmeler ve dış nedenler değildir”**

Ökmen, “ABD seçim sonuçlarının ekonomi politikalarının yönü ve içeriği üzerinde 
yarattğı belirsizlik kapsamında gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının 
değişmesi ve Fed faiz artırımı beklentilerinin etkileri de sermaye çıkışlarının 
ve TL’nin kırılganlık şiddetini yükseltmekle beraber, TL’nin değer kaybındaki ana
gerekçe uluslararası gelişmeler ve dış nedenler değildir. Tamamen darbe girişimi
sonrasında oluşturulan iç siyaset yapısına ve OHAL uygulamalarına ilişkin unsurlar
TL’nin değer kaybının ana sebepleridir” dedi.

Ökmen’in yorumlarından diğer bölümler:

Siyasi gerilim süreklileşirse, TL’nin değer kaybı, siyaset kaynaklı olası krizin
ana unsuru olur

“Yüksek politik tansiyonun süreklileşecek olması halinde, TL nin değer kaybı, politika
kaynaklı muhtemel bir makro ekonomik krizin ana unsuru olacaktır. Türkiye’nin üretim
gücünü topyekun olarak koruması, finansal piyasaların aktarım mekanizmalarının fonksiyonel
sağlığının ve kamunun mali dengelerinin optimal seviyesinin gelişmiş ülkelerin bir
çoğundan çok daha iyi durumda olması, dış şoklara karşı Türkiye ekonomisine hala
güç vermekle birlikte, politik tansiyonun mevcut seviyesi en kısa süre içerisinde
düşürülemez ise, süreklileşecek olan TL nin değer kaybı, politika kaynaklı muhtemel
bir makro ekonomik krizin ana unsuru olacaktır. İç siyaset kurgusunda ve iç siyaset
uygulamalarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı ve aynı istikamette devam ettirildiği
takdirde, süreklileşecek olan TL‘nin değer kaybı, yaşanılması kaçınılmaz olan bir
makro krizin ana unsuru haline gelecek ve dış şokları dengeleyen ekonominin kendi
stabilizatörlerine kalıcı zarar verecektir”

**“AB pusulasının değişmesi, uluslararası direkt yatırımların Türkiye tercihini 
net olarak sıfırlayacaktır”**

Türkiye’nin istikrar çıpalarından ve piyasa ekonomisinin güvencelerinden en önemlisi
olarak algılanan AB pusulasının değişmesi, uluslararası direkt yatırımların Türkiye
tercihini net olarak sıfırlayacaktır. Hukukun üstün olmadığı, çağdaş medeniyetler
için referans değerler üretmeyi başaramamış ve insani değerleri öncelikli temel 
ilkeleri arasında kabul etmemiş olan ülkelerin örgütlendiği ve sadece ekonomik-güvenlik
amaçlı diğer organizasyonların hiç birisi Türkiye için AB’nin alternatifi değildir

AB Çıpasının değiştirilmesi izlenimi verecek şekilde siyaseten yürütülen açıklamalar
uluslararası yatırımcıları ciddi ölçüde tedirgin etmekte ve negatif algılarını artırmaktadır.
Türkiye- AB ilişkilerinin tek taraflı olarak taktiksel ve pazarlıkçı bir tartışma
alanına çekilmesi Türkiye’ye hiçbir yarar sağlamayacaktır.

Türkiye açısından küreselleşme karşıtlığı riskinden kurtulmanın yolu, gerginleşen
AB ilişkilerine rağmen yine de AB standartlarına uyum gücünün yükseltilmesi ile 
olacaktır: Gelişmekte olan ülkelerin ve dolayısyla Türkiye ’nin referans aldığı 
AB standartlarına uyum seviyesine yükselterek ve hukukun egemenliğini artırarak,
ortaya çıkan bu küreselleşme karşıtlığı riskinin sebep olacağı ulusal-bölgesel ve
global tahribatları azaltmaları gerekir

Büyük kamu projelerine dövizle verilen garantiler ve güvenceler bütçe üzerinde baskı
oluşturabilir

Büyük ölçekli kamusal taahhüt projelerine finansman sağlanması için Hazine tarafından
yabancı para üzerinden verilen garantiler ve kullanıma dayalı verilen güvenceler,
TL’nin değer kaybı nedeniyle bütçe üzerinde baskı oluşturabilecektir. İhale edilen
ve tamamlanan havalimanı, otoyol gibi projelerin kreditörlerine, kullanıma dayalı
olarak verilen güvencelere ek olarak Hazine tarafından müteahhit firmanın yükümlülüklerini
yerine getirememesi durumunda borcun kamu tarafından üstlenileceğine dair verilen
Hazine garantileri, olası bir güçlük halinde ya da proje kullanımının garanti bedeli
altında kalması ve kamu tarafından tamamlanması zorunluğu doğurması halinde bütçeye
yansıyacak ve önemli baskı yaratabilecektir. 

**“İç talepteki zayıflamanın kamu harcamalarıyla telafi edilmeye çalışılması bütçe
üzerinde ilave baskı oluşturmaya başladı”**

Zayıflayan iç talebin kamu harcamalarıyla telafi edilmeye çalışılması bütçe üzerinde
ilave baskı oluşturmaya başlamıştır. Artan ve yüksek düzeyini koruyan işsizlik rakamları
ve hane halkının yükümlülük seviyesi, büyümenin iç tüketim dinamikleri ile desteklenme
gücünü sınırlamakta, kamu harcamalarının artırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bütçe
disiplininin korunmasına özen gösterilmesin karşın, harcamaların yükselmesi ve artan
hazine borçlanma maliyeti izleyen dönemlerde ilave kırılganlıklara neden olabilecektir.
